Beni hatırla
 

Üst üste ikinci hafta ilk çizgiyi alan REd Bull ve yarışı alıp götüren Vettel, geçen sezonu anımsatan bir performans sergiledi.

Japonya’dan sonra Kore’de de Red Bull’un performansının nasıl olacağı merak konusuydu. Suzuka kadar uzun ve hızlı virajı olmayan Yeongam’da, Red Bull yine de çok hızlıydı.

Tıpkı Japonya gibi, Kore’nin üçüncü antrenmanında da sizden çok az sayıda soru geldi. Uykunun tatlı geldiği fikrine, bazen ben de katılıyorum.

Sıralama turlarına geldiğimizde, antrenman performansının ardından Red Bull’un ilk çizgiyi alması kimseyi şaşırtmadı.  Ama insanı şaşırtan nokta, antrenmanların, Q1 ve Q2’nin en hızlı ismi olan Vettel’in değil, Webber’in bu polü almasıydı. Üstelik Webber, bu polü hiçbir sektörde en iyi zamanı yakalamadan attığı derli toplu turla yakaladı. Vettel’in sıralamadan sonraki hayal kırıklığı yüzünden okunuyordu. Hamilton’ın yanında ikinci çizgide kendisine yer bulan Alonso, aylar sonra Ferrari’yi ikinci çizgiye taşıdı. Yeni egzozla biraz hızlanan Lotus ile Raikkonen, yine yapabileceğinin en iyisini yakalarken, sıralamanın yıldızı Mercedes farika takımını geçmeyi başaran Hulkenberg oldu. Ricciardo’nun neden olduğu sarı bayraklarda suç bulsa da, Button, bir kez daha tek turda her şeyi bir araya getiremedi. Sauber ve Williams, Cumartesi gününü hayal kırıklığıyla noktaladılar.

Yarışın kaderini start belirledi diyebiliriz. Kore’de geçtiğimiz senede olduğu gibi gridin kirli, ama ilk viraj için avantajlı çift sıralarından kalkan tüm pilotlar, ilk virajda kazançlı çıktı. Hatırlayın 2011’de de Vettel, polden başlayan Hamilton’ı geçip sonra arayı açarak yarışı kazanmıştı. Bu kez ilk onda çift sıradan başlayan tim pilotlar, Vettel, Alonso, Massa, Hulkenberg ve Schumacher, ilk sektörün sonunda sıra kazanmayı başardılar. Bana kalırsa, gelecek sene öncesinde, FIA pole pozisyonunun yerini değiştirmeli.

Yarış öncesinde Webber ile Vettel arasındaki takım emri konuşmaları aha ilk virajda geçerliliğini yitirdi. Avustralyalı pilot, bir kez daha kalkışta sıra kaybetti. Starttan önce, ilk sektör sonuna kadarki 30 saniyelik bölümün çekişmeli geçeceğini söylemiştim. Yarışın belki de en keyifli bölümü, ilk 30 saniyesi oldu. Uzun düzlük sonunda bir ara üç şampiyon Hamiltonm, Alonso ve Raikkonen yan yana geldiler. Şampiyonların bu şekilde, sert ama birbirlerine gereken boşluğu bırakacak kadar adil yarışmasına bayılıyorum.

İlk iki turun sonunda, gidişatın klasik bir Vettel galibiyeti olacağı ortaya çıktı. Alman pilot DRS açılmadan evvel farkı artırdı, devamında arkadakileri kontrol etti, Webber’in taktığı lastiklere baktı ve liderliği hiç kaybetmeden finişe kadar geldi. Son turlarda telsizden sık sık yapılan sağ ön lastik uyarılarına rağmen, son turun son sektöründe yarışın en iyi derecesini yapması; bu endişelerin boşuna olduğunu gösterdi. Bana kalırsa Red Bull, Pirelli’nin seneye daha sert lastikler getirmesi için lobi yapmış da olabilir canlı yayında. Webber, bu sene ilk kez birincilik dışında bir yerde podyuma çıktı.

Alonso’nun Ferrari ile, bu yarışta üçüncülükten öteye gitmesi zordu. Kanada’dan bu yana otomobili hızlandıramayan Ferrari, sonunda Alonso’nun şampiyona liderliğini kaybetmesine neden oldu. Yarış temposu Red Bull’a yakın olsa da, lacivert otomobilden yavaş olan F2012 ile, zaten geriden başlayan Alonso’nun Vettel ve Webber’i geçme şansı yoktu hiç. Takım arkadaşı Massa, klasik bir telsiz mesajıyla yavaşlatılması Alonso’yu geçecek gibi duruyordu. Acaba Ferrari, Massa’yı Alonso’nun önüne geçirip Webber’i zorlasa, sonuç değişir miydi? Ama her durumda Massa, podyuma çıkacak kadar hızlı gidince, yeni kontratı garantilemiş oldu.

Raikkonen, günün yalnız isimlerinden birisiydi. Yarışın başlarında Hamilton ile girdikleri çekişmeden sonra Fin pilot, tek başına beşinci sırada finiş gördü. Lotus, yeni egzozla biraz hızlansa da, bu hız podyum kovalamak için yeterli değildi. Diğer siya otomobilde Grosjean’ın, temastan kaçınmak için zaman zaman pist dışına bile kaçtığını gördük. Tabii ki rakipleri, onun bu zayıflığından sonuna kadar faydalanarak, Fransız’ın ayağını gazdan çekeceğini bildikleri için olmadık ataklar yapıyorlar. F1, her zaman acımasız bir spordur.

Günü yıldızlarından birisi Nico Hulkenberg’di. Force India pilotunun, Grosjean ve Hamilton’ı tek akla geçmesi, yarışın en önemli hamlesiydi. Sauber’e gideceği söylenen Hulkenberg’i yolu, bu transferin devamında Ferrari ile kesişebilir.

Ayrı bir alkış Toro Rosso pilotlarına gelmedi. Hem Ricciardo, hem deVergne, yarış içinde harikalr yaratarak sırasıyla 12 ve 8 sıra kazanmayı başardılar gride göre. 2014’te Vettel Ferrari’ye gider ve Webber emekli olursa, bu ikiliden birisini Red Bull RB10’u sürerken görebiliriz. Ricciardo sıralama turlarında biraz daha başarılı, ama Vergne’in yarış performansı da hiç de fena değil.

2012’yi unutulacak bir yıl olarak niteleyen Hamilton, bir kez daha bir dizi talihsizliği kurbanı oldu. Üst üste ikinci yarışta viraj çubuğu (süspansiyon) arızasıyla tur başına 1 saniye kaybeden, dengesi giden otomobille üç kez pite giren ve son turlarda barge-board adını verdiğmiz yan kanatçığına suni çim takılan ve bu nedenle difüzörü devre dışı kalan otomobille, tek puanı koruması bile başarıydı Hamilton’ın. Tabi sorunlu McLaren’den ayrılıp gittiği Mercedes’in başı ise daha büyük belada. Yarış içinde Schumacher, sadece iki Williams ve yeni takım pilotlarından daha hızlıydı. Mercedes, son üç senede her yıl liderin biraz daha gerisine düştü ve şu anda yarı ortamında tur başına bir saniye kadar yavaşlar. Bu farkı kapatmak çok güç olarak Ross Brawn’un ekibi için.

İlk turda, bu sene alıştığımız şekilde fazla agresif davranan pilotların yarattığı kazaları gördük. Kobayashi, kendisi ile beraber Button ve Rosberg’i de katlederken, Perez de bu kazadan çok kötü etkilendi. Japon pilot, bir haftada kahraman statüsünden düşüp, günün suçlusu haline geldi.

Williams’ın çok yavaş kaldığı yarışta, yeni takımlar arasında da standart Caterham – Marussia – HRT sıralaması oluştu. Yarışın ön bölümler için pek bir çekişme yaşanmadı, ama beşinci sıranın gerisindeki mücadele keyifliydi. Yine de Kore, senenin kötü yarışlarından birisi oldu diyebilirim. Yarışta sıkılmayın diye elimden geleni yaptım; ama benim performansım da yarış gibi vasatta kaldı.

Son dörde girilirken, Vettel hem puan, hem moral, hem de momentum avantajını yakalamış durumda. Red Bull’un üst üste üçüncü takımlar şampiyonluğu neredeyse kazanıldı. Bu saatten sonra, pilotlar şampiyonluğunun Maranello’ya gelmesini ise Alonso değil, sadece Ferrari mühendisleri sağlayabilir. Ama Hindistan’da ciddi ve başarılı bir güncelleme gelmezse, ibre şu anda Vettel’i gösteriyor.

Hindistan yayınlarında görüşmek üzere…

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
27.10.2012 19:08:43
Ağzına sağlık abi:) "Bu saatten sonra, pilotlar şampiyonluğunun Maranello8217;ya gelmesini ise Alonso değil, sadece Ferrari mühendisleri sağlayabilir...." Alonso daha ne yapabilir ki değil mi...
 
lamp83 s-sport