Beni hatırla
 

Hockenheim keyifli geçti diyebiliriz. Hafta sonuna ilk iki günkü yağmur ve Red Bull’un Komiserler Kurulu ziyaretleri damgasını vurdu.

Almanya’da da, tıpkı İngiltere’de olduğu gibi takımlar yağmur karşılayınca, Cuma antrenmanları yine verimsiz geçti. Hem lastik karşılaştırması hem de yeni aero denemeleri yapmak için çok önemli olan üç saatlik bölüm, bunun yerine pitte bekleme ve yağmur lastiklerini denemekle geçti.

Dolayısıyla Cumartesi sabahki son antrenmanın yoğun geçmesi bekleniyordu. Ama sadece bir saat, hem sıralama hem de yarış denemesi yapmak için yeterli olamadı. Bu arada antrenman yayınında, daha önceki haftalarda yüze yakın soru gelirken, bu sefer sizden sadece tek bir soru gelmesini, Ramazan’a bağlıyorum.

Sıralama turlarında Q2’de gelen yağmur işin şeklini değiştirdi. McLaren’in Cuma gününün sonunda memnun oldukları yeni ve yoğun güncelleme paketine rağmen, yağmurda yine ideal lastik ısısını yakalayamadıkları görüldü. Q2’nin başındaki hızlı bölümde, hatasız turu tamamlayamayan Massa ikinci bölümde elenirken; Schumacher ve Hulkenberg iyi bir iş çıkardılar. Lotus da, tıpkı McLaren gibi lastik ısıtamamanın cezasını çekti. Sonunda Alonso’nun Q3’te pit-stop yapması ve attığı iki zaman turunun da, herkesten hızlı olması, gayet başarılı bir performansın ortaya konduğunu kanıtladı.

Starttan önce, Red Bull’un muhtemelen illegal şekilde difüzörü egzozla beslediği tartışmaları, ortamı gerdi. Açıkçası Red Bull’un açıklamasını beğenmeyen FIA, kurallara uygun olmayan bir durum yakaladı; ama kural çok net yazılmadığı için bir ceza çıkmadı. Eğer ceza verilebilseydi, muhtemelen Vettel ve Webber sıralama turlarından ihraç edilecekti. Fazla karmaşık olan bu konuyu, Korhan Savran ile Polcast 4’te daha anlaşılabilir şekilde konuşacağız. Bence bu konuda, çok kısa süre içinde bir açıklama ve yeni bir kural yorumu yapılacak.

Yarışa geldiğimizde, havanın beklediği gibi kuru olması, Alonso için işleri fazla değiştirmedi. İstediği startı alan Alonso, önde yarışı ve Vettel’i kontrol etmeye başladı. Arka tarafta Massa’nın yaptığı çaylak hatası, daha yarışın başında Breizlyalı pilotun tüm şansını öldürürken, bu olay Hamilton’ın da kötü şansı oldu. İngiliz pilot ikinci turda, parçaların bulunduğu yerden geçen sekizinci pilot olması karşın lastik patlattı. Button’ın iyi start alması, yarışın anahtarlarından birisi oldu. Schumacher’in başını çektiği grubun tur başına yarım saniye ile geride kalması, galibiyet mücadelesinin Alonso ve Vettel arasında geçeceği beklentisini doğurdu. O sıralarda hiç kimse Button’ın son turlara kadar 25 puanı zorlayacağını tahmin edemezdi.

Alonso, Vettel’den iki tur önce pite girdi; ama trafiğe yakalanmadığı için Alman pilotun pitinden sonra da yerini korudu. Bu sıralarda, güzel bir atakla Schumacher’den kurtulan Button da, öndeki ikilinin peşine düştü. Yarışın üçte biri ve ilk pit-stoplar bittiğinde, Alonso Vettel Button arasında sadece 6.3 saniye vardı ve bu mücadele finişe kadar sürdü. Yarışn ortasında bir tur gerideki Hamilton’ın, pit-stoptan sonra bu üçlünün ortasına düşmesi, yarışa değişik bir boyut getirdi. Telsizden takım arkadaşı Button’a zorluk çıkarmaması istenen Hamilton, daha da iyisini yaparak Vettel’e beklemediği bir atak yaptı ve turunu geri aldı. Bu duruma her ne kadar Vettel yarştan sonra ‘aptalca’ dediyse de, ortada aptalca veya kurallara uygun olmayan bir durum yoktu. Sonuçta Hamilton, Vettel’i geçtikten sonra mavi bayrak mesafesinden çıktı, hatta uzun süre Alonso’yu da kovaladı. Tabii, Hamilton’ın bu hamlesi hem Alonso hem de Button’a yaradı. Sonuçta, yarışta neler olacağını bilemezsiniz ki. Hamilton, Alonso’yu da geçse ve bir tur sonra bir kaza nedeniyle Güvenlik Aracı içeri girse, İngiliz pilot bir anda konvoyun arkasında puan kovalar bir konuma gelebilirdi.

Son bölümde kimin lastiklerinin daha uzun süre dayanacağı, yarışı kazananı belirleyecekti. Bu konuda lastikleri en iyi saklayanın Alonso olduğu, son birkaç turda ortaya çıktı. İspanyol pilot, sondan bir önceki turda yarıştaki en hızlı turunu attı. Yani Button veya Vettel ona yaklaşabilse bile, Alonso’nun eli hala boş değildi. Button’ın lastiğinde, bu bölümün başlarında meydana gelen yanık bölge, sonlara doğru temponun düşmesine neden oldu.

Sondan bir önceki turda Vettel’in Button’a yaptığı atakta, yayında ‘inceleme var ama pek bir şey çıkmaz’ demem, yayının hatasıydı. O kadar erken konuşmamak lazımmış demek ki. Gerçi sonra, bir kez daha olayı inceledikten sonra Vettel’e ceza gelmesi gerektiğini yazdım zaten. Vettel, hem pit dışına taştığı noktada Button’ın önünde olmamasına karşın, yola döndüğünde Button’ı geçmiş, yani avantaj sağlamıştı. Hem de yönetmeliğin 20.2 maddesinde göre ‘Bir sürücü haklı görülebilecek bir gerekçe olmaksızın kasten pist dışına çıkamaz’ ibaresine göre bir ihlal vardı. Aslında bu olayda harika savunma yapan Button’ın lastikleri bitmişti (kendi deyimiyle finişten iki tur önce). Yani Vettel, pist dışında geçtiği rakibine yol verse, muhtemelen bir sonraki tur Button’ı geçip ikinciliği gerçekten kazanabilirdi. Ayrıca Button, Vettel’e iki tekerleği beyaz çizginin içinde kalacak kadar boşluk da bırakmıştı; yani rakibine tam anlamıyla pist dışına da itmedi. Ama Vettel’in daha hızlanma bölümüne geçmeden dışarıda kalma niyetinde olduğu açıkça görüldü.

Öte yandan Button’ın ve bir ara Hamilton’ın ulaştığı hız, McLaren’in yeniden Red Bull ve Ferrari’yi yakaladığını gösterdi; ki bu da sezonun heyecanlı geçmesi için önemli bir nokta. Ama bana göre, iyimser McLaren yönetimi yorumlarına karşın; pilotlar şampiyonasında Hamilton ve Button’ın çok fazla bir şansı kalmadı.

Lotus, bir kere daha kötü geçen Cumartesi gününün bedelini ödedi. Yarışa 10. başlayan Raikkonen, finişe liderin sadece 16.4 saniye gerisinde ulaştı; ki bu fark zaten yarışın ilk 10 turunda oluşmuştu. Sıcak bir havada, bir şekilde ilk beşten start alabilecek bir Lotus, bu sene rahatlıkla galibiyet alabilir. Shcumacher ve Raikkonen’in ard arda Hulkeberg’i geçmeleri, harika bir sahneydi. Günün yükseliş hikayesinde Sauber vardı. Hem Kobayashi hem de Perez, Force India pilotlarıyla tüm yarış boyunca kapıştılar. Sonuçta, yarışta hızlı olan ve lastikleri parçalamayan otomobille 12 ve 17. sıradan gelip, 4. ve 6. olarak kendilerine orta sırada çok rahatlatacak puanları kazandılar. Hatta Sauber, gözünü Mercedes’e dikti desek, abartmış olmayız.

Mercedes demişken, Gümüş Oklar’ın bir kez daha lastik parçalama nedeniyle başarısız olduğunu söylemeliyiz. Schumacher üç pit-stop yapmasına rağmen, son turlarda yine de Perez’e yaklaşamadı. Hafta sonunun sürprizlerinden birisi, Silverstone’da harikalar yaratan ve yeni kontratı cebine koyan Webber’in bu kadar silik bir performans sergilemesiydi.

Son sözü Alonso ve Ferrari’ye bıraktım. Avustralya’da tur başına 1.5 saniye geride olan otomobille, kuru ve ıslak zeminde iki yarış üst üste polü almak, takımın geldiği noktayı ortaya koyuyor. Bu noktada, çalışma yöntemlerini geliştirip rüzgar tüneli verileri ile pist üstü performansının birbirine eşitlenmesini sağlayan Pat Fry’ın ve tabii ki Alonso’nun rolü çok büyük. İspanyol pilot, başarının kokusunu aldığı anda, o başarıya ulaşıyor; sene başından beri takımı iten güç olarak, çok yavaş kaldıkları yarışlardan iyi puanlar alıp (McLaren mesela hızlıyken bile alması gereken puanları alamadı), otomobilin hızlanmasıyla beraber son altı yarışta iki galibiyet ve beş podyum yakaladı. Pazar gününün en karlı ismi Alonso’ydu. Çifte dünya şampiyonu, özellikle son iki viraj ve ilk virajda (genelde de ilk sektörde) Vettel ve Button’dan daha hızlı olup, onların atak yapmak için yaklaşmalarına fırsat vermezken; turun kalan kısmında lastiklerini korudu. Kısacası, muhtemelen Almanya’nın en hızlı otomobili olmayan F2012 ile bir zafer kazanmak büyük bir başarıydı. Alonso şu anda 34 puan, yani bir galibiyette fazla bir farklı yakalamış durumda. 22 yarıştır sorunsuz şekilde puan alan bir otomobil ve her şart altında otomobilden maksimum verim alan bir pilot için bu önemli bir fark. Ferrari, en hızlı otomobil olamasa bile, F2012’nin Red Bull ve McLaren’e yakın bir yerlerde gezmesi, şu anda Alonso’ya yetiyor. Bu da diğerleri için kötü bir haber.

Bir kötü haber de benim için var; bu yazdıklarımdan sonra kısa süre içinde ´Alonso´cu´ damgası yiyeceğimi  biliyorum. Yarış yayınıma gelince, işin gidişatından memnunum. Vettel’in atağı için yaptığım erken yorumun, hatalı olduğunu sonradan anladım, ama yapacak bir şey yoktu artık. Sırada Macaristan GP’si var. Bakalım Budapeşte’nin her zamanki sıcağı, bize neler getirecek?

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
23.07.2012 18:22:29
Herşey yine her zaman söylediğim ve her zaman oldığu gibi , çok çok keyifliydi usta.. sayende çok güzel bir f1 hafta sonu daha geçirdik.. bana göre hata denemez vettel`in atağı yorumuna , kısaca yayın gayet iyiydi her zaman olduğu gibi.. Alonso`cu damgası vs , bunlardan ben çok yoruldum artık , allah sana kolaylık versin ustam :) Macaristan`da Lotus için iyi bir yarış olması dileğiyle diyelim.. ama bu gidişle RAI ilk olarak SPA yı bekliyor sanırım :)) Teşekkürler..
 
24.07.2012 08:24:13
O kadar hoşgörülüsünüz ve empati kuruyorsunuz ki her yorumunuzda devamlı size yapılacak eleştirilere takılıp kalıyorsunuz, siz işinizde, bilginizde, sunumunuzda iyisiniz, yıllarca sizi takip eden biri olarak sizin ilgi ve yaklaşımınızla bu sporu seven biriyim ve sizin sayenizde böyle de kalacağım. Her yarış sonrası kendi yorumum ile karşılaştırmak ve eksikliklerim yada görmediklerim için heyecanla yorumunuzu bekliyorum. Lütfen gereksiz yorumlar için takılıp kalmayın. İyi ki varsın Serhan Acar iyi ki varsın Formula 1....
 
lamp83 s-sport