Beni hatırla
 

2012 Avustralya GP’si, geçen seneye göre daha keyifli geçerken, hafta sonu boyunca yaşanan sürprizler ve dramalar, hiç bitmedi.

Sezon öncesi testlerin ardından, bu senenin 2011’e göre daha çekişmeli geçeceği beklentisi vardı. Avustralya yarışı da gerçekten, galibiyet için olmasa da, hatırı sayılır bir çekişmeye sahne oldu.

Testlerin ardından ortak kanı, şampiyonluk için Red Bull ve McLaren’in çekişeceği, bu iki takımın arkasındaysa atılım yapan Mercedes ve Lotus’un bulunduğu, Ferrari’nin ise otomobil performansı açısından bu dört takımın gerisinde olduğu yönündeydi. Sıralama turları ve yarışın tamamına baktığımızda, bu tablonun aşağı yukarı doğru olduğu görüldü.

Cuma antrenmanlarının her ikisinde de, bazı bölümlerde pistin ıslak oluşu, takımların çok kritik pist üstü zamanını kaybetmesine neden oldu. Sıralama turlarında, günün ilk sürprizi Kimi Raikkonen’in, ilk bölümde elenmesiydi. Bir iletişim hatasıyla, zaten Q2’ye geçecek zamanı elde ettiğini düşünen 2007’nin dünya şampiyonu, sıralama turlarına 18. sırada veda etti. Diğer Lotus ile iki yıl aradan sonra, kovulduğu takıma geri dönen Roman Grosjean, üçüncü sırayı alarak otomobil potansiyelini göstermiş oldu.

İkinci bölümde, Cuma antrenmanlarından bu yana otomobiliyle adeta savaşan Ferrari pilotu Fernando Alonso’nun, spin atarak pist dışına çıkışına şahit olduk. F2012, yarış hayatına sorunlu başladı. Otomobil yere basma gücü, lastiklerin yol tutuşu ve azami hız gibi konularda şu anda rakiplerinin gerisinde. Özellikle sıralama performansına baktığımızda, Ferrari, sanki en hızlı beşinci otomobil konumunda.

Sıralama turlarında Mercedes’in ulaştığı hız da dikkat çekti. Tartışılan, F kanallı yeni arka kanadıyla hafta sonu en çok gözlenen takımlardan birisi olan Mercedes ile Schumacher, ikinci F1 kariyerinde ilk defa bir sıralama turunda ilk dörde girmiş oldu.

Geçen sene 19 yarıştan 18 pole pozisyonu çıkarmayı başaran Red Bull ise, 2.5 yıl sonra ilk defa bir Cumartesi gününü bu kadar geride kapattı. Sıralamanın yıldızı ise McLaren takımı oldu. Hamilton – Button ikilisi, son yılların en başarılı kış sezonunu, ilk çizgi startına dönüştürmeyi başardı. MP4-27 son derece dengeli ve hızlı. Yarış içinde lastik kullanımı konusunda da bir sıkıntı yaşamadılar.

Yarışın start anı, adeta kazananı belirlemiş oldu. Jenson Button, Hamilton’dan daha iyi start alarak ilk viraja önde girdi ve böylece tüm yarış boyunca tempoyu kontrol altında tuttu. Güvenlik Aracı periyodu, yarattığı 10 saniyelik farkı bitirse de, yarış yeniden başladığında yine yüksek tempoyla arayı açtı. İngiliz pilot, son dört yıldaki üçüncü Avustralya galibiyetini, kesinlikle hak ederek kazandı.

Hamilton, lastiklerden Button kadar yüksek verim alamadı. İlk pit-stopun ardından o ana kadar pite girmemiş olan Sauber’den Sergio Perez’in arkasında kalması, Button ile aranın iyice açılmasına neden oldu. Ayrıca yol üstü pozisyonunu kaptırmak, pit-stoplar için de ilk tercihin Button’ın olmasına yol açtı. Güvenlik Aracı periyodu, McLaren’in çok başarılı şekilde icra ettiği çift pit-stoptan bir tur sonra çıkınca, Hamilton Vettel´e geçilmiş oldu. Yoksa McLaren, sezona 43 puanla başlayabilirdi.

Güvenlik Aracı’ndan bahsetmişken, Vitaly Petrov’un otomobilini çok biçimsiz bir yerde bıraktığını söylemeliyim. Yarış Kontrol’de Charlie Whiting’in köpürdüğüne eminim.

Red Bull’un yarış temposu, sıralama turlarından daha iyiydi. Webber yine kötü bir startla yarıştaki tüm şansını öldürdü ve kendi evinde yine podyum görememiş oldu. Vettel ise, daha iyi bir yarış çıkardı. Özellikle Rosberg’e dışarıdan yaptığı atak çok iyiydi. Çifte dünya şampiyonunu, uzun zaman sonra ikincilik için sevinirken gördük.

Ferrari de, Alonso otomobilin hızına göre yine harikalar yarattı. İspanyol pilot, Ferrari belki Avrupa sezonunun başlangıcında toparlanana kadar bu şekilde podyuma yakın yerlerde finiş görerek puan toplayabilirse, mücadeleden kopmamış olur. Ama Ferrari’nin radikal tasarımlı F2012’sinin, beklenenden daha kötü olduğu açıkça ortada. Öte yandan Massa’nın Alonso’ya oranla her alanda geride kalması, onu, koltuğunu kaybetmeye her geçen gün daha da fazla yaklaştırıyor.

Mercedes, sıralama turlarından sonra fanlarını umutlandırmıştı. Ama yarışta, geçen seneki kronik lastikleri çabuk harcama problemi baş gösterdi. Schumacher, vites kutusu sorunu yüzünden önce pist dışına çıkıp, sonra da yarışı bırakırken; bölüm sonlarına doğru lastikleri biten Rosberg, son turda Perez temasından zararlı çıktı ve takım ilk haftayı puansız kapadı.

Orta sıralardaki mücadele de çok keyifliydi. Lotus’tan Grosjean daha ilk turda yarışa veda ederken, Raikkonen iyi bir yarışla 17. başlayıp 7. oldu ve hızından bir şey kaybetmediğini gösterdi. Sauber’de Perez, yine lastiklerini koruma konusunda çok başarılıydı. Geçen sene olduğu gibi yarışı tek pitle bitiren Meksikalı ve son sıradan başladığı yarıştan dört puan çıkarmayı başardı. Kobayashi de yarışı 6. bitirince, Sauber ilk yarışta çift otomobille puan alan tek orta sıra takımı oldu. Toro Rosso’nun tecrübesiz ikilisi Daniel Ricciardo ve Jean Eric Vergne, ilk turda geride kaldıktan sonra istikrarlı bir yarış çıkardılar. Ricciardo’nun kendi evinde puan alması, moral açısından önemliydi. Force India’da, Di Resta ile puan almayı başardı.

Yarışın en talihsiz anlarından birisi, 2011’e oranla sezona müthiş bir başlangıç yapan Williams pilotu Maldonado’nun son turda hata yaparak altıncılıktan olmasıydı. Senna ise, ilk turda geriye düştükten sonra, durumu toparlayamadı. Yeni takımlarda en iyi durumda olan Caterham’dı, tıpkı son iki yılda olduğu gibi. HRT start bile alamazken, Marussia tek otomobille de olsa finiş görmeyi başardı.

Özetle, aslında karşımızda iki grup otomobil vardı ilk yarışta: 1) sıralama turlarında yavaş kalıp yarışta daha iyi gidenler (Red Bull, Sauber, Ferrari gibi) 2) sıralama turunda iyi olup yarışa yavaş kalanlar (Mercedes gibi). Orta sıralardaki Sauber, Force India, Toro Rosso, Williams savaşı ise, muhtemelen geçen seneden bile daha çekişmeli olacak. İlk yarışın ardından yedi farklı takımın puan alması, çok sevindirici bir gelişme.

Benim açımdan ilk hafta yayınlarım iyi geçti. Çok kısa bir sürede (sadece üç gün) hazırlanmama karşın, yayın anlamında işlerin sorunsuz yürümesinden memnunum.

Geçen haftaki D Smart açıklamamdan bu yana, aldığım eleştiriler ve sorulardan ise, ayrı bir yazıda bahsedeceğim…

Özetle ilk yarış McLaren’in zaferiyle noktalandı. Ama bu hafta sonu Malezya GP’sinde, daha geleneksel bir pistte, güç dengelerini daha iyi yorumlayabiliriz. Tabii yağmur, her zaman olduğu gibi işleri karıştırmazsa…

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
20.03.2012 15:56:19
stoptan bir tur sonra çıkınca, Vettel Hamilton’a geçilmiş oldu. Yoksa McLaren, sezona 43 puanla başlayabilirdi. hamilton vettel e geçilmemişmiydi usta? makaleyi düzeltelim lütfen.
 
20.03.2012 16:27:15
Ben de bu senenin daha cekismeli ve heyecanli gececegini dusunenlerdenim. Ozellikle 6 tane sampiyon olmasi, araclar arasindaki farklari da kapatacaktir. Bu yarisla ilgili sizin soylediklerinize ek olarak, Williams`i ust siralarda goruyo olmak beni cok sevindirdi (son andaki sanssizlik her zaman olabilir takilmamak lazim). Diger nokta ise Raikkonen`in performansi ve arac ile uyumu gayet guzeldi bence. Ondan bu sene podyum ve hatta belki de (Spa`da) bir zafer beklyebiliriz diye dusunuyorum, siz ne desiniz? Hakan Saglam www.formulabir.com
 
21.03.2012 11:43:38
Hakan`ında dediği gibi.Bu sezon böyle giderse F1`den çok Williams`ı seyredeceğim gibime geliyor.Bu arada efsanenin doğum gününüde buradan kutlamak isterim.İyiki vardın (varsın) Senna Da Silva.Yeğeninde olsa Senna ismini tekrar Williams`ta duyuyor olmak bana acaip heyecan veriyor.
 
23.03.2012 11:46:54
vettel çok şanslı biri iyi pilot değil güvenlik aracı ve scumacher vites kutusu sorunu olmasaydı en iyi 4. olurdu kesinlikle
 
lamp83 s-sport