Beni hatırla
 
Gerçekten de hatırladığım en ilginç sıralama turlarından birisine tanıklık etti. Yağmurun olmadığı bir saatlik bölümde, bu kadar çok değişiklik, bu kadar çok ceza, bu kadar çok kaza olması işin seyrini tamamen değiştirdi.

Ama önce ben günün genel gidişatından bahsedeyim. Dünkü yazımda belirttiğim Japon skandalları pek çok kişinin hoşuna gitmiş. O zaman Japonya´dan radyo tiyatrosuna devam edelim önce.

Dün yazmayı unutmuşum, adamlar Nagoya uluslararası havaalanını gece 10:30´da kapattılar geldiğimiz gece. Yani bildiğiniz bir manav dükkanı gibi, koskoca terminali kapattılar.

Dün gece bizim fişleri Japon prizlerine dönüştüren adaptörü pistte unutmuştum otele gelirken. Gelince resepsiyondan adaptör istedim. Japon çizgi filmlerinden çıkmış gibi gözüken koca kafalı, kirpi saçlı, çekik gözlü (İngilizce bilen tek eleman) çocuk bir anda suratını ekşitti ve inanılmaz bir kederle ´Korkarım elimizde yok´ dedi. Bunun cümlesi biter bitmez yanındaki iki kişiyle beraber, üçü birden aynı anda başlarını öne eğip öylece kaldılar utançtan. Ama surattaki kederi görmeliydiniz; sanki adamlar bana karımın kaçtığını ya da dedemin öldüğünü söylüyorlar. Ben bu kederli gösterinin şokunu atlatıp ´sorun yok önemli değil´ diyene kadar üç adam da aynen öylece kaldı.

Bugünkü komedilere gelince... Sabah piste gittim, bir yandan antrenmanı seyredip bir yandan yayına çalışıyorum, yayın kulaklığım da takılı. Anlatım odamız tribünün en tepesinde yer alıyor, dolayısıyla en üstte yer alan seyirciler bizden 1 metre falan aşağıda oturuyor. 45-50 yaşlarında bir çift geldi, koltuklarına otururken adam beni gördü ve el salladı. Ben de adama el salladım. Sonra adam karısına beni gösterdi, bu sefer ikisi birden el salladılar. Ben de karşılık verdim. Bunun üzerine adam çantasını karıştırdı, fotoğraf makinasını çıkardı ve benim fotoğrafımı çekti. Televizyoncu olmak önemli bir şey demek ki Japonya´da. Gün içinde önümden geçen dört seyirci daha, aynı şekilde el sallayıp selam verdi.

Son eğlenceyi restoranda yaşadık. Avrupa yemekleri yapan bir yer bulduk, neyse, yemek sonunda garsonu çağırıp hesabı istedik. Bill dedim, tık yok. Receipt dedim, tık yok. Invoice dedim, tık yok. Elimle hesap yazma işareti yaptım, tık yok. en sonunda cebimden para çıkarıp gösterdim. Haaaahh dedi kadın hesabı getirdi. Normalde ne yaparsınız, gelen cüzdanın içine para koyup almalarını beklersiniz. Bekle bekle, kadın yok. Sonra aynı kadını bir daha çağırdık. Bize Tarzan gibi işaret diliyle hesabı çıkarken kasada ödeyeceğimizi anlattı.

Gelelim gerçek aksiyona. Hava sabah saatlerinden itibaren güneşliydi. Antrenmanların ardından yayına hazır hale geldim. Sonra da olaylar başladı zaten. Hayatımın en uzun sıralama yayını oldu herhalde. Toplamda 1s 50d yayında kaldım. Aslında normal yayın için hazırladığım bilgilerin çoğunu kullanmak zorunda kaldım duraklamalarda. Ama kimsenin sıkılmadığını umuyorum. Glock´un kazası tabii biraz endişe yarattı. Yaralanmalı kazaları anlatmak gerçekten zor oluyor.

Bir ara hattımız koptu, ama bir dakika içinde yeniden bağlandık. Çevirilerim de sorun yoktu, ama soru soran adam yine değişmiş. Sıralamadan sonra da tam yedi pilota ceza geldi. Bu arada zaten pitten başlayan Webber ile Glock´u da hesaba katarsaki 20 pilottan sadece Vettel, Trulli ve Hamilton´ın yeri aynı kaldı. Trulli´nin suratı çok asıktı. Bir tur eksik benzinle polü almayı hesapladıkları ortada. Tabii Toyota´nın gazete başlıklarına çıkma ihtimali de kalmadı.

Vettel, arkadakilerden fazla benzin ve piste süper uyum sağlayan RB5 ile en büyük favori. Arka taraf o kadar karıştı ki, hem tahmin yapmak zorlaştı, hem de bizi süper bir yarış bekliyor bence. Raikkonen startta Heidfeld´i geçebilrise podyum yapabilir. Rosberg en kötü ihtimalle bir 4.lük koparacak gibi. Button, Alguersuari´yi startta geçemezse, işi çok zor hale gelir.

Neyse bu kadar gevezelik yeter, daha yayına çalışma lazım. Sabah, kahvaltıda görüşürüz...
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport