Beni hatırla
 

 Yaz arasından sonra Formula 1’de şampiyonluk mücadelesi genelde kızışır. Brawn’ın geçen seneki gibi puan avantajının olmadığı sezonlarda, kalan yarışların her birinde nefesler tutulur. Artık sıralama turlarında apeks kaçırmak gibi yapılacak ufak bir hatanın, pitte kaybedilen birkaç saniyenin, yanlış verilen bir stratejik kararın ya da 10 dolar değerinde kırılan bir parçanın şampiyonluk yarışını bitirebileceği bir dönemdeyiz.

Red Bull’un sezonun tamamına baktığımızda çok hızlı olduğunu görsek de, sezon ortasına kadar McLaren, son iki yarışta da Ferrari ayaklarına gelen fırsatları iyi değerlendirerek, en azından yarışta kalmayı başardılar. Peki ama kalan yarışlarda, güç dengeleri nasıl değişebilir?

Performans anlamında baktığımızda Belçika için yorum yapmak güç. İlk ve son sektörlerdeki çok uzun düzlüklerde McLaren ve Ferrari avantajlı olsa da, birbirinden hızlı virajları barındıran uzun orta bölümde Red Bull bu avantajı sıfırlayacaktır. Tabii Spa’nın değişebilen hava şartlarını da unutmayalım. Yine de toplamda RB6’nın avantajı daha fazla olur gibi.

Monza, tıpkı Kanada gibi bol düzlük, bol şikan, az viraj demek. Bu anlamda McLaren ve Ferrari pilotlarının, şampiyonluk için mutlaka Red Bull’a üstünlük kurması gereken bir pist.

Singapur’un tümsekleri McLaren’e iyi gelmeyecektir. Ama Hamilton, cadde pistlerde her zaman, otomobilden tüm performansı alan bir pilot. Alonso’yu da burada hesaba katmak lazım. Yine de Red Bull, Macaristan’daki gibi uçup gidemese bile, Singapur’un caddelerinde çok hızlı olacaktır.

Japonya, tamamen Red Bull’un hanesinde gözüküyor. Uzun, akıcı ve hızlı virajlarıyla Suzuka, Red Bull pilotlarının ilk iki sırayı alması için ideal bir platform. Güney Kore bilinmeyen bir cephe. İlk sektördeki uzun düzlük dışında, üst üste virajlar yine Red Bull için iyi bir haber. Brezilya’nın tümsekleri McLaren’in pek hoşuna gitmeyecektir. Ama 2009’dan önce kırmızı otomobillerin üç sene üst üste Brezilya’yı kazandığını unutmamak gerekir. Abu Dabi’nin uzun düzlükleri ve hızlı olmayan virajları, yine McLaren ile Ferrari’nin şansını artırıyor.

Yani kalan yarışlarda, üç takımın da kazanabileceği veya zayıf kalabileceği pistler var. Takımlar açısından performans ve stratejik kararlar dışında kalan en önemli bileşen, dayanıklılık. Red Bull’un 12 yarışta aldığı 11 polü sadece 6 galibiyete dönüştürebilmesinin altında yatan sebeplerden birisinin, Aşil tendonu olarak görülen dayanıklılık problemleri olduğu düşünülüyor. Oysa ki Red Bull, dayanıklılık anlamında McLaren’in önünde yer almayı başardı. Dayanıklılık karnesi en iyi olan takım, iki otomobille atılabilecek toplan 1474 yarış turunun 1471’ini tamamlayan Ferrari. Eksik olan turlar ise, Malezya’da Alonso’nun vites kutusu sorunuyla kaldığı son üç tur. İlginç şekilde Red Bull sezonun en dayanıklı ikinci takımı oldu. İngiltere’de konuşlanmış olan Avusturya menşeili ekip, 1373 turla %93’lük bir oran yakalamış durumda. Vettel Avustralya’da ön tekerlek sorunuyla kaldı. Ama bunun dışında Red Bull pilotlarının mekanik sorunla kaldığı bir yarış yok. Vettel’in Bahreyn’deki buji İspanya’daki fren sorunları gibi, zaman zaman otomobilde arızalanan bazı parçalar onlara sıra kaybettirse de, finişe ulaşmalarına engel olmadı. McLaren bu açıdan iki rakibinin de gerisinde. Hamilton’ın İspanya’daki jant sorunu, Macaristan’da kırılan vites kutusu ve Button’ın Monako’da insan hatası sonucu pişen motoru, takıma değerli puanlar kaybettirdi. McLaren atılan tur sayısında, Mercedes’in de ardından dördüncü sırada. Yani kafalarda oluşan imajın aksine, Red Bull o kadar da dayanıksız değil demek ki.

İngiltere’deki kardeş dergimiz Autosport’un sene başından bu yana tüm hafta sonlarını kapsayan pilotaj performans ortalaması listesine göre, bu senenin en başarılı üç ismi Hamilton, Kubica ve Webber. Devamında Alonso, Rosberg, Vettel ve Button geliyor. Bu değerlendirme yapılırken pilotun otomobilden maksimum verimi alması, Cuma ve Cumartesi günlerindeki performansı, takım arkadaşına kurduğu üstünlük, pilotaj hataları, karışılan olaylar ve alınan cezalar gibi faktörler dikkate alınmış.

Bu araştırmayı bir kenara not ettikten sonra, pilotlara baktığımızda, şampiyonluk şansı olan beş isim var. RB6’nın müthiş hızı, dört zaferle beraber yakaladığı moral avantajı ve her hafta daha da artan kendine güveniyle şampiyona lideri Webber belki de en büyük aday. Buna karşın takım arkadaşı Vettel için, işler bir şekilde sürekli ters gidiyor. Alman pilot yedi pole pozisyonunun sadece birini zafere dönüştürebildi. Bu iki pilotun şampiyonluk yolunda önce birbirlerini mağlup etmeleri gerekecek.

McLaren pilotları, Kanada’dan bu yana her hafta hasar azaltma çabasına girdiler. Son iki şampiyondan, daha formda olan, otomobilden daha iyi performans alanı Lewis Hamilton. Dolayısıyla onun şampiyonluk şansını daha fazla görüyorum. Jenson Button’ın mücadele içinde kalabilmesi için, tıpkı kazandığı Avustralya ve Çin’e benzer, değişken şartların olduğu ve stratejinin konuştuğu yarışlara ihtiyacı var.

Ferrari’nin tartışmasız şekilde tek şampiyonluk adayı olarak gördüğü Fernando Alonso, bu dört ismin aksine takımın tüm desteğini alabilecek. Tabii Almanya’daki yaşanan takım emri skandalından sonra, zayıf ihtimalle olsa da FIA’nın pilotlara verebileceği bir puan cezası, Alonso’yu yarışın dışında bırakabilir.

Bence takımlar şampiyonluğunu McLaren kazanamaz, sadece Red Bull bu unvanı kaybedebilir. Pilotlar şampiyonası için tahmin yapmak çok daha zor. Ama şansımı denemek ve şampiyon olma ihtimallerine göre sıralamayı şöyle yapmak istiyorum: Webber-Vettel-Hamilton-Alonso ve son olarak Button. Bakalım ne kadarı tutacak? 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport