Beni hatırla
 
Çekiş kontrol Formula 1’de adından sıkça bahsedilse de, nasıl çalıştığı, ne işe yaradığı veya ne kadar çok işe yaradığı tam olarak bilinmeyen bir sistem. Biz F1 fanları ve bazı medya mensupları hep şikayet eder ya hani; F1’de elektronik çok fazla kullanılıyor, artık hızlı pilotlar yerine iyi mühendislerin ürettiği hızlı ve komplike otomobilleri izliyoruz diye… FIA’nın 2008 sezonu için aldığı çekiş kontrolün yasaklanması kararı, pilotun genel performans üzerindeki etkisini biraz daha arttıracak. Peki ama bu yenilik, yarışların gidişatını ne kadar değiştirecek?

İncelememize çekiş kontrolün ne olduğunu anlayarak başlayalım. Çekiş, kabaca, motorun ürettiği torkun tekerleklere iletilerek otomobilin hızlanmasının sağlanmasıdır. Dolayısıyla çekişi iyi olan otomobiller, daha çabuk hızlanırlar. Kuvvetli bir spor otomobil kullanmadığınız sürece, günlük trafikte otomobil kullanırken otomobilin çekişinin kontrol edilmesine ihtiyaç duymayız. Ancak F1’de pilot, bir an önce hızlanmak için gaza sonuna kadar basarak, motorun ürettiği tüm torkun tekerleklere aktarılmasını sağlar. Bu çevirme gücünü üzerine alan arka tekerleklerin dönüş hızı, otomobilin o anki ilerleme hızının üstüne çıktığı anda, tekerlekler patinaj yapmaya başlar. Bu da hem lastik aşınmasına, hem de zaman kaybına neden olur. Hatta bazı durumlarda, otomobilin arka tarafı kontrolden dahi çıkabilir. Kısacası modern F1 otomobillerinin, F1 pilotlarına bile zaman zaman fazla gelen torku ile pilotun içinden gelen dayanılmaz hızlanma tutkusu bir araya gelince; ideal performansın yakalanabilmesi için, Grand Prix otomobillerinde çekişin kontrol edilmesi gerekmektedir.

Peki çekiş, nasıl kontrol edilir? Çekiş kontrol, yukarıda bahsettiğimiz patinajın ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir sistemdir. Otomobilden otomobile farklılık gösterse de, F1’de genelde dört tekerlekte bulunan hız ölçer sensörler sistemin temelini oluşturur. Otomobilin elektronik kontrol ünitesi (ECU), ön tekerleklerin hızı sayesinde otomobilin hızını ölçer ve bu hızı arka tekerleklerin hızıyla karşılaştırır. Arka tekerleklerin hızı, ön tekerleklerden %1’i aşan oranda daha fazla olduğunda patinaj başlar. İşte bu noktada ECU; a) bir veya daha fazla silindirdeki bujileri kapatarak, b) bir veya daha fazla silindire giden benzin akışını keserek motorun kullanımdaki gücünü azaltır. Tabii bu saydığımız işlemler milisaniyelik periyotlar içinde yapılmaktadır. Araç üstü kameralarda o ufak ‘TC’ grafiğinin ne kadar çabuk yanıp söndüğünü hatırlayın.

Çekiş kontrol özellikle viraj çıkışlarında, pilotun, otomobilin motor gücüyle savaşması gerekliliğini ortadan kaldırır. Günümüzde yarışan pilotlar genelde, apeksi atlatabilecek noktaya geldikten sonra, pedalı tabana yapıştırırlar ve çekiş kontrol, otomobil için patinajsız ve en ideal hızlanmayı gerçekleştirir. Bu açıdan bakıldığında, çekiş kontrol, gerçekten de pilotun yeteneğinin, genel performansa yansımasını azaltmaktadır.

90’ların başında Williams takımının geliştirdiği çekiş kontrol, takıma büyük bir avantaj sağlayınca, sistem 94 sezonu başında yasaklanmıştı. Ancak gelişen teknoloji ve yazılımlarla beraber, ‘çekiş kontrolü’ kontrol etmek neredeyse imkansız hale gelince, 2001 sezonunda çekiş kontrol yeniden serbest bırakıldı. Bu sene bütün otomobillerde standart ECU kullanılacağı için, bu yasağın delinmesi ‘şimdilik’ imkansız gözüküyor.

Peki çekiş kontrol olmayınca hangi pilotlar öne çıkacak? Bu sistem ortanda kalkınca, otomobili daha nazik kullanan, sürüş stili daha yumuşak olan Hamilton, Button, Fisichella ve uzun yıllar çekiş kontrolsüz yarışmış olan Coulthard ile Barrichello biraz daha avantajlı olabilirler. Buna karşılık daha agresif stilleriyle Alonso, Massa, Kubica gibi isimler başlangıçta sıkıntı yaşayabilir. Yani bazı pilotlar bir alışma sürecine ihtiyaç duyacaklar. Önümüzdeki sezon, viraj çıkışlarında daha fazla arkadan kayma, daha fazla spin izleme şansımız kağıt üstünde arttı. Artık pilotlar gaz pedalını ‘açık-kapalı’ şeklinde çalışan bir buton gibi kullanamayacaklar; hangi anda ne kadar güç uygulayacaklarına kendileri karar verecek. Ancak neticede, tüm pilotlar, kısa süre içinde limite ulaşmak için yeni yöntemleri keşfederek bu duruma adapte olacaklardır. Kısacası iyi pilotlar, yine iyi olmanın bir yolunu bulacaklardır.

Bu, biz seyirciler için iyi bir şey. Belki içinizden bazıları da, tıpkı benim gibi ‘eskiden çekiş kontrol mü varmış?’ diyor olabilir. Ama durun bir dakika; Clark, Stewart, Lauda, Prost, Senna gibi büyük pilotların çekiş kontrol sistemleri yok muydu? Vardı tabii ki. Onların çekiş kontrolüne, sağ ayak deniyordu!
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport