Beni hatırla
 
Japonya´dan döndükten iki gün sonra Dubai´nin yolunu tuttuk eğitimler için. Abu Dabi´deki yerel görevliler için yaptığımız ilk seminer, ben Japonya´dayken verilmişti. Oradaki hakem topluluğu Birleşmiş Milletler gibi: ağırlığı İngiliz olmak üzere, Fransız, Arap, Uzakdoğlu, Avustralyalı... Her memleketten adam var.

Dubai´ye hafif sıkıntılı bir uçak yolculuğuyla vardık. Bu arada yarışı yapan federasyon ve kaldığımız otel Dubai´de, ama pist ve eğitimler Abu Dabi´de. İkisi arasında da yaklaşık 130 km yol var.

Dubai´ye indiğimde ilk defa insani seviyede bir sıcak gördüm (35 derece). Tüm Cuma gününü sunumlar üstünde çalışarak geçirdik. Cumartesi sabahı büyük gün geldi çattı.

Türkiye´de 7-8 senedir eğitim veriyorum, ama tabii başka bir ülkede, 250 yabancının önünde tüm gün İngilizce ders anlatmak, sorulan sorulara cevap vermek çok zor bir şey. Formula 1 en iyi bildiğim şey, işim ve tutkum olsa da, bu iş gerçekten germişti beni. Ama sonu gayet iyi bitti.

Pistin medya merkezinde eğitimi verdik, hayatımda gördüğüm en iyi medya merkezi. 10 metre boyunda 3 tane dev ekran var içeride. Pistte inşaat tam gaz sürüyor, ama pek çok şeyin, yol düzenlemesinin vs yetişmesine olanak yok bence.

Eğitime bayraklarla başladık, sonra sırasıyla güvenlik aracı, pilotları tanıma, pit alanı, start prosedürü gibi konuların üstünden geçtik . Eğitim yaklaşık 6 saat sürdü. Başlangıçta biraz gergin olsam da, sonradan açıldım. Karşıdaki hakemlerin yaş ortalaması çok yüksekti, 50 yaş üstü bir sürü amca vardı. Tabii onların karşısında ders anlatmak biraz komik oluyor. Ama sordukları her soruya anında cevap verince, onların da güvenini kazandım. Bu arada eğitimleri TOSFED´in genel sekreteri (yani şefim) Banu Başeren ile birlikte hazırladık.

Günün sonunda herkes çok memnundu, gelip teşekkür edenler oldu. Şimdiye kadar yaptığım en zor, ama en çok gurur duyduğum işlerden birisi oldu. Bir dahaki eğitimimiz uygulamalı olacak. İki hafta sonra yapılacak resmi GP2 testinde, yönetimde yer alıp pratik yapacağız.

Daha önce anlattım mı bilmiyorum, BAE´de Land Cruiser, Cherokee, Patrol gibi devasa jipler normal araba yerine kullanılıyor. Taksiler bile Lexus falan. Lüks araba kavramı Mercedes S serisi, BMW 750, Rolls Royce gibi arabalar için geçerli. İki seferdir uğradığım Cevahir benzeri alışveriş merkezinin kapısında gördüğüm arabaları sayayım: McLaren SLR 722, SLR, 430 Scuderia, Bentley, Gallardo ve Murcielago, Rolls Royce vs... Benzin sudan ucuz olduğu için herkes en azından V8 arabaya biniyor, otobanda giderken aniden yanınızdan bir Aston Martin geçiyor, 30 sn sonra adam bir Ferrari 599´la uçarak uzuyor.

Hani bizde alışveriş merkezlerinde, şu kadar alışveriş yapın şu arabayı kazanın derler ya. Dubai´de alışveriş çekilişi sonunda lüks araba kazanabilirsiniz diyorlar: bama ahsedilen lüks arabalar Gallardo veya Rolls Royce tarzı. Normal bir BMW falan verse, herhalde kimse tenezzül edip kupon falan doldurmayacak. Duty Free´de gördüğüm çekilişin sonunda Gallardo veya M6 vardı hediye olarak.

Bu arada şimdi söyleyeceğimden sonra sakın intihara falan kalkışmayın: Dubai´de benzinin litresi yaklaşık 40 kuruş. Yani bizim 1/8´imiz kadar. Türkiye´de yarım litre su 50 kuruşa satılıyor, yani bir litre su 1 TL. Bu durumda benzin gerçekten de sudan ucuz oluyor :-)

Arabistan´da yaklaşık 25 kuruşmuş 1 litre benzin. Benzin o kadar ucuz ki, Araplar, sabah işe geldikten sonra akşam arabanın içi serin olsun diye motoru ve klimayı kapatmıyorlarmış. Araba tüm gün çalışıyor, sırf akşama kadar serin kalsın diye..

Neyse, bu kadar Abu Dabi hikayesi yeter. Devamı iki hafta sonra....

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport