Beni hatırla
 

9 Kasım 2012 tarihli ilk yazı:

Bu konuda kesin bir cevap vermek güç. Bildiğiniz gibi İstanbul Ticaret Odası, on yıl için pistin işletmesini ihaleye çıkardı ve İstanbul MC Yarış Sporları Ltd adında bir şirket pistin işletme haklarını yıllık 9.1 milyon TL karşılığında 10 yıl için devraldı. Ancak kaynak konusunda sıkıntıları olan ve pek de tanınmayan bu girişim, ödemesi gereken ilk bedeli ödeyemeyince; pistin işletmesi ihalede ikinci sırada kalan Intercity Oto Kiralama firmasına geçti. Yani Intercity, pisti yeniden çalıştırmaya başlayacak.

F1 için yeniden konuşmaya başlamadan önce, pistin yeniden her gün işleyen ve çalışan bir yapıya kavuşması lazımdı. Şimdi bu firma bulundu ve 2013´ten itibaren faaliyetlere başlayacak. Bu işletmecinin ortaya çıkmasının ardından, eğer hükümetimiz F1´in devamını isterse (bu kısım çok önemli) 2013´te yeniden FOM ile hükümet arasında görüşmeler başlayabilir. Yani F1 Türkiye´ye dönerse veya dönecekse, en yakın tarih olarak 2014´ten bahsedilebilir.

Tabii burada, hem hükümet hem de yeni işletmecinin bu işi istiyor olması lazım. Intercity’nin başındaki isim Vural Ak, Türkiye’de pek çok yarışa katılmış eski bir lisanslı yarışçı. Yani otomobil sporlarını seven bir isim; bu da gelecekte pistin daha aktif kullanılabileceği izlenimini doğuruyor. Ancak basında çıkan haberlerin aksine, 2013’te F1’in Türkiye’ye dönmesini pek mümkün görmüyorum.

2013 F1 takvimi Eylül ayı sonunda FIA tarafından kesin olarak ilan edildi. Takımlar lojistik planlamasını, uçak biletlerini, otel rezervasyonlarını bu takvime göre yıl bitmeden bitirmiş oluyor genelde. Dolayısıyla, bir yarış değişikliği yapılması çok zor. Ama biliyorsunuz, F1 takvimini FIA’dan ziyade FOM ve Bernie Ecclestone yapıyor. Yani Bernie takımların onayını alıp, son anda ‘şu yarışın yerine Türkiye’ gelsin diyebilir; ama çok düşük bir ihtimal bana göre.

Ayrıca hükümet kanadından yarışın devam etmesinin istendiğine dair bir belirti de gelmedi. Bana göre ortada bu kadar istekli bir promotör varken, 2013’te Grand Prix’nin devamı için görüşmelere başlanırsa, 2014’te Formula 1 yeniden İstanbul Park’a dönebilir.

WTCC, DTM gibi diğer yarış serileri için de, durum aynı. Pomotörün, yani pist işletmecisinin istemesi ve ticari anlaşmaların yapılması halinde, diğer yarışları da teker teker yeniden İstanbul’a çekebiliriz. 2011 yılında FIA’da katıldığım bir toplantıda, WTCC, DTM ve Le Mans serilerinin direktörleriyle görüştüğümde, hepsini uygun bir ortam sağlanırsa yeniden Türkiye’ye gelmek istediğini görmüştüm. Dolayısıyla şu anki işletmeci firmanın olumlu yaklaşımı ile beraber, orta vadede bu yarışları teker teker yeniden kazanabiliriz. Ancak burada 2005 ve 2006’daki gibi, ciddi bir fizibilite çalışması yapmadan, tüm yarışları bir arada getirip yeniden zarar etmemek lazım.

Türkiye olarak, F1, WTCC, GT, DTM, LMES, WSR, MotoGP gibi yarışların yapıldığı ilk üç senede ciddi deneyim kazandık. İnanın şu anda haber gelse, 2013´ün açılış Grand Prix’ini rahatlıkla yapabiliriz. Ama bu iş sadece istemekle olmuyor; ortaya on milyon dolarlarla ölçülen bir iradenin konması şart.

Kısacası, şu anki atmosfer, son iki yılın aksine son derece olumlu. Ama 2013 için heveslenmemizi gerektirecek bir durum da yok bana göre. 

12 Aralık 2012 tarihli Güncelleme:

Ben bu yazının temelini Eylül ayı içinde, yukarıda okuduğunuz versiyonu ise iki hafta evvel yazmıştım. Özellikle FIA Genel Kurul haftasında tüm FIA yetkilileri ve daha da önemlisi Bernie Ecclestone´un İstanbul´a gelişiyle beraber, yarışın geri dönüşü için kısa sürede önemli bir ilerleme kaydedildi. Öncelikle yapılan lobi çalışmaları ile beraber, FIA, görülmemiş bir kararla Almanya yarışını bir hafta öne alıp, takvimde ´Avrupa´da yapılacak bir F1 yarışı´ için yer açtı 21 Temmuz 2013´te. Bu yerin açılmasındaki ilk hedef, Türkiye yarışını yeniden takvime alabilmek. Pistin yeni işletmecisi Vural bey ile Bay E arasındaki görüşmelerin iyi geçtiğini duyuyoruz. Hatta basında geçtiğimiz hafta ´F1 geri döndü´ başlıkları bile atıldı. Bu arada istanbul´da özellikle Bernie ve FIA nezdinde gereken her türlü lobi çalışması da yapıldı.

O günlerde, yoğun çalışma temposu içinde bunları yazamadım, ama biliyorsunuz, ben her konuda temkinli bir yaklaşım sergilemeyi seviyorum. Ben ´yarışın 2013´te geri dönmesi çok zor´ derken, ana problem olan yarış yapma aidatı ile ilgili bir gelişme olmadığı için böyle söylemiştim. Bu hususta 1.5 yıl evvel yarışı kaybettiğimiz döneme göre bir gelişme yok. Yoksa Bernie ile istediğiniz kadar bir para üzerinde anlaşın; o parayı ödeyecek kaynağı bulamadıktan sonra hepsi boş. Dolayısıyla Spor Bakanı´mızın yaptığı son açıklamalardan, devletimizin yedi yıllk ilk dönemden sonra F1 için bir para harcamak istemediği anlaşılıyor. Bu durumda sadece yarışı yapma aidatı olan 20 milyon dolara yakın bedeli, sadece pist işletmecisinin, ya da sadece özel sektörün bulma ihtimali bana göre yok. Çünkü özel bir girişimci bu parayı verse bile, bu paranın geri kazanılma şansı yok.

F1´i yapan diğer ülkeler, tanıtım gücü, yarışın yapıldığı bölgeye (tek bir işletmeye değil) sağladığı ekonomik katkılar ve prestijden ötürü bu paraları ödüyor. Dolayısıyla devlet desteği olmadan, isterseniz Türkiye GP´sini 100 gün üst üste Twitter´da trend yapın, yine yarışı getiremeyiz. Bu konuda, başkanımız Demir Berberoğlu´nun da açıkladığı gibi TOSFED olarak üzerimize düşen tüm sorumlulukları ve görevleri, her an, yerine getirmeye hazırız. Ama hükümetimiz bu konuda bir irade göstermeden, Formula 1´i yeniden İstanbul Park´ta görmemiz bana göre mümkün değil. 

05 Aralık 2013 tarihli Güncelleme:

Bildiğiniz üzere 2013 taslak takviminde yer almamıza rağmen üç yıldır devam eden temel sorun (devletin yarış yapma aidatını ödemeye yanaşmaması) nedeniyle takvime giremedik. Benzer şekilde 2012 için de aslında taslak takvimdeydik, ama yine parayı ödeme formülü bulunamadığı içinm takvimden çıkmıştık.

2014 takvimi konuşmalarında, ne yazık ki Türkiye´nin adı bile geçmedi. Devletin bu konuya bakış açısında herhangi bir değişiklik yok. İstanbul Park yönetimi de, umudunu kaybetmiş gibi gözüküyor. İlk açıklandığında üç sene boyunca yapılacağı söylenen Superbike yarışı da 2014 takviminden çıktı.

Tüm bunların ardından kısa ve orta vadede Türkiye GP´sinin yeniden yapılabilmesi için hiçbir umut görmüyorum. Ne yazık ki, dost acı söyler. Hatta bir daha Formula 1 otomobillerini Türkiye´de hiç görememe ihtimalimiz, her geçen sene biraz daha artıyor.

Keşke yanılsam, keşke her şey bir anda değişse; ama yazının üst kısmında da belirtmiştim:  herkesin ´Bu iş tamam, 2013´te F1 Türkiye´de dediği günlerde bile bunun çok zor olduğunu yazmıştım. Aynı gerçekçi bakış açısıyla yaklaşırsak, Türkiye GP´sinin yeniden yapılması, imkansız demeyeyim fakat, çok, ama çok zor gözüküyor..

12 Nisan 2017 tarihli Güncelleme:




Türkiye GP’si ile ilgili dün sabah durup dururken Spor Bakanlığı’ndan aranınca, bir şeylerin yeniden hareketlendiğini anladım. Sonrasında da F1’in yeni CEO’su Chase Carey’nin Sn. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceği / görüştüğü gündeme düştü.

Ben her zaman yaptığım gibi, konuya büyük bir istek ve hevesle, ancak gerçekçi bir pencereden bakmaya çalışıyorum. Dolayısıyla yukarıdaki yazıda yıllar içinde zaman zaman belirttiğim bazı şartları unutmadan, işi değerlendirmek lazım.

F1’de yeni bir yönetim ve yeni bir çağın başlaması ile birlikte, organizatör ülkeler açısından Bernie Ecclestone sonrasında yeni bir dönem başladı. Yılbaşından bu yana Kanada ve Rusya GP’lerinin sözleşmelerinin uzatıldığı, Fransa’nın Almanya ile beraber 2018’de döneceği; buna karşılık Malezya’nın bu sene son kez düzenlendikten sonra takvimden çıkacağı, Singapur’un ise sözleşme yenilemek istemediği haberlerini okuduk. F1’in ticari haklarının yeni sahibi Liberty Media’nın takvimdeki yarış sayısını arttırırken, işi organizatörler lehine daha kolay yarış yapılabilir (daha düşük maliyetli) bir hale çevirmeye çalışacağına dair haberler de çıktı. Dolayısıyla Türkiye GP’si ile ilgili olumlu gelişmeleri, bu bilgilerin ışığında değerlendirmek lazım.

Öncelikle ‘Türkiye GP’si için iş nerede tıkanmıştı?’ kısmına bakalım. Yarışın yapıldığı yedi yıl boyunca yılda 13.5 milyon dolar ‘yarış yapma bedeli (aidat)’ ödeyen devletimizin, artık F1’e para vermek istemediğini, bu işi özel sektörün üstlenmesi gerektiğini belirttiği 2011 senesinden bu yana, Türkiye GP’si özellikle pistin organizatörü Sn. Vural Ak tarafından dönem dönem gündeme getirilse de; bu fon, devlet tarafından karşılanmadığı sürece yarışı yapmanın mümkün olamayacağını düşündüm hep. Sonuç da böyle oldu. Hatta hatırlayın, tüm basında ‘F1 Türkiye’ye geri döndü’ başlıkları atılırken, ben durumun böyle olamayacağını söyledim bazı senelerde. Pazarlıklar 2011-2012 yıllarında en son 26 milyon dolar üzerinden yapılıyordu. Bizden sonra takvime giren Valensiya, Singapur, Abu Dhabi, Kore, Hindistan gibi yarışlarla beraber rayiç artmıştı.

Bu arada devletin Türkiye GP’si için istenen parayı ödemek istememe sebepleri arasında Bernie Ecclestone’ın, genelde dünyanın kalanını da gıcık eden tutum ve tavırlarına karşı bir hoşnutsuzluk olduğunu düşündüğümü de söylemeliyim. Örneğin yedi yıllık Türkiye GP’sinin ilk yıllarında, Tükiye Cumhuriyeti devleti yarışta Başbakan, TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanı gibi en üst düzey devlet adamları tarafından temsil edilirken, yarışlar üç yıl TRT’de büyük bedeller ödenerek yayınlanırken; son senede temsil seviyesi bürokratlar seviyesine inmişti. Bu bağlamda, Türkiye GP’si için, bana kalırsa ödenecek bedelden önce, Bernie Ecclestone’un işin başından ayrılmış olması; devletimiz açısından işi daha sempatik hale getirmiş vaziyette.

Dün basına yansıyan ve yukarıda paylaştığım fotoğraf karesi, işin canlandırılması çalışmalarının şu anda doğru noktadan başladığını gösteriyor. F1’in CEO’su, pistin organizatörü Sn. Vural Ak ve federasyon başkanı Sn. Serkan Yazıcı gelmişler; Sn. Cumhurbaşkanı, Sn. Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ve bu iki makamı temsil eden iki üst düzey bürokrat ile beraber masaya oturmuşlar ve öğrendiğimize göre de görüşmeler olumlu geçmiş.

Burada Vural Ak beyin ‘İş imzaya kaldı’ açıklamasını, ‘olumlu gelişmeler kaydedildi, ancak iş henüz bitmedi’ diye yorumluyorum. Bununla beraber devleti temsilen Sn. Cumhurbaşkanı, Türkiye GP’si için ‘Hayırlı olsun’ dediyse, olay tamamdır. Zamanında, 2002’de Türkiye GP’si rahmetli başbakan Bülent Ecevit’in ‘Hayırlı olsun’ sözüyle onaylanmış ve başlamıştı.

Tüm bunları demişken, her şeyin de toz pembe olmadığını belirtmek isterim. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz sene TOSFED; Dünya Ralli Şampiyonası’nı (WRC) yeniden Türkiye’ye getirmek için ciddi girişimlerde bulunmuş ve taslak takvime girmeyi başarmıştı. Ancak ağırlığı Avrupalılardan oluşan sürücüler ve takımlar, ülkemizdeki terör olaylarını sebep göstererek gelmek istemediklerini belirtmişlerdi. Benzer bir endişe 2003’teki ilk WRC yarışından önce, bizden bayağı uzakta başlamak üzere olan Irak Savaşı bahane edilerek gündeme gelmişti.

Hatırlayın; 2011 Bahreyn GP’si de ülkedeki iç karışıklık bahane edilerek yapılmamıştı. Böyle durumlarda Avrupalı devletlerin hükümetleri, herhangi bir ülkeyi şu ya da bu sebeple ‘riskli ülkeler’ listesine aldığı anda, Avrupalıların sağlık ve hayat sigortaları o ülkelerde devre dışı kaldığı için, o ülkeye gitmek istememeleri gibi bir durum var. Bahreyn’de yaşanan iptalin ana sebebi buydu. Hatta bir sonraki sene ülkede yine protestolar sürerken, gidip yarışmalarını yaratan fark da sigortaların yeniden devreye girmesi idi. Türkiye’de mevcut Olağanüstü Hal durumu, bu şekilde bir bahane – sebep olarak karşımıza çıkabilir. Ancak bu, yarış gelene kadar OHAL’in kalkması ve/veya Liberty Media’nın takımları zorlamasıyla aşılabilecek bir engel.

Takımlar genel olarak 20’den fazla yarış yapmak istemiyorlar; giren-çıkan ülkelerle takvim 20’nin biraz üstüne çıkacak gibi. Ama burada da, takımlara Liberty Media’dan yapılacak bir takım ödemelerle iş hallolur.

Özellikle sürücüler tarafından son yıllarda yarışa gelen seyirci sayısının düşmesi de hep önümüze bahane olarak kondu. Hatta Hamilton, birkaç hafta evvel 2017 Avustralya GP’si öncesinde bir soru üzerine ‘Türkiye’nin harika bir yer olduğunu, ama hiç seyirci gelmediğini’ söyledi. Ancak ben o zamanlarda da söylemişti; ortalama bir Malezya yarışı, Türkiye GP’sinden zaten daha az seyirciyle yapılıyordu. Dolayısıyla seyirci azlığı da, sadece görünen bir bahane idi; F1 yönetimi ve dolaylı olarak takımlar, takvime giren yarıştan iyi bir gelir elde ettikleri sürece, buraya seve seve gelirler.

Kısacası bu hususlar, ilk aşamada karşımıza bazı bahaneler olarak çıkabilir; ancak hiçbiri hallolmayacak bir konu değil.


Özetle Türkiye GP’si için ortam şu anda, 2011’den beri ilk kez bu kadar ılımlı. Devlet yeşil ışık yakmış gibi gözüküyor; F1 yönetimi yarışı yeniden canlandırmak istiyor; pist yönetimi zaten senelerdir bu işin peşinde koşuyor; federasyon başkanı masada. Tüm taraflar istekli gibi duruyor. Yani meşhur deyimin tersiyle ‘saha var, tesis var, malzeme var’.

Tüm unsurların bir araya gelmesi, ilk yedi yıllık dönemde yapılan / yapılamayanlardan kendimize ders çıkararak planlı şekilde çalışılmasıyla o yarış, İstanbul Park’a gelir, iyi bir çalışmayla o tribünler de makul oranda dolar. Unutmayın 2005 Türkiye GP´si Pazar günü gelen 110.00 seyirci ile beraber Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kalabalık spor organizasyonuna sahne olmuştu.

Son söz: Yukarıda yazdığım hususlar, kendi kişisel görüşlerim ve tahminlerime dayanıyor. Dört senedir otomobil sporlarından bambaşka bir sektörde (aydınlatma) çalışıyorum; eskisi kadar Türkiye GP’si projesinin içinde değilim; dolayısıyla yanıldığım bazı hususlar olabilir. Henüz net şekilde sevinmeden önce gördüğüm tablo, genel olarak son derece olumlu.

Umarım hep beraber bu keyfi, heyecan ve gururu İstanbul Park’ta yeniden yaşarız. Tablonun bu fotoğraf karesine kadar gelmesini sağlayan herkesin eline sağlık. Devamını da büyük bir hevesle bekliyoruz.

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
27.11.2012 21:14:51
2014 te tekrar gelir inşallah İstanbul`a, temennimiz bu.
 
19.01.2013 22:39:49
Ve tabi arap politikası izleyen bir hükümet de, pek âlâ formula 1 ile uğraşmaz.
 
06.12.2013 15:23:16
Denklem gayet basit..F1`in Türkiye`ye gelme ihtimali Williams`ın F1`de tekrar şampiyon olabilme ihtimali ...:)
 
13.04.2017 00:43:06
Gelişmelere bakılırsa, Williams`ın şampiyon olmasına az bir süre kaldı gibi geliyor ;) Sayın Cumhurbaşkanı `Hayırlı olsun` dedikten sonra Serhan Acar`ın da dediği gibi iş prosedürlere kalmıştır artık.2018`e büyük ihtimalle yetişmez, 2019`da prosedür olarak sıkıntı yaşanır ancak artık bir şekilde F1`in Türkiye`ye geri geleceğine eminim diyebilirim.
 
lamp83 Lig Tv 2 Türkiye've Dünya'dan güncel Finans, Ekonomi, Piyasa Haberleri. Döviz, Altın, Borsa, Faiz piyasası'nın nabzı, günlük dolar kuru Efefktifdata.com'da.