Beni hatırla
 

Aralık ayında, FIA’nın Dünya Motorsporları Konseyi’nde 2013 için 1.6 litrelik dört silindirli motorların onaylanmasından bu yana, bu yeni formül sürekli olarak gündemde kaldı. Hem takım temsilcileri, hem motor üreticileri, hem yorumcular ve internet ortamında da F1 fanları, bu konuyla ilgili görüşlerini dile getirdiler. Çoğu zaman da, bu görüşler olumsuz yöndeydi. Hatta Renault hariç, hiç kimsenin bu yeni motor konseptine sıcak bakmadığını söyleyebiliriz.

‘Sporla hiç ilgilenmeyen insanları en çok etkileyen şeylerden birisi motor sesi’ demişti Bernie Ecclestone. Bay E, bu konuda gerçekten haklı. Herhangi bir Formula 1 pistine, F1 otomobilleri dönerken yaklaştığınızda, daha pisti görmeden evvel muhteşem motor seslerini duyarsınız ve bu ses, insanın için kıpır kıpır eder. Start düzlüğünden tam gaz geçen bir motorun sesi, hiçbir şeye değişilmez. Bir süre sonra, kulaklarınızda belki geçici işitme kaybına yol açabilecek olsa bile, Formula 1 fanlarının çoğu, yarışı veya seansları kulaklık takmadan takip eder. Hele startta, 18.000 beygire ulaşan 24 motorun ortak homurtusu, insanın tüylerini diken diken eder. Bunu demişken, şu anki motorların sesinin eski V10’lara oranla daha etkisiz olduğunu itiraf etmeliyiz. Bu sesin daha da düşmesi, spor için gerçekten iyi olmayacak.

Bu yeni motor formülü üzerinde yapılan tartışmalarda, FIA’nın Uluslar arası Spor Yasası ve F1 Sportif Yönetmeliği ile meşhur Concorde Anlaşması’na pek fazla uyulmayan bir durum da ortaya çıktı. FIA yönetmeliklerine göre, içinden bulunulan yılın ortasına kadar (30 Haziran) bildirilen değişiklikler, bir sonraki yıl uygulamaya konabiliyor. Ancak aerodinamik paketin tamamı, motorun şekli ve hacmi gibi değişiklikler için; genel prensip olarak takımlara en az iki senelik bir geliştirme süresi tanınıyor.

Benzer şekilde Concorde Anlaşması’na göre, teknik değişiklikler ancak büyük çoğunluğunu takım temsilcilerini oluşturduğu F1 Komisyonu’nda %70 çoğunlukla alınacak kararın ardından uygulamaya alınabiliyor. Takım temsilcilerine göre, bu yeni motorlar, F1 Komisyonu’nda oylanmadan, doğrudan en üst düzey kurul olan Dünya Motorsporları Konseyi tarafından uygulamaya kondu. Tabi işin bir diğer karmaşık tarafı, konuşulan mevcut Concorde Anlaşması’nın 31 Aralık 2012’de bitmesi ve yeni motorların 1 Ocak 2013’ten, yani Concorde bittikten sonra devreye girmesi. Yani ‘Concorde’a aykırı olarak yapıldı’ denilen değişiklik, Concorde’un bitiminden bir gün sonra devreye alınacak.

FIA’daki hiyerarşik yapıda, Dünya Motorsporları Konseyi (WMSC), tüm diğer alt komisyon ve grupların üstünde. WMSC, sporun daha geniş tabanlı yönetim politikasına bakıyor ve genelde alt komisyonlardan (örneğin F1, WTCC, WRC vs) gelen önerileri onaylıyor. Ancak 4 silindirli yeni motorlar için, FIA, kendi teammüllerini devre dışı bırakıp, konuyu (biraz da Başkan Jean Todt’un zorlamasıyla) doğrudan WMSC’den geçirdi. Sonra da işler karıştı.

‘Zorla güzellik olmaz’ demiş atalarımız. Biraz ‘zorla’ getirilmiş olan bu yeni motor konsepti, kış aylarından bu yana Ferrari, Cosworth ve Mercedes’ten tepki görürken, sadece Renault konsepti destekledi. Ferrari, dört silindirli hiçbir yol otomobili motoru olmadığı için sisteme itiraz ederken, Mercedes ve Cosworth geliştirme çalışmaları için verilen sürenin kısalığı ve Ar-Ge masraflarının yüksek tutacağından şikayetçiydi. Sadece, 2015’ten itibaren yol otomobillerinin dörtte üçünü ufak hacimli, turbo ve hibrid teknolojili motorlarla üretecek olan Renault, bu yeni kuralı şiddetle savundu ve hatta 2.4 litre V8’ler devam ederse, spordan çekilme tehdidini bile savurdu.

Bay E, Formula 1’in motorsporlarının en kuvvetli, en hızlı ve en gürültülü serisi olmasını düşünürken, çevreci olma imajını, yolda kullanılan otomobillerin benzerlerinin yarıştığı WTCC gibi serilere bırakmak niyetinde. Daha önce, Ocak ayında da yazdığımız gibi, otomobil üreticileri ve büyük küresel firmalar, artık F1’in bir tüketim çılgınlığı gibi gözükmesini istemiyor.

2013 yönetmeliklerinde, üç ana başlık vardı: motorlar, yeni aerodinamik paket (daha düşük sürtünmeli) ve düşük profilli lastikler. Pirelli’nin yaptığı açıklamaya göre, 16 ve 18 inçlik jantlara takılacak düşük profilli lastiklerin gelmesi de, 2014’e kaydırılmış durumda. Yani Pirellli mevut üç yıllık anlaşmasını, 13 inçlik lastiklerle bitirecek.

Tüm tartışmaların ardından, sonunda, varılması zor gözüken bir uzlaşma noktası yakalandı F1 Komisyonu’nda. Yeni nesil motorlar, 1.6 litre V6 şeklinde olacak; ancak uygulamaya 2014 yılında geçilecek. Çevreci teknolojiler ve şimdikinin iki katı gücündeki KERS ile beraber, yakıt tüketimi 2011’e oranla %35 civarında düşecek. Motorun 600 beygir güç üretmesi beklenirken, KERS ile gelecek güç de yaklaşık 150 beygir olacak. Yeni aero yönetmelikleriyle beraber, otomobillerin şimdiki seviyeye göre yavaşlamaması da hedefleniyor.

Aslında, bir bakıma herkesin istediği bir ortak payda yakalanmış oldu. Ferrari V konfigürasyonlu motoru yakaladı; Renault çevreci formülle devam edilmesine sevindi; motorların küçülmesini isteyen Mercedes, geliştirme için daha geniş bir süre aldı; Cosworth zaten her tip motoru üretebilen özel bir üretici olsa da geliştirme için zaman kazandı; Ecclestone motorlardan daha etkileyici bir ses çıkmasını sağladı ve FIA ise bir yıl gecikmeyle de olsa Formula 1’i daha çevreci yapmayı başardı.

Son aylarda F1’in imajını zedeleyen Bahreyn GP’sindeki gel-git ve Lotus – Lotus mahkemesinin ardından, işlerin daha da gerginleşmeden çözülmesi, tabii ki sporun faydasınadır. Ancak önümüzdeki dönemde, 2013 sonrası için yeni Concorde Anlaşması ile ilgili fırtınalı bir hava gözüküyor ufukta. Bakalım F1, sıradaki bu fırtınayı nasıl atlatacak?

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport