Beni hatırla
 

Monza, Formula 1’in tarihindeki en önemli kalelerden birisi. Daha önceki senelerde uzun uzun anlatmıştım; yarış sıkıcı bile geçse Monza’da geçen bir mücadeleyi anlatmak büyük bir keyif. Bu seneki yarış, galibiyet için çok çekişme olmasa da, keyifli geçti.

Sıralama turlarında Red Bull’un bu kadar üstün olmasını hiç kimse beklemiyordu. Vettel, RB7’nin en zayıf olduğu düşünülen bir pistte, neredeyse yarım saniye farkla polü alarak, otomobilin büyük üstünlüğünü bir kez daha kanıtlamış oldu. McLaren pilotlarına geçilen Alonso, Ferrari’nin evinde sıralama turlarında hayal kırıklığı yaşadı. Q3’e ilk beş takımın on pilotunun kalması, Monza’da yavaş otomobillerin gizlenemeyeceğinin bir kanıtıydı belki de.

Yarışın startında Alonso, tıpkı Barselona’da olduğu gibi olağanüstü bir çıkış yaptı ve ilk viraja lider girerek tribünleri ayağa kaldırdı. Arka tarafta Liuzzi, bir torpil gibi Rosberg ve Petrov’u biçtiğinde Güvenlik Aracı’nın içeri girmesi kaçınılmazdı. Formula 1, işte böyle bir şey. 24. başlayan bir pilot, yedinci başlayan pilotu katledebiliyor.

Güvenlik Aracı’nın pistten çıkışında, dalgınlık sonucu Schumacher’e geçilen Hamilton, bu hatasının bedelini yarışın yarısı boyunca ödedi. Vettel’in Alonso’ya yaptığı cesurca atakta, İspanyol pilotun son limite kadar sert bir savunma yaptı.

Hız ölçüm noktasının en yavaş ismi olan Vettel’in, vites oranlarını dolu depoyla önde geçireceği, DRS’siz bir yarış için yaptığı Pazar günü anlaşılmış oldu. Alman pilot, liderliğe yükseldikten sonra, her zaman yaptığı gibi yarışı kontrol altında tuttu.

Son yarışların formda ismi Button, yine çok istikrarlı ve hızlı bir performans sergiledi. Bir ara yedinciliğe kadar düşen İngiliz pilotun, aynı tur içinde Hamilton ve Schumacher’i geçmesi, gerçekten de yarışa renk kattı. Sonradan Alonso’yu da geçen Button, böylece yarış içinde üç dünya şampiyonu rakibini de geride bırakmış oldu. Alonso´nun Ferrari´nin bu hızıyla, podyuma çıkması bile başarı oldu.

Günün en çok konuşulan olayı Schumacher – Hamilton çekişmesiydi. Her ne kadar bu çekişme reklamları ayarlamamı çok zorlaştırmış olsa da, ben bu mücadeleden çok keyif aldım. Bana göre Curva Grande’de kapıyı kapatması dışında, Schumacher’in yaptığı kurallara aykırı bir hareket yoktu. Sonuçta Hamilton, her düzlükte limitöre vurduğu için, Schumacher de önde kalarak 20 tur boyunca savunma yapabildi. F1 seyretmeye, mavi bayrakların kullanılmadığı, hatta tur bindiren lider pilotların bile 22. sıradaki rakibini atak yaparak geçmek zorunda kaldığı bir dönemde başladığım için, bu mücadeleyi hiç yadırgamadım.

Ayrıca bu çok konuşulan, ‘düzlüklerde bir kez yön değiştirme’ hususu, zaten yönetmeliklerde açıkça yazan ve denetlenebilecek bir kural değil şu an itibariyle. Ancak bu yarışın ardından, 2012 için bu yön değiştirme meselesiyle ilgili bir düzenleme gelecektir muhtemelen.

Webber’in Massa’ya yaptığı atak, fazla iyimserdi. Kırılan kanadın otomobilin altına girmesiyle bariyerlere gömülen Avustralyalı nedeniyle, bu sene ilk defa bir Red Bull puan alamamış oldu. Takımın istikrarına bir bakın, 26 startta sadece bir kez finiş göremediler.

Alguersuari, Di Resta, Senna ve Buemi iyi iş çıkaran genç pilotlar oldular Monza’da. İki otomobili de vites kutusu arızasıyla kalan Sauber, altıncılık yolunda önemli puanlar kaybetti.

Yayınlarıma gelince, Cumartesi günü anlatım odasında istediğim gibi bir kulaklık bulamayınca, çevirilerde sıkıntı yaşadım. Ama Pazar günü işler daha iyi gitti. Bazı illerde ortaya çıkan ses problemlerini de, elimden geldiğince iletmeye çalıştım merkeze.

F1 Avrupa’ya veda etti ve Vettel şampiyonluğa bir adı daha yaklaştı. Bakalım Singapur’da neler olacak?


Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport