Beni hatırla
 
Önce KERS’in ne olduğundan bahsedelim. Kinetik Enerji Geri Kazanım Sistemi olarak tercüme edebileceğimiz KERS, frenleme esnasında ısıya dönüşerek kaybolan kinetik enerjinin, bir kısmının geri kazanılarak; istendiğinde otomobili ileri götüren güce katkıda bulunması için kullanılması anlamına geliyor. Kulağa son derece faydalı ve basit bir fikir gibi gelse de, KERS’in uygulamasını yapmak gerçekten çok karmaşık bir iş.

Bildiğiniz gibi Formula 1 otomobilinin en etkileyici yönlerinden birisi, frenleme performansıdır. Otomobillerin, 300 km/s’den 80 km/s’e inmesi için sadece 100 metre ve 2.5 saniye yeterlidir. İşte bu frenleme esnasında, frenler, otomobilin sahip olduğu hareket enerjisini, disk ve balatalarla birlikte yaratılan sürtünme sayesinde ısı enerjisine dönüştürür. Normalde 650 derece civarında ideal çalışma koşullarını yakalayan, sert frenlemelerde 1000 derece sıcaklığa vuran frenlerde açığa çıkan bu müthiş enerjinin geri kazanılması, gerçekten de çok iyi bir fikir. Öyle ki, sert bir frenlemede açığa çıkan enerji; salonunuzda kullandığınız 100 wattlık bir ampülü altı saat boyunca yakmaya yetebilir.

FIA’nın 2009’da opsiyonel olarak kullanımını serbest bıraktığı KERS’de, şu anki limitler ve gelecekteki hedeflere de bir göz atalım. 2009 sezonu için sistemden elde edilecek güç 60 kw (yaklaşık 80 beygir) ve tur başına depolanabilecek enerji ise 400 kJ. Bu rakamlar, yaklaşık 6-7 saniye boyunca fazladan bir 80 beygirin kullanılabilmesi anlamına geliyor. Böylece tur başına 0.3 saniye civarında bir kazanç elde edilebilecek. KERS’in kullanımının yaygınlaşması ve sistemin geliştirilmesiyle beraber, bu rakamların 2013’te ise 200 kw (260 beygir) ve 1600 kJ’e çıkarılması hedefleniyor. Yani zamanla hem sistemden elde edilecek güç artacak, hem de bu gücün daha uzun süreler boyunca kullanılması sağlanacak. Şu anki sistemlerin 35 kilogram civarında bir ağırlığa sahip olması ve birkaç yıl içinde, hızla geliştirilerek boyut ile ağırlığın azaltılması bekleniyor.

Aslında KERS, yeni bir fikir değil. İskandinav ülkelerindeki otobüslerde, uzun yıllardır kullanılıyor. Ancak normal hayattaki taşıtlardaki KERS’den beklenen performans ile, F1 pistindeki KERS’den beklenen performans arasında dağlar kadar fark var. Zaten FIA’nın, KERS’de ısrarcı olmasının bir sebebi de, sistemin Formula 1 adı verilen laboratuar sayesinde çok daha çabuk gelişmesini sağlayarak, F1’in, yol otomobili teknolojilerinin gelişimindeki rolünün altı bir kez daha çizilmesi; takımların harcadıkları milyonlarca Avro ile biz tüketicilerin faydalanabileceği bir sistemin gelişimine katkı yapılması ve gittikçe artan petrol fiyatları ile azalan rezervler karşısında, çevreci bir tutumun izlenmesi sağlanmış olacak.

KERS’in iki temel versiyonu var; birinde enerji yüksek kapasiteli bir aküde saklanıp, istendiğinde otomobile geri veriliyor. Diğerindeyse, enerji döndürmek için kullanılıyor ve gerektiğinde bu volan tekerleklere bağlanarak itme gücü sağlanıyor. Takımların büyük çoğunluğunun yöneldiği akülü sistem, şu ana kadar üç farklı takımda ciddi sorunlar çıkardı. Red Bull ve Toyota’da, fabrikada eriyen aküler nedeniyle güvenlik problemi yaşanırken, Jerez’de ilk defa BMW’nin otomobilde denediği sistem, bir mekanikerin elektik şokuna uğramasına neden oldu. İşte bu olay, hem güvenlikle ilgili endişeleri daha da artırdı, hem de sisteme karşı çıkan takımlara büyük bir koz verdi.
Bilindiği kadarıyla 10 takımdan üçü sistemi %100 oranında destekliyor, ikisi %50 destek verirken, beş takım sistemin 2009’da kullanılmaya başlamasına şiddetle karşı çıkıyor. Destek verenlerin başını BMW-Sauber, bu sistemin yol otomobillerine yapacağı faydalardan dolayı geliştirilmesini desteklerken; muhalifler içinde en çok ses çıkaran takım Renault masrafların kısılmaya çalışıldığı bir ortamda KERS’in ucu açık çeklerin yazılmasına neden olduğunu savunarak, tüm takımların ortak bir sistem kullanmasını istiyor.
Ayrıca sekiz takımın İtalyan elektronik devi Magneti Marelli ile çalıştıkları, buna karşılık McLaren ve BMW’nin kendi sistemlerini geliştirdikleri biliniyor.
Tartışmalar sürüyor sürmesine ama, 2009 sezonu hızla yaklaşıyor. F1 seyircilerine, yani normal otomobil kullanıcılarına uzun vadede faydalı olabilecek KERS’in 2009 gridini ne kadar değiştirebileceğini birlikte göreceğiz.

Dünya şampiyonuna neler oluyor?

İlk yılında kazandığı şampiyonluğun ardından, Ferrari’de Schumi sonrası dönemin kralı olacağı düşünülen Kimi Raikkonen, çok formsuz ve belki de şanssız bir dönemden geçiyor. Nisan’daki İspanya GP’sinden bu yana yarış kazanamayan, son dört yarışta ilk çizgiden start alamayan, emekliye ayrılacağı söylentilerini artıran açıklamalar yapmaya devam eden, sıralama turlarında geride kaldığı için yarışta ön sıraları zorlayamayan ve kötü sonuçların ardından devamlı ‘Bunun dünyanın sonu olmadığını’ söyleyen Raikkonen, motivasyonunu kaybetmiş gibi gözüküyor. Kanada, Fransa ve İngiltere GP’lerinde kazanma şansı bulunan Raikkonen, son üç yarışta böyle bir şansı dahi yakalayamadı.

Şampiyonadaki iki rakibi Hamilton ve Massa’nın toplam 19 puan gerisinde olan Fin pilot, matematiksel olarak iki yarışta bu farkı kapatabilecek olsa da, son haftalarda yaşadığı düşüş tifosilere hiç de ümit vermiyor. Kimi, geçen sezon da geç açılmış; son on yarışta beş galibiyet ve dokuz podyum elde ederek şampiyonluğa ulaşmıştı. Ancak, bu kez Raikkonen’in zamanı daralıyor. Böyle giderse, son yarışlarda sadece Hamilton-Massa ikilisi savaşacaklar şampiyonluk için.
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport