Beni hatırla
 
Tabii bunu deyince, F1’deki tüm çalışan personel gibi Bali’ye veya Nice’e gidip tatil yaptığımı sanmayın. TOSFED’de işler tam gaz olmasa da, yoğun şekilde devam etti. Hatta bu arada kardeşimi askere yolladım ve baldızı evlendirdik. Yani her zamanki gibi yoğunduk

Avrupa GP’si için Valensiya’ya Çarşamba günü geldik. Almanya’dan aktarma uçağımızda neredeyse tüm BMW Sauber takımı vardı. İşin ilginç tarafı, takım patronu Mario Theissen ekonomi sınıfında uçarken, Heidfeld’in business da uçmasıydı. Valensiya, İspanya’nın en büyük 3. şehri. Hava sürekli 30+ derece civarında. Piste ilk olarak Perşembe günü geldik, anlatım odamızı teslim aldık, ilk bağlantı testlerimizi yaptık ve şaşırtıcı şekilde Perşembe gününden itibaren her şeyin çalıştığını gördük. Barselona’da aynı seviyeye gelmemiz iki tam gün sürmüştü.

Pistten ve etraftan bahsedeyim azıcık. Limanda yer alan pist, doğal olarak Monako’nun ihtişamına sahip değil. Yine de İspanyollar iyi iş çıkarmışlar. Geçen sene televizyonda gördüğüme oranla, pist daha çok hoşuma gitti. Takımların garajları, eski liman binalarının içinde. Padok kulübü de yine 100 yaşındaki bir deponun içine kurulmuş. Limanda, Monako kadar olmasa da lüks yatlar da var. Ama pistin her tarafında yer alan devasa vinçler, biraz ortamı bozuyor gibi. Sanki bizim Haydarpaşa limanında yarış yapılıyormuş gibi.
Medya merkezi gerçekten standardın üstünde. Bir tarafı piste, bir tarafı denize bakıyor. Ayrıca basın mensuplarını gayet güzel ağırlıyorlar.

Perşembe gününün en önemli olayı, Güvenlik Aracı pilotu Bernd Maylander ile yaptığımız röportajdı. Bernd ile İstanbul Park’ta beş senedir birlikte çalışıyoruz. Tabii, neredeyse tüm FIA tayfasını tanıyor olmam bu gibi durumlarda avantaj getiriyor. Röportajı arkadaşım Enver yaptı, sanırım bu paket daha önceki haftalara yayınlanmayan teknik paketlerimin aksine, bu hafta yayına girecek. Beğeneceğinize eminim.

Hatırlayacaksınız, İngiltere’de Williams ve McLaren’de çalışan iki Türk dostumuzla tanışmıştık. Burada, şu anda çalışan iki Türk arkadaşımız daha var. Biri FIA’nın tüm haberleşmesini sağlayan Riedl firmasında, IT uzmanı olarak çalışıyor; diğeriyse FOM adına neticeler ekibinde görev yapıyor. İkisini de hem yayında anlatacağım, hem de F1 Racing de röportaj yapmayı düşünüyorum.

Neyse, Perşembe günü yayın çalışmalarıyla devam etti. Bu sabah erkenden piste geldik. Tabii cadde pist olmasının avantajı, her yere taksiyle 10 dakika içinde ulaşıyor olmak. Günde 220 km yol yaptığımız Almanya’dan sonra, burası ilaç gibi geldi diyebilirim. Bugün, antrenmanları seyretmek ve yine yayına çalışmakla geçti. Her zamanki gibi testlerimizi yaptık ve her şey yolunda.

Azıcık da padokta konuşulanlardan bahsedelim. Tabii ki Schumacher’in geri dönemeyişi ve BMW’nin nasıl kurtarılacağı, hep bahsedilen hususlar arasında. Bunun dışında yeni pilotlar Badoer ve Grosjean’a büyük bir ilgi var. Ayrıca herkes Alonso Ferrari anlaşmasının İtalya’da açıklanacağından emin neredeyse.

Antrenmanlara gelirsek, havanın ve asfaltın sıcaklığı Brawn GP’yi yeniden potaya soktu. Ross Brawn, son yarışlarda ayar açısından da pek çok yanlış yaptıklarını keşfettiklerini ve otomobili geliştirdiklerini söylüyor. Buna karşın lastik ısıtma probleminin ortadan kalkmasında, hava sıcaklığının rolü büyük bence. Belçika’da da Brawn bugünkü kadar hızlı olursa, o zaman sorunun üstesinden geldiler denebilir.

Red Bull pilotları, son yarışların aksine oldukça yavaş gözüktüler. Bu hafta Brawn’ın önünde kalmaları zor olabilir. McLaren iyi gibiydi. Ancak yeni üretilen ön kanadın yedeğinin olmaması, Hamilton’ın ikinci antrenmanı kenardan izlemesine neden oldu.Takım bu gece aynı kanattan getirecek Valensiya’ya. Yeni kısa dingil mesafeli MP4-24, özellikle Belçika’da takımın daha iyi gitmesini sağlayacaktır. KERS ile beraber, ilk iki çizgiye girebilirse Hamilton, podyum için savaşabilir.

Her İspanya yarışında olduğu gibi Alonso Cuma gününü önde bitirdi ve yarın, gazetelerin manşetlerine oturmayı garantiledi. 0.8 saniyelik fark, tabii ki gerçekçi değil. Alonso Macaristan benzeri süper hafif bir depoyla kalkıp polü almaya çalışacak bence. Antrenmanın sonuna doğru Heidfeld ile yaşadıkları temas da, gerçekten çok gereksizdi. Nick, önce Alonso’ya boşluk bıraktı, sonra da tam gaz kendi zaman turuna başlamaya karar verdi. Alonso bu boşluğu gördüğü anda içeriye girdi, ama tam da aynı an, Nick’in karar değiştirdiği andı. Komiserler ceza vermedi, ama bence suçun daha büyük kısmı Alonso’daydı. Arkadan gelen pilotun, çarpışmaları önlemek için her zaman daha fazla şansı olur.

Bugün çok az sayıda seyirci vardı tribünlerde. Umarım yarın ve Pazar günü tablo değişir ve Alonso fanları ortalığı yine ayağa kaldırır. İspanyollar ve İtalyanların coşkusuna tanık olmak çok keyifli oluyor çünkü.

Not: Oteldeki internet problemi sebebiyle, yazıyı ancak bu sabah yükleyebildim. Kusura bakmayın….
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport