Beni hatırla
 

F1’in 5 yıllık hasretten sonra yeniden Amerika ile kucaklaşması, gerçekten sok sıcak oldu. Austin, Teksas’taki pist, şekli ve tesis olanakları ile beğeni kazanırken; asfaltın yol tutuşunun düşük olması, çok keyifli bir yarış izlememizi sağladı.

Herman Tilke’nin son tasarımını, pek çok pşlot ve basın mensubu İstanbul Park ile karşılaştırdı. Hatta David Coulthard, ‘COTA pisti neredeyse İstanbul Park kadar iyi’ yorumunu yaptı. Pistin son sektöründeki virajı herkes, İstanbul Park sekizinci virajın kopyası olarak tanımladı. Kısacası takvimden çıktık, ama İstanbul hala herkesin hafızasındaki yerini koruyor.

Üçüncüsünü canlı verdiğimiz antrenman seanslarının hepsinde ilk sırayı alan Vettel, sıralamada polün en büyük favorisiydi. Alman pilot, Q1, Q2 ve Q3’ü de ilk sırada bitirerek, uzun zamandır görülmeyen bir seri yakalamış oldu. Dolayısıyla Vettel’in polü sürpriz olmadı Hamilton, Red Bull’a beklenenden daha fazla yaklaşmayı başardı. Webber’in yanında start alması gereken Grosjean, vites kutusu değişikliği cezası alınca gridde işler karışmış oldu.

COTA pistinin asfaltı yeni bittiği için, asfaltın içindeki bazı kimyasallar hala yüzeyin üstündeydi ve bu nedenle de yol, beklenenden çok daha kaygandı. Yarış çizgisinin geçtiği bölümler iki günde nispeten biraz temizlendi, dolayısıyla gridde tek sıraların olduğu sağ taraftaki hattın yol tutuşu daha fazla hale geldi. Buna karşılık sol kısımdan neredeyse hiç otomobil geçmediği için, 2-4-6-8 gibi sıralardan kalkan pilotlar, çok daha zayıf bir yol tutuşla karşılaşacaktı. Ferrari Massa ile üçüncü antrenmanın sonunda sol taraftan bir kalkış antrenmanı yaptığında, o bölgedeki yol tutuşun neredeyse ıslak zemin kadar az olduğunu keşfetti. Grosjean’ın aldığı cezayla beraber, bu sene sadece ikinci kez Alonso’yu Cumartesi günü geçebilen Massa (6.) ve Alonso (8.) kirli tarafa düştüler.

Bu noktadan sonra F1’e alıştığımız çıka amaçlı oyunlardan birisi oynandı. Sol taraftan kalkmanın minimum 2-3 sıra kayıp anlamına geleceğini gören Ferrari, Felipe Massa’yı feda etti ve Brezilyalı pilotun vites kutusu mühürü kırılarak, beş sıra geriye düşmesi, böylece de Alonso’nun 7. sıraya yani temiz tarafa geçmesi sağlandı. Evet, bu yapılan etik bir şey değil, sporun imajı için iyi bir şey değil. Ama bu, F1 takımlarının her hafta, her yatışta, her senede yapmaya çalıştığı bir şey. Takımların işi yönetmelikleri sonuna kadar zorlamak, diğerlerinin keşfedemedikleri gri bölgeleri, boşlukları veya açıkları bulmak  ve açıkları yakalamak. Bakmayın siz, arada ‘yönetmeliklerin ruhu’ lafının söylendiğine. Yönetmeliklerin ruhu diye bir şey yoktur; her yarışmacı kağıt üstünde yazılan kurallara göre yorumunu yapar, kuralı sonuna kadar zorlayarak kendisine avantaj yaratmaya çalışır. 2009’un balındaki çift katmanlı difüzör tartışmasını hatırlayın. Sonuçta Brawn GP, Toyota ve Williams hariç diğerlerinin göremediği bir boşluğu kullanarak bir tasarım yarattı ve işte o hamle, takım 2009’da çifte şampiyonluk getirdi.

Dolayısıyla, tıpkı Abu Dhabi’de Red Bull’un Vettel’in otomobilini kapalı parktan kasıtlı olarak çıkarıp pit yolundan başlamasını yadırgamadıysam; Ferrari’nin bu hamlesini de yadırgamadım. Emin olun benzer durumda olsa, diğer takımlar da aynı şeyi yapardı. Zaten dikkat ettiyseniz hiçbir takım Ferrari’yi ciddi şekilde eleştirmedi. Hatta Ferrari de, aynı hamleyi Red Bull yapıp, ‘Webber’i geriye atarak Alonso’yu yeniden kirli tarafa oturtabilir’ diye, bu ceza hamlesini mümkün olan en son ana bıraktı. Tabi bu hamleyle Hulkenberg, Grosjean ve Senna’nın yarışları da, daha başlamadan bir darbe almış oldu.

Etik açıdan ve sportmenlik açısından bana göre doğru olmayan bu hareket, pragmatik düşünceye göre son derece doğruydu. Geçi yarışın sonucuna ve Massa’nın hızına bakarsanız, Alonso muhtemelen 8. sıradan başlasa da, Button’ın geriden gelmesi, Webber’in kalmasıyla yine üçüncü olabilirdi.

Ferrari en azından 2010 Almanya gibi, herkesin gördüğü ve anladığı bir şeyi başka şekilde nakletmeye çalışmak yerine, doğruyu açıklayarak tanıtım anlamında daha olgun ve olumlu bir hareket sergiledi. Tabi bence İstanbul’dan Felipe Massa’ya, Ferrari renklerinde bir ‘FEDA’ tişörtü yollamak lazım.

Her neyse, lafı çok uzattık. Start anında gerçekten de soldan kalkan pilotların (Hamilton, Raikkonen, Hulkenberg, Grosjean) sıra kaybettiklerini gördük. İlk turu Red Bull ilk iki sırada geçerken, bir kez daha uçarcasına start alan Alonso dördüncü sıraya oturmuştu bile. Hamilton’ın ilk turlarda Webber’i geçmesi, yarışın hikayesini ortaya koydu; galibiyet için Vettel ve Hamilton çekişecekti. Hamilton’ın pit-stoptan sonra ısrarlı takibi sürdürüp Vettel’e atak yapması, Alman pilotun sinirlerini bozdu. Atağın olduğu turda Karthikeyan’ı ilk sektörde yakalayan Vettel, tur bindiremeyince Hamilton’a arayı kapama şansı doğmuş oldu. Yaşanması muhtemel bu durumu, yayının başında anlatmıştım. Vettel’in telsizden bozuk atması ve Karthikeyan’ı ima etmiş olsa bile geçişi aptalca diye nitelemesi, bence şampiyon pilota yakışmadı. Hamilton bu galibiyeti gerçekten de çok istiyordu ve McLaren’den ayrılmadan, belki de herkese, bir kez daha bu sezon işler yolunda gitse şampiyon olabileceğini göstermiş oldu.

Arka tarafta Red Bull, bu senenin aşil tendonu haline gelen alternatör sorunuyla Webber’in yolda kalışını izledi acıyla. Avustralyalı pilot Abu Dhabi’de e uzun süre mekanik sorunla kalmadan gitme serisinde, 59 yarışla yeni bir rekor kırmıştı. Öğrendiğimiz kadarıyla Lotus, Caterham ve Williams 2012 model yeni versiyon alternatör ile yarışırken, Red Bull daha garantici davranarak 2011 versiyonunu kullanmıştı. Ama güvenilen bu alternatör de, Webber’i yarı yolda bıraktı. Zaten bu sene, Red Bull’daki Cuma ve Cumartesi günleri görülen mekanik sorunlar hep Webber’in otomobilinde görülüyor. Bakalım Brezilya’da bu yeni alternatör Red Bull’a bir sürpriz yapacak mı?

Öndeki üçlünün ardından senenin en iyi yarışlarından birisini çıkartan Massa, eski difüzöre sahip otomobiliyle dördüncü oldu. Massa’nın özellikle Raikkonen ile kapışması iyiydi. Ama Ferrari bu pistte, lastikleri en uzun sürede ısıtan otomobillerden birisi oldu. Button, gerilerden gelip iyi bir yükseliş gerçekleştirdi. Raikkonen, yine Lotus ile yapabileceği her şeyi yaptı. Hulkenberg’e yaptığı atak çok cesurcaydı. Hulkenberg, yarışın başından itibaren iyi bir iş çıkarttı. Grosjean ve Williams pilotları da puan çıkartmayı başardılar.

Pistin ilk virajı, gerçekten büyük keyif verdi. Aslında yarış çizgisini dışı kirliydi, ama lastik ısıtma bu kadar problem olunca, çizgiden giden veya çizgi dışından giden pilotlar, aynı oranda yol tutulu yakalayabildi; bu da çok atak izlememizi sağladı. Hafta sonunun hayal kırıklıları arasında Sauber ve Mercedes vardı. Sanki iki takım da, takımlar şampiyonasındaki beşinciliği istemiyor gibi. Özellikle Schumacher’in bu kadar kötü bir sonla veda etmesi hiç hoş değil. Umarım Alman pilot son yarışında en azından puan almayı başarır.

Red Bull’un takımlar şampiyonluğunun altını çizmek lazım. Milton Keynes takımı, Horner-Newey-Vettel-Webber üçlüsü ile son 4 senedir Ferrari ve McLaren gibi sporun en büyük iki takımını mağlup ediyor. Bunda Adrian Newey’in payı çok büyük. Williams’ın üst üste 3 şampiyonluk kazandığı 1992-94 arasında da tasarımcı Newey ve motor Renault idi. Red Bull böylece spor tarihinin en başarılı beşinci takımı oldu ve daha önce sadece Ferrari-McLaren-Williams’ın başarabildiği üst üste üç şampiyonluğu yakaladı. Red Bul özellikle, Avrupa sezonunun bitiminden itibaren, gelişme yarışını açıkça kazandı. Dolayısıyla, takımın bu başarısını takdir etmek lazım.

Yayınlarıma gelince, özellikle yarış yayınından büyük keyif aldım. Daha önce de yazmıştım, liderlik için yapılan atakları veya şampiyonların santimler için mücadelesini anlatmaya bayılıyorum. Yarış iyi olduğu zaman, benim de şevkim ve performansım artıyor. Yarış sonunda podyumdaki röportajlar yine çok sönük kaldı; Mario Andretti yaşayan bir efsane, ama bu röportajlar, bir türlü eski zenginliğe ulaşamıyor. Bu arada kovboy şapkaları ile Pirelli, bana göre harika bir tanıtım yapmış oldu.

Vettel veya Alonso’dan birisi, üçüncü şampiyonluğu alarak tarihin en büyük dokuz pilotu arasına adını yazdıracak. Ve bu mücadelenin son yarışa kalması, çok iyi olacak. 2006, 2007, 2008 ve 2010’dan sonra sekiz sezonda beşinci kez son yarışta, dünya şampiyonluğu çekişmesini anlatacağım. Bunun için gerçekten hem heyecanlanıyor hem de sabırsızlanıyorum.

Büyük F1nale5günvar…

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport