İtalya, Fernando Alonso’nun zaferiyle coştu. Gerçekten de muhteşem bir atmosfer vardı pistte.
Dün gece 12 Dev Adam’ın zaferinin sarhoşluğuyla uyduktan sonra, sabaha yarışa dört saat kala pistin yolunu tuttuk. Gide gele, otel ve Monza arasındaki alternatif yolları da öğrendiğimiz için, bu kez Pazar günü olmasına rağmen 15 dakika içerisinde piste ulaştık.
Güne gayet keyifli başladım, çünkü Trulli’nin 2000 Jordan’ını koleksiyonuma kattım sabah sabah. Eşek arısı dekalli otomobili almayı ne zamandır düşünüyordum, iyi denk geldi.
GP2 yarışının ardında Porsche kupasını seyrettim ve yarıştan gözümü alamadım adeta. Muhteşem bir mücadele ve çekişme vardı. Sonra yayınla ilgili son hazırlıkları bitirip, yayını beklemeye koyuldum.
Tifosilerin coşkusu Ferrariler pitten çıktığı anda başladı. İki otomobilin gride getirilişi esnasında, herkes ayaktaydı.
Yarışa gelirsek, Button gerçekten çok iyi start aldı. İlk turda HAmilton, bana göre bu seneki en büyük hatasını yaptı. Evet, virajlarda yavaş kaldığı için diğerleri arayı açmadan atak yapması lazımdı. Ama o anda zaten en büyük rakibi Webber’i geçmişti. Kendi deyimiyle dünya şampiyonluğuna mal olabilecek bir hataydı bu. Zaten hafta sonunun başında, F kanalını kullanmama tercihi de sonradan yanlış çıktı. Yani onun için işler olabildiğince kötü gitti.
Pite kadar olan bölümde Button, muazzam baskıya iyi karşı koydu. İkinci sektörde hep biraz fark açtı, böylece Parabollica’da ya da start düzlüğünde atak yeme riskinden kurtuldu.
Yarışın anahtarı olan pit-stopta McLaren, galiba 0.8 saniye yavaş kaldı. Yani Button’a liderliği erken pite girmesi değil, pitte Alonso’dan daha çok zaman kaybetmesi kaybettirdi. Alonso, bu seneki en iyi performansını ortaya koydu ve zaferi hak etti. Galibiyet, pole pozisyonu ve en iyi turla birleşince, zaten her şey ortada oluyor. Massa’da, haftanın en iyilerinden birisiydi.
Vettel, bu sene gördüğümüz en sıra dışı taktikle, mucizevi bir dördüncülük çıkardı. Bir turda üç saniyeye yakın zaman kaybeden ve ‘motorum ölüyor’ denen Alman pilotun bu başarısı, takım içinde dengelerin Webber’e kaymasının da önüne geçmiş oldu. Yumuşak lastiklerin tüm yarışı çıkartması, herkesi şaşırttı.
Rosberg,, geri kalanların en iyisi olarak Webber’in önünde finiş görmekle bence iyi iş yaptı. Webber, az hasarla ayrılmayı düşündüğü yarıştan, şampiyona lideri olarak ayrıldı. Bana göre Hulkenberg ile ilgili sızlanmasında haklıydı.
Yarışın sonundaki atmosferi, gerçekten burada olup yaşamak vardı. 2006’da Schumacher’in galibiyetinde de buradaydım. Formula 1’de görebileceğiniz en büyük coşku, İtalya’da Ferrari’nin kazanması. Bunu, belki Brezilya’daki Massa galibiyetiyle karşılaştırabiliriz.
Genel olarak temposu çok yüksek, ön bölümde çekişmeli bir yarış izledik. Ama çok fazla atak göremedik. Yayınımdan memnunum. Çevirilerim de iyi oldu.
Şampiyonanın zirvesinde muhteşem bir tablo var. Beş pilot, beş yarış ve sadece bir galibiyetlik puan farkı. Avantaj Webber’e geçti. Singapur ve Suzuka’da Red Bull’un rahat kazanması bekleniyor çünkü. Bana göre Red Bull, MOnza’dan McLaren’den fazla puanla ayrılarak çok büyük bir adım attı şampiyonluk yolunda. Kalan pistlerde, ancak Red Bull kaybederse McLaren takımlar şampiyonu olabilir.
Kısacası sezon sonunu nefesimizi tutarak, tırnaklarımızı yiyerek seyredeceğiz. Bu arada bu yazıyı, pit duvarı üzerindeki fotoğrafçılar kulesinde yazdım. Şimdi otele dönüp, 12 Dev Adam’ı destekleme zamanı. İtalyanlar sevindi, sıra bizde…
Bu yazıyı paylaş:
|