Beni hatırla
 

Formula 1’in Avrupa’ya vedası, keyifli bir yarışla oldu. Efsanevi Monza pisti, Ferrari’nin kendi evi olmasına rağmen, zafer McLaren’e gitti.

Monza yayınlarımıza üçüncü antrenman ve bu seneki uygulamayla soru cevap yaparak başladık. Bu kısımda dikkatimi çeken bir şey var; sorusunu cevapladığım arkadaş, mutlaka 5 dakika içinde birkaç soru daha soruyor. Ben de olabildiğince, farklı insanların sorularını yanıtlamaya uğraşıyorum. Cevapları yayında anlatılamayacak gibi olanları, çok uzun olanları, ‘abi bu hafta kim kazanır?’ tarzı soruları yanıtlayamıyorum kısıtlı süre içinde. Ama bu keyifli uygulamaya devam ediyoruz.

Üçüncü antrenmanın sonunda bu haftanın McLaren-Ferrari savaşına sahne olacağı açıktı. Hamilton ile Alonso’nun arasında 0.001 saniye vardı. Sıralama turlarında, Alonso polü rahatça alacak gibi gözüktü. Ama yayında bahsettiğim viraj çubuğu (ya da demiri) problemi, parçanın fiyatına göre sezonun en büyük sorunlarından birisi oldu. Ferrari pilotlarının, Indycar’daki gibi düzlükte birbirlerin hava koridoruna girerek zaman kazanma taktiğini beğendim. Bir tahmine göre, bu bir pilota Monza’da 0.2 saniye kazandırabilir; ki gerçekten önemli bir fark. Tabii ki taktiği doğru yaptığınızı varsayarsak.

Sıralamada Alonso Q3’te viraj çubuğu arızasıyla devre dışı kalınca, meydan McLaren’e kaldı ve İngiliz takımı bu sene üçüncü kez (zaten bunu yapabilen başka takım olmadı) gridde ilk çizgiyi ele geçirdi. Massa, 1.5 sene sonraki en iyi sıralamayı tamamladı. Force India’nın şanssız gününde Di Resta, kariyerinin en iyi start pozisyonunu +5 sıra cezasıyla kaybederken, Hulkenberg bir tur bile atamadı. Sıralamada sürpriz, çok formsuz ve sanki şampiyonayı boşvermiş gibi duran Webber’in Q2’de elenmesiydi. Renault motorunun gücü yetmiyor Monza’nın düzlükleri için. Bu nedenle, hem Vettel hem de Raikkonen geride kaldı Cumartesi de. Yedek oyunca D’ambrosio Cumartesi günü harika olmasa da makul bir iş çıkarırken, De
la Rosa’yı geçen Karthikeyan, yılın başarılarından birisini kazandı.

Gelelim yarışa. Startın hemen ardından, ikinci vitese geçmeden evvel Massa, daha iyi bir çıkış yaptığı Button’ı geçti ve hatta ilk şikanda Hamilton’ı bile zorladı. Startın kaybeden isimleri Rosberg ve Webber olurken, Alonso daha ilk sektörde iki sıra birden kazanmış oldu. Startta Massa’nın iki McLaren’in arasına girmesi, tabii ki takımın planlarını bozdu. Scuderia Ferrari, sezonun en iyi start alan otomobili olma özelliğini korudu böylece. Diğer Ferrari ile Alonso, iki tur içinde Raikkonen ve Kobayashi’yi de geçip, Vettel’in peşine takıldı.

Büyük takımların tek pitle yarışı bitirmeye çalışacağı bekleniyordu. Telemetre sistemi arızalanan Massa, Button’dan daha erken pite girip trafiğe takılınca, teorik olarak ilk iki sıra McLaren’e geçti. Bu arada sessiz sedasız, sert hamurla başladığı yarışta harika bir konuma gelen Perez liderliğe yükselmişti. Bile. Meksikalı pilot, bir kez daha lastikleri korurken ulaştığı harika tempo ile, daha pite girmeden podyumun favorilerinden birisi haline geldi.

Gün boyunca dünya şampiyonlarının çekişmesini bol bol gördük: Vettel ve Alonso, Schumacher’i geçtiler, sonra Alonso ve Vettel’in kapışması geldi, Raikkonen ile Schumacher uzun süre çekiştiler. Özellikle Alonso’nun Vettel’e yaptığı atak, geçen senenin rövanşı oldu adeta. Ama arada bir fark vardı; bu sene FIA sürüş standartlarını, daha net tanımlamalarla sıkılaştırdı. Artık birbirini pist dışına iten pilotları, kaçınabileceği bir kazayı yapan isimleri görmek istemiyorlar. Bu nedenle ‘arkadaki otomobilin ön kanadının, öndeki otomobilin arka lastiklerinin hizasına gelmiş olması’ açıklamasına göre Alonso, Vettel’in yanındaydı ve bu nedenle de Vettel’e pitten geçme cezası verildi. Kısacası kural ve açıklamaya göre Vettel’e verilen ceza, yerindeydi. ‘Geçen sene aynı ceza neden verilmedi?’ argümanına karşıysa, sadece kural ve yorumun bu sene değiştiğini söyleyebiliriz. Bu arada Alonso, 2011 Vettel’e oranla çok daha fazla çime çıkmasına rağmen, otomobili nefis şekilde kontrol etti. İspanyol pilot, sonunda, üçüncü denemesinde Vettel’i geçmeyi başardı.

Son bölüme gidilirken, önce McLaren arkada Ferrari pilotları vardı. Ama geriden yeni ve orta hamurlu lastikleriyle gelen Perez’in podyuma çıkacağı belliydi. Button’ın benzin basıncı sorunuyla yolda kalan otomobiline ve o anda gerçekte bitmiş olan şampiyonluk mücadelesine rağmen, seyircilere el sallaması, çok klas bir davranıştı. Alonso’nun Massa’yı geçmesi kimse için sürpriz olmadı; ama Perez’in gelip iki Ferrari’nin podyumunu engellemesi İtalyanların tadını kaçırdı. Lastiklerin zirve performansında öndekileri tur başına 1.5 saniye geçen Meksikalı, bu performans düştükten sonra bile Ferrari ile arayı açtı ve bir kez daha yıldızlaşarak podyuma ulaştı. Massa’yı da yaklaşık iki senedir beklediği podyumun dışına itti.

Perez’in bu performansı bir yandan onu büyük takımlara taşırken, bir yandan da yarış içinde Kobayashi’nin daha zayıf gözükmesine neden olarak Japon pilotu zor durumda bırakıyor.

Hamilton, geçen haftaki Button’ın zaferi gibi, tüm yarış boyunca her şeyi kontrol altında tutarak hak ettiği bir zaferi yakaladı. McLaren Almanya’dan bu yana en hızlı otomobil konumunda. Bu galibiyet, henüz sözleşme imzalamadıysa Hamilton’ın McLaren’de devam kararı alması ihtimalini kuvvetlendirecektir. Sonuçta Mercedes takımı ile, bırakın dünya şampiyonluğu mücadelesini, galibiyet için yarışıp yarışamayacağı bile belli değil. Ama eğer Hamilton, Çin-Monako arasında Mercedes yukarılarda gezinirken bir sözleşme imzaladıysa; buna pişman oluyordur muhtemelen. İngiliz pilotun ne polden sonra, ne de yarıştan sonra mutlu gözükmemesi; bu ikinci ihtimalin gerçek olduğunu düşünenlerin sayısını arttırdı.

Alonso, sıralama turlarında yaşadığı şanssızlıktan sonra, Pazar günün harika bir performans ve geri dönen şansıyla, büyük bir karla kapamış oldu. Vettel’in kalması, İspanyol pilotun, 10. başladığı yarıştan, puan farkını açarak çıkmasını sağladı. Önümüzde yedi yarış var ve Alonso en yakın rakibinden 37 puan önde. Bu iki yarış önceki ’40 puan farka göre’ daha da büyük bir avantaj. Çifte dünya şampiyonunun, bir kez daha otomobilden maksimum verimi aldığını görmüş olduk. Takım arkadaşı Massa ise, uzun zaman sonra bu kadar iyi gözüktü. Sene başından beri buna benzer bir performans yakalasaydı, Ferrari şimdiye kadar çoktan sözleşmesini uzatmış olurdu.

Red Bull’un, FIA’nın yeni motor haritası yorumundan bu yana kan kaybettiği görülüyor. Vettel bu yorumdan önceki dört sıralama turunda iki pol, bir ikincilik ve bir dördüncülük almışken; son üç yarışta üçüncü, onuncu ve beşinci olabildi. Tabii ki Monza’nı uzun düzlükleri (2011’deki dominant otomobil hariç) Red Bull’a zaten hiçbir zaman uymadı; ama geçtiğimiz sene hızının yanı sıra bir tank kadar sağlam olan otomobilin yerinde yeller esiyor. Alternatör arızasıyla Valensiya ve Monza’da uhtemelen 35 puanı kaybetti Vettel. Takım neredeyse iki sene sonra, ilk defa bir yarıştan 0 puanla ayrıldı. Aslında Red Bull için gerçek sınav Singapur’da olacak diyebiliriz; ama işlerin iyi gitmediği kesin.

Lotus ve Raikkonen’den de bahsedelim. Önce Spa ve sonra Monza’da, yani F1’in en hızlı iki pistinde Lotus bekleneni veremedi. Buna rağmen Raikkonen, tıpkı Alonso gibi otomobile alabileceği tüm puanları aldı ve iddiasını sürdürdü. Önümüzde, ortalama sürati daha düşük olan pistler var; dolayısıyla Lotus yeniden galibiyet mücadelesine ortak olabilir. Ama ne olursa olsun, Raikkonen’in bu seneki performansı, çıktığı tüm yarışları bitirmesi, strateji hatası yapılan Çin hariç tüm yarışlardan puan alması büyük bir başarı. Bir yarış bile kazanamadan hala şampiyonluğu kovalıyor oluşu da, büyük bir istikrarın göstergesi.

Mercedes’in bu kez ‘anlamsız şekilde’ tek pit-stopta ısrar etmemesi, Schumacher ve Rosberg ile en azından daha fazla puan almalarını sağladı. Di Resta, Kobayashi ve Senna ise günün son puanlarını aldılar.

İtalya GP’si keyifli geçti, ben de anlatım yaparken büyük keyif aldım. Dediğim gibi, devlerin kapışmasına tanıklık etmek gerçekten heyecanlıydı. Onun dışında, zaten Monza’yı anlatmak her zaman büyük bir onur, diyebilirim. Yayın ve çevirilerimden memnun şekilde haftayı kapattım. Aklımda kalan büyük bir hatam yok. Avrupa sezonunu beraber noktaladık; harika geçen sezonda Uzak Doğu’daki çekişmeli yarışların yayınlarında buluşmak dileğiyle…

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
10.09.2012 19:09:05
Ağzına sağlık Serhan bey bir yarış bu kadar güzel özetlenir ancak....
 
lamp83 s-sport