Beni hatırla
 

Kuala Lumpur’da, akşamüstü saatlerinde yağmur yağdığı zaman değil, aslında yağmur yağmadığı zaman şaşırmak gerekiyor. İşte o yağmur, üç yıl sonra bir kez daha Malezya GP’sinin tüm gidişatını değiştirdi. Gerçekten de çok keyifli ve heyecanlı bir yarışı izledik.

Sıralama turlarında McLaren-Mercedes pilotlarının yine ilk çizgiyi elde etmesi, büyük bir sürpriz olmadı aslında. Hamilton, yine tek turda Button’ı geçmeyi başarırken, geri dönüşünden bu yana en iyi sıralama pozisyonunu yakalayan Michael Schumacher, ilk çizgiyi sadece 0.03 sn farkla kaçırmış oldu. Webber ve Raikkonen’in saniyenin binde birine kadar aynı dereceyi yapması, bir bakıma bu seneki rekabetin ne kadar çetin olduğunu gösteriyordu. Ancak Raikkonen’in vites kutusu değiştirdiği için beş sıra geriye düşmesi, Fin pilotun podyum için savaşma şansını ortadan kaldırdı. Vettel, Avustralya’dan sonra Malezya’da da üçüncü çizginin ötesine gidemezken; Alonso Q3’teki en iyi zamanın 1.3 saniye gerisinde kalsa bile, Ferrari’yi son bölüme taşımayı başardı. Üst üste iki yarıştır sıralama turlarını takım arkadaşlarının gerisinde kapatan Rosberg ve Massa’nın dışında, Force India ve Toro Rosso da Cumartesi gününü hayal kırıklığı ile kapadı.

Yarış başlamadan kısa süre önce başlayan yağmur, takımların tüm strateji planlarını alt üst etti. Birkaç pilot hariç, gridin neredeyse tamamı yağmur lastiklerini takmıştı. Kritik olan start anında Hamilton, bu kez Button’a geçilmeden ilk viraja girmeyi başardı. Grosjean harika bir çıkışla üçüncülüğe yükselse de, Schumacher ile tur içinde devam eden çekişmede attığı spin, hem kendisinin hem de Alman pilotun tüm şansını öldürmüş oldu. Yağmurun yoğunlaşmasıyla beraber önce altıncı turda güvenlik aracının devreye girmesi öncesinde, stratejik anlamda doğru zarları atan pilotlar ve takımları gördük. Öncelikle kaybedecek hiçbir şeyi olmayan HRT’nin yarışa yoğun yağmur lastiğiyle başlaması, çok doğru bir tercihti. Böylece yarış dokuzuncu turda durdurulduğunda, Karthikeyan 10. sıraya kadar yükselebildi.

İkinci doğru hamle, henüz ilk turun sonunda pite girerek yoğun yağmur lastiklerini takan Perez’den geldi. Aslında Sauber pilotunu podyuma kadar götürecek olan hareket, işte buydu. Perez 23.lüğe kadar gerilese de, dört tur sonra herkesin teker teker pite girmesinin ardından, Güvenlik Aracı içeri girdiğinde üçüncülüğe çıkmıştı. Çok iyi bir kalkış yapan Alonso da, Vettel, Webber, Button, Rosberg ve Hamilton’dan bir tur önce pite girerek kazançlı çıktı.

Yağmurun şiddetini artırmasıyla yarışın askıya alınması kaçınılmaz bir hale geldi. Bu ana kadar, çok iyi bir iş çıkartarak yağmur lastiğiyle pistte kalmayı başaran ve yedinciliğe kadar tırmanan Toro Rosso’nun çaylak pilotu Jean Eric Vergne de böylece pit stop yapmadan yoğun yağmur lastiklerine geçmiş oldu.

Kötü hava koşullarında, yarışın durdurulmasına sinirlenen fanların göz ardı ettiği birkaç noktanın altını çizmek isterim. Öncelikle, FIA yarış yönetiminin görevi, tüm dünyaya canlı yayınlanan bir yarışın, herkes için (pilotlar, görevliler ve seyirciler) güvenli şekilde, kimseye bir şey olmadan bitmesini sağlayabilmek. Bu tür kötü hava koşullarında, pilotlar kadar, kalan otomobilleri kurtarmak için piste giren görevliler de risk altında oluyor. Ayrıca hava koşulları nedeniyle, tıbbi helikopterin havalanmasının mümkün olmadığı durumlarda, FIA kuralları gereği seans durduruluyor.

50 dakikalık bir beklemenin ardından, yarış Güvenlik Aracı’nın önderliğinde yeniden başladığında Hamilton, Button, Perez, Webber, Alonso şeklindeydi. Güvenlik Aracı pistten çıktığında, zarlar bir kez daha atıldı. Bu kez erken pite girme sırası Button, Rosberg, Raikkonen ve Kobayashi’deydi. Onları sonrada Hamilton, Alonso, Massa ve Button izledi. Hamilton’ın yavaş pit-stopla Alonso’nun ardına düşmesi, yarışın kaderini değiştirecek anlardan bir tanesiydi.

Pit karmaşası bittiğinde, Perez lider olsa da, Alonso hemen rakibini geçerek ilk sıraya yükseldi. Avantajlı konumda bulunan ve bu tür havaları çok seven Button, Karthikeyan ile teması sonucu kırılan ön kanadıyla, podyum mücadelesinden kopmuş oldu. Sıralama bir süre Alonso, Perez, Hamilton, Rosberg, Vettel şeklinde devam etti. Ancak pistin kurumasıyla beraber, Mercedes’in yine lastikleri çabuk aşındırma sorunu ortaya çıktı ve Rosberg her geçen tur biraz daha geriye düştü.

Yarışın son üçte birlik bölümüne gelindiğinde Alonso Perez’in 6 saniye kadar önünde olsa da, kuruyan pistte, her zamanki lastik kullanım avantajıyla Perez arayı kapamaya başladı. Ferrari’nin önce Massa’ya denettiği slick lastikler için Alonso’yu Perez’den bir tur önce pite alması, çifte dünya şampiyonunu biraz rahatlatsa da, Perez yine arayı kapadı. Aslında Ferrari’den daha hızlı olmayı başaran Perez, finişe yedi tur kala hata yapmasa, kariyerinin ilk zaferine ulaşabilirdi. Tabii bu hatanın Sauber telsizinden duyulan ‘ikinciliği riske atma’ mesajından hemen sonra gelmesi, yıllardır ittifak halinde olan Ferrari ve Sauber arasında bir anlaşma olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi hemen.

Kariyerinin ilk zaferine doru ilerleyen genç bir pilotu, ikinciliği koruması için uyarmak, tabii ki yarış fanlarını memnun etmedi. Ancak her zaman pragmatik düşünceyle çalışan F1 takımlarında; bazen manşetlere taşınabilecek bir başarı için risk almaktansa, daha ihtiyatlı davranıp puan ve para kazanmak tercih edilebiliyor. Ben de, çoğunluk gibi düşünüyorum; eğer takım patronu olsaydım Ferrari’yi geçmeye doğru ilerleyen (ve DRS ile bunu çok da risk almadan yapabilecek olan) pilotuma ‘yerini korumasını’ söylemek yerine, ona galibiyet için sürmesini söylerdim herhalde. Öte yandan (Ferrari ile bir anlaşma olmadığını varsayarak) Sauber’in ihtiyatlı davranmasını da anlayabiliyorum. Sonuçta bu takım 2011’de 69, 2010’da 44 puan almış sene boyunca ve bir yarışta 2011’in tüm sezonunun üçte biri kadar puan almaya doğru gidiyorlar. Takımlar şampiyonasında bir sıra üstte yer almanın, onlarca milyon dolar anlamına geldiğini daha önce yazmıştım. Ancak sebebi ne olursa olsun, Perez’in bu hatası, bizleri yarışın en heyecanlı atağını izlemekten ve Almanya 2009’dan bu yana (Mark Webber) ilk kez, ilk zaferini alan bir pilotu alkışlamaktan alıkoydu.

Sonuçta Alonso, puanla almak, sene başında hasarı azaltmak için çıktığı yarıştan zaferle ve şampiyona lideri olarak ayrıldı. Kullanımı zor olan bir otomobille takım arkadaşına 97 saniye fark atarak, kolay hata yapılabilecek şartlarda zafere ulaşmak, bir bakıma Ferrari’ye ilaç gibi geldi. İtalyan takımının üstündeki baskı bir nebze olsun azaldı ve Scuderia, şampiyonadan erken kopma riskini ötelemiş oldu. Ancak bu galibiyetin, otomobildeki temel sorunların üstünü örtmek için kullanılmaması gerekiyor.

Perez, zafere ulaşamasa da, 2013 Ferrari koltuğu için ne kadar uygun bir aday olduğunu gösterdi adeta. Takım arkadaşı Kobayashi, agresif yarışları ve atakları (ki bunlar orta sıra takımlarında geçerli olan özellikler) ile fanlar tarafından çok sevilse de; Perez’in sakin ve lastikleri koruyan Button benzeri tarzı büyük takımlara daha uygun. Hamilton, yine polü zafere dönüştüremese de, sezonun ikinci podyumunu yakaladı. McLaren, kuruyan zeminde ne yağmur, ne de kuru zemin lastikleriyle öndekileri yakalayacak bir tempoya sahip değildi. Button’dan sonra Vettel,  Karthikeyan ile temas yaşayan ikinci dünya şampiyonu oldu. Yarıştan sonra Hint pilot için sarf ettiği ‘hıyar’ sözü ise, bir dünya şampiyonuna yakışmadı bana göre.

Lotus’tan Raikkonen, sorunlu başlayan ikinci yarışı da iyi bir yerde bitirdi. Tur zamanları istikrarlı olan 2007 şampiyonunu, sorunsuz geçebilecek ve iyi bir yerden başlayacağı bir yarışta podyumu zorlarken izleyebiliriz. Williams ile Senna, F1’deki en etkileyici yarışı çıkardı diyebiliriz. Yağmur lastiklerine geçtiğinde 22. sırada olan Brezilyalı, son pit-stopu öncesinde 9. sıraya kadar çıkmıştı (üstelik bu yükselişte sadece iki rakibin pite girdiği için geçti). Altıncılık Williams’ı adeta hayata döndürdü ve takımın bir yarışta 2011’i toplamından daha fazla puan almasını sağladı. Di Resta, her zamanki gibi fazla ekrana gelmeden, sessiz sedasız harika bir iş çıkartarak yedinci olurken, Toro Rosso’nun çaylak Fransız’ı Jean Eric Vergne de, dikkat çekici bir performansla bu zor yarıştan puan çıkardı. Vettel’in son turlara doğru Karthikeyan teması, yine lastiklerle ilgili hayal kırıklığı yaşayan Mercedes’e sezonun ilk puanını getirdi. Vettel’in telsizinde son turlarda yaşanan karmaşa, gerçekten ilginçti.

Yarış gerçekten de, ilginç hamlelere sahne oldu. İki gün boyunca yaptığım yayınlardan memnunum. 50 dakikalık arada, yine önceden yayına çalışmış olmak işe yaradı. Ama son turlarda bir liderlik kapışmasını anlatmayı isterdim. Şampiyona ilginç şekilde ilerliyor. Bakalım Çin’de neler olacak?

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
9.04.2012 19:08:43
çok güzel bir yorum.teşekkürler.
 
lamp83 s-sport