Beni hatırla
 

Abu Dhabi’ye Raikkonen’in galibiyet, Fin pilotun telsiz mesajları ve Vettel’in yükselişi  damga vurdu. Tıpkı Valensiya’da olduğu gibi, genelde sıkıcı yarışlara ev sahipliği yapan Yas Marina’da kısa tarihinin en iyi yarışına sahne oldu. Baştan sona gerilimi, sürprizleri ve heyecanı hiç kesilmeyen Abu Dhabi’de unutulmaz bir yarış izledik.

Bu sene her hafta sonu olduğu gibi yayınlara üçüncü antrenman ile başladık ve bir yandan yayını aktarırken, bir yandan da sizden gelen soruları cevapladık. Antrenmanlar bittiğinde, McLaren’den Lewis Hamilton’ın, sıralama turlarında Red Bull’a rakip olabileceği ortaya çıkmıştı. İngiliz pilot, buradaki üç senede de aslında başarıya ulaştı. Özellikle üst üste keskin yön değişimlerinin olduğu son sektör, Hamilton’ın her sene çok başarılı olduğu bir bölüm. Dolayısıyla antrenmanlar ve Q1 ile Q2’nin ardından, İngiliz pilotun polü alması şaşırtıcı olmadı. Ancak Red Bul ile aradaki 0.3 saniyelik fark, beklenenin üzerindeydi. Vettel, Q3’teki son turunda hata yapınca Webber’e geçilmekten kurtulamadı. Maldonado, sıralama turlarında beklenenin üzerinde bir başarı yakalarken, egzoz sistemini geliştiren ve hızlanan Lotus ile Raikkonen, Button ve Alonso’yu geçmeyi başardı. Ferrari, ümit bağlanan bir diz güncelleme ile gelmişti Abu Dhabi’ye. Ancak bu yeni parçalar, otomobili tek turda, yeteri kadar hızlandıramadı. Uzun düzlüklü ilk sektör sayesinde Rosberg, Mercedes’i ilk ona sokmayı başarsa da, Gümüş Oklar için yarışın zorlu geçeceği aşikardı.

Cumartesi gününün hikayesi Vettel’in sıralama turlarında sonraki ihracı oldu. Aslına bu ihraç, yarıştaki inanılmaz yükselişin de başlangıcı oldu. Tıpkı İspanya’da McLaren’in (Hamiltoın) başına geldiği gibi, otomobilin içinde çok az benzin kalınca, durumdan ötürü panik yapan Renault mühendisleri Vettel’in durması talimatını verdi ve 15 saniye içinde, pit duvarının düşünmesine fırsat kalmadan Vettel otomobili durdurup motoru stop etti. Yayının içinde, bu durumun İspanya’ya benzeyebileceğini söylemiştim. Tabii burada çok acele edilince, Vettel’in deposuna benzin kalmadığı açıkça ilan edilmiş oldu. Bence bu durum hakkında Red Bull pit duvarı karar verse, Vettel’i hiçbir şey olmamış gibi kapalı parka getirirlerdi. Sonuçta her sıralama turunda sonra, FIA rastgele altı otomobili kontrol ediliyor. Yani Vettel, deposunda benzin olmamasına karşın, bu durumdan yırtabilirdi. Ama sonuçta, 150 ml (bir kutu kolanın yarısı kadar bir miktar) eksik benzin için Vettel, sıralama turlarından ihraç edildi. Bence otomobile bu kadar marjinal bir benzin yükleyen Red Bull’un da en başta bir hatası var. Takım, Hamilton’ı geçmeye odaklanmak yerine Alonso’ya baksa, çok daha güvenli bir benzin yüküyle de aynı yeri alabilirdi.

Red Bull’un Vettel’i pit yolundan başlatma hamlesi, kesinlikle doğruydu. Çünkü haftalardır söylüyoruz; Red Bull’un şu anki paketi, yarışılabilecek ve geçiş yapılabilecek bir paket değil. Önde gidip yarışı forse edebilecek bir paket. Dolaysıyla Red Bull, Vettel’e yeni bir vites kutusu taktı, vites oranlarını değiştirdi ve süspansiyon ayarlarıyla oynadı. Böylece düzlüklerde ekstradan 10 km/s kazandılar ve Vettel, geçiş yapabileceği bir otomobile kavuştu. Aksi takdirde Alman pilot, ancak birkaç puan alabilirdi bana göre.

Yarışı özetlemek gerçekten zor, çünkü kazalar, güvenlik aracı periyotları, spinler, eğlenceli telsiz mesajları, temaslar, ataklar, stratejik hamleler, arızalar, kısacası her şeyi gördük. Ama startta Hamilton’ın iyi kalktığını, Raikkonen’in çok iyi çıktığını Alonso’nun nefis bir kalkış ve ilk turda Webber’e yaptığı atakla dördüncülüğe yükseldiğini gördük. Aslında yarışın genel gidişatı ile Vettel’in yükselişini ayrı ayrı değerlendirmek lazım.

Yarışın geneline baktığımızda, üç yılda bir defa güvenlik aracı giren pistte, bir yarışta iki kez güvenlik aracını görmeyi kimse beklemiyordu. İlk güvenlik aracına neden olan Karthikeyan’ın direksiyonunun kilitlenmesi, gerçekten korkutucu bir kazaya sebebiyet verdiç. HRT’nin maddi sorunlar nedeniyle parçaları gerekenden daha uzun süre kullandığına dair söylentiler var. Hatırlarsanız Kore’de Karthikeyan’ın sıralama turlarında fren diski kırılmış ve Hindistan’da De
la Rosa fren problemiyle yolda kalmıştı.

Hamilton, yarışı kazanacak bir tempoda ve yerde gidiyordu; ta ki bir kez daha McLaren kendisini yarı yolda bırakana kadar. Devamında liderliği alan Kimi Raikkonen, eski senelerdeki hızından hiçbir şey kaybetmediğini gösterdi. İki Güvenlik arac periyodundan sonra da, arayı açmayı başardı; son bölümde Alonso’nun arayı kapamasına belli bir yere kadar izin verdi, ama DRS mesafesini korumayı başardı. Fin pilotun yarışı kazanması dışında, yarış içindeki telsiz mesajlarıyla da şov yaptığını söylemeliyiz. Raikkonen’in ‘Beni rahat bırakın, ne yaptığımı biliyorum’ sloganı bence ‘Felipe Fernando senden daha hızlı’ kadar çok konuşulacak önümüzdeki dönemde de. 2007’de son anda dünya şampiyon olduktan sona bile, normal bir yarış kazanmış kadar sevinen Raikkonen’in, galibiyet pek sevinmediğini gömek de beni şaşırtmadı.

Alonso, bir kez daha otomobilden maksimumu çıkardı ve Cumartesi günkü yedincilikten, yarışı podyuma kadar taşıdı. İspanyol pilotun bu seneki performansı bana Senna’nın 1993 sezonunu hatırlatıyor. Çoğu zaman, ancak podyuma varabilecek kadar hızlı olan bir otomobille hala şampiyonluğu kovalaması, büyük bir başarı.  Son güvenlik aracı periyodu olmasa Button, muhtemelen podyumu yakalardı, ama olmadı. KERS problemi olan Maldonado’nun beşinciliği iyi bir sonuç. Aynı şekilde hiç ortalarda gözükmeyen Kobayashi, çok önemli bir sekiz puan aldı. Massa’nın ardındaki Senna ve Di Resta, yarş içinde iyi tırmanışlar gerçekleştirdiler. Mercedes bir yarıştan daha puansız ve silik bir performansla ayrıldı. Gümüş Oklar, bu seneyi tamamen çöpe atmış durumda.

Bu yarışın kaybeden isimlerinden birisi Perez oldu. Meksikalı pilot, McLaren anlaşması açıklandığından beri, çok dağınık bir görüntü çiziyor. Perez’in başlattığı ve ceza almayı bana göre hak ettiği olaylar zinciri, Grosjean ve Webber’in de sonu oldu.

Gelelim Vettel’e. Alman pilot sezonun en faş performanslarından birisini sergiledi. Çok iyi bir sürüşe şans faktörü de eklenince Vettel, beklenmedik bir podyum alarak Ferrai ve Alonso’nun arayı kapama miktarını çok azalttı. Yarıştan sonra Vettel’in yükselişini dikkatlice inceledim.

De
la Rosa’nın pitten start alması, ilk virajdaki D Riesta Hulkenberg Senna temasıyla Vettel, daha pitten çıktığı anda 21. sıradaydı. Rosberg-Grosjean temasından sonra Alman pilotun pite girmesi, önündeki Karthikeyan, Pic ve Senna’yı geçmesiyle Vetel 2. turun sonunda 17. sıraya çıktı. Bu esnada Alman pilot, yarıştaki iki hatasından birisini yaptı ve Senna’ya temas ederek ön kanadına hasar verdi. Ama Adrian Newey, kafasından aero kaybının az olduğunu hesaplamış olmalı ki, Vettel yola devam etti. 8. turun sonunda 12. sıraya çıkan Vettel, Güvenlik aracının ardında, yarışını bitirebilecek, belki de şampiyonluğa mal olabilecek bir hata yaparak pist kenarındaki köpük tabelaya çarptı. Bu hatayla pite giren Vettel, 21. sıraya düşse de, aslında öndeki herkesten farklı bir lastik stratejisine ve yumuşak lastiklere kavuşmuş oldu. Yani şanssızlık gibi gözüken bu durum, aslında müthiş bir yükselişini önünü açmış oldu.

Sıradaki 17 tur içinde hem yaptığı ataklar, hem Massa Webber Perez Di Resta Grosjean’ın mücadele içinde kaybettiği zamanlar veya yarış dışı kalmalarıyla ikinciliğe yükselen Vettel, Grosjean’ı 20 küsur saniye geçtikten sonra pite girerek, yeni lastikleri taktı ve dördüncülüğü garantiledi. Bu sırada şansı Vettel´e ikinci kez güldü ve ikinci güvenlik aracı geldi. Böylece Button ile aradaki 17 saniye de kapanmış oldu ve Vettel, dokuz tur uğraştıktan sonra podyuma McLaren pilotunu geçip podyuma çıkmayı başardı. Vettel, grideki ilk on pilot arasında sadece Grojean ve Button’ı pist üstünde geçti.

Öncelikle Red Bull, otomobili kapalı parkta değiştirip Vettel’e ana düzlük sonunda +10 km/s hız kazandırmasa, bu başarı gelmezdi. Aynı şekilde kazalar ve iki güvenlik aracı periyodu olmasaydı, birkaç puandan öteye gitmek zordu. Yani şans Vettel’den yanaydı; ama babamın beylik lafını bir kez daha hatırlatmak isterim: Şans hazır olana gelir. Vettel de bu şans kendisine geldiğinde, onu kullanmak için hazırdı.

Ben yarış yayınından büyük keyif aldım. Dört yılın en iyi Abu Dhabi yarışını izledik. Startta pite alınan otomobili Force India olarak söylemem dışında aklımda kalan bir hatam yok. Raikkonen’in telsiz mesajlarını çevirmek de çok eğlenceliydi. Bu arada bir türlü ısınamadığım podyum röportajların içinde geçen ‘fucked up, gave me a shit, bloody’ gibi laflar benim çeviriyi podyumda değil de, Yorkshire’daki bir pubda yapıyormuşum gibi hissetmemem neden oldu.

Her neyse, muhteşem bir yarışı beraber izledik. Umarım yeni yarış Amerika da bu kadar güzel olur.

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport