Beni hatırla
 
Dün gece gerçekten hiç uyuyamadım. Hep aklımda Massa ve bugün haberler kötü giderse neler söyleyeceğim vardı. Hatta kafam öyle şartlanmış ki, kabusla karışık Autosport’un web sitesinde Massa 1981-2009 başlığını bile gördüm. Gerçekten çok kötüydü.

Sabahtan itibaren padoktan aldığımız haberler biraz daha rahatlattı bizi. Massa’nın bu sene kesin yarışamayacağı söyleniyor. Ama önemli olan, zaten bir an önce sağlığına kavuşması. Yarışlar ikinci planda kalıyor, öyle değil mi?

Neyse, yarışa beş saat kala piste geldik ve Almanya’nın aksine hiç trafik çekmedik. Burada, otobanın üstünde emniyet şeridini F1 çalışanları ve medyaya ayırıyorlar, onun için sabah ulaşımı rahat oluyor. Yarış günlerinde, piste erken gelmeyi çok seviyorum. Hem rahat rahat hazırlık yapacak zaman kalıyor, hem de pistin doluşunu, hem de yarışın yaklaşmasını izliyorum.

Dün ilk yayından önce Okay Karacan bana ‘McLaren ne yapar?’ diye sorduğunda ‘En azından podyuma çıkar, galibiyet için bile savaşabilir’ deyince, bana okuduğu yorumcuların McLaren’e hiç şans tanımadığını söyledi. Aslında Macca’nın Budapeşte’de iyi olacağının ilk sinyalini, 5 hafta önce McLaren’deki arkadaşımız Enes bana söylemişti. Nürburgring’deki Hamilton’ın performansı, hakikaten iyiydi, ancak patlayan lastikle beraber yarışta neler yapabileceklerini göremedik.

Aslında Hamilton’ın daha iyi bir start alacağını umuyordum. Alonso, daha ilk metrelerde harika kalktı hafif otomobiliyle. Vettel nedense çok yavaş kaldı. Raikkonen’in öne fırlayışını da çıplak gözle gördüm. İlk virajdan sonraki hızlanmada Webber’in öne geçmesi çok kritikti.

Aslında Alonso’yu podyum denklemine zaten dahil etmemiştim kafamda. Fakat yarış dışı kalışı, aynı Hungaroring 2006 gibi oldu. Bence Piquet’yi Renault’da son kez izledik. Hamilton daha 12. turda öne geçince, yarışı kazanacağı belli oldu aslında. Ama yayında, bu kadar kesin konuşup, seyircilerin keyfini kaçırmak olmuyor.

Webber, ikinciliği pit-stoptan sonra orta bölümde sert lastiklerle attığı turlarda kaybetti aslında. Kimi’nin o kadar gerisine düştü ki. Rosberg, yine çok sağlam bir performans ortaya koydu. İki Toyota’nın birden puan alması da, beklenmedik bir başarıydı bence.

Alkış yollamamız gereken bir başka isimse Alguersuari. Hakikaten hafta sonu boyunca ekrana yansıyan hiçbir hatası olmadı. Buemi’nin spini sayesinde, ilk yarışını takım arkadaşını önünde bile bitirdi.

Jenson Button, bence umduğundan çok daha iyi bir sonuçla pistten ayrılıyor. Webber’e 4 puan kaybetti, ama Vettel ve Barrichello ile arayı ikişer puan açınca, toplamda kaybı olmadı. Tabii ki Webber, arayı iki galibiyet puanının altına indirdi, ama sonuçta bu kadar kötü geçen bir hafta sonunda kabul edilebilecek bir durum bu. Bir yarış daha geride kalmış oldu üstelik.

Yarışın son kısımlar monotonlaşınca, başkanlık seçimi, 2010, pistin tarihçesi gibi konulara dalmak durumunda kaldım. Benim açımdan yayın iyi geçti. Genel olarak performansımdan memnunum. Çeviri de iyi gitti sayılır.

Sırada dört haftalık ara var. Gerçi başka işlerim olacak ama, bu arada en azından yeni siteyi açmayı umuyorum. Görüşürüz…
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport