Beni hatırla
 

Öncelikle, her zamanki günlük özetleri yayınlayamama sebebimi anlatayım. Yayında da söylediğim gibi, Pekin’den Paris’e uzanan klasik otomobil yarışı iki hafta sonra Türkiye’den geçecek. Bu yarışla ilgili bilgileri www.peikingparis.com ve www.pekindenparise.com sitelerinden bulabilirsiniz.


 


Dolayısıyla bir ralli zamanı kadar olmasa da, iş anlamına yine yoğun günler geçiriyorum. Böyle olunca da, kendi sitemle bile ilgilenecek çok fazla zaman kalmıyor.


 


Öncelikle bu hafta sonu ki yağmur beklentisi, bu sene pek çok kez gördüğümüz gibi boş çıktı. İşin ilginç yanı, Cumartesi günü yağan yağmurdan yedi saat sonra bile hala pist üstünde ıslak bölgelerin kalmış olmasıydı. Güneşin batması ve %90’ları bulan nem yüzünden asfalt kurumuyor bir türlü. Hatta gecenin ilerleyen saatlerinde asfaltın havadan daha soğuk olması gibi, F1 için sıra dışı bir durumla karşılaşılıyor. Bu ıslak kalan bölgelerden biri Petrov’un tıpkı Spa’da olduğu gibi avlanmasına neden oldu.


 


Sıralama turlarının, daha doğrusu hafta sonunun yıldızı Alonso oldu. Red Bull’un Macaristan’daki gibi tur başına bir saniye olmasa bile, Ferrari ve McLaren’den daha hızlı olması bekleniyordu. Ama antrenman seanslarının ardından, sıralama turlarında Red Bull pilotları her şeyi bir araya getiremediler. Özellikle açık sözlülüğüyle tanınan Webber’in, ‘beşincilikten fazlasını hak etmedim’ sözleri, F1 pilotlarından pek duyamayacağımız türden bir demeçti. Hal böyle olunca, sadece Alonso’nun değil, McLaren pilotlarının da, Vettel ve Webber’i mağlup etmek için iştahı kabardı.


 


Uzun zaman sonra ilk sıralama turlarına çıkan Heidfeld ve Klien, bana göre iyi iş yaptılar dün. Aynı şey, 0.1 saniye ile takımın ilk Q3 derecesini kaçıran Alguersuari için de geçerli.


 


Son aylarda startta sürekli yer kaybeden RB6’nın yine yavaş kalabileceğini bekliyordu rakipleri. Ama durum böyle olmadı. İlk beş pilotun ilk viraja gelirken yerlerini korumuş olması, pozisyon değişikliğini strateji ve Güvenlik Aracı müdahalelerine bırakmış oldu.


 


İlk on tur içinde görüldü ki; MP4-25 Red Bull ve Ferrari ile başa çıkacak hıza sahip değildi. Alonso ve Vettel, her turda arkadakilerle arayı biraz daha açtı. İtalya’da Vettel’i en geç pite sokarak nefis bir hamle yapan Red Bull pit duvarı, bu kez başka bir risk alıp Webber’i erkenden pite soktu. Bu hamle, Güvenlik Aracı içeri girmese bile Avusralyalı pilotu, McLarenler’in önüne taşıyacaktı. Aynen de öyle oldu.


 


Gelelim gecenin en çok konuşulan anı, Webber-Hamilton çarpışmasına. Yayında da söylediğim gibi, bana göre bu tipik bir yarış kazası. Kazada doğrudan suçlanabilecek bir taraf yok. Hamilton, muhtemelen bir daha böyle bir fırsatı yakalayamayacağını düşünerek dışta olmasına karşın atağa devam etti. Webber ise olabildiğince içeriden viraja girmiş olsa bile, ayağını gazdan çekmedi. Sonuçta ortada bir şampiyonluk iddiası var ve kimse kaza yapma pahasına da olsa ayağını gazdan çekmiyor. Mesela Hamilton aynı atağı, Rosberg ya da Barrichello gibi bir pilota yapsaydı muhtemelen bu temas yaşanmazdı. Bu olay bana Fuji 2008’deki Hamilton-Massa temasını hatırlattı.


 


Kazayı anlattıktan birkaç tur sonra, ‘bu anlatıma takılacak Hamilton fanları olacaktır mutlaka’ diye düşünmüştü. Bu düşüncemde yanılmadığımı, yarıştan hemen sonra Twitter’ kontrol ederken anladım.


 


Tabii yarıştan sonra Webber’in lastiğinin yarım santimetre daha kaysa, janttan sıyrılarak patlayacağını görmek inanılmaz oldu. Bugün şans melekleri, kariyeri boyunca genelde şanssız olan Webber’in yanındaydı anlaşılan. İşin bir diğer boyutu da, iki yarış üst üste yaşan temaslalar Hamilton’ın kalmasına karşın, Massa ve Webber’in hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmesi. Bu da akıllara ‘Acaba McLaren, rakipleri kadar sağlam değil mi?’ sorusunu getiriyor. Takım patronu Whitmarsh, hala pilotunun arkasında olsa bile, son dört yarışta üç kez kalan Hamilton’ın şampiyonluk şansı iyice azaldı.


 


Vettel zaman zaman farkı bir saniyenin altına indirse de, Alonso’ya atak yapabileceği bir pozisyonu yakalayamadı. Sonuçta riskli bir atak yapsa, tüm şampiyonluk umutlarını yok edebilirdi.


 


Alonso ve Ferrari, üst üste ikinci yarışı kusursuz şekilde tamamladı: pole pozisyonu, en hızlı tur ve galibiyet. Bugün start ışıklarından damalı bayrağa kadar, Vettel’in çok yoğun baskısına rağmen kontrolü hiç elden bırakmadı ve zaferi hak etti. Böylece Belçika’dan sonra herkesin üstünü çizdiği İspanyol pilot, bir anda Webber’in en büyük rakibi haline geldi. Son beş yarışta üç zafer, bir ikincilik ve bir yarış dışı.


 


Webber, tıpkı Belçika ve İtalya’da olduğu gibi kötü başlayan yarışı, minimum hasarla (hatta karla) kapatmayı başardı. Button, yarışın hiçbir anında podyumu yakalayacak kadar hızlı gözükmedi. Yarış mühendisinin tüm teşviklerine rağmen, ne Webber’i ne de daha önce Hamilton’ı zorlayacak hıza sahipti. Bu tabloyla son dört yarışta şampiyonluğu zorlaması, çok zor. Hele Kore yapılmazsa, McLaren pilotlarının şansı sıfıra yaklaşır.


 


Günün sessiz sedasız iyi iş yapan pilotları arasında Rosberg ve Barrichello vardı. Kubica için ayrı bir parantez açmak lazım. Polonyalı pilot, mükemmel bir sezon geçiriyor ve neredeyse her yarışta otomobilinin ötesinde bir sonuç almayı başarıyor. Evet, yeni lastikleriyle büyük yol tutuş avantajı vardı. Ama yine de bu avantajı sonuna kadar kullanıp, harika ataklar yaptı arka arkaya. Günün istikrarlı isimleri Sutil ve Hulkenberg’in aldığı cezalarla sekizinciliğe çıkan Massa, Ferrari’ye puan getirmeyi başardı.


 


Sonuçta Güvenlik Aracı’nın iki müdahalesi ile birlikte olsa da, keyifli bir Singapur GP’si izlediğimizi düşünüyorum. Yayın anlamında çıkardığım işten memnunum. Yarışın uzun ve rutin geçebileceğini düşünerek, pek çok not alıp, dersime iyi çalışmıştım. Zaman zaman bu notları aktarma fırsatını buldum. Çevirim de iyi oldu sayılır. Webber’in birkaç kelimesi hariç, çok fazla bir şey kaçırmadım. Umarım sizler de keyif almışsınızdır yarıştan ve yayından.


 


Sırada, pilotların favori pisti Suzuka ve onun öncesinde yapılacak olan çok iş var.


 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
26.09.2010 23:32:08
twitter da da dediğim gibi serhan abi benim için tatsız tuzsuz bir yarıştı önce heikki nin yanması ve daha önemlisi senin anlatımın dışında yani sen olmasan izlenmez bu yarışlar:))
 
27.09.2010 12:11:19
serhan abi ben yarısı normal saatında izliyemedm. kacırdım. tekrarını izliyim dedim ve TRT`nin sitesinden yayın akısına baktım ve yarısın tekrarını TRT 3 de saat 4.50 olarak gösteriodu ama 4.50`de TRT 3 de tenis turnuvası vardı uzunca bi süre bekledim ama yayınlanmadı yarısın tekrarı. bunun sebebi nedir acaba_??
 
1.10.2010 21:09:06
Benim için de arkadaşların dediği gibi tatsız tuzsuz bi yarıştı serhan abi sevindiğim tek nokta FERNANDO ALONSO nun 1. olması... Ferrari son yarışa kadar şampiyonluğu kovalayacağını gösterdi. F10 adeta uçmaya başlamış çünkü RB6 yetişmeye çalıştı ama eremedi F10 a.
 
lamp83 s-sport