Beni hatırla
 

Sezonun en keyifli sıralama turlarından birisini izledik bugün. Ama isterseniz, bu güne kadar Brezilya’da neler yaptık onu anlatayım. İtalya’dan bu yana ilk defa, tamamen ve sadece F1’e odaklandığım bir hafta sonu geçirdiğim için oldukça memnunum. Pekin-Paris klasik otomobil yarışı, TOSFED’in işleri derken tam anlamıyla F1’e odaklanmayalı bayağı oldu.


 Brezilya seyahatinin ilk üç günü gayet verimli geçti. Buraya Çarşamba gecesi, THY’nin İstanbul – Sao Paulo direk uçağıyla geldik. Geçen sene Dakar’da durup benzin alınan bu direk uçuş 17 saat sürüyordu. Ama bu sene yeni Airbus A340’lar sayesinde benzin molasından kurtulmuş olduk ve doğrudan 13 saatte Sao Paulo’ya indik. Bu kadar uzak bir yere tek uçakla gidebilmek, gerçekten büyük rahatlık oluyor. Ne kadar fazla aktarma, o kadar fazla pasaport ve güvenlik kontrolü, o kadar fazla gecikme, o kadar fazla bavulların kaybolma riski anlamına geliyor. O açıdan, adeta TRT ekibi için 2009 sonbaharında Sao Paulo direk uçuşunu koyan THY’ye teşekkür etmemiz lazım. Bu arada uçakta tek kişilik bile boş yer olmaması da ilginçti. Uçuş sırasında hem yayına çalıştım, hem de bir kitap bitirdim.


 Daha önceki yıllarda yazmıştım; Sao Paulo’da suç oranı çok yüksek olduğu için, geceleri sokakta olmanız pek tavsiye edilmiyor. Bilindik bir yer olsa dahi, taksiyle önüne kadar gidip; sonra taksi çağırdıktan sonra gelen taksiye binip geri dönmeniz lazım. Hele pistten çıkan F1 personeli ve medya mensupları açık hedef konumunda.


 Neyse, Perşembe sabahı taksi ile pistin yolunu tuttuk. Piste vardığımızda, bir Brezilya klasiği olarak, anlatım odasında sadece masa vardı yine. Beş kişiyi iki üç saat esir edip, monitörlerimi, internet hattımı, telefon hattımı, ISDN hattımı, kodek ve mikseri kurdurdum.


 Ama bu sene geçen yıla göre ana tribünü ve anlatım odalarını yenilemişler. Geçen yıl içeri girdiğimde, zaten köpek kulübesi kadar olan odanın içinde her tarafta bir parmak toz, onlarca ölü sinek, böcek, arı vs bulmuştum. Yani 2008 yarışından beri içeri hiç girilmediği çok açıktı. Bu sene, sonunda adam gibi bir anlatım odasına kavuşmuş olduk.


 Akşamüstüne kadar yayına çalıştıktan sonra, Erbatur ile pisti koşup çekim yapma olayına giriştik. Daha buraya gelmeden olayı konuşmuştuk. Çok keyifli oldu. Senna S’i tamamen yokuş aşağı, giriş tam anlamıyla kör; Ferra Dura harika ve çok ciddi bir tırmanış var; Juncao öncesindeki iniş ve sonrasında tırmanış da çok dik gerçekten de. Özelikle son bölümün dikliği, araç üstünden veya FOM kameralarından asla anlaşılmıyor. Keyifli bir çekim oldu.


 Perşembe gecesi ve Cuma sabahı yayına çalışmakla geçti. Bu arada bana ‘ISDN hattı Cuma açılacak’ dendiği için deneyemediğim hatla, İstanbul bağlantısını üç saatte kurabildik. O da tek yönlü; yani İstanbul reji ve doğal olarak siz beni duyabiliyorsunuz, ama ben yönetmeni duyamıyorum. Yayın giriş-çıkışlarını, reklamları MSN’den haberleşerek yapıyoruz. Dünyanın en teknolojik sporu için trajik bir durum.


 Aslında Brezilyalı TV Globo elemanları çok ilgili, ama Telekom altyapısı o kadar kötü ki, her sene yanı şeyi yaşıyoruz. Bir şekilde Türk Telekom ile Brezilya telekomu anlaşamıyorlar.


 Cuma ikinci antrenmanı seyretmek yerine, büyük usta Senna’nın mezarına gidip çekim yaptık. Mezarlık girişinde zorluk çıkarmaya kalktılar, ama kafamdaki Senna şapkası üstümdeki Senna tişörtünü görünce, ‘Bu manyaklara izin verelim’ diye düşündüler herhalde. Bu benim ikinci gidişim, geçen sene Cuma gecesi gelip Pazar gecesi döndüğüm için mezara gitmeye fırsat bulamamıştım. Bana on yıl önce ‘Senna’nın mezarına gideceksin’ deseler inanmazdım, ama işte üstadı ikinci kez ziyaret ettim bile. Bu kadar çok sevdiğim, her gün bir şekilde andığım ve belki de şu an, F1 işinde olmamı sağlayan adamın başında olmak gerçekten çok tuhaf bir duygu. Saygı, sevgi, keder; hepsini aynı anda hissediyorsunuz. Onu canlı görmeyi, seyretmeyi ya da anlatmayı çok isterdi; ama yetişemedik büyük ustaya. Yine de onu anmaya devam ediyoruz her gün.


 Gece boyunca yağmur yağdı Sao Paulo’da. Cuma gecesi ve Cumartesi sabahı son yayın hazırlıklarını yaptım. Sabah üçüncü antrenman öncesi piste varıp, işleri hallettik ve sıralama yayınına başladık.


 Yağmur şiddetini azalttığı için, yayın akışı anlamında bir problem olmadı. Hala klasik ‘F1 pilotu iyimserliği ile’ mücadeleyi bırakmayacağını söyleyen Button, ilk pes eden büyük isim oldu. Button’ın McLaren’in takımlar mücadelesine de pek bir faydası olmayacak gibi.


 Sıralamanın yıldızı tabi iki Hulkenberg’di. Son attığı iki tur da pol için yetiyordu. Tam gönderilmesi söylentileri çıkmışken, bu polü yarın ilk beşte bir finişe dönüştürebilirse, seneye Hulkeberg – Maldonado ikilisini görebiliriz gibime geliyor. Bakalım genç Alman, şampiyonluk mücadelesinde nasıl bir rol oynayacak?


 Red Bull’un takım içi savaşında Vettel, yine Webber’i geçti. Hamilton’ın Alonso’nun önünde start alması da kritik bir gelişme. Yağan yağmur nedeniyle muhtemelen kirli tarafın dezavantajı azalmıştır. Ama Senna S’e girişi görmek için sabırsızlanıyorum.


 Schumacher bir ara ikinci sıraya kadar çıkmıştı. Eski şampiyonu ilk iki çizgide görebilmek, iyi olurdu hakikaten. Massa da, tıpkı Button gibi bir kez daha bekleneni veremedi.


 Yayınımdan memnunum. Ama uluslar arası ses, bana çok kısık ve cızırtılı olarak geliyor. O nedenle, hem basın toplantılarında hem de takım telsizlerinde, bekleneni veremeyebilirim bu hafta. Onun için baştan özür dileyeyim.


 Her yayına çok çalışıyorum, ama bu hafta daha da çok çalıştım. Hatta dün gece, kendi kendimin çalışmasından sıkıldım diyebilirim. Ama elimde konuşacak çok malzeme var, dilerim yarın yarış keyifli ve çekişmeli geçer de, bunlara çok gerek kalmaz. Startta görüşürüz.


 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
7.11.2010 00:20:30
Üstadlar üstadın mabedinde..Biz ise TV başında pinekliyoruz...Hak mıdır bu :) ...Yayınını TRT`den seyredemedim ama şu an tekrarını bekliyorum TRT3`te inşallah şifre girmezler...Bu arada uçakta bitirdiğin kitabın adı ne idi?
 
7.11.2010 12:26:19
Sevgili İbrahim soruna ben cevap vereyim. Duyduğuma göre Stephen King`ten "Denetçiler"i okumuş Serhan abi :) Serhan abinin tuttuğu bu günlükler okurken çok keyif veriyor bizlere sanki oradaymışız gibi, teşekkür etmemiz lazım bu noktada.
 
8.11.2010 21:13:45
serhan abi yine harikalaryarattın çokgüzel anlattın hele senna nın video seyrederken gözyaşlarıma hakim olamadım anneme olayıanlattım oda agladı dilıne saglık serhan abi
 
9.11.2010 14:30:39
Onur: Kitabı Erbatur yanlış hatırlıyor, King`den Düzenleyiciler`i (The Regulators) okuyordum
 
10.11.2010 18:25:20
Düzeltme için teşekkürler Serhan abi. Yanlış duymuşum.
 
lamp83 s-sport