Beni hatırla
 
Bu sene Bahreyn’den sonraki üç yarışın tamamı, standartların üzerinde bir heyecana sahne oldu. Ancak üç yarışta da yağmurun etkisinin çok büyük olduğunun altını çizmek lazım. Formula 1’de, ne zaman yağmur yağsa, yarışlar hep eğlenceli olur zaten, öyle değil mi?

Çin’de, yarış sırasında yağmurun yağacağını herkes bekliyordu, ama sorun ne zaman ve ne kadar yağmurun piste düşeceğiydi. Alonso’nun startı muhteşem gibi gözükse de, çifte şampiyon pilot sonradan ‘reflekslerine yenik düştüğünü’ söyledi. Vettel’in Malezya’nın aksine kötü bir start aldığını ve Webber’e geçildiğini gördük. İlk turda Liuzzi’nin spiniyle ortaya çıkan büyük kaza, aslında zeminin slick lastikler için ne kadar kaygan olduğunu gösterdi. Avustralya’da benzer bir kazayı başlatan Kobayashi, bu kez kazanın kurbanı oldu.

Güvenlik aracı fırsatından yararlanıp pite giren ve yağmur lastiği takan Red Bull ve Ferrari pilotları ile Hamilton / Schumacher ikilisi pite dalarken, Jenson Button yarış galibiyeti konusundaki ilk büyük adımını bu anda atmış oldu. Güvenlik Aracı altında, çok da fazla bir şey kaybetmeden yağmur lastiklerini takabilirdi. Ama o, tıpkı Avustralya’da olduğu gibi doğru kararı verdi. Hamilton’ın pit girişi de limitteydi.

Yağmurun şiddetini artırdığı turlarda, slickte kalanlar kaybedecek gibi gözükse de bu periyot çok kısa sürdü. Nico Rosberg ve Robert Kubica, gerçekten de yarış boyunca harika bir iş çıkardılar. Rosberg, ilk bölümü hiçbir sıkıntı yaşamadan lider götürdü. Ama yaptığı tek bir hata, onun yarışı kaybetmesine neden oldu belki de. İlkinden daha uzun süren ikinci yağmur dalgası, Alman pilotun liderliği kaybetmesine yol açtı.

Michael Schumacher, yağmur lastiğinin yanlış tercih olduğunu bir turda anlayıp hemen pite dalarak, sezgilerinden bir şey kaybetmediğini gösterdi. Ancak eski şampiyon hala yeni Formula 1’e adapte olamadı, kariyerinde ilk defa dört yarış üst üste hem sıralama turlarında hem de yarışlarda takım arkadaşının gerisinde kaldı. Yine de onun özellikle Vettel ve Hamilton ile kapışmasını izlemek çok keyifliydi. Tüm Formula 1 camiasının üç yıldır hayalini kurduğu Hamilton-Schumacher çekişmesi, sonunda yaşanmış oldu. Hem de bu iki pilot üç kez yer değiştirdi saniyeler içerisinde.

Pit yolu ve girişi yarışta pek çok olaya sahne oldu: Hamilton’ın son andaki pite dalışı, Massa ve Alonso’nun çekişmesi, Hamilton ile Vettel’in inatlaşması…

Günün en fazla atak yapan ismi Hamilton’dı. Ama İngiliz pilot, tıpkı Avustralya ve Malezya’da olduğu gibi çok agresif yükselişle beraber lastiklerini bitirdi son turlarda. Özellikle Vettel ve Sutil’i aynı anda geçmesi harikaydı.

Diğer bir şampiyon Alonso da, çok iyi bir yarış çıkardı. Yağmuru pek fazla sevmeyen Massa’ya oranla açıkça daha hızlı olan Alonso, cezasına karşın, agresif bir yarış ve pek çok atağın ardından dördüncü sırayı alarak büyük bir başarı elde etti bence. İki Ferrari arasındaki 46 saniyelik fark, bir de pitten geçme cezası almış olan İspanyol pilotun üstünlüğünü net olarak ortaya koyuyor.

İkinci Güvenlik Aracı uygulaması doğruydu. Tabii olan Button’a oldu. En büyük rakipleri 40 saniye kadar gerideyken herkes bir araya toplandı. En fazla atağın yaşandığı 14. virajda, Güvenlik Aracı çıkmadan önce yaşanan karambol, Hamilton’ın çimlere çıkması, sonra da Webber’i son virajda dışarı uçurması heyecanlı anlardı.

Hamilton, SC’den sonra muhteşem birkaç tur attı. Schumacher’i pistin en hızlı virajlarında geçti, devamında Petrov ve Kubica’yı da kısa sürede avladı. Red Bull’lar, Çin’de umduğunu bulamadı. Yarışa ilk çizgiden başlayan takım, tıpkı Avustralya’da olduğu gibi podyumun çok uzağında kaldı.

Kısacası onlarca atağın yaşandığı, taktik anlamda pek çok farklı hamlenin denendiği ve özellikle ilk üçte ikisi mükemmel geçen bir yarışa şahit olduk hep birlikte.

Yayında WRC Türkiye Rallisi’nden dolayı çok yorgun olmama karşın elimden geleni yaptım. Telsiz konuşmalarını dün çok net duyamadım (bazı yarışlarda böyle oluyor). Aklımda kalan hatalardan biri Hamilton’ın Kubica’yı geçişini Petrov olarak anlatmamdı. Başka hata varsa her zamanki gibi dinlemeye hazırım.

Hayatımın belki de en yoğun iki aylık çalışma sürecini geride bıraktım sonunda. Türkiye Rallisi başarılı ve şimdiye kadar ki en çok seyircinin görüldüğü organizasyonumuz oldu. İki aydır bir gün bile ara vermeden, özellikle de son 15-20 gündür günde 15-16 saat çalışıyorduk. Dolayısıyla forumu, sizin yolladığınız mail ve mesajları ihmal ettiğimi biliyorum. Ama Barselona ile birlikte, yeniden tam gaz F1 moduna dönüp, alıştığınız şekilde gün özetlerini yazıp, foruma daha sık girip (bu arada forumun kalan ufak tefek sıkıntılarını da düzeltip) siteye ve Twitter’a daha bol mesaj atacağım ve biriken tüm maillerle mesajları cevaplayacağım.

İspanya’da görüşmek üzere…
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
19.04.2010 14:04:46
gercekten de muthis bir yaris oldu. serhan abi soyledigin hata disinda anlatim cok iyiydi. o kadar yorgunluga ragmen -ki sesinden anlasiliyordu- wrc in ustunde bir de f1 i anlattin. helal olsun diyorum. umarim emeklerinin karsiliklarini aliyorsundur. su pite girislerde (alonso - massa) ve cikislarda (hamilton - vettel) olaylarini nasil degerlendiriyorsun? kimler hakli kimler haksizdi sence? gerci vettel ile hamilton kinama aldi ama alonso - massa olayinda takildim ben. senin de fikirlerini almak istiyorum :) ayrica yazmissin ama mesaj ve maillere en kisa surede cevap alacagiz sanirim bu 3 haftalik arada :) saygilar...
 
20.04.2010 12:36:30
serhan abi gene çok güzel yazı yazmışın...bundan sonra bence sen valenciaya eşinide götür bir üzel tatil yapın :))) fazlasıyla hakeetin bence... alonso hakkında yazdıkların çok hoşuma gitti massadan çok üstün ve onun arkasında kaldığı müddetce geri kalacak birnevi bence ona mesaj verdi ve massada bu olaya bozuldu gibime geliyor....
 
20.04.2010 19:09:55
alonsmania`ya katılıyorum. Ailecek gidin ve tatil yapın bence. (: Ayrıca yazı çok güzel teşekkürler. Sende olmasan, inan yarışları RAI`den seyrederim.
 
lamp83 s-sport