Beni hatırla
 
Her zamanki gibi güne sabahtan başlayalım. Daha önce de anlattığım gibi Spa’ya ulaşmak gerçekten sıkıntı. Yollar hep orman içinden geçiyor ve genelde tek şerit gidiyor. Onun için sabah 08:30’da yola koyulduk. Ara yollardan gitmeye çalışırken, dün geçtiğimiz önemli bir yol, kurulan Pazar nedeniyle kapandığı için, bambaşka ormanların içinden geçip, yaklaşık yarım saat yolu uzatıp başka bir yerden piste vardık.

Yayın öncesi yapmam gereken çalışmayı sabaha bırakmıştım, dün gece uyku tatlı gelince. Bu nedenle kahvaltıdan sonrası, aşağı yukarı son yarım saate kadar çalışmakla geçti. Bu esnada, yaklaşık 4.5 saat boyunca, zaman zaman yağmur yağdı, zaman zaman güneş açtı. Ama bu dediğim periyotların hiçbiri yarım saat bile sürmedi.

Yarış gerçekten de harikaydı. Anlatım odam, tam olarak Webber’in hizasındaydı ve daha ilk anda geride kalacağını gözlerimle gördüm. Startın ardından ilk virajın fazla dışarı taşma olmadan ve temas yaşanmadan dönülmesi büyük başarıydı.

Bu sene pek çok kez gördüğümüz gibi hafif ıslak pistte, slick lastiklere McLaren gerçekten çok iyi gidiyor. İlk turda son şikanda ilk beş otomobilin birden dışarı uçması ilginçti. Piste geri dönerken ceza almamak için daha keskin bir şekilde sağa dönen Button, bu dürüstlüğünden zararlı çıktı. Barrichello’ya gerçekten yazık oldu bu arada.

Alonso’nun yağmur lastiği kumarı tutmadı, çünkü yağmur durdu ve Ferrari pilotu ikinci kez pite girdi.

Yarışın en kritik anlarından birisi Vettel-Button çarpışması, daha doğrusu Vettel’in Button’a radyatörden girmesiydi. Bence Vettel, ideal çizgi için Button’ın biraz dışa kayacağını düşünüp büyük bir hızla içeri doğru geldi. Ama Button yerini değiştirmeyince, ona tam arka kanadın ortasında girmemek için dışa çıkmaya çalışırken, bu kez kontrolünü kaybetti ve İngiliz pilotla beraber kendi yarışını da mahvetti.

Bu sene gördüğümüz tablo şu: Vettel, Red Bull’un hızından faydalanıyor ve tek turda Webber’den daha hızlı. Ama yarışlarda istikrarlı, sakin, hatasız bir tempoyu tutturamıyor. Bir bakıyorsunuz üç tur üst üste en hızlı turu atıyor, bir bakıyorsunuz (gerçekten de Whitmarsh’ın dediği gibi) Formula BMW’de göreceğiniz türden hatalar yapıyor. Saf yetenek ve hız konusunda hiçbir şüphe yok. Ama henüz, bir şampiyonluk mücadelesini götürecek istikrarı ve zihinsel olgunluk seviyesini yakalayamadı bence. Çok hızlı olmasına rağmen, bazen duruma göre fazla vahşi kalıyor. 2009 sezonunda da, buna benzer hatalar yaptığını hatırlarsınız muhtemelen.

Hamilton’ın yarış başında açtığı fark, Rivage’da pist dışı ziyareti ve güvenlik aracı nedeniyle kapansa bile, İngiliz pilot yine çok hızlı ve kontrollü bir yarış çıkardı ve galibiyeti sonuna kadar hak etti. Bence günün en iyi isimleri, podyuma çıkan pilotlar oldular. Kubica pitte hata yapmasa, Webber’in onu geçebileceğini sanmıyorum. Fazladan gelen üç puan Avustralyalı için bir bonus oldu.

Dün yağmur duasına çıkan Mercedes pilotlarının istediği kısmen oldu. İlk geçişi sırasında ön kanadına hasar verdiği Rosberg, Schumacher’den intikamını almış oldu bir bakıma. Her iki pilotun da tırmanışı gayet iyiydi. Gerilerden gelen Alonso’nun da iyi puanlar alma şansı vardı. Ama yaptığı kaza bana Fuji 2007’yi hatırlattı. Fernando’nun bu pistteki karnesi, kariyerinin kalanıyla pek uyum sağlamıyor. O da, ağır bir yara aldı ve bir kez daha Almanya öncesindeki kadar geriye düştü. Üstelik artık sadece altı yarış kaldı geriye.

Sessiz sedasız Massa’nın iyi bir iş yaptığını görüyoruz. Massa ile Alonso arasında 32 puan var. Almanya’daki yer değiştirmeyle değişen 14 puanı hesaba katsanız, aslında 13 yarışın ardından aralarında sadece 18 puan, yani eski sistemle 8 puanlık bir fark var. Sonuca göre konuşmak değil bu yaptığım. Ama Alonso sezonu 6 puan gibi bir farkla şampiyon olarak bitirmediği sürece, Ferrari’nin bu pragmatik yaklaşımı tartışılacaktır. Massa’ya F1 tribünlerinden de büyük bir destek var. Pek çok yerde onunla ilgili pankartlar açılıyor. Konseyin vereceği kararı da merakla bekliyorum.

Değişen şartlar ve ıslak zeminlerde her zaman başarılı olan Sutil de iyi bir iş çıkardı ve bence pilot pazarındaki elini kuvvetlendirdi bugün. Petrov’un iyi yükselişine rağmen, 2010 için Sutil’in Renault ile adı anılıyor. Kobayashi de, 17.likten 8.liğe çıkarak dünkü hatasını affettirdi bir bakıma.

Sonuçta gayet keyifli bir yarış oldu. Sezonun şu ana kadar olan bölümünde otomobilin gücünden daha büyük bir başarı elde eden iki pilot var bence: Hamilton ve Kubica. Özellikle Kubica’yı çok takdir ediyorum. McLaren pilotunun da, İspanya ve Macaristan’da (kendi hatası değil) mekanik problemlerle 30 puanı bıraktığının altını çizmek lazım.

Webber ve Hamilton, şampiyonluk yolunda yalnız kalmaya doğru ilerliyorlar. Tabii ki daha köprünün altından çok sular akar, ama beş şampiyonluk adayından en istikrarlı ve hızlı olanların bu iki pilot olduğunu düşünüyorum.

Yayına gelince, öncelikle çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Sanıyorum bu keyif yayına da yansıdı. Bu seneki iyi yayınlarımdan birisi oldu bana göre. Çevirim de, bu gazla hareket edince iyi gitti. Sabah yayından önce, dün biraz vınlama yapan ISDN kodeki değiştirtmem işe yaradı.

Sırada bir başka klasik yarış olan Monza var. Bakalım İtalya’da, Ferrari’nin kalesinde neler göreceğiz?
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
29.08.2010 22:23:05
Sezonun en güzel yarışı nefis bir anlatımla yine perçinlendi.. Tebrikler usta :T
 
2.09.2010 14:57:48
Zevkli bir yarıştı. Yine Serhan abi harika bir anlatım yaptı bizlere. F1 Kulübündeki konularda harikaydı.
 
4.09.2010 18:36:11
F1 kulübüne daha genc daha dinamik bir spiker hiç fena olmaz hani. hem daha genc bir arkadasın sunacagı programı izleyen sayısı da cok olucaktır en azından benm düşüncem buydu. yarıs süperdi zaten diycek cok bişe yok :)
 
lamp83 s-sport