Beni hatırla
 
Daha önce Singapur hafta sonunda belirttiğim gibi Türkiye’den geçmekte olan Pekin Paris yarışı nedeniyle günlük özetleri yazma şansım yoktu bu hafta sonu. Hatta bu yazı için bile, ilk defa bu kadar geç kalmış oldum.

 Japonya’da, meteoroloji tahminlerinin belki de ilk defa bu kadar kesin şekilde tuttuğunu gördük bu sene. Hakikaten de yoğun yağmur sıralama turlarını vurdu ve Pazar günü beklendiği gibi güneşli havada geçti.

 Sıralama turlarındaki bekleme periyodu, herkes için sıkıntılı oldu sanıyorum. Arada giren ve Erbatur ile Tayfun’un harikalar yarattığı bantlarla durumu biraz idare ettik. Neyse ki Brezilya 2009’un aksine, sıralama turları başlamadan ertelemeler geldiği için, hiç olmazsa seans bölünmesi yaşanmamış oldu.

 Aslında hava çok kararmasa, FIA bir yarım saat daha bekleyebilirdi; ancak sonucun değişmeyeceği net şekilde anlaşılmış oldu. Beklenen bir buçuk saatlik sürenin sonuna doğru, yağmur kesileceğine daha da şiddetli şekilde yağmaya başladı. Red Bull’un pilotları ve tüm takım elemanlarıyla saatlerce yağmur altında bekleyen Japon fanları selamlayıp alkışlaması güzel bir hareket oldu bence.

 Böylece 2005 Monako’dan beri ilk defa aynı günde sıralama turları ve yarışın yapılması durumu ortaya çıktı. Vettel’in sık sık dile getirdiği gibi, Suzuka resmen Rb6 için tasalanmış bir pist. Hafta sonu boyunca neredeyse her turda Ferrari ve McLarenler’e ilk sektörde 0.3 ile 0.5 saniye arasında bir fark atmayı başardılar. Dolayısıyla Red Bull’un ilk çizgiyi alması, hiç de sürpriz olmadı. Hamilton’ın beş sıra geriye düşme cezası İngiliz pilotun işini çok zorlaştıracaktı zaten. Button’ın sert lastik taktiğinde, bir tur daha az benzin alması kendinin Alonso’nun önüne taşıyabilirdi.

 Starttan önce gride gelirken Di Grassi’nin yaptığı kaza için hala net bir açıklama yok. Pilotaj hatası gibi duruyor. Ama bence bu hata, bir pilotu koltuğundan edebilecek kadar büyük bir hata. Startta Petrov-Hulkenberg ve Massa-Liuzzi temasları, Massa hariç koltuklarını koruma derdinde olan bu pilotlar için çok kötü oldu.

 Sezonun istikrar abidesi Kubica, bence podyumu yakalayabilecek hıza sahipti, ona da yazık oldu. Güvenlik aracı çıktıktan sonra, Red Bull’un arayı açıp gitmesini bekliyordum, aynen de öyle oldu. Kritik olan nokta, bence pistin yol tutuşunun beklenenden daha çabuk artması ve buna bağlı olarak yumuşak lastiklerle ciddi bir mesafenin kat edilebilmesi oldu. Bu faktörle güvenlik aracı turları birleşince Button’ın stratejisi devre dışı kalmış oldu. Bence McLaren, Hamilton’ın üçüncü vitesi kırılmasa, Button’ı daha uzun süre pistte tutup Hamilton’ın öndeki üçlüyü yakalamasını sağlayabilirdi. Sonuçta Button’ın mevcut strateji ile normal şartlarda beşincilikten öteye gidemeyeceği çok önceden belliydi.

 Atak göremesek de Mercedes pilotlarının çekişmedi de güzeldi. Özellikle sezon ortasında ciddi taktik hatalar yapan pit duvarı yönetiminin Rosberg’i erken pit alma stratejisi, gerçekte işe yaradı. Schumacher, yarışta Rosberg’den daha hızlı gözüktü ve son aylardaki en iyi performansını sergiledi.

 Lotus’un sezonun en iyi derecesini alması da, onlara büyük bir moral sağlamanın yanı sıra takımlar şampiyonası onunculuğu açısından da önemli.

 Ayrı bir parantez Kobayashi için açmak lazım. Japon pilot, Suzuka’da adeta hayatının yarışını çıkardı, yeni lastiklerinin avantajıyla korkusuzca ataklar yaptı. Seneler önceki Sato’yu hatırlattı ve günün yıldızıydı bana göre. Pek çok seyircinin uyanık kalmasını sağladığına eminim.

 Vettel ile Webber’in son turlarda oynadıkları tehlikeli ‘en hızlı turu ben atmalıyım’ oyunu, takım içindeki rekabetin son üç yarışta nasıl bir hal alabileceğini gösteriyor. Red Bull’un ilk iki sırayı almasının neredeyse garanti olduğu yarışta, bu ikiliden sıralamayı kazananın yarışı alıp götürmesi muhtemeldi, aynen de öyle oldu. Alonso yine geri kalanların en iyisi olarak, puan farkı biraz açılsa biler yarışın içinde kalmayı başardı. Bence İspanyol pilot, kalan dört yarıştan Red Bull’a göre en dezavantajlı olacağı yarışı gayet iyi bitirdi.

 Gerçekçi konuşmak gerekirse, McLaren pilotlarının şansı iyice azaldı. Otomobil, üst üste üçüncü yarışta Ferrari ve Red Bull ile mücadele edebilecek bir hıza ulaşamadı. Webber, Alonso ve Vettel’in çekişmesi ise Abu Dabi’nin damalı bayrağına kadar sürecek galiba.

 Yayınlarımdan memnum sayılırım. Uzun zaman sonra aynı günde yaklaşık dört saat yayın yapmak biraz tuhaf geldi, ama büyük bir sıkıntı yaşamadım.

 Bakalım yeni yarış Kore, bize neler getirecek?
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
14.10.2010 23:28:50
Serhan, Kobayashi`ye sık sık vurgu yapıyordun. Seninde tahminin gibi Kobayashi çok yetenekli, tehlikeli ve gelecek vaat eden birisi. Umarım sonu iyi olur. F1`de, uzak doğuluların sonu genelde iyi bitmiyor..
 
lamp83 s-sport