Beni hatırla
 

Hindistan’daki sıkıcı yarışta, Vettel bir kez daha beş kırmızı ışıktan damalı bayrağa kadar lider giderken, Alonso günün en iyi performansını sergiledi.

Hindistan’ın pist karakteristiği açısından adeta Red Bull için tasarlandığı zaten malum. Dolayısıyla Cumartesi günü Red Bull pilotları, üst üste üçüncü kez ilk çizgiyi elde ettiklerinde buna hiç kimse şaşırmadı. Ferrari’nin yaptığı aero düzlük testinden sonra buraya getirdiği güncelleme paketinin ne kadar işe yarayacağı merak konusuydu. Cuma ve Cumartesi gününün ardından, bu güncellemelerin tek turda çok fazla bir işe yaramadığı ortaya çıktı. Red Bull ile fark biraz kapansa da, kırmızı otomobillerin McLaren’i geçmesi dahi mümkün olmadı. Alonso ile Vettel arasında yarım saniye vardı Q3’ün sonunda. Vettel, Q3’teki ilk hakkında hata yapınca, son hakkında polü alabildi ve bu durumun zor olduğunu dile getirdi. Oysa ki en büyük rakibi Alonso, kendi deyimiyle ‘sene başından bu yana zaten her Q3’te tek lastik ve tek tur hakkıyla’ mücadele ediyor. Yayında uzun uzun bahsettiğim bir dizi güncelleme ile gittikçe hızlanan Red Bull, tek turda rakipsizdi. McLaren ise, geri kalanın en iyisi konumunda Cumartesi gününü noktaladı. Raikkonen, Lotus ile hayal kırıklığı yaşadığını söylerken, Perez ve Maldonado ilk ona kalarak iyi bir iş yaptılar. Mercedes’in Rosberg ile lastik saklamak için tur atmaması, sene başında sürekli gridin ilk iki çizgisini kovalayan takımın içine düştüğü durumu gösteriyordu.

Alonso, starttan önce pes etmeyeceğini ve McLarenler’i bir an önce geçip Red Bull’un peşine takılamazsa, Vettel’i yakalayamayacaklarını söylüyordu. Ben starttan sonra, tıpkı Kore’de olduğu gibi ilk sektörün sonuna kadar kapışmanın süreceğini düşünüyordum. Aynen de öyle oldu. İlk çıkışta yavaş kalan Hamilton’ın Button’a geçilmesi, devamında uzun düzlükte muhteşem bir Button-Hamilton-Alonso kapışmasını getirdi. Hatta 5. viraja kadar olan bölümü de sayarsak, üç dünya şampiyonu neredeyse
1.5 km boyunca kapıştılar. Yayında da dile getirdiğim gibi, dünya şampiyonlarının birbiriyle mücadelesine bayılıyorum. Bu büyük pilotlar, rakiplerine karşı çok sert ama çok adil davranıyorlar. Sadece gereken boşluğu bırakıyorlar, ama kimse kimseye temas etmiyor; aptalca geç frenler denenmiyor. Aslında yarışın en keyifli bölümü ilk turun yarısı oldu, diyebilirim. Alonso’nun bu kısımda, Hamilton’ı geride bırakması çok kritikti.

Daha ikinci turdan itibaren yarışın bir Vettel zaferine dönüşeceği ortaya çıktı. Yayında da bahsettim, Alman pilot bu yarıştan önce kazandığı yarışların %92’sini ilk çizgiden başlayarak kazanmış. Hatta gridde üçüncü sıranın gerisinden gelip kazandığı bir yarış yok. Bazıları tarafından, sadece en iyi otomobille en önde gittiği için eleştiriliyor Vettel. Öte yandan Vettel’in, yarışı lider giderken ne kadar iyi kontrol ettiğini unutmamak lazım. Özellikle aynı otomobille Webber arkasındayken, 20. turlara kadar arkayı kontrol ettikten sonra, bir anda arayı açtı Vettel. Kısacası ilk turu lider geçen Vettel’i mağlup etmek neredeyse imkansız. Çünkü çabucak arayı açıyor, DRS mesafesinden kaçıyor, çaktırmadan arayı açıyor, arkadakileri kontrol ediyor, pitleri genelde rakiplerinden sonra yapıyor, tüm bunları yaparken de lastiklerini koruyor. RB8 bu kadar hızlı olduğu müddetçe, Vettel’in son üç yarışın hepsini kazanma ihtimali, fazlasıyla var.

Mark Webber, KERS problemli otomobiline rağmen iyi bir yarışla, sert bir direniş gerçekleştirdi. Alonso dışında, Hamilton’a geçilmemesi önemli bir başarı oldu. McLaren pilotları, otomobilin hızıyla podyuma sadece uzaktan bakabildiler. Webber’in problemi olmasa Hamilton’ın onu yakalama şansı da pek yoktu. Button’ın son turda attığı en hızlı tur, takıma en azından bir teselli oldu. Ama bu yarıştan sonra, Red Bull’un takımlar şampiyonluğunu aldığını söyleyebiliriz. Ferrari ile arada 91 puan var ve büyük ihtimalle  Red Bull Racing, üst üste üçüncü takımlar şampiyonluğunu Abu Dhabi’de ilan edecektir.

Yeni kontratı kapan Massa, tüm yarış boyunca Raikkonen’in baskısına iyi direndi. Kimi Raikkonen ise, muhtemelen yarıştan sonra,i Ferrari’nin arka tarafını karakalem olarak çizebilirdi. Fin pilota tek eleştiri, pit çıkışında iki viraj daha bekleyip DRS’li uzun düzlükte atak yapacağına, Massa’yı hemen geçmeye çalışmasıydı. Muhtemelen bunu düzlükte Lotus’un hızı yetmeyeceği için yaptı, ama Raikkonen bu ataktan sonra bir daha, bir şans da yakalayamadı.

Force India ile Hulkenberg, takımın kendi evinde istediği puanları Vijay Mallya’ya getirdi. Grosjean, bir kez daha temaslara karışmadan yarışı bitirirken, Bruno Senna yarış içinde Maldonado’dan daha kuvvetli bir performans ortaya koydu.

Mercedes, üst üste üçüncü yarıştan da puan çıkaramadı. Lewis Hamilton’ın sıfırdan bir takımı alıp dünya şampiyonluğuna ulaşma hedefinde, galiba ilk aşama öncelikle Mercedes’in düzenli olarak puan almasını sağlamak olabilir. Hamilton’ın 55 yarıştır üst üste puan alıp sürekli podyum ve galibiyet kovalayan bir takımı bırakıp, son dokuz yarışta beşincilikten öteye gidemeyen bir takıma gitmesi, daha da fazla sorgulanabilir bu aralar.

Son beş yarıştan dört kez puanla ayrılan Toro Rosso, yaz arasında bu yana ilk defa bu kadar zayıf gözüktü. Sauber’de hem Kobayashi hem de Perez, temaslarla beraber puan alma şansını kaybetti. Özellikle Perez, sürüş tarzı itibariyle agresif olduğu zaman işlerin kontrolünü kaybedebiliyor. McLaren’de öğrenmesi gereken çok şey olacak Meksikalı’nın.

Yazının sonuna Alonso’yu bıraktım. Şimdi yazacaklarımdan sonra (her zaman olduğu gibi), övdüğüm bir pilotu tuttuğumu söyleyenler çıkacaktır. Düşünceniz ne olursa olsun, kimi tutarsanız tutun, bu sene Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek ve Alonso’yu takdir emek gerekir diye düşünüyorum. İspanyol pilot, şampiyon olduğu 2005-2006 sezonlarından bile çok daha üstün bir performans sergiliyor. Çoğunlukla hafta sonunun ancak en hızlı üçüncü otomobili olan Ferrari ile 10 podyum yakaladı. Alonso Hindistan’daki sürüşü, kararlılığı, azmi, motivasyonu, hırsı, her şeyiyle bir şampiyon gibiydi. İlk turdaki McLarenlerle kapışması, sonra Button’a yaptığı atak, azimle Webber’i kovalaması, yükselmenin çok zor olduğu bir yarışı ikinci bitirmesini ve hasarı minimuma indirmesini sağladı. Evet, Webber’in KERS problemi ona yardım etti. Ama Webber’i bu kadar ısrarla ve yüksek tempoyla kovalamasa, Avustralyalı daha rahat bir yarış çıkartsa belki de KERS arızası ortaya çıkmazdı.

Adrian Newey önderliğindeki Red Bull, geliştirme yarışında tam zamanında vites yükseltti. Üst üste, işe yarayan ve fark yaratan güncellemelerle (D-DRS, ön kanat, sidepod, arka süspansiyon) Red Bull, sıralama dezavantajını ortadan kaldırdı ve 2011’de olduğu gibi yarışları önden başlayıp kontrol edebilir hale geldi. Hızlanan otomobile Vettel’in her sene olduğu gibi son bölümde performansını artırması eklenince, Alman dört yarışta 100 tam puanla zirveye oturdu. Büyük pilotlar, ellerine gelen fırsattan yararlanan pilotlardır. Vettel de, tam olarak bunu yapıyor şu aralar.  

Red Bull’un bu gelişme yarışını, an itibariyle kazandığı çok açık. Alonso’nun sene başından beri ortaya koyduğu mükemmel performansa rağmen, Ferrari’ye gidebilecek bir şampiyonluk için son sözü hala Maranello’daki mühendisler söyleyecek. Ama bu konuda, Haziran ayından beri geride kalan Ferrari’nin, son üç yarışta Red Bull’a cevap verebilme ihtimali, pek de yüksek durmuyor.

Yarışın heyecanı vasatın üzerine geçmeyince, yayın içinde son gelişmeleri size aktardım. Bu arada notlara fazla daldığım için, Alonso-Webber atağını biraz geç fark ettim. Bunda tura başlarken aralarında 0.9 saniye olmasının payı da vardı. Webber, ilk sektör bitmeden bu farkı Alonso’ya kaptırmış oldu. Ama yine de bu kısmı daha önceden fark edip, daha heyecanlı bir anlatım yapmalıydım. Özeleştiri olarak, gereken not alınmıştır. Bu arada podyumda, eski yarışçı yeni yayıncı Martin Brundle, röportajları harika şekilde yaptı.

Bakalım Abu Dhabi’de neler olacak?

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
31.10.2012 14:33:58
vettel`in geriden gelip yarış kazanacağı günleri bekliyorum.. aero tutunma dolayısıyla arkadan gelip redbull`u geçmenin zorluğu ortada, o nedenle kora kor bir mücadeleye tanık olamıyoruz vettel cephesinden, mücadeleci kimliği dolayısıyla alonso ve hamilton`u tebrik ediyorum, muhtemelen vettel de öyledir ama henüz bizlere yansıtamadı.. spa da kısmen gördük, ama kısıtlı kaldı...
 
lamp83 s-sport