Beni hatırla
 

Geçtiğimiz sene unutulmaz bir ilk yarışa ev sahipliği yapan Güney Kore’deki Yeongam pistinde, 2010’dan bu yana büyük bir gelişme olmadığı görüldü. Pistin etrafına inşa edileceği söylenen şehir ile ilgili, tek bir çivi çakılmamış desek, doğru olur herhalde. Fransa’daki Magny-Cours’u saymazsak, bu kadar ıssız bir bölgede yer alan başka bir F1 pisti yok gibi.

Geçen seneden çok ciddi bir zarar edilmesi, ve yeni hükümetin F1’e sıcak bakmaması, Kore’nin takvimdeki yerini daha ikinci senede şüphe altına soktu. FOM Tv ekibini tüm çabalarına karşın, tribünlerin de bomboş kaldığı dikkatli gözlerden kaçmadı.

Cuma günü antrenmanlar yağmur altında geçince, Pirelli’nin agresif bir şekilde seçtiği süper yumuşak ve yumuşak hamurları deneme şansı olmadı kimsenin. Geçen seneki yarış da yağmur altında geçtiğinden, yarışta dolu depoyla lastik kullanımı tam bir bilinmeyen haline geldi.

Sıralama turlarında, Hamilton iki yarıştır son zaman turunu atamadığı için kaçırdığı polü almayı başardı. Red Bull’un pole zincirinin kırılması, ilginç oldu. Red Bull’un izlediği aynı set süper yumuşak hamurla iki bölümü geçip, yarışa üç set sıfır sert lastik saklaması taktiği gerçekten de ilginçti. Ferrari, bir Cumartesi gününü daha hem Red Bull, hem de McLaren’in arkasında tamamladı. Force India pilotlarının zaman turu atmaması, üzücüydü yine. Öte yandan, Toro Rosso’nun İtalya’dan bu yana gerçek anlamda hızlandığına dikkat etmek lazım. Williams da, bir kez daha mevcut takımların en kötüsü olmayı başardı.

Yarışın startında beklendiği gibi, ilk viraja kadar büyük bir değişiklik olmadı. Ancak gerçek sıralama ilk sektörün sonunda ortaya çıktı. Vettel’in Hamilton’ı geçmesi, Alman pilot için yarışın anahtarı oldu. Arka taraftaki Ferrariler-Button-Webber çekişmesi de, ilk turun harika geçmesini sağladı.

Petrov’un Schumacher’i biçmesinin ardından, Rus pilota verilen ceza bana göre yerindeydi. Ama Singapur’da Schumacher benzer bir kazaya sebep olduğunda, ceza almadan yırtmıştı.

Yarış boyunca, antrenmanlarda dolu depoyla lastikleri yeteri kadar deneyemeyen takımların sıkıntı yaşadıklarını gördük. Özellikle McLaren’de, hem Hamilton hem de Button, sürekli önden kaymadan şikayetçiydi.

Hamilton, kendisinden daha hızlı olan Webber’i arkasında tutarak, çok ihtiyacı olan bir podyum yakaladı. Tabii bu ikincilikte, Red Bull’un son pit-stopta Webber’i McLaren ile aynı anda içeri çağırmasının da rolü vardı. Muhtemelen Webber bir tur erken ya da geç pite girse, Hamilton’ın önüne çıkacaktı.

Button beş yarış sonra podyum dışında kaldı ve ilk turda kaybettiği sıraları bir daha kazanamadı. Bu arada Alonso’dan son iki turda ‘Pes ettim’ sözünü duymak ilginçti. İspanyol pilot, yarıştan sonra ’20 tur boyunca neredeyse sıralama turu temposunda turladım. Son virajda duvara çarpmaktan son anda kurtulunca, takıma kaç tur kaldığını sordum İki tur cevabını alınca da, öndekileri yakalayamayacağımı söyledim’ diyecekti. Diğer Ferrari ile Massa, bir hafta sonunu daha ‘ilk üç takımın sonuncu pilotu’ olarak noktaladı.

Toro Rosso’da Alguersuari, günün yıldızlarından birisiydi. İspanyol pilot bu sene, özellikle sezon ortasından sonra, yarış içindeki yumuşak lastik kullanımı sayesinde iyi iş yaptı. Toro Rosso, bu hız ve performanslar altıncılık için Sauber’i geride bırakabilir. Lotus-Renault, Petrov dışında, Senna’nın düşük performansı nedeniyle de hayal kırıklığı yaşadı. Son üç yarışta, sıra dışı bir şeyler yapamazsa Senna, yarış koltuğunu Grosjean’a kaptırabilir. Yarışı iki Sauber’in önünde bitirmeyi başaran Kovalainen’i de unutmayalım.

Böylece, 2011’de bir yarışı daha Vettel’in zaferiyle noktalamış olduk. Her iki gündeki yayınlarımdan da memnunum. Sanırım, İtalya GP’sinden bu yana ortaya çıkan yeni dönemdeki en iyi yayınımızı yaptık; sizden ses seviyesi, senkron kayması, tek kanaldan ses gelmesi vs gibi hiçbir şikayet gelmedi. Bu da beni, fazlasıyla memnun etti.

Sırada bambaşka bir dünya, bambaşka bir pist, Hindistan var…

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport