Formula 1’in rekorlar kralının, 10 yarışın ardından sergilediği performans, kariyerinin en kötü yarım sezonunu geçirdiğini gösteriyor. Buna kariyerindeki ilk 10 grand prix de dahil. 10 yarışta sıralama turlarında takım arkadaşı Rosberg’e tam sekiz kez geçildi, finiş gördüğü dokuz yarışın yedisinde yine Rosberg’in gerisinde kaldı, en iyi grid derecesi 5.lik, en iyi yarış sonucu ise 4.lük. Yani kariyerinde 68 pole pozisyonu olan Schumi, bu sene gridde ikinci çizgiyi bile göremedi. 91 yarış zaferi ve 151 podyumu olan Schumi’yi, Cumartesi ya da Pazar günleri bir TV röportajında göremedik. Kısacası rakamsal açıdan F1’in efsanesi olan Schumacher, kendi belirlediği başarı kıstaslarının çok, ama çok altında.
Peki bu kötü durumu nasıl açıklamak lazım? Acaba 41 yaşındaki Schumacher hızını kaybetti mi? Yani artık ondan geçti mi? Yoksa otomobilin kötü, yavaş oluşu ya da onun stiline uygun olmayışı yüzünden mi durum bu kadar dramatik? Ya da bizim anlayamadığımız bambaşka şeyler mi var?
Schumacher’in geri dönmenin bu kadar zor olacağını düşünmediğine inanıyorum. Sezon başında bana ‘Schumi ne yapar?’ diye soranlara ‘Yarış kazanabilir, ama şampiyonluk için mücadele edemez’ demiştim. Şu anda, normal şartlar altında bir yarış galibiyeti bile çok zor gözüküyor.
Öncelikle Formula 1’de ortam, Schumacher’in şampiyon olduğu yıllara göre çok farklı. 1994 ve 95’te onu zorlayacak kalitede bir pilot yoktu pistlerde. 2000’de Hakkinen ile iyi bir mücadele yaşandı, 2001-02 ve 04’te otomobili açık ara gridin en iyisiydi. 2003’te daha vasat bir otomobille genç Raikkonen son yarışa kadar mücadele etti. Son sezonu 2006’da tacını, yenildiği Alonso’ya bırakıp emekli oldu. Yani Schumacher, kariyerinin hiçbir döneminde, pilotaj anlamında bu kadar kuvvetli bir gride karşı mücadele etmedi. Yedi şampiyonluğunun sadece ikisinde (2000 ve 2003) nispeten kendininkine denk bir otomobil ve gerçekten hızlı bir pilota karşı zafer kazandı. Şu anda işler iyi giderse her yarışta kazanmaya oynayabilecek tam beş tane rakibi var (Hamilton, Button, Webber, Vettel ve Alonso).
Onun yokluğunda değişen F1’de yarışlar veya şampiyonluklar kazanan bu isimleri Schumacher’in diğerlerinin gözünü korkutan imajını, yenilmezlik aurasını kırdılar adeta. İşlerin kötü gitmesi ve o yokken F1’e başlayan Buemi, Alguersuari, Sutil gibi isimlere pist üstünde geçilmesi de, önceki imajını iyice zedeledi. Bu pilotlar, Schumacher’den çekinmiyor ve onu yenebileceklerini gayet iyi biliyorlar. Yani Schumi, psikolojik anlamda 2000’lerin başındaki avantaja sahip değil.
İkinci F1 kariyerinde, Schumacher’in ilk dönemde alıştığı avantajların hiçbiri ortada yok. Hatırlayın, Ferrari zaman zaman üç ayrı pistte limitsiz testler yapardı; tartışmasız en büyük bütçeye sahipti; tüm geliştirme çalışmaları ona uyacak şekilde yönlendirilirdi; Bridgestone kralı memnun etmek için ona özel hamurlar üretir; gelecek sezonun otomobili ona uyacak şekilde tasarlanır; zaten onun seçtiği takım arkadaşları ve test pilotları (Irvine, Barrichello Badoer, Massa) bile takımdan ziyade onun için çalışırdı. Çünkü Ferrari demek, Schumacher demekti. Ferrari’nin kazanması için, Schumacher’in mutlu olması yeterliydi.
Artık Formula 1’de takımların kadroları sınırlı; Mercedes’in bütçesi takip ettiği üç takımdan da küçük; sezon içi testleri hiç yok; rüzgar tüneli çalışmalarında bile kısıtlama var; herkes aynı lastiği kullanmak zorunda; bu seneki Mercedes, stili Schumacher’e göre bambaşka olan Button hesaba katılarak tasarlandı; son olarak takım arkadaşı Rosberg, onu yenebilecek hıza ve daha da önemlisi onu yenebilme özgürlüğüne sahip.
Otomobiller de teknik anlamda çok değişti bu üç sene zarfında. Yani Schumacher, bütün sezonu sekiz motorla çıkarması gereken, onun bıraktığından 150 kilogram daha ağır, ağırlık dağılımı tamamen farklı, slick lastikleri takılı, Button için tasarlanmış ve geçen senenin son anına kadar süren Brawn’ı şampiyonluk mücadelesi nedeniyle çok da faza geliştirilememiş bir otomobilin direksiyonuna oturdu. Üstelik tüm bu yeniliklere, yeni çevreye, atmosfere, takıma, otomobili ve lastiklere uyum sağlayabilmesi için en fazla dokuz test günü vardı önünde. Yani eskiden Schumacher’in sıradan bir sezonun bir ayında turladığı kadar bir süre sadece.
2009’a göre daralan slick lastiklerin beraberinde getirdiği yol tutuş karakteristiği de Schumacher’e garip geldi. Alman pilot, kariyeri boyunca ön tarafı çok daha hassas ve çevik olan, istediği an istediği tarafa yönlendirebileceği bir buruna sahip otomobillerle başarıya ulaştı. Ama bu seneki otomobillerin genel karakteristiği, onun istediğinden çok uzak noktalarda geziniyor.
Üstelik tüm bu faktörlerden dolayı Schumacher, ilk kariyerinde olduğu gibi ‘otomobilin geliştirilmesini beklemek’ yerine, otomobile uymak durumunda. Daha ilk testlerden sonra otomobildeki teknik sorunları, kendi sorunlarını ve ne yapılırsa hızlanabileceğini keşfettiğine eminim. Ancak bu sorunları çabucak giderebileceği bir ortam yok şu anda.
Sonuçta yaşlanmış olsa bile, 91 yarış ve yedi şampiyonluk kazanmış birisinin nasıl kazanılacağını, nasıl otomobil sürüleceğini unutmuş olamaz. Fittipaldi ve Andretti, ondan çok daha yaşlıyken Amerika’da yarışlar ve şampiyonluklar kazandılar. Bence onu yargılayıp ‘artık iş işten geçmiş’ demeden önce 2011 sezonunu beklemeliyiz. Eminim iki yaşlı kurt Brawn ve Schumacher, gelecek sene kazanabilecek bir otomobil için neler yapılması gerektiğini çoktan belirlemiştir. Gelecek sene de, durum bundan farklı olmazsa, defteri dürebiliriz.
Ne olursa olsun, Formula 1’in en çok rekor kırma rekoruna da sahip olan bir efsanenin, şu anki performansı, onun geçmişte başardıklarını asla gölgeleyemez. Onun ünü o kadar büyük ki; hiçbir şey başaramadan bu ikinci kariyerini noktalasa bile, 10 yıl sonra bu dönem hatırlanmayacak hiç. O yine yedi kez dünya şampiyonu, Formula 1’in kralı olarak anılacak. Tıpkı 40 yaşından sonra geri döndüğü NBA’de 40 sayı atıp yeni bir rekor kırsa da, büyük bir başarıya imza atamayan adaşı gibi…
Bu yazıyı paylaş:
|