Beni hatırla
 

Sonunda aylardır konuşulan gerçekleşti, Hamilton Mercedes’e geçti.

2009 sonuna doğru Fernando Alonso’nun Ferrari’ye transfer olmasından bu yana gördüğümüz en büyük transfer haberiyle karşı karşıyayız. 2008’in dünya şampiyonu Lewis Hamilton, yaz aylarından bu yana konuşulan transferi gerçekleştirerek üç seneliğine Mercedes ile anlaştı. Tabii ki, bilinen argümanlara göre hem bu kararın nedenlerini, hem de pilot piyasasındaki yan etkileri incelemek lazım.

Üç yıldır büyük takımların kadroları sabitti: Red Bull’da Vettel-Webber, Ferrari’de Alonso- Massa, McLaren’de Hamilton-Button ve Mercedes’te Schumacher-Rosberg. Dolayısıyla bu transferin son üç yılın en önemli değişikliği olduğunu söyleyebiliriz. 

Öncelikle McLaren’in Hamilton için adeta ikinci bir ev olduğunu söylemeliyiz. 13 yaşından, karting yıllarından bu yana Hamilton, McLaren çatısı ve Ron Dennis’in kanatları altında büyüdü, gelişti, olgunlaştı ve dünya çapında bir spor yıldızı haline geldi. Şu bir gerçek, McLaren’in Hamilton’a karşı olan inanılmaz güveni ve desteği olmasa, tüm yeteneğine karşın Hamilton Formula 1 sahnesine hiç çıkamayabilirdi bile. Öyle ki türbülanslı geçen 2007 sezonunda bile, McLaren yönetimi son şampiyon Fernando Alonso’ya karşı Hamilton’a daha yakın durdu ve çaylak pilotunu ezdirmedi. Tabii ki, profesyonel spor dünyasında, sadakat bir yere kadar anlamı olan bir kavram. Ve Hamilton’ın McLaren ile kazandığı 20 yarışın yanı sıra 2008 dünya şampiyonluğu ile bir bakıma takımın onun için harcadığı eforun karşılığını ödediğini söyleyebiliriz.

Bu sene spora geri dönen Raikkonen fanları alınmasın; ama son üç yıldır Formula 1 padokundaki herhangi birisine en hızlı veya en iyi üç pilot kimdir diye sorsanız; Alonso, Hamilton ve Vettel isimlerini duyarsınız. Kişisel görüşlere bağlı olarak bu üçlünün sıralaması değişebilir (ben alfabetik sıraya göre yazdım), ama bu üçlünün yerine başka bir ismin söylendiğine şahit olma ihtimaliniz çok düşük.

Dolayısıyla Hamilton, aslına bakarsanız en hızlı üç pilottan birisi olarak, her sene bir şekilde en hızlı üç otomobilden birisini üreten McLaren ile, şimdikinden daha fazla başarı kazanabilirdi… Hatta kazanmalıydı da. Özellikle 2010 sezonunun son üçte birlik bölümünde yaptığı pilotaj hataları ve karıştığı kazalar, onu şu anda çifte şampiyon olarak adlandıramamamıza neden oldu. Benzer bir senaryo 2007’de de yaşanabilirdi. Daha ilk senesinde şampiyon olabilecek kadar hızlı olan bir pilotun altı sezonda (bu sene daha bitmedi ama şampiyonluğun gelmesi çok zor gözüküyor) tek bir şampiyonluk yakalaması, bir yerlerde bir problem olduğunu gösteriyor.

Evet, McLaren 2005’ten bu yana tüm sezon boyunca ‘en hızlı’ olarak adlandırılan bir otomobil üretemedi. Ancak McLaren, her sene yarış kazanacak otomobilleri üretebilen bir takım.

Hamilton belki kendi açısından, McLaren’in istikrarlı şekilde hızlı bir otomobil üretememesinden de etkilenmiştir. Ama buna karşılık Hamilton’ın da her dönemde aynı istikrarı gösterdiğini söylemek güç. 2007’de F1’e harika bir başlangıç yaptı, ama son iki yarıştaki hataları olmasa ilk senesinde şampiyon olabilirdi. 2008’de kişisel hataları olmasa, şampiyonluğu son yarışın son virajına bırakmadan kazanabilirdi. 2009 başında Avustralya GP’sinde yaşanan yalan skandalı ile önemli bir darbe aldı. Otomobil yavaştı ve sezonun kalanında galibiyet aldı, ama yine iniş çıkışlar gördük. 2010’da dönem dönem en hızlı pilot-otomobil kombinasyonu olan Hamilton-McLaren, Singapur ve İtalya’daki kazalarla şampiyonluğa veda etti denebilir. 2011’de Red Bull zaten en hızlı otomobildi; ama Hamilton özel hayatındaki problemlerle F1’deki en kötü yılını geçirdi ve Button’a mağlup oldu. Bu sene pilot olarak performansı daha istikrarlı, ama bu kez de McLaren’deki dayanıklılık ve operasyon sorunları Hamilton’ın önünü kesti. Hızlı bir otomobille formda bir Hamilton’ın birleşmesi doğrudan yarış zaferi anlamına geliyor. Ama sorun da bu, otomobil hızlı olsa bile Hamilton, her hafta aynı konsantrasyon ve form grafiğini yakalayamadı. Singapur’da patlayan motorun ve kaçan 25 puanın da, bu kararda etkisi olabilir. McLaren´in son on yıldır hep ´hızlı ama dayanıksız´ otomobiller üretmesi de, Hamilton´ın keyfini kaçıran bir başka unsur. 

Dikkatimi çeken noktalardan birisi, McLaren´in sanki gafil avlanmış olması; takım önce F1´in en hızlı üç pilotundan birisinin maaşını düşürmeye kalktı (söylentilere göre üçte bir oranında). Sonra bir B planları olmadığını açıkladı. Belki de Mercedes´in ilgisini ve teklifini ciddiye almadı. Son anda Mercedes ile aynı parayı vermeye razı oldular, ama o noktaya kadar atı alan Üsküdar´ı geçmişti. 

Artık McLaren ile Mercedes arasında bir karşılaştırmaya girmeye gerek yok. Ama Lewis Hamilton’ın, Mercedes’e giderek büyük bir risk aldığı kesin. Bu riskli kararın ne kadar doğru olup olmadığını zaman gösterecek. Fakat an itibariyle, Mercedes’in McLaren’deki kazanma genine sahip olmadığını söylemek lazım. Evet Mercedes, Brawn GP adıyla McLaren’den daha yakın bir tarihte çifte şampiyonluk almayı başardı (McLaren’in son çifte şampiyonluğu 1998). Ama 2009’u hatırlarsanız, bu çift katmanlı difüzör denen yeniliğin ilk yarışlarda kullanılması ve ilk yedi yarışta gelen altı zaferin bir sonucuydu. Herkes aynı sistemi kullanmaya başladıktan sonra Brawn, Button ile bir yarış bile kazanamamıştı. 

Takımın daha önceki dönemine baktığımızda 99-05 BAR, 2006-08 Honda dönemlerinde büyük bir başarı olmadığını görüyoruz. Sadece 2004’te Button ile bol bol podyuma çıkmışlar, ama yine yarış kazanamamışlardı. Daha da geriye gidersek Tyrell kimliğiyle gelen son şampiyonluk için 1973’e dönmek lazım. Buna karşılık McLaren tarihin en çok şampiyon olan, en çok yarış kazanan, en çok pol kazanan, en çok podyuma çıkan ikinci takımı.

Belki de Hamilton, gençlikten yetişkinliğe adım atmak isteyen herkes gibi, artık evden ayrılmak ve kendisine yeni bir hayat kurmak istedi. Hamilton, bu yoldaki ilk adımı menajerliğini yapan babasından ayrılarak atmıştı. McLaren yönetiminin daha geçen haftaki Singapur’da bile, Hamilton’ı elinde tutabileceğine inandığını okuduk. Ama öğrenildiğine göre Mercedes ile aynı paranın verilmesine karşın, belki de Hamilton’ın yeni bir başlangıç yapma isteği onu Mercedes’e taşıdı. Hatta ilk basın açıklamasında da ‘taze bir başlangıç ve yeni bir mücadele’ tabirleri geçiyor. 

Son iki yıldır çalıştığı menajerlik firmasının, daha çok eğlence dünyasının ünlüleriyle çalışan ve ünlülerden marka yaratan bir firma olması da önemli. Sonuçta Hamilton, McLaren’e göre otomotiv dünyasına çok daha büyük bir marka olan Mercedes ile birleşerek, kendi markasını yaratma konusunda önemli bir adım attı. Tabii bir sporcunun marka olabilmesi için, önce başarılı olması, kazanması gerektiğinin altını çizmek lazım. McLaren, pilotların yarışlarda kazandıkları kupaları kendi müzesine kaldırırken, o kupanın aynısından bir replika üreterek pilotlarına teslim eder. McLaren Hamilton görüşmelerinde bu orijinal kupa mevzusunun geçtiği bile söylendi. Ama gerçek kupalara sahip olabilmek için, önce ilk üçe girip o kupaları kazanmak gerekir, öyle değil mi? 

Mercedes’in şu anda 2013’e odaklandığı ve daha da önemlisi, tıpkı 2009 gibi Formula 1’de yeni bir milat olacak 2014’te yeni motor ile beraber zirveye oturabileceği de düşünülüyor. Bu yeni dönemde, bir otomobil üreticisi ile ortak hareket etmekte fayda olabilir. Öte yandan, Ferrari ve 2000’lerin ortasındaki Renault dışında bir otomobil fabrikasının ulaştığı şampiyonluk neredeyse yok. Fabrikaların ve dev firmaların kurumsal çalışma sistemi, anlık ve çabuk kararların alınması ve bazen de yarışçı içgüdüleri ile hareket edilmesi gereken Formula 1 ortamına pek fazla uymuyor. Jaguar’ı, Honda’yı, Toyota’yı, BMW’yi hatırlayın. Dolayısıyla Mercedes’te olmak, kısa veya orta vadede bir başarının garanti olması anlamına da gelmiyor. Evet, Mercedes çok kuvvetli bir teknik kadro kurdu, takımın bütçe sıkıntısı yok ve hala 2009 Brawn’da yaşanan küçülmeyi geri döndürmeye çalışıyorlar. Ama tüm bu hamleler, başarının garantisi değil. Yine de Ross Brawn’ın önderliğinde Mercedes’in 2009 Brawn benzeri bir çıkışla şampiyonluğu yakalama şansı var.

Mercedes’in F1’de kalmaya devam etmesi için de, Schumacher’in yerine en büyük isimlerden birisini alması lazımdı. Alonso ve Vettel’i elde etmek mümkün olmadığı için, Mercedes Hamilton’ı takıma katarak çok önemli bir hamle yaptı. Bernie Ecclestone’un bu gelişmeyi sevindiğine hiç şüphe yok. 

Hamilton kimilerine göre, F1’de saf hız anlamında en hızlı pilot. Ama onun ne kadar büyük bir pilot olduğunu önümüzdeki üç yıl gösterecek. Bakalım Schumacher’in önce Benetton sonra Ferrari ile, Alonso’nun Renault ve Ferrari ile yakaladığı ivme ve büyümeyi Mercedes ile gerçekleştirebilecek ve bu takımı şampiyon bir ekibe dönüştürebilecek mi? Özellikle otomobil ayarları konusunda Alonso ve Button kadar keskin ve doğru kararlar veremeyen Hamilton, Mercedes’te bu konuda ileriye doğru bir adım atabilecek mi?

Gelelim Hamilton’ın yan etkileri ve Perez – McLaren anlaşmasına. McLaren’in Hamilton’ın yerini doldurabileceği pilotlar şampiyon statüsüyle Raikkonen, genç yetenekler statüsüyle Perez – Di Resta – Hulkenberg olabilirdi. Pazarlama değeri, karizması ve bu seneki performansıyla aslında Hamilton´ın boşluğunu doldurmaya en uygun aday Raikkonen´di. Ancak McLaren muhtemelen yaşı (ve isteyeceği yüksek ücret) nedeniyle Raikkonen´i bir kenara bırakarak, Ferrari Sürücü Akademisi’nden Perez’de karar kıldı. Yani İngiliz takımı 2002´de Raikkonen´i, 2007´de Hamilton´ı alıp çıktıkları gibi uzun vadeli bir yol düşünüyor.Bu seçimde, seneye ayrılacağı söylenen Vodafone yerine Telmex’i koymak ve Meksika’dan gelecek sponsorluk dolarlarını sayma planının da payı vardır. Perez hiç şüphe yok ki, ileride dünya şampiyonu olabilecek bir potansiyele sahip; olaylara karışmıyor, lastikleri uzun süre koruyor, atak yaptığı zaman kimseye çarpmıyor. Ama öncelikle tek turda sıralama turlarında kendisini geliştirmesi gerekiyor. McLaren, genç Hamilton’dan bir dünya şampiyonu yaratmayı başarmıştı. Aynı başarıyı Perez ile yakalayabilecekler mi? 

Artık takımın gayri-resmi birinci pilotu Button olmuş durumda. Her iki pilotun da sıralama performansının iyi olmayışı, McLaren adına bir eksiklik olabilir. Ama takım Hamilton´a vereceği büyük maaşı, otomobil gelişimi için kullanabilecek. 

Bu arada, Ferrari’nin uzun zamandır yatırım yaptıkları Perez’i elinden kaçırmasının bana göre tek sebebi olabilir; Vettel’in 2014’te takıma gelecek oluşu ve bu nedenle 2017’ye kadar kadroda bir boşluk bulunmaması. Bu hamleyle Massa’nın Ferrari’de bir yıl daha devam etmesi, kesinleşti gibi. Özellikle Montezemelo’nun ‘Ferrari’de yarışması için daha fazla tecrübeye ve neticeye ihtiyaç var’ dediği Perez’den, McLaren kazanan bir pilot yaratırsa; bu İtalyan ekibi için ağır bir darbe olur. Ama tahminime göre Ferrari, Vettel için Perez’i gözden çıkarmak zoruna kaldı gibi. Meksikalı pilot ise Alonso’nun yanında ikinci pilot olmaktansa, daha eşit bir muamele görebileceği McLaren’i seçmiş olabilir. 

Bu durumda beklentiler, Jaime Alguersuari’nin Sauber’e geçmesi, Hulkenberg ve Di Resta’nın Force India ile devam etmesi ve Schumacher’in emekliye ayrılması şeklinde oluşuyor. Seneye ilk defa motorlar için Mercedes’e para ödeyecek olan McLaren, belki de bu bedelin karşılığında; Mercedes’in çok değer verdiği Di Resta’yı takıma katmayı tercih etmedi. Schumacher’in Sauber veya Ferrari’ye gitme ihtimali ise, bana göre çok düşük. Schumacher´in, bu üç yıl içinde şu anda en yüksek sürate ulaşmış olsa da, başta söylenen hedeflerin hiçbirisi tutmadı. Hatırlarsanız MSC, üçüncü yılda sekizinci dünya şampiyonluğu için savaşmayı hedefliyordu; ama bu üç sene ona sadece tek bir podyum getirebildi. İçindeki yarışma ateşi hala yanıyor olsa da, Schumacher´in Sauber ya da Williams gibi daha ufak takımlara gitmesi, Mercedes´le geri dönüşünden bile daha olumsuz şekilde eleştirilecektir. Webber’in emekliye ayrılması ve Vettel’in (söylenen) Ferrari transferi karşısında, Red Bull, eğer dikiş tutturabilirse Ricciardo ve Vergne’den birisinin yanına Di Resta veya Hulkenberg’i oturtabilir. Tabii WRC’de Red Bull sponsorluğu ile yarışan ve o sırada 35 yaşında olacak Kimi Raikkonen’i düşünmezlerse. 

Bundan beş sene sonrasını hayal edin: Button ve Webber emekli, Vettel 30, Hamilton 32 Alonso 36 yaşında. Bu isimlerle kapışacak yeni yıldız adayları kim? Bana göre Di Resta, Hulkenberg ve Perez. Dolayısıyla bu genç üçlünün önümüzdeki birkaç sene içinde nerede ve nasıl yarışacakları, Formula 1´in geleceği açısından da önemli. Grosjean´ı da unutmayalım.

Kısacası Hamilton’ın Mercedes’e geçişi, önemli bir transfer zincirinin ilk haftası oldu. Devamını da heyecanla izliyor olacağız. 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
28.09.2012 22:26:52
Yazıyı hiç sıkmadan bir nefeste okudum diyebilirim.Bu haberler yeni bir heyecan getirdi gibi olaya.MSC`nin ne karar alacağını bekleyeceğiz gibi gözüküyor.Hala içinde yarışma isteğinin olduğuna eminim.Sauber bakalım tercihini kimden yana kullanacak?Aslında MAL`da Williams ile yarış kazandı, başarılı sıralama performansları geçirdi, hızlı bir pilot ama başka ciddi sorunları var.Belki onu da büyük bir takım içinde görebilir miyiz ki acaba?
 
28.09.2012 23:59:36
Harika bir yazı olmuş üstad.şu saatten sonra lewis için zor bir süreç başlıyor.bence McLaren da kalıp efsane olmayı seçebilirdi ama artık böyle bir şansı yok.önümüzdeki yıl bolca kazaya karışan inişli çıkışlı bi grafik izleyen lewis izleriz öylece tarihten silinip gider..ayrıca McLaren`ın perez seçimi yerinde oldu.ben perez`in button`ı geride bırakacagını düşünüyorum.bekleyelim ve görelim..
 
29.09.2012 02:45:11
Kesinlikle bir nefaste okudum . bekliyordum bu yaziyi . agzina saglik usta
 
29.09.2012 08:12:09
Tam Serhan ACAR `a yakışır bir yazı olmuş. bilgilerimizi tekrar etmişte olduk ayrıca teşekkür ederim.
 
29.09.2012 08:29:27
Mercedes in takım ve sürücülerde ki Alman başarısı beklenileni vermedi. Beklenti artık bir alman bir ingiliz oldu demekki. Heyecan dolu 2013...
 
29.09.2012 10:05:48
Yazı harika olmuş,birde fanlar açısından değerlendirebilirmiyiz? Bende Hamilton fanlarının durumunu merak ediyorum,asıl olan takım mıdır? yoksa pilot mu ,tasarımcı mı ? newey redbull da olduğu sürece Vettel` in ayrılığı takıma taraftar kaybettirir mi?Msc mercedeste pit duvarında görev alırmı?
 
29.09.2012 17:55:13
mercedes ; takım yönetimine para var , alt yapı var , eğer kazanmak ve şampiyonluk yoksa biz yokuz resti bütün f1 dünyasini altüst etti.3.dünya savaşını f1`de yine almanlar başladı.adolf hitler yaşasaydı çok mutlu olurdu...
 
29.09.2012 23:16:37
Acaba Şumi`nin durumu ne olacak onu merak ediyorum... Serhan abi 5 yıl sonraki f1 in durumu analizi hoşuma gitti. O açıdan genç pilotların hangilerinin hangi takıma geçeceği f1 in geleceği için çook önmeli...
 
1.10.2012 14:34:42
Gayet Başarılı Bir Yazı.Emeğine Sağlık Serhan Abi. Hamilton McLaren i Arar Gibi; Button McLaren 1.Adam Olarak Taşıyamaz; Massa 1 Sene Daha Ferraride Gibi; Bakalım Kimi Ne Yapacak; McLaren Yolu Da Kapandı Onu için
 
lamp83 s-sport