Beni hatırla
 
Nisan ortasındaki WRC Türkiye Rallisi’nden bu yana, araya giren İspanya ve Monako GP’leri dışında bütün yoğunluğumu Türkiye GP’sine verdim. Bu sene 6. kez düzenlediğimiz yarışta, hep söyledim gibi, TOSFED olarak biz işin sportif kısmından sorumluyuz. Yani FIA tel örgülerinin içinde, günahı ve sevabıyla yapılan tüm işlem, uygulama ve operasyonlar bize ait.

Bizim için Türkiye GP’si resmi olarak Çarşamba günü başlıyor. 9 farklı ilden gelen yaklaşık 600 görevli (toplam sayımız 800’ün üstünde) ile birlikte, Çarşamba günü teorik eğitimle olaya giriştik. Daha önce siteden bu eğitimlere katılanlar oldu (Korhan ve Metin). Kısacası, tüm derslerin sadece F1 ile ilgili olduğu bir günlük bir kurs açıyoruz. Oldukça keyifli oluyor benim için bu eğitimler.

Bu sene, her zamanki rutin konular dışında, özellikle son yarışın meşhur Digiflag meselesine eğildik. İstanbul Park’ta 20 tane panel var ve biz bunu ilk defa kullanıyoruz. Dolayısıyla, dersimize iyi çalıştık.

Eğitimlerin ardından tam gaz İstanbul Park’a gidip, Charlie Whiting ile ilk toplantımızı yaptık. Bir ajanda üstünde yapılan toplantı yaklaşık 1 saat sürüyor. Ama ilk seneden bu yana, aşağı yukarı aynı ekibi gördüğü için karşısında, Charlie biraz daha rahat oluyor. Bunu derken, tabi ki yine pek çok detayın üzerinden geçiyoruz; ama onların çalışma sisteminde işleri iyi yaptığınız sürece size karışmamak var. Bu durum, aynen bu sene de devam ediyor.

Toplantının ardından, trafiğin el verdiği ölçüde büyük bir hızla Ali Sami Yen’in yolunu tuttuk. Hayatımda ilk defa tekerleği olmayan, motoru olmayan bir şeyi sunmaya çalıştım. Tabii aynı uçakla birlikte gelen Alonso ve Massa’nın ikisinin birden olmayışı, maçın biraz daha sönük geçmesine neden oldu. Yine de maça gelen herkesin keyif aldığını düşünüyorum. Biz de yayında Okay Karacan ile birlikte bayağı eğlendik. Futbol maçı, F1’in aksine neredeyse ekrana hiç bakmadan, tamamen sahaya bakarak anlatılıyormuş. Bunu da öğrenmiş oldum.

Bu arada maça gelen gençlerin ilgisi, hoşuma gitti açıkçası. Demek ki yaptığım işleri beğenen insanlar çoğunlukta. Belki 100 kişiyle fotoğraf çektirdim, hatta hayatımda ilk defa imza bile verdim. Gerçekten ilginç bir deneyim oldu bu maç işi.

Perşembe günü, her zaman olduğu gibi erkenden piste gittik. Perşembe’nin ilk aktivitesi, saat 11:00’de yürüyerek yapılan pist teftişi. Charlie ile birlikte birkaç FIA görevlisi, pist müdürü, FOM’dan birkaç yetkili ile beraber öğlen sıcağında 5.3 kilometrelik yürüyüş. Teftişte herhangi bir sorun yaşanmadı.

Devamında, öğlen 14:00-15:00 arasında FIA Güvenlik Aracı testini yaptık. Burada, bir saat boyunca Güvenlik ve Tıbbi Araçların testi yapılıyor. Bu bir saatte onlar telsiz ve GPS sistemini denerken, biz de bayrak çalışması yapıyoruz. Bu test gayet başarılı geçti.

Sonrasında, kurtarma gurubunun uygulamalı eğitimi (otomobil itme, çekme, kaldırma) ve yangın söndürme eğitimi yapıldı. Bu arada saat 16:00’dan itibaren önce F1 Takım Menajerleri Toplantısı’na, sonra GP2 ve GP3 pilotlar brifingine girdim. Özellikle F1 takı menajerleri toplantısının yarısı, Monako’daki Schumacher-Alonso olayının konuşulmasıyla geçti. Bu konuyla ilgili Cuma günü bir toplantı daha yapılacaktı akşamüstü.

GP2 ve GP3 pilotlar brifingi çok daha kısa sürdü ve hiçbir tartışma yaşanmadı. Böylece dünü noktalamış olduk.

Bu sabah da ilk seansın başlamasına iki saat kala piste gittik. Cuma sabahları, genelde ekibin yarış ortamına ve piste alışmasıyla geçtiği için biraz tedirgin oluyorum. Bu açıdan doğrudan F1 Yerine Porsche antrenmanıyla başlamak iyi oldu. Porsche’nin devamında gelen ilk F1 antrenmanında, Sutil’in sekizinci virajda bariyerlere çarpması dışında herhangi bir sorun yaşanmadı. Onun otomobilini de, sorunsuz şekilde kaldırdık. Yanlış hatırlamıyorsam, 8. virajda kaza yapan ilk F1 pilotu oldu Sutil. Ama bu konuda emin olmadığımın altını çizeyim.

Devamında, GP2 antrenman ve Porsche sıralama turları sorunsuz geçti. F1’in ikinci antrenmanını da iyi idare ettik. Webber’in olayına gelince. Öncelikle 3. viraja tırmanırken yolun sağında kalan Webber’in, bizim için muhteşem bir hareketle otomobilini geri geri açıklığa doğru kaydırdığını görünce çok mutlu olduk. Otomobilin kaldığı yer oldukça dik bir bayır. Burada Webber, otomobili kaymasın diye bizim görevlilerde takoz veya benzer bir şey istemiş. Hayatımda ilk defa bir F1 pilotunun, görevlilerden takoz gibi bir şey talep ettiğini görüyorum. Bizim görevliler ise, aracı arkadaki çekiciye doğru kayırmak istediler. Yani ortada İngilizce bilmemek gibi bir durum yok. Her noktada İngilizce konuşan birilerinin olmasına özen gösteriyoruz. Bu olayda FIA’cılar ile tam net iletişim de kuramadık. Neyse sonunda, sağ ön tekerleğin altına konan yangın söndürücü ile beraber, Webber’in isteği yerine gelmiş oldu. Ayrıca kendisi, onu padoka götürmek için gelen araca binmeyi de reddetti ve kulenin dibinden antrenmanların kalanını izledi.

F1’den sonra GP2 ve GP3’ün sıralama turları da, çok fazla sıkıntı yaşanmadan tamamlandı. Ne yazık ki GP3 yüzünden, pilotlar brifingine katılamadım bu sene. Duyduğum kadarıyla (her sene olduğu gibi) sekizinci virajın tümsekli olmasından ve pistin kirli oluşundan şikayet etmişler. Pist çok fazla kullanılmadığı için F1’in beklediği yol tutuş seviyesine ilk günden ulaşılamıyor doğal olarak.

Gün boyunca F1 sırasında, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi ara ara takımların telsizlerini dinledim ve öğrendiğim gizli (!) bilgileri twitter a yazdım. Yalnız bu sene sistem değişmiş. Geçtiğimiz yıl 16 pilotu, yani favorilerin hepsini dinleyebiliyordum Bu sene ise önümdeki konsolda takımların butonları (12 tane) ve Alonso ile Massa’ya ait birer buton var. Bu nedenle, her istediğim pilotu dinleyemedim. En çok konuşanlar da Mercedes ve Schumacher olduğu için, ona takıldım bol bol. İlginçtir, mesela Ferrari otomobilleri garaja çekildiği anda tüm telsiz konuşmasını bir şekilde kesiyor takım. Oysa ki diğer takımlarda, pilot garajdayken yapılan konuşmalar varsa onları da duyabiliyorsunuz. Bu konuşmaları, yayında duyabilsem dünyanın en iyi F1 yayını yapardım herhalde. Düşünsenize, her otomobildeki durumu, problemi, ne zaman pite gelineceğini önceden biliyorsunuz. Özellikle yarışta önde gidenlerin telsizlerini dinlemek çok faydalı oluyor. Bu sayede, daha onlar mavi bayraklar için sızlanmaya başlamadan önlem alabiliyoruz.

Neyse, üç günün genel özeti böyle. Yarın önümüzde üç tane yarış ve F1 sıralama turları var. Bilet satışlarının geçen seneden %30 daha fazla olduğunu duydum pist yönetiminde. Dilerim durum böyle olur. Bu seneki seyirci sayısı, GP’nin geleceğini belirlemesi açısından da çok önemli olacak.

Umuyorum, yarın da eve bu kadar rahat şekle dönebilirim.

Sevgiler…
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
29.05.2010 11:24:46
Sana kolay gelsin Serhan abi verdiğin bilgilerden dolayı webberin olayı gibi olaylarda bizi aydınlattın açılık getirdin çok saol tekrar koay gelsin inşalllah rahat ve güzel bir şekilde atlatırsınız. :D
 
29.05.2010 21:44:39
Serhan bey çok güzel ve geniş bir şekilde anlatmışınız bunun için çok teşekkür ederim. Geçen sene bende orda intervetion olarak görevliydim .Niğdeden gelerek katılmıştım. Sizin anlatımla kendimi orayı yaşıyormuş gibi hissettim gerçekten. Ama bu sene Açıköğretim sınavı yüzünden katılamıyorum. Yarışın en güzel şekilde sonuçlanarak sizin tabirle kazasız belasız bitmesi dileğiyle....
 
29.05.2010 21:45:17
hem bu isin icinde olup hemde sacmalamak bu dahada vahim serhan a neden koru korune bagli olcakmisim bi sebep yok bunun icin adam caliskan ve isinin hakkini veriyor elestirilecek bi tarafi yok gecleri somurmekten bahsetmissin bu dahada bir sacmalik yilda 3 gun icin profesyonel insanlarmi calistirirsin sen ve dahasida ne kadar surecegi belli olmayan bi turkiye gp icin evet bol keseden atiyorsun ne yapmis olursan ol nerde gorev almis olursan ol yukaridaki yorumun tv karsisinda oturup gobegini kasiyan adamdan farki yok bu adamin bu kadar emegine saygisizliktir bu webber olayini acikca anlatmis adam ama anlayana
 
30.05.2010 08:19:38
arda: Türkiye GP`sinde çalıştıysan, o gürültü içinde, otomobilin içinde olan, kaskı ve balaklavası takılı bir pilotun Türkçe konuşup bağırsda bile duyuamadığını biliyor olman lazım. Yarışta sorun çıkmamasını, kaza olmamasını istemem doğal değil mi? Hemen `tüm dünyaya rezil olduk` edebiyatı yapmaya bayılıyor insanlar. Biz bugün 800 görevliyi sömürüp kandırarak yarışı yapmaya çalışacağız elimizden geldiğince. Sömürüp, kandırılıp, çalışmak isteyen herkese de kapımız sonuna kadar açık.
 
31.05.2010 16:55:02
Arda bir sorun yada sorunun varsa lütfen www.tosfed.com .. Kimbilir sen daha iyi organize edersin belki sana verirler seneye olan yarış organizasyonunu ...Ancak Webber seneye bobcat`in üstünde gitmek isteyebilir garaja .. Pist görevlileri için araç değil İLK pilot güvenliği önemlidir. Araç kimsenin umrunda değildir. Onun sorumluluğu pistte iken önce pilota pist dışında ise garaja aldığı gibi teslim etmekle sorumlu taşıyıcı araçtadır....
 
lamp83 s-sport