Zaman ne kadar çabuk geçiyor. Pek çok bilinmeyenle birlikte Avustralya’ya yola çıkmamız dün gibi, ama aradan tam yedi ay geçmiş. Ve bu yedi ayın yarısında yurtdışındaymışız bugünkü hesaplarıma göre.
Neyse şimdi sezon özeti olayına girmeyeyim. Türkiye’ye, evime, ofisime dönüp biraz sakinleyince böyle uzun bir yazı yazmayı düşünüyorum zaten. Onun için ben klasik bir Pazar günü yazısını yazayım.
Dün akşam Pazar günü çalışmalarımın büyük çoğunluğunu bitirdiğim için, piste yerel saatle 13:00’te yani starttan dört saat önce gittim. Orada son çalışmaları bitirip, baskılarımı alıp, listelerimi hazırladım. Bu arada boşluklarda eğitimler sırasında edindiğim yarıştaki görevlilerle de karşılaşıp muhabbet etme şansım oldu.
Yarışın startı beklendiği gibi oldu. Ama sıralamadaki temposuna bakılarak, Hamilton’ın arayı rahatça açacağını düşünüyordu herkes. Ancak vaziyetin böyle olmadığı 10. turda anlaşıldı. Fren problemi meğerse üçüncü turda başlamış. İngiliz pilot kalınca da, galibiyet çekişmesi izleme şansımız ortadan kalktı. Vettel, adeta gezinerek yarışı kazandı. Ekrana bile gelmedi çoğu zaman. Webber özellikle ikinci bölümde Seb ile olan teması kaybetti.
Günün başarılı isimlerinden birisi yeni dünya şampiyonumuz Jenson Button’dı. Son turda bu kadar agresif olmasını beklemiyordum açıkçası. Heidfeld’in her zamanki gibi gösterişsiz ama istikrarlı yarış temposu, bir bakıma BMW’yi altıncılığa taşımış oldu. Bence Kobayashi, bugünkü sürüşüyle 2010 için iki Toyota’dan birini kapacak. Adam, dünya şampiyonu Button’ın belalısı oldu. Düşünsenize, Toyota ile puan kovalayan bir Japon. Kamui, bu performansıyla Nakajima’nın F1’de kalma şansını da bitirdi bana göre. İki şampiyon Raikkonen ve Alonso’nun ekrana bile gelmemesi acıydı hakikaten de.
Yarışın en komik anı Alguersuari’nin yanlış pite gelişiydi. Resmi bültende kalma sebebini vites kutusu arızası olarak vermişler, ama bence kesin benzin bitti.
Yayından genel anlamda memnunum. Yarışın az ataklı ve sıkıcı geçeceğini tahmin ettiğim için, pek çok konu hazırlamıştım. Neredeyse hepsini anlattım. Hatta çevirim bile iyi oldu. Webber’in karşısında bir ara takıldım tabii, yine kendimi ezik hissettim. Umarım RB6 ile Webber seneye nal toplar. Veya tüm sıralamalarda ya da yarışlarda dördüncü olur (İşin şakası tabii ki, şimdi bunu da ciddiye alıp ‘Sen taraf tutamazsın’ vs diyen elemanlar çıkacaktır. Ama bu işin tek çözümü var: gidip birkaç yıl Melbourne’de yaşamam…)
Veda kısmında çalışanları anmayı önceden planlamıştım. Belki hatırlarsınız, 2007 ve 08’de CNN’deyken de çalışan herkesi anmıştım. Sonuçta ben tek anlatsam da, yaptığımız şey bir ekip işi.
Neyse bu kadar gevezelik yeter, sabah 04:00’te kalkıp memlekete kesin dönüş yapacağım. İstanbul’da haberleşiriz.
Sevgiler…
Serhan
Not: Bana teşekkür eden tüm izleyicilere ortak cevap: yayınlardan mutluysanız ne mutlu bana, ben teşekkür ederim tüm sezon dinlediğiniz için....
|