Beni hatırla
 

Formula 1’in en meşhur yarışı, geçmiş yıllarda olduğu gibi, başladığı şekilde bitti. Ne KERS, ne Pirelli, ne de DRS beklenen geçişleri getirmedi.

Öncelikle Cumartesi gününden başlayayım. Üçüncü antrenman yayını esnasında, doğal olarak gelişen bir şekilde, bir soruya cevap vermemle beraber; aslında bu tür bir yayının ne kadar çok hoşunuza gittiğini fark ettim. Bir süredir, özellikle antrenman yayını esnasında, bu tür bir iletişime geçerek soru-cevap yapmayı düşünüyordum. Kısmet bu haftayaymış. Kanada’dan itibaren, fırsat buldukça buna benzer bir iletişim içine girebiliriz. Ama sıralama turları ve yarış yayınında çok daha fazla bir konsantrasyon gerektiğinden, soru cevaplamaya fırsatım olmaz.

Sıralama turlarına gelirsek, bu seneki en çekişmeli Q3’ü izlediğimizi söyleyebilirim. Önce Webber’in, sonrasında Schumacher’in harika turları, işin heyecanını artırdı. Schumacher, sene sonunda emekliye ayrılacak söylentilerinin çıktığı bir haftada, doğru ayarlanmış ve lastikleri kullanabilen bir otomobille, herkes kadar hızlı gidebileceğini kanıtlamış oldu. Tabii Schumacher’den bahsederken, ‘kanıtlamak’ kelimesini kullanmak aslında çok da uygun olmuyor. Ama kariyerinin en kötü başlangıcını yapan Schumacher’in bu hali, takım yönetimi tarafından bile sorgulanırken, bu en iyi zaman ilaç gibi geldi. +5 sıra cezası olmasa, her şey çok daha anlamlı olacaktı. Ama yaşlı kurdun yüzünü gülerken görmek, eminim pek çoğunuzu da sevindirmiştir.

Rosberg ve sezona sıkıntılı başlayan Massa, sıralama turlarının iyi iş çıkartan pilotlarıydı. Buna karşılık Vettel, Button, Raikkonen gibi isimler hayal kırıklığı yaşadılar. Bu arada İspanya GP’sini kazanmasının ardından, F1 medyası tarafından daha Monako’daki 2. F1 yarışı öncesinde ‘Monako uzmanı’ ilan edilen Maldonado, belki de çabuk havaya girmenin bedelini ödedi. Monako, kendisine saygı duymayan pilotları affetmeyen bir pist. Karıştığı kazalar ve aldığı cezalarla Maldonado, zihinsel olarak bu hafta sonuna hazır değildi sanki. Perez’in şansını öldüren kaza da, üçüncü antrenmandaki temasın sonucuydu muhtemelen.

Yarışa geldiğimizde, startta hatırladığım kadarıyla bu seneki en büyük hatamı yaptım ve ilk sektöre kadar kazaya karışan Lotus’u Raikkonen olarak anons ettim. Bundan dolayı yayın içinde Twitter’dan özür diledim. Her ne kadar profesyonellik gereği bu durumu yayına yansıtmamaya çalışsam da, hata yaptığım zaman canımın sıkıldığını söylememe gerek yok herhalde. Grosjean’ın grubun ortasında attığı spin, neyse ki daha korkutucu bir kazaya dönüşmedi. Vettel, Grosjean’dan kaçmaya çalışırken ilk virajı kesince, bu durumdan avantajla ayrılmış oldu sanki. Kobayashi’nin havada uçtuktan sonra, hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmesi, tam Kamikaze pilotuna yakışır bir hareketti. Aslında ilk viraja girişe göre, podyumun ilk iki sırası belli olmuştu diyebiliriz.

Vettel’in uzun süre pistte kalmasını herkes bekliyordu. Ön bölümdeki pilotlar, aslında birbirlerini kollayarak ve yağmur bekleyerek, 29. turda kadar geldiler. İlk zarı Rosberg attı ve yarışta yapılacak birer pit-stop, teker teker geldi. Burada McLaren’in hata yapmasa bile, pitte yavaş kalarak Hamilton’ın Alonso’ya geçilmesine neden olduğunu gördük. Çok uzun ilk bölümü atan Vettel, 40’lı turlardan itibaren sanki 20 küsur saniyeyi yakalayacak gibi gözüktüyse de lastikler bitmeye başlayınca pite geldi. Çıkışta Vettel de, Hamilton’ın önünde yer alınca, McLaren pilotu strateji ile iki sıra kaybetmiş oldu. Alonso, yine Ferrari’den alabileceği her performans gramını çıkarırken, takım arkadaşı Massa sezonun en iyi performansıyla bir nebze olsun rahatladı. Rosberg, lastikleri parçalamayan Mercedes’i ile, hatasız bir yarış çıkardı.

Son bölümlerde bir ara Webber, Rosberg, Alonso, Vettel, Hamilton ve Massa arasında sadece 4 aniye kaldı. Ancak birbirine bu kadar yakın performanslı otomobillerin geçiş yapması, gerçekten çok zor Monako’da. Ekrana fazla gelmese de, iki Force India pilotu da, problemlerden uzak durarak orta sıralar için değerli puanlar aldılar. Takım olarak büyük hayal kırıklığı yaşayan Lotus’ta, Raikkonen hem lastiklerini en çabuk bitiren pilotlardan birisi oldu, hem de önü açıkken bile Lotus beklenen tempoyu yakalayamadı. Siyah otomobilin, tempo olarak sene başından beri en yavaş kaldığı yarış oldu bu. Senna, hayal kırıklığı yaşayan Williams’a en azından bir puan kazandırdı. Günün en başarılı isimlerinden birisi Kovalainen’di. Fin pilot, Jenson Button’ı adeta çıldırttı. Bu 13.lük, puan alması zor gözüken üç yeni takım arasındaki 10.luk mücadelesinde çok değerli olacaktır. Eminim Button, birkaç gece boyunca rüyasında Caterham’ın arka kanadını görecektir.

Schumacher de, bir kez daha şanssızlığının kurbanı oldu. Starttaki temasa rağmen yarışı iyi götürüyordu. Rosberg´in temposuna bakılırsa, Schumacher +5 sıra cezası olmasa yarışı lider götürebilir ve kazanabilirdi belki de. Bilmem hatırlar mısınız, Ferrari yıllarında bir arıza çıkarsa bu mutlaka Barrichello´nun başına gelirdi. Mercedes´te ise durum bunun tam tersi. Tüm problemler Schumacher´in otomobilinde ortaya çıkıyor.

Son sözler, tüm yarışı kontrol altında tutan Mark Webber’e. Avustralyalı pilot, bu hafta sonu Vettel’i net bir şekilde mağlup etti, galibiyeti sonuna kadar hak etti ve sezonu yeniden rayına sokup şampiyonluk mücadelesine ortak olabileceği çok iyi bir sonuç elde etti. Webber, bu seneki kurallarla beraber Vettel’e karşı, adeta yeniden gardını almış oldu.

Yayınlarıma gelince, dünkü sıralama turundan büyük keyif aldım; özellikle de son bölümden. Bugünkü yarış monoton geçti, ben de sizi ekran başında tutabilmek için elimden geleni yaptım. Evet, Monako’da sadece etrafı seyretmek bile keyifli. Ama insan, ister istemez 78 tur boyunca birbirini takip eden otomobillerden bir aksiyon bekliyor. Mark Webber’in ilk üçe dönüşüyle birlikte, çeviri için yeniden zorlu günler başladı benim için. Yeniden Avustralyaca’yı hatırlamam gerekecek. Sırada eğlenceli geçmesi Kanada var. Yedinci yarış, yedinci farklı kazananı görür müyüz sizce?

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
28.05.2012 11:38:28
Guzel bir ozet, klasik bir Monaco yarisi izledik her ne kadar son turlarda acaba mi diye umitlensek de kimse bu pozisyonlarda riske girmek istemedi, biz ekran basindakiler yagmuru bekledik ama eminim takimlar o kadar tedirgindi bu durumdan. Muhtemelen Türkiye`deki F1 izleyenleri arasinda ilk kuşak arasındayım ( 1992`den beri ) bu sezon simdiden takip ettigim en farkli, heyecanli kimsenin hicbir tahminde bulunamadığı inanilmaz bir sezon oluyor. Çok açık bir şekilde yarış kazanan pilot sayısı artacak. Bu yarış için birçok kişi tarafından favori gosterilen Renault bir yarış kazanacak buna ek olarak galibiyete en yakın bir diğer farklı pilot Hamilton ama ilginç olan en hızlı araç olarak görünen Mclaren aynı hızla geri saymaya başladı. Ferrari kimsenin beklemediği kadar hızlandı ve daha da hızlanma sinyalleri veriyor. Farkli yaris pilotu sayisi mutlaka artacaktir bu Kanada`da olur mu bilinmez, burdaki asıl soru 2. Yarışını kazanan ilk pilot kim olacak. Muhteşem bir sezon izliyoruz keşke hep birlikte izleyebilseydik...
 
28.05.2012 18:43:42
Kendi adıma sevindirici bir yarış oldu.Massa`nın göstermiş olduğu performansa sevindik.Gelecek için de umut oldu. Yarış genel olarak monotondu.Araçlar arasındaki farklar çok ciddi olmayınca atak yapmak imkansız hale geldi. Daha şimdiden Kanadı`nın biran önce gelmesini istiyorum.Bakalım 2 hafta nasıl geçecek.
 
lamp83 s-sport