Gerçekten de, özellikle ilk turu ve son turları, büyük çekişmelere sahne olan bir yarışı izledik. Yarış öncesinde, bu kadar çok geçiş görmeyi beklemiyordum.
Öncellikle her zamanki gibi gün özetlerini yazamayışımın ana sebebi, iki hafta sonra yapılacak olan Avrupa Ralli Şampiyonası organizasyonumuz Boğaziçi Rallisi. Tıpkı WRC’den önce olduğu gibi, yarışa kadar her an, bu ralli için çalışmak durumundayım.
Cumartesi gününe damgasını vuran olay, Red Bull’un polü ya da ilk çizgiyi alması değil, takım içindeki ön kanat çekişmesiydi. Takımın şampiyona puan durumu ve FP3’deki sıralamaya bakarak kanadı Vettel’e verdik açıklamasının ardından, taraf tutma hikayeleri yeniden gündeme geldi. Horner ve takım yönetiminin bu politikanın gerçekçi ve adil olduğunu kanıtlayabilmesi için, gelecekte benzer bir durum oluşursa yine aynı stratejiyle hareket emesi gerekecek.
F1 Racing’de de yazdığım gibi Webber’in yakaladığı form, anlaşılan takım yönetimini de şaşırtmış durumda. Geçtiğimiz yıl başlayan Vettel – Webber ortaklığında, genç alman pilotun büyük bir üstünlüğü vardı. Önceki kış geçirdiği kazada ayağının kırılması sebebiyle iyileşme süreci içinde sezona başlayan Webber, ilk yarışlarda hafif hafif topallıyordu hatta. Yeteneğiyle geleceğin şampiyonu gözüyle bakılan Vettel, özellikle sıralama turlarında Webber’i büyük bir farkla mağlup etti (14-3), ondan daha fazla galibiyet ve podyum başarısı elde ederek, sezonu ikinci sırada bitirdi. Kısacası, geçen sene işler Vettel’in ve belki de takım yönetiminin istediği gibi gitti.
Webber’in galibiyetten sonra ‘ikinci pilot için hiç de fena değil’ ve ‘böyle olacağını bilseydim asla sözleşme imzalamazdım’ demesi, bu tansiyonun ileride de düşmeyeceğini gösteriyor sanki.
Yarışa gelirsek, startta Vettel’in ilk metrelerde yavaş kalması, ona çok pahalıya mal oldu. Webber içeriye daldı, tıpkı İstanbul’da olduğu gibi yerinde sımsıkı durdu ve Copse’un çıkışında da normal çizgiye yanaşarak Vettel’i kaçış alanına gönderdi. Bana kalırsa bu kısım, sert ama güzel bir mücadeleye sahne oldu. Alonso-Massa temasının ardından, çok fazla gürültü patırtı kompasa da, bu temas Massa’nın tüm şansın öldürdü. Alonso’nun da tıpkı Vettel gibi kötü start aldığını söylemeliyim.
Önü açıkken, yani liderken, diğer otomobillerin RB6 ile başa çıkma şansı yoktu. Yarış da aynen bu şekilde geçti. Güvenlik aracı periyodundan sonra da, Webber istediği zaman tempoyu artırıp arayı açtı. Vettel de güvenlik aracı periyodundan da faydalanarak, beklemediği kadar fazla puan almış oldu. RB6’nın özellikle hızlı virajlarda, öndeki otomobilin türbülansına rağmen ulaştığı sürat beni gerçekten şaşırttı. Mesela Ferrari’de, türbülansa düştükten sonra çok daha büyük bir sıkıntı ortaya çıkıyor. Belki de bu nedenle geriye düşen Ferrari pilotları, otomobilin önü açıkken ki hızına yaklaşamıyor.
Hafta sonuna çok kötü başlayıp iyi bitiren takım McLaren oldu. Cumartesi’den sonra 2.lik ve 4.lükle ayrılmaları, çok büyük bir hediye oldu onlar için. Tabii İngilizlerin beklediği zafer gelmedi ama, bu şartlarda Red Bull’a sadece 1 puan kaptırmak büyük bir başarı.
Alonso yine tartışmalı bir cezanın ortasında kaldı. Evet, Kubica ona çimenden başka gidebilecek yer bırakmadı; ama Alonso’nun rakibini geçtikten sonra ona yer vermesi ve sonra savaşmaya devam etmesi her şeyi çözerdi. Zaten takım da bunu yapmak istemiş, ancak talimat gelene kadar hem Alonso bir başka rakibin daha geçti, hem de Kubica yarış dışı kaldı. Bu şartlarda, komiserlerin ceza vermekten başka çaresi kalmadı.
Rosberg, Mercedes’e yeniden hayat verdi ve Schumacher’i bir hafta sonu daha, açık şekilde mağlup etti. Barrichello ve Kobayashi, Valensiya’da bıraktıkları hızdan ve istikrardan devam ettiler aynen. Sutil’in de iyi savunma yaptığını söyleyelim.
Silverstone’daki seyirci ilgisi her zamanki gibi muhteşemdi. Daha önceki yıllarda da anlatmıştım; İngiltere’deki seyirci bambaşka. Belki de takvimdeki en bilgili seyirci topluluğu burada. Fanatik şekilde tutukları pilotlarını bile, altındaki otomobilin performansına göre yargılıyorlar.
Yayınlara gelirsek, hem Cumartesi hem de Pazar günkü yayınlarımdan memnunum. Çevirilerim de makul derecede iyiydi. Son turlarda Vettel’in yarattığı heyecan dalgasını kesmemek için reklama gitmeme kararım doğru oldu. Atakları kaçırmamış olduk.
Dediğim gibi Silverstone standartlarına göre güzel bir yarış oldu. Darısı Almanya’nın başına..
Bu yazıyı paylaş:
|