Beni hatırla
 

Valensiya’daki Avrupa GP’si, bir kez daha durağan ve heyecansız bir yarışa sahne oldu. Çift bölgede kullanılan DRS bile, yarışı kurtarmaya yetmedi.

Biliyorsunuz, bu sene çok fazla detay yazmıyorum yarışın yapıldığı ülke veya seyahatimle ilgili olarak. Ama Valensiya’da, bavulumu kaybeden ve tüm hafta sonumu bozan Spanair’den bahsetmeden geçemem.

Barselona üzerinden aktarmayla Valensiya’ya gidiyorduk. Bu tür konularda titiz olduğum için, Barselona’da bavulun yüklendiğini kontrol ettirdim görevlilere. Çünkü aktarma demek, bavulun kaybolması için iki kat fazla ihtimal demek. ‘Her şey tamam’ dediler.

Gece yarısı Valensiya’ya indik ve bavulun gelmediğini gördüm. Şikayet formu doldurduk ve o gece, sihirli İspanyol sözcüğü ‘as soon as possible’ terimini öğrendim. Yani mümkün olduğu kadar çabuk. Görevliler bavulumu, ‘as soon as possible’ getireceklerini söylediler, ama bir zaman veya uçuş veremediler. Bavul geince, gümrükten çeksinler diye bir izin yazısı imzaladım, otelin adresini verdim. ‘Bavul gelir gelmez sizi arayıp, otele teslim edeceğiz’ dediler.

Her zamanki gibi, yayını yapmak için gereken asgari dokümanlar, bilgisayarım vs hepsi sırt çantamdaydı. Cumartesi sabahı bir yandan yayına çalışırken, bir yandan da bavulun peşine düştüm. Spanair, Cumartesi günü Valensiya’ya direk uçuşları olmadığı için, bavulu Pazar gece yarısı (benim geldiğim uçakla) getireceklerini söyleyince itiraz ettim. ‘Zaten ben beş saat sonra, sabah Türkiye’ye döneceğim, onun için bavulu Barselona’da bekletin, ben geçerken alırım’ dedim. Tamam mı? Tamam.

Neyse Pazartesi sabahı saat 05:00’de Valensiya havaalanında, her ihtimale karşı, gidip kayıp bagaj ofisine baktım. Tabii ki tembel İspanyol halkından çalışan yoktu o saatte. Barselona’ya indiğimde, kayıp bagaj ofisine gittim ve bavulumun, 8 saat kadar önce, yani Pazar gece yarısı Valensiya’ya gönderildiğini öğrenince, çıldırdım. Tabii ne arayan oldu havaalanından, ne de bavulu yollayan. Tam komedi filmi gibi. Türkçe etmem gereken kavganın, neredeyse aynısını İngilizce etmeyi başardım sinirden. Görevliler yine, bavulu ‘as soon as possible’ İstanbul’a getireceklerini söylediler.

Sonunda bavulumu, Çarşamba günü, Atatürk havalimanı’nda da bir saat uğraşıp masa masa gezdikten sonra teslim alabildim. Güya Star Alliance üyesi olan Spanair, faks, e-posta ve telefon yoluyla yaptığım tüm tacizlere karşın, bana bir cevap bile vermedi. Normalde böyle durumlarda, havayolu şirketleri hem aldığınız kıyafetlerin bedelini öder, hem de ayrıca bir tazminat. Ama yukarıda anlattıklarımda sonra bavulun sağ salim gelişine şükrettim. Onun için, siz siz olun, Spanair´den uzak durun. Belki bir gün İspanya´ya gitmeniz gerekebilirr, bir kişiyi bile bu sorumsuz firmadan kurtarsam kardır benim için.

Seyirciler arasında, ‘Adamlara bak, dünyayı geziyorlar F1 sayesinde’ diyenler var, biliyorum. Bir de madalyonun, görünmeyen yüzüne bakmak lazım. Aslında bir ara, bu seyahat işinin zorluklarını anlatan bir yazı yazsam, fena olmaz.

Neyse, 12 yılda yüzlerce kez uçtuktan sonra ilk defa bavulum kayboldu, ama tam kayboldu. İstatistik olarak, bir daha 2023’e kadar bavulumun kaybolmaması lazım.

Gelelim yarış ve yayınlara. Cumartesi günü, bu işlerle uğraşırken, istediğim gibi konsantre olamadım yayına. Zaten sıralama turları da, sıkıcı geçince, pek keyif almadım diyebilirim. Çevirim de çok iyi olmadı. Yani Valensiya’nın sıralama turlarını, kötü yayınlar listesine yazmak lazım.

Motor haritası değişikliği ile Red Bull’un yavaşlayacağını düşünenler, hayal kırıklığı yaşadı Valensiya’da. Vettel, yine tek bir turla, polü alıverdi. Bazı pilotların, yine lastik saklama uğruna, grid pozisyonundan feragat ettiğini gördük.

Pazar günkü yarış, bu senenin belki de en durağan mücadelesine sahne oldu. Webber-Alonso çekilmesi dışında, yarışa heyecan katabilecek hiçbir şey yoktu. İki pilotun pist üstü çekişmesi ve pitte denediği taktikleri eski yılları hatırlattı. Gelişen Ferrari ile Alonso, Red Bull’a karşı mücadele edebilen tek isimdi. Webber´e yaptığı atak da, iyiydi. Ön tarafta Vettel, her zamanki gibi tempoyu belirledi, başta farkı açıp diğerlerinin pit taktiklerini görebilecek rahatlığı yakaladı ve zorlanmadan bir galibiyet daha aldı.

McLaren, bu sene ilk defa yarışlarda bu kadar yavaş kaldı. Öyle ki, vites kutusu sorunu yaşayan Webber, gezine gezine üçüncü sırayı alabildi. Günün başarılı isimleri arasında, aldığı sekizincilik ile bir bakıma koltuğunu kurtaran Alguersuari de vardı.

Valensiya yarış yayınım, Cumartesi’ye göre daha iyi oldu. Çeviri kısmını da, daha iyi hallettim bir gün öncesine göre.

Sonuçta sıkıntılı bir seyahat, sıkıcı bir yarışla birleşince, pek verimli bir hafta sonu olmadı benim için. Umarım Silverstone, daha keyifli geçer.


 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport