Kanada GP’si, strateji anlamında, sezonun kuru havada yapılan en ilginç yarışı oldu. Aksilikleri bir kenara bırakırsak, yarış çok keyifliydi.
Güne yarışa 3 saat kala padoka vararak başladım. GPS olmayan arabamla yolları iyice öğrendiğim için, Pazar sabahı birkaç tane kestirme yol bile kullandım. Kısa bir kahvaltının ardından, yarış için çalışmaya koyuldum medya merkezinde. Dün de söylediğim gibi, F1 padokunu da Dünya Kupası ateşi sarmış durumda. Takımların merkezlerinde, basın odasında, her yerde yarış yayını ve zaman ekranlarıyla beraber maçlar da yayınlanıyor.
Yayına yaklaşık 1.5 saat kala, son şikanın içindeki anlatım odamın yolunu tuttum. Tabii ki ilk iş olarak bağlantımızı yaptık. Genelde yayından en geç 1 saat önce İstanbul’a bağlanıp hatta kalmayı tercih ediyorum. Çünkü yayın saati yaklaştıkça hatlar yükleniyor ve ses açısından temiz bir hat bulmak veya bazen İstanbul’u düşürmek gittikçe zorlaşıyor.
Yarışın startında Liuzzi ve Massa’nın birbirlerini katlettiklerini söyleyebilirim. Her ikisinin de gerçek anlamda iyi bir sonuç alma şansı, daha ikinci virajda uçup gitti. Yumuşak lastiklerin 10 turdan fazla dayanmasını kimse beklemiyordu, ama Button 6, Hamilton ve Alonso 7. turda pitin yolunu tuttu. Bu noktada yarış Red Bull’a gidecek gibi gözüktü. Sonuçta önleri açıktı, sert lastikle minimum 15 tur daha atabilirler gibi gözüküyordu. Bu ilk bölümde arayı açabilirlerdi. Ama sanırım a) pistin yol tutuşu o anlarda sert lastiklerin çalışabileceği kadar fazla değildi ve b) yumuşak lastik takan pilotlar aşağı yukarı aynı turlarda pite girip grup halinde geriye düşünce, yavaş otomobillerin arasına düşmediler, yani trafiğe takılmadılar.
Sertle piste çıkan Kubica 9, Webber 13 ve Vettel 14. turda pite geldi. Yani sertle başlayanlar için durum o kadar ümitsizdi .
Yarışın içinde çok keyifli anlar yaşandı. Bol bol atak izledik. Alonso ve Hamilton’ın lider Buemi’yi geçmeye çalışırkenki kapışmaları, Webber ile Hamilton’ın çekişmesi, sonlara doğru Button’ın yine trafiğe takılan Alonso’ya yaptığı atak, Massa’nın geçişleri, son turlarda lastikleri iyice biten Schumacher’e yapılan ataklar çok heyecanlıydı. Kubica ile Schumacher temas etmese, belki ilk beşi zorlayabilirlerdi.
Sonuçta tempo olarak zaten çok iyi olan McLaren, Red Bull’dan daha iyi lastik kullanım taktiği sayesinde zafere ulaştı. Alonso ve Ferrari de, Türkiye’den çok daha iyiydi. Sessiz sedasız iyi iş yapan isimler arasında ilk turda 13.lüğe düşüp 6. olan Rosberg ve Toro Rosso’ya en iyi sonucu getiren sezonun şanssız ismi Buemi de vardı.
Yayına gelince, aslında anlatımımdan memnunum. Yarışın bazı bölümleri çok heyecanlı geçti ve ben keyif aldım. Ama iki defa bağlantının kopması çok kötü oldu. İnanın bu gibi durumlarda, ben seyircilerden daha çok sinir olup üzülüyorum. Daha önce bir kere daha Kanada’dan yarış anlatmıştım ve böyle bir durum ilk defa başıma geldi. Sesin koptuğu ana kadar belki 6 saat İstanbul’a bağlı kalmıştık toplamda ve en ufak bir sıkıntı yaşanmamıştı. Merkez de, ses bağlantısını yeniden kurmaya çalışırken, yarıştaki iki reklamı girdi mecburen. Ve bu iki reklamın zamanlaması da çok kötü oldu. Bu açıdan sizlerden özür diyorum. Normalde reklam ayarlamalarına ne kadar dikkat ettiğimi biliyorsunuz. Bazen saat geldiği halde çekişme olduğu için 10-15 tur reklamı geciktirdiğim veya onbard görüntünün bitmesini beklediğim oluyor. Aslında yine kafamda bir tur hesabı yapmıştım. Ama olmadı.
Yayının sonundaki çevirilerim de Cumartesi’ye göre daha iyi oldu. Bu kez bana gelen sesler çok daha iyiydi ve çok zorlanmadım.
Uzun Kanada seyahatine böylece noktayı koymuş olduk. Ama Türkiye saatiyle Pazartesi gece yarısı yola çıkıp, Salı akşamüstü İstanbul’a varacağız ancak. Sonrasında bir hafta çalışma ve devamında Valensiya…
Bu yazıyı paylaş:
|