Beni hatırla
 

2011’in yeni versiyon Formula 1’i keyif vermeye, heyecan hatta gerilim yaşatmaya devam ediyor. Harika bir yarışı beraber izledik.

Öncelikle Cumartesi’yi bir hatırlayalım. Sıralama turlarında, son iki yıldır gördüğümüz üzere RB7, yine Q3’te ortaya çıkan ekstra 0.5 saniye ile ulaşılamaz durumda olduğunu gösterdi. Vettel, gerçekten de formunun zirvesinde, çok olgun, hiçbir şeyi şansa bırakmıyor ve sürekli kontrollü. Webber’in Cuma ve Cumartesi başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmedi herhalde. Ama Avustralyalı pilot, bu tür zor durumlara alışkın; zira kariyerinin 2010 hariç neredeyse tümü bu tür şanssızlıklarla geçti.

McLaren, yarış temposunda Red Bull’a benzer bir hıza ulaşsa da, tek turda hala çok gerideler. Soğuk havanın RB7’nn avantajını artıracağı zaten düşünülüyordu, öyle de oldu.

Ferrari’nin sıralama turlarında problem, devam etti. 150 Italia, tek tur üzerinde gerçekten yavaş kalıyor. Rosberg’e geçilmeleri de, ne kadar geride olduklarını gösterdi. Toro Rosso’nun 2.5 yıl sonra ilk ona iki otomobille kalması büyük başarıydı. Ama aynı performans, yarışa yansıtılamadı. Di Resta’nın yine Sutil’i geçmesi de altı çizilecek bir not.

Yarışın, daha sıcak bir havada yapılması lastik problemi olan ekipleri biraz olsun rahatlattı. Aslında Çin’deki heyecan, daha pit yolu kapanmadan önce başladı. McLaren mekanikerleri, öğrendiğimiz kadarıyla Hamilton’daki benzin sızıntısını giderebilmek için insan üstü çalıştılar ve bitime 30 saniye kala otomobili, en arka motor kapağı olmadan piste yolladılar. Grideki çalışmaları da son beş dakikaya kadar sürdü. Garajdaki işler yarım dakika daha gecikse, bambaşka bir yarış ve bir Vettel galibiyeti daha izleyecektik kısacası.

Startta Vettel, galiba devri biraz düşük tuttuğu için ilk anda sendeledi ve bu yarım saniyelik gecikme, McLarenler’in geçmesi için gereken fırsatı yarattı. Bunu derken Hamilton’ın, kendi zorlamasıyla kapıyı açtırdığının altını çizelim.

Malezya’da olduğu gibi, burada da yarışın anahtarı strateji ve lastik kullanımındaydı. İki pit-stopa karşılık üç pit-stop. İlk pitler bittiğinde, Rosberg’i lider görmek herkesi şaşırttı. Sonuca baktığımızda, üç pitin daha hızlı seçenek olduğunu görüyoruz. Yayında da sık sık dile getirdim; takımlar, hala öğrenme aşamasındalar. Üç dört yarış sonra yine birbirine benzer seçimler görmeye başlarız.

Hamilton’ın dün sıralama turlarında lastik saklaması da, bana göre bir trend başlatacak. Polden ümidini kesenler, bir set lastik tasarrufu için Q3’te tek zaman turu hakkı kullanabilirler.

Yarışta o kadar çok iniş çıkış ve atak oldu ki, bir kısmını hatırlamıyorum bile. Bence Ferrari’de Massa bugün çok iyiydi. Uzun süre 3 pit yapanlarla aynı tempoda turlar attı. Brezilyalı pilotun iyi bir sonuca şiddetle ihtiyacı vardı. Alonso’nun iki pite yetişmek için lastikleri bittiği halde, pistte kalmaya devam etmesi, yarıştaki şansını öldürdü. Acaba Ferrari, esnek davranıp yarış içinde üç pite dönebilir miydi? Bilemiyorum. Ama kırmızılı çocuklar, yine sıkıntılı bir yarışı geride bıraktılar. Ferrari, henüz podyuma çıkamadı.

Mercedes’te Rosberg, gelecek için umut vaat etti podyum savaşına ortak olarak. Harika bir başlangıç yapan Schumacher, yarış içinde Malezya’ya göre daha dirençliydi. Bugün üçüncü büyük güç olabilecek potansiyeli gösterdiler. Stratejik anlamda da başarılı bir gün geçirdiler.

McLaren’de Hamilton ve Button’ın, birbirlerini tehlikeye atmadan kapışmalarına gerçekten bayılıyorum. İlk transfer gününden bu yana patlamaya hazır bomba olarak anılan Hamilton-Button ilişkisi, örnek pilot ikilisi olmaya devam ediyor. Sonuna kadar, dişe diş rekabet; ama birbirine hasar vermek, psikolojik savaşın peşinde koşmak yok.

Bugünkü çekişmeleri de harikaydı. Button’ın, Red Bull pitinden geçmesi ilginç oldu ve pist üstü pozisyonunu, bir daha almamak üzere Vettel’e kaptırmış oldu o anda. Hamilton bugün, lastiklerini çok iyi korudu ve galibiyeti hak ederek kazandı. İlk pite doğru, bir ara çok yavaş kalsa da, ikinci ve üçüncü bölümlerde durumu toparları ve taze lastiklerinin de yardımıyla Vettel’e müthiş bir baskı kurup rakibini geçti. Kazananın son beş tura kadar belli olmaması, harikaydı gerçekten de.

Hatta podyum da son tura girilirken değişti. 15. tura kada ortalarda gözükmeyen KERS’siz Webber, sonradan harikalar yarattı. Muhteşem bir sürüş, harika ataklar, iyi lastik tercihleri (ve taze lastikler) ve mükemmel bir sonu. Otomobili ne kadar iyi olursa olsun, KERS’siz bir otomobille 18. başlayıp podyuma çıkan adama şapka çıkarmak lazım.

Bence yarış Malezya’dan da daha iyi oldu. İşler çok daha karmaşıktı Malezya’da. Burada stratejik anlamda, saflar belli oldu (iki pite karşılık üç pit), kimin ne yapmaya çalıştığı daha net anlaşıldı. Ataklar, çekişmeler, performans anlamında iniş çıkışlar harikaydı.

Yarış öyle heyecanlıydı ki, reklamlar için kesemedim bir türlü. Bu reklam işini daha önce yazmıştım sitemde, belli aralıkları tutturmanız ve iki reklamın birbirine çok yakın olmaması lazım. Yani işler sakinken beş dakika arayla iki reklam giremezsiniz. Bu nedenle, ben de pit duvarındakiler kadar satranç oynadım neredeyse. Sağ olsun, daha önce yazdığım gibi dünya televizyonculuğundan genel anlayışın aksine, ben yönetmenim Fatih Çevik’e uygun zamanları bildirip reklam kararını alıyorum. Normalde, yönetmen, anlatıcıya ‘Reklama gidiyoruz’ der ve reklama gidilir. Ama bana tanınan bu ayrıcalık sayesinde, ben de sizin keyfinizi kaçırmadan reklamları yemeye çalışıyorum. Son reklamda direkten döndüm, bir ara gidecektim, vz geçtim vs. Sonunda iyi yerde hasarsız şekilde atlattık reklamları. Bu konuda, daha iyi bir yayın için beni özgür bırakan yönetmenim ve TRT’ye teşekkürler.

İki ana probleminiz HD yayında ses azlığı ve tekrar saatlerinin düzensizliğinin farkındayım. Konuyu İspanya öncesinde tekrar gündeme getireceğim. Bu arada sizden gelen maillere sene başından beri fırsat bulup cevap veremedim. 500’e yakın mail birikti, ama emin olun tek tek hepsine cevap vereceğim ilk fırsatta.

Benim için çok keyifli bir yarış oldu, umarım sizler de eğlenmişsinizdir. Şimdi yayınları bir kenara bırakıyor ve bugünden itibaren sadece Türkiye GP’sine odaklanıyorum. Yine elimizden gelenin en iyisini yapacağız TOSFED olarak. Yarış ile ilgili hafta sonu yaşanacakları, gelişmeleri, Yarış Kontrol’de yaşananları sizinle paylaşacağım elimden geldiği kadarıyla.

İstanbul Park’a gelebilen herkesi tribünlere, gelemeyenleri ise ekran başına davet ediyor ve sözü, ustam Okay Karacan’a bırakıyorum…


 


 


 


 


 


 


 


 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
18.04.2011 17:34:45
Yarışı büyük bir keyifle izledim.Ekrandan alamadım gözümü.Bir tek Rosberg`in liderliğe yükselmesi esnasında odadan çıktım.Döndüm Rosberg lider.Geçişlerden başım döndü neredeyse.Her yerde bir sıra kapma mücadelesi.Kuru zeminde gerçekleşen en yüksek geçiş sayısı bile olabilir bu yarış. Çİn pisti de çok güzel,bu kadar geçiş olmasına olanak verdi.İstanbul Park da güzel bir yarış bekliyorum.Bu şekilde bol geçişli. Serhan da muhteşemdi yine, yarışlar onla ayrı bir keyifli.
 
18.04.2011 23:01:32
Yarışın heyecanı muazzamdı. Umarım İstanbul Park`ta da aynı heyecanı yaşarız. Unutulmaz bir yarış olmasını çok istiyorum... Yönetmenimize biz de teşekkür ederiz. Bahsettiğin nokta, yani reklama gitme anına senin karar verdiğin, fark ediliyordu. Bu açıdan TRT izleyicisi olarak çok şanslıyız :) Önümüzdeki 17gün senin için hızlı, bizim için yavaş geçecek. Hazırlıklarda sana ve tüm ekibe kolaylıklar dilerim. İstanbul Park`ta buluşmak üzere...
 
18.04.2011 23:26:43
umarız ki İstanbul Parkta da en az bunun kadar heyecanlı bir yarış olur.hem izleyici hem de İstanbul Parkın gelecekteki durumu için. inşallah bay e tekrar sözleşme imzalamak ister.F1 Racing`de kobayashi ile röportaj var.adam en sevdiğim pist İstanbul Park diyor.Bunu yalnızca Kobayashi değil birçok pilot söylüyor. buna karsılık yarışları kaybedersek çok üzücü olur
 
lamp83 s-sport