Beni hatırla
 

Macaristan GP’si, Hungaroring pisti için alıştığımız tarzda bir yarışa daha sahne oldu. F1 medyası tarafından Hunga-boring (sıkıcı) olarak adlandırılan pistte, hafta sonunun yıldızları arasında Hamilton ve Raikkonen’i sayabiliriz.

Lewis Hamilton, Cuma gününden itibaren, belki de şampiyonadan kopmamak için son şansını kullandığını da hissederek, harika bir performans sergiledi. Cumartesi günü yapılan sıralama turlarına baktığımızda, Hamilton’ın üç bölümde de en hızlı zamanı yapmış olması, otomobil / pilot kombinasyonu olarak yarışı kazanacak hıza sahip olduklarını gösterdi aslında. Almanya’da ciddi şekilde hızlanan, ancak sıralama turlarında yağan yağmurla beraber bu hızını tam olarak piste yansıtamayan McLaren-Mercedes, Hungaroring’in bol ve yavaş virajlı parkurunda gerçekten çok hızlıydı.

Sıralama turlarının flaş isimlerinden birisi de Romain Grosjean’dı. Fransız pilot, bir kez daha bir Cumartesi gününü Kimi Raikkonen’in önünde tamamladı. Sene başından bu yana konuşulan, ‘Lotus ilk sıralardan başlasa galibiyet alabilir’ tezinin kanıtlanması için Grosjean, ideale yakın bir yeri yakalamış oldu. Mark Webber ile beraber Mercedes pilotları ve Ferrari’ler Cumartesi gününü hayal kırıklığıyla noktalayan isimler oldular. Alonso muhtemelen, Q3’te 0.9 saniyelik bir fark yemeyi beklemiyordu.

Aynı şekilde, iki gün boyunca bir türlü lastikleri çalıştıramayan Mercedes’in sıralama turları da kabus gibi geçti. Schumacher’in , Vergne’in Toro Rosso’sunun ardında kalması ve Mercedes pilotlarının, firmanın motor verdiği dört otomobile de (iki McLaren, iki Force India) geçilmesi, gerçekten utanç dolu bir günün özeti oldu. Cuartesi günü dikkat çeken isimlerden birisi, bu sene ilk defa Q3’e kalmayı başaran Bruno Senna oldu.

Yarışın startına geldiğimizde, Schumacher’in gridin yanlış yerinde durması ve sonra da, ekstra formasyon turu değil, bekleme periyodu geleceğini düşünerek motorunu stop etmesi işleri karıştırdı. Kariyerinde 17. sıra ve daha geriden sadece 9 kez start almış olan Schumacher, muhtemelen arka sıralara alışık olmadığı için bu hatayı yaptı. Ama motorun stop etmesi ve otomobilin pit yoluna alınması, kederli geçecek yarıştaki ilk darbe oldu MSC için.

Startta Hamilton yerini korurken, Vettel’in Grosjean ile giriştiği mücadele, 3. virajda güzel bir atakla Button’ın öne geçmesine neden oldu. Alonso, Webber ve Senna iyi start alan diğer isimler oldular. Raikkonen’in startta Alonso’nun arkasına düşmesi, yarışın gidişatı açısından çok kritikti.

İlk turlarda Hamilton ve Grosjean’ın, diğerlerinden çok daha hızlı olduğu ortaya çıktı. Kısacası bizi galibiyet için bir McLaren-Lotus savaşı bekliyordu. Hamilton ve Grosjean, ilk pite gelen kadar arka grupla 9 saniye fark açtılar. Aslında ilk 15 turun ardından, liderin 15 saniye gerisinde ve trafikte kalan, önündeki Alonso, Vettel ve Button’ı takip etmekten başka bir şey yapamayan Raikkonen’in galibiyet mücadelesine ortak olmasını kimse beklemiyordu.

Ama Lotus’ın hızı ve iyi pit-stop taktiği Raikkonen’in attığı müthiş ikinci bölüm, onu bir anda galibiyet potasına soktu. Fin pilot ilk pite Alonso’dan 3 tur; ikinci pite Button’dan 11, Vettel’den 7, Grosjean’dan 6, Hamilton’dan 5 tur sonra girerek, önü açıkken attığı hızlı turlarla Hamilton hariç tüm rakiplerini ekarte etti. Pit çıkışındaki Grosjean-Raikkonen çekişmesi, yarışın nadir heyecanlı anları arasındaydı.

Son bölümde 5 tur daha yeni lastikleriyle Raikkonen, 6 tur içinde 3.5 saniye fark kapatıp Hamilton’ı yakalasa bile, türbülansa girdikten sona performans düşümü yaşayan lastiklerle beklenen atağı yapamadı. Buna rağmen 2007’nin şampiyonu, günün en etkileyici performanslarından birisini ortaya koydu.

Grosjean’ın ikinci pit-stoptan sona trafiğe yakalanması, ikinciliğe mal oldu adeta. Grosjean’ı pist üstünde geçemeyeceği anlaşılan Vettel’in üçüncü pit-stop ve yeni lastiklerle şansını denemesi, iyi bir hamleydi bana göre. Yarış sadece bir tur daha devam etse, Vettel Grosjean’ı geçecekti yeni lastikleriyle.

Alonso bir kez daha bu sezon en iyi yaptığı şeyi yaptı; otomobilin performansına göre alabileceği puandan da fazlasını aldı. Evet Hamilton ve Vettel’e geçildi, ama aynı strateji ile liderden 26 saniye fark yiyen bir otomobille, Macaristan’dan şampiyonadaki puan farkını açarak ayrılması, büyük bir başarı oldu bana göre. Günün sıra dışı isimlerinden birisi, Webber’i arkasında tutmayı başaran Senna oldu. Senna’nın, sezonun ikinci yarısında, geçen sene Lotus ile yarıştığı pistlerde Maldonado’ya bir üstünlük kurması gerekiyor, koltuğunu koruması için. Massa da, yarışı bitirip puan alsa da, pek iyi bir görüntü çizemedi.

Schumacher, starttaki hatadan sonra, pitten geçme cezası alan ve son olarak lastik patlatan otomobiliyle, kabus gibi yarışı bitmeden noktalarken, Rosberg’in Mercedes’e getirdiği bir puan kimseyi memnun etmedi. McLaren, Lotus, Red Bull ve Ferrari pilotlarının hepsinin bitirdiği bir yarışta doğal olarak, Force India ve Sauber gibi takımlara puan kalmadı.

Hamilton, çok ihtiyacı olan bir galibiyetle yaz arasına girdi. Bu hız avantajını Macaristan’da galibiyete dönüştüremese, şampiyonluk yarışından kopabilirdi İngiliz pilot.

Yarış, 2012 standartlarına göre çok monotondu. Yayın içinde, sıkılmamanız için elimden geleni yaptım. Ama başta da dediğim gibi, pilotlardan çok, pit stratejilerinin sözü geçti Macaristan’da. Podyumda ünlü tenör Placido Domingo’nun yaptığı röportajlar ilginç olsa da, profesyonel televizyoncuların sorduğu ve yarışın gidişatını, içyüzünü sorgulayan soruları özlediği belirmeliyim.

Sırada beş haftalık ara var. Ben de bu fırsattan istifade ederek, boşalan KERS’imi doldurup, kafaya yeni bir motor haritası yüklemek için tatile çıkıyorum. Bu arada D Smart yönetimiyle görüştük; bu ara zarfında sene başından beri yapılan 11 yarışın tekrarları verilecek. Tam zamanları bilmiyorum; ama rehberden kontrol edip çekişmeli mücadeleleri kaçırmamakta fayda var.

Dönüşte, efsanevi Spa’nın yayınlarında görüşmek üzere…

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport