Beni hatırla
 

Çin’de, gerçekten de nefis bir yarışa tanıklık ettik. Yarışı kazanan Nico Rosberg’i bir kenara koyarsak, kalan bütün sıralar yarış içinde defalarca ve defalarca değişti. Bütün büyük pilotları birbiriyle kapışırken gördük. Kısacası yarış, senenin iyi yarışları arasındaki yerini şimdiden aldı.

Sıralama turlarında, 1170 metrelik düzlüğün getirdiği avantajla beraber, Mercedes’in ilk çizgiye çıkabileceği zaten düşünülüyordu. Hamilton’ın daha hafta sonu başlamadan vites kutusu değişikliğiyle beş sıra geriye düşmesi, Mercedes’in işini biraz daha kolaylaştırdı. Lotus’un itirazı FIA tarafından haksız bulununca, aslında Mercedes’teki F kanallı DRS üçüncü ve son kez, yönetimden onayı almış oldu. Bu noktadan sonra, bütün büyük takımlar kısa süre içinde benzer bir sistemi geliştirmeye çalışacaktır. İyi ya da kötü; bu muhabbete bir son verilmesi zaten gerekiyordu.

Q2’de zamanlar birbirine o kadar yakındı ki; 15 pilot 0.6, ilk 10 pilot 0.3 saniye içinde yer aldı. Ama son bölümde, havanın büyük bir bulutla beraber soğuması, farkların açılmasına neden oldu. Böylece Rosberg’in attığı turu yakalamak, mümkün olmadı. Mercedes’in polü alma ihtimali nedeniyle, en son gelen Mercedes pole pozisyonuna yarıştan önce bakmıştım.

Cumartesi gününün yıldızları arasında Sauber’den Kobayashi de vardı. Japon pilot, çok iyi bir iş çıkardı. En hızlı otomobille geçen 2.5 senenin ardından, Vettel’in 43 yarış sonra son bölüme kalamaması herkesi şaşırttı. Egzozla beslenen difüzör sistemi ortadan kalkınca, Webber, yeniden 2010 sezonu başına döndürdü aradaki rekabeti ve üst üste üçüncü kez Vettel’i sıralamda geçmiş oldu. Alonso Ferrari’yi ilk ona taşırken, onun 0.3 saniye gerisinde kalan Massa’yı takımın tebrik etmesi, durumun ne kadar vahim olduğunu gösteriyordu. Maksimum sürat ve çekişin çok önemli olduğu pistte, kimse Ferrari’den birkaç puandan fazlasını beklemiyordu.

Yarışın startında Mercedes pilotlarının yerlerini korumaları çok önemliydi. Button ve Hamilton iyi kalkarken, patinajda kalan Kobayashi büyük avantajı kaybetmiş oldu. Her iki Red Bull pilotu da ikişer sıra kaybetti startın ardından. Pek çok kişi, Gümüş Oklar’ın yine çabucak lastikleri aşındıracağını düşünüyordu. Ama Rosberg, ilk pit-stopunu Red Bull ve McLaren pilotlarının yanı sıra, Alonso ve Raikkonen’den de sonra pite girmesi; Mercedes’in bu kez ayar sorununu çözdüğünün işaretçisiydi adeta. En erken pite giren Webber’in sert lastikle hızlı turlar atması, McLaren hariç pek çok takımı ikinci bölüm için bu tercihe yöneltti. Raikkonen ve Hamilton’ın pit çıkışında yan yana gelme anı heyecanlıydı.

Schumacher’in düzgün takılamayan sağ ön lastik nedeniyle kalması, büyük talihsizlik oldu. Yoksa Alman pilot da, podyumu görebilirdi. İki pit-stopla finişe kadar giden ve yarışın tamamını kontrol altında tutan Rosberg’in galibiyet için ana rakibi Button oldu. Aslında İngiliz pilot, son pit-stopta yaşanan hata nedeniyle trafiğe ve beşinciliğe düşmese, son turlarda yeni lastikleriyle Rosberg’i yakalayarak galibiyet mücadelesi yapabilirdi.

Son bölümlerde önce Massa’nın, daha sonra da Raikkonen’in arkasında oluşan tren (5-6 saniye içinde 9 pilot vardı), gerçekten çok heyecan vericiydi. Lotus’un iki pit-stop taktiği, Grosjean için işe yaradı. Ama, baskı altında yarışın ikinci yarısını aynı set lastikle bitirmek, biraz iyimser bir tahmin oldu ve Vettel’in atağıyla pist dışına taşan Raikkonen inanılmaz şekilde bir turda 10 sıra kaybetti. Fin pilot, biten lastiklerinin kurbanı oldu. Sıralama turlarındaki kabustan sonra Vettel, bir ara ikinciliğe kadar çıksa da, son beş turda üç pit yapan Button, Hamilton ve Webber’in yeni lastiklerine daha fazla dayanamayarak, yarışı beşinci sırada bitirdi. Tabii ilk turu 8 ve 14. sırada geçiren Webber ve Vettel’in, aslında iyi puanlar aldıklarını belirtmeliyiz. Webber, biri ciddi uçuş olmak üzere iki pist dışı ziyareti ve üç pits-topa rağmen, yarışı iyi bir yerde noktaladı.

İki pit-stop taktiği Senna ve Williams’a da puan getirdi. Takım gerçekten 2011’e göre çok ciddi bir gelişme kaydetmiş durumda. Çekiş ve azami süratin çok önemli olduğu pistte Ferrari’nin sıkıntı yaşayacağı çok açıktı. Öyle ki, Alonso’nun tüm çabaları bile iki puandan fazlasını getiremedi. Massa yine puan alamamış olsa da, ilk iki yarışa göre daha iyi bir yarış çıkardı. Sauber ise, ümit vaat eden sıralama turlarının ardından, yarışı tek bir puanla noktaladı.

Aslında yarışın klasmanını lastik stratejileri belirledi diyebiliriz. Rosberg, Vettel, Grosjean, Senna, Maldonado, Perez ve Raikkonen ikişer, Button, Hamilton, Webber, Alonso ve Kobayashi üçer pit-stop yaptı. Yani benzer pit-stop taktikleri bile, çok farklı sonuçları doğurdu.

Mercedes’in galibiyeti, kötü geçen iki seneden ve ilk iki yarışın ardından, firmanın Formula 1 yatırımının sorgulandığı ve yeni Concorde anlaşmasının henüz imzalanmadığı bir ortamda, spor için çok önemli bir gelişme oldu. Rosberg, zaferi sonuna kadar hak etti. Gridde Webber ve Button’dan sonra, bir yarış birinciliği için en çok bekleyen üçüncü pilot olan Rosberg; tıpkı bu iki pilotta gördüğümüz gibi bu zaferin ardından performansını daha da yukarıya taşıyabilir. Kazanabileceğini düşünmek ile, kazanabileceğini bilmek arasında, çok fark var. Zamanında Toyota için de aynı şeyi düşünmüştüm. Japon takımı 2009’da Bahreyn veya Japonya yarışlarından birisini kazanabilseydi, firma muhtemelen yarışmaya devam ederdi.

Bazı yarışlardan, özelikle de buna benzer çok şeyin yaşandığı mücadelelerden sonra; özeti yazmadan neler olup bittiğine internetten bakıp bazı yerleri tekrar hatırlamam gerekiyor. Yarışı anlatırken, olan bitenden keyif aldım hakikaten. Cumartesi değil ama, Pazar günü yaptığım birkaç hata aklımda kaldı. En önemlisi bir ara, benim baktığım yerde sadece üç set sert lastik kullanmış gibi gözüken Webber’in bir daha pite gireceğini söylemem oldu. O nedenle bu hafta sonunu, kendimden tam olarak memnun şekilde kapatamadım. Ancak umarım sizlere de, benim aldığım kadar çok keyif verebilmişimdir.

Üç yarışta üç farklı takımdan üç farklı kazanan ve altı farklı pilotun podyuma çıkması, şampiyonanın çekişmeli geçeceğini gösteriyor. Sırada hem politik sorunlarla boğuşan, hem de hiçbir zaman heyecanlı yarışlar izleyemediğimiz Bahreyn var. Bakalım Sakhir’de nasıl bir yarış izleyeceğiz?

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
17.04.2012 01:02:21
Merhaba Serhan Bey, Çok uzun bir süredir seyretmiş olduğum(yaklaşık 16yıl),benim için artık fanatiklikten neredeyse hayat felsefesi haline (f1;hızın teknoloji ile bütünleşmiş en saygın hali)dönüşmüş olan f1 yarışlarını sizden dinleyerek seretmek çok güzel. başka bir sitede yapmış olduğum yorumda da belirttiğim gibi çoğu şey gibi f1 de kapitalizme yenik düştü. e doğal olarak allaha şükür az da olsa imkanım olduğundan dolayı bende yenik düştüm ve d-smart aboesi oldum. bu konu ile alakalı olarak çok şey bahsedilir ki sizde bahsetmişsiniz. çok fazla uzatmadan sadece sizin tam anlamı ile f1 konusunda topluma çok faydalı bir kişi olduğunuzu belirtip sizin hakkınızda saçmalayan güruha takılmamanızı rica ederim. çok fazla uzattığımı düşünerek çin gp ile ilgili düşüncelerimi kısaca anlatırsam, gerçekten çok heyecanlı bir yarıştı, özellikle son 15 tur. bahreyn pisti ile ilgili düşüncelerinize tamamen katılıyorum. umarım yanılırım. sitenizde ilk yorumum, fakat devamı gelecektir.
 
17.04.2012 02:24:04
Serhan bey, bu ülkede formula 1 denilince aklıma ilk gelen isim
 
17.04.2012 02:40:06
Serhan bey, bu ülkede formula 1 denilince aklıma ilk gelen isim sizsiniz. Yarışı anlatış şekliniz ve verdiğiniz değerli bilgiler yarışları izlerken alınan keyfi kat ve kat arttırıyor. Ancak, Formula 1 İstanbul ayağının yarış takviminin dışında kalması ve üstüne d-smart gibi uydu üzerinden yayın yapan paralı bir kanala geçmesi benim gibi kısıtlı imkanı olan bir Formula 1 hayranı için tam bir kabus. Genel olarak bakılınca sanki bu yarıştan bilerek soğutulmak isteniyormuşuz gibi bir fikre kapılıyorum. Sonuçda halkımızın mali gücü ortada fakat ben yinede ne yalan söyliyeyim, internet üzerinden bulabildiğim her yerden gecikmelide olsa izlemeye çalışıyorum. Biz izleyemeden, yeni hayranlar oluşamadan, ülkemizde bu spora ilgi nasıl artacak? Nasıl bir Türk Formula 1 pilotu çıkacak? Umarım ülkemiz için F1, gelecekte bürokrasi ve ticari kaygılara yenik düşmeyeceği bir duruma gelir.
 
lamp83 s-sport