Beni hatırla
 

Avustralya GP’si, 2013 sezonunda neler olabileceğine dair güzel sinyaller verdi. Korkulan Red Bull üstünlüğü gelmediği gibi, Ferrari hızıyla, Lotus ise lastik kullanımı ile şampiyon takımı mağlup etmeyi başardı.



16 haftalık aradan sonra, 2013 Formula 1 Dünya Şampiyonası, Melbourne’de başladı. Sezonun ilk yarışı öncesinde, 2013’ün en az geçen yılki kadar çekişmeli geçeceğine dair bir beklenti oluşmuştu. İspanya’da düzenlenen kış testlerinde Red Bull Racing en hızlı takım görünümündeyken, Lotus-Renault ve Ferrari galibiyetleri kovalayabilecek takımlar olarak göze çarptı. Lastik aşınma problemlerini çözen Mercedes GP bu sene atılım yapabileceğini gösterirken; geçen sezonun sıkıntılı takımı McLaren-Mercedes kış aylarında radikal otomobilin çıkardığı problemlerle boğuştu.

Kural değişiklikleri arasında yer alan esnek ön kanat testlerinin daha da sıkılaştırılması ve DRS’nin antrenan ve sıralama turlarında serbest şekilde kullanılmasının yasaklanmasının Red Bull’u bir miktar yavaşlatacağı ve diğer takımların Milton Keynes takımına yaklaşabileceği düşünülüyordu.

Cuma antrenmanları, Red Bull ve Vettel’in üstünlüğü ile geçildi. Cumartesi günkü antrenman seansı ile 2013’ün ilk yayınını yapmış olduk. Kış ayları boyunca her hafta Smart Spor’daki Formula 1 Özel programını yapsak da, yarış anlatmak gerçekten bambaşka bir şey. İlk yayın öncesinde, özellikle son iki hafta yoğun şekilde çalıştım. TOSFED’deki işimden ve evde küçük prenses Melis’ten arta kalan her dakika yayın için malzeme çıkardım ve toplamda 350 sayfadan daha fazla bir not üzerinde çalıştım. Hobimi işim olarak yapmanın ne kadar büyük bir şans olduğunun bilinciyle, her sene olduğu gibi 2013’te de elimden gelenin en iyisi yapmak için bıkmadan, usanmadan çalışmaya devam edeceğim. Twitter’da da yazdığım gibi, ilk antrenman yayınında, bu işi ne kadar özlediğimi fark ettim. Zaten hafta başından bu yana, hafif bir heyecan dalgası sarmıştı beni. Antrenman yayınında kış aylarında olan bitenleri, testleri, haberleri size aktarmaya çalışırken, yağmurun da yağmasıyla duraksayan bölümleri de doldurmaya çalıştım. Türkiye’de tatil günü saat 05:00’te kalkıp F1 seyreden insanların sayısı, gerçekten de şaşılacak kadar fazla.

Sıralama turları yayınıyla beraber sezonun ilk fazla mesaisini yapmış olduk. Toplamda iki saate takın süren yayında, sadece 20 dakikalık Q1’in koşulmasını izleyebildik. Kalan boşluğu elimden geldiği kadar doldurdum; daha önce de yazmıştım, işte bu gibi durumlarda önceden çalışıp not çıkarıp olmak hayat kurtarıyor. 2009 Brezilya, 2010 Japonya ve 2012 İngiltere’nin sıralama turlarında da benzer bir durumu yaşayıp, aksiyon olmayan yayını götürmek durumunda kalmıştım.

Aslında başka bir pistte olsa seansın koşulabileceği kadar yağmur yağdı. Mesela geçen seneki İngiltere’nin sıralama turu veya Malezya yarışı kadar çok yağmur yoktu ortada. Ama Albert Park üzerinde, neredeyse bütün yol üzerinde trafik işaretlemeleri, yaya geçitleri vs var. Bu bölümler asfalt üstü boya olduğu için, ıslak zeminde normal yoldan çok daha kaygan oluyor. Yine de teorik olarak dünyanın en iyi 22 yarış pilotunu izlediğimiz Formula 1’in, bence bu kadar kırılgan olmaması lazım. Bırakın Senna zamanını, bundan 10 yıl evvel bile bu yağmurda rahatlıkla yarış yapılabilirdi. Ama her geçen gün güvenlik bahanesiyle pilotların biraz daha kolaya kaçması, hoşuma gitmiyor.

Neyse... Sıralama turlarının Pazar’a ertelenmesi, benim de tüm planlarımı bozmuş oldu. Türkiye saati ile Pazar 02:00’de yapılan sıralama turlarının sonucu büyük bir sürpriz getirmedi. Zemin %100 kur olmadığı için, sıralanın sonucuna göre tam bir değerlendirme yapmak doğru olmasa da, Red Bull’un geçen seneki hızını koruduğu, Mercedes’in Hamilton’ın gelişiyle beraber bir atılım yaptığı, Massa’nın geçen sene sonundaki formunu sürdürdüğü, McLaren’in sıkıntılarının sanılandan da büyük olduğu görüldü. 

Yarışın startında bir Webber klasiği yaşadık. Avustralyalı pilot, kendi evinde ilk çizgiden başladığı yarıştaki tüm şansını, bir kez daha ilk beş saniye içinde kaybetmiş oldu. Takım sonradan McLaren’in ürettiği elektronik kontrol ünitesini suçladı ve öğrendiğimize göre ECU hatasıyla formasyon turunda hem telemetre verilerini hem de KERS’i kaybetmişler. Ferrari pilotları bir kez daha çok iyi start aldılar. Hamilton ilk viraja gelinirken Massa’ya geçildi, üçüncü viraja kadar Alonso’ya karşı içi kapadı ama dördüncü virajda ezeli rakibine geçilmekten kurtulamadı. Raikkonen de aynı bölümde Rosberg’i geçmeyi başardı. İlk turun sonunda sıralama Vettel-Massa-Alonso-Hamilton-Rosberg-Raikkonen şeklindeydi. 

Raikkonen ikinci turda 13. virajda dışarıdan güzel ve cesur bir atak yapıp Hamilton’ı geçerek, kırmızı otomobillerin peşine takıldı. Vettel ilk turun sonunda, son iki yıldaki gibi iyi bir fark yarattı aslında. Ama ikinci turdan itibaren ufalanma sorunu başlayan lastiklerle bu farkı daha da açamadı ve Massa ile Alonso, DRS mesafesinde Red Bull’u izlemeye başladılar. Raikkonen de, öndeki üçlünün temposuna ayak uyduruyordu. Açıkçası Pirelli’nin agresif lastik seçimi ile Albert Park için fazla nazik olan süper yumuşak hamurun, dolup depolu otomobillere dayamayacağı ortaya çıktı. Aslında start öncesi lastik açısından en avantajlı olan pilot 11. sıradaki Hulkenberg’di. Ama Sauber’in benzin sızıntısı nedeniyle start alamayan Alman pilot, büyük bir fırsatı kaçırmış oldu. Sutil’in yaptığı işi Hulkenberg de yapabilirdi.

İlk 10 tur bitmeden iki Red Bull, iki Ferrari ve Button’ı pitte gördük. Massa’nın atak yapan Alonso’ya direnmesi ilginçti. Süspansiyonu sayesinde sürüşü çok rahat olan Lotus ile Raikkonen’in 10. turda pite girmesi kafaları karıştırdı. Çünkü 10. tur, üç pit-stop için geç, iki pit-stop için erken bir zamanlamaydı. Bu arada son üç yıldır lastikler en çabuk yiyen otomobil olan Mercedes’in dört tur daha pistte kalması takımın kaydettiği ilerlemeyi gösterdi. İki pit yapmak niyetinde olan Gümüş Oklar, pitler öncesi ilk iki sıraya yükseldi. Onlar da içeri girince, meydan orta lastikle start alan ve sanki bir yıllık arayı hiç vermemiş gibi yarışan Sutil’e kaldı. Force India pilotu, sorunlu süper yumuşak hamuru yarışın son bölümünde kullanacaktı.

Kendisine yol vermeyen Massa’nın ardında takılmaktan sıkılan Alonso, ikinci pite çok erken geldi. Bu riskli bir stratejiydi, lastikler dayanmazsa İspanyol pilot yarış sonunda dördüncü kez pite girmek zorunda kalabilirdi. Ama lastikler dayandı ve Alonso, erken pitle sadece Massa’yı değil, Vettel’i de geçmiş oldu. Vettel ikinci pitten sonra Sutil’i geçerken, Massa Force India’nın peşinde kalınca podyumu zorla şansını kaybetti. Öndeki grup ikinci pitlerini yaptığında, sahne iki pit-stop yapma taktiğindeki Raikkonen’e kaldı. Hem hızlı hem de lastiklerini koruyan E21 ile Fin pilotun ikinci bölümü orta hamurla 25 tur olarak atması, kendisine galibiyeti getirdi. Artık 34 yaşında olan Raikkonen, bir kez daha F1’siz geçen iki yılda hızından pek bir şey kaybetmediğini göstermiş oldu. Fin pilot Alonso’dan beş tur daha eski olan lastikleriyle, sondan üçüncü turda yarışın en hızlı turunu atarak (hem de Vettel’den 1.2 saniye daha hızlı bir turla), adeta gövde gösterisi yaptı ve istese daha da hızlı gidebileceğini göstermiş oldu. Lotus pilotu yarıştan sona ‘şimdiye kadar ki en kolay yarışlarımdan birisiydi’ diyecekti.

2012’nin son turuna kadar şampiyonluk için çekişen Alonso ve Vettel, Raikkonen’in zafere gidişini engelleyemediler. İlk yarış itibariyle Ferrari’nin lastik aşınması ve hız bakımından Red Bull ile başa baş bir performans göstermesi, İtalyan takımını mutlu etti. Red Bull ise, belki de şartlar ve lastiklerden ötürü, beklenen hıza ulaşamadı ve son şampiyon, polden başladığı yarışta üçüncülüğe razı oldu. Alonso ve Vettel’in ardından finiş gören Massa, son iki yılın aksine 2013’e gayet iyi bir başlangıç yaptı. 

İki pit-stop için yola çıkan ama orta hamuru çalıştıramayan Mercedes ile Hamilton üçüncü kez pite gelince, beşinciliğe razı oldu. Buna rağmen Mercedes’in durumu, 2012’nin sonundan çok daha iyi. Webber, kendi evinde yine hayal kırıklığı yaşarken, Hulkenberg’in olmadığı bir yarışta orta sıralar adına meydanı boş bulan Force India, çift otomobille puan aldı. 

Hiç şüphe yok ki, hafta sonun hayal kırıklığı McLaren-Mercedes oldu. İngiliz takımının başı, sürüşü kötü, downforce’u düşük, dengesi bozuk ve istikrarsız MP4-28 ile belada. Otomobil, 2009’daki kadar sorunlu. Sene ilerleyince ne kadar gelişme kaydedebilirler bilinmez; ama bu kadar sorunlu bir otomobil ve sıralama turlarında yavaş kalan Button-Perez ikilisiyle McLaren’in şampiyonluk mücadelesinde olması beklenemez. Hatta başlangıç o kadar kötü oldu ki, ´2003’teki gibi bir önceki yılın otomobiline dönülür mü?´ soruları dahi geldi.  

Arkalara baktığımızda Toro Rosso takımlardaki altıncılık hedefinden çok uzakta, Williams’ın otomobili yavaş ve sıkıntılı. Hulkenberg olmayınca Sauber’in elini ise görme şansını yakalayamadık. En geride Bianchi-Marussia ikilisini, dört otomobil arasındaki en iyi kombinasyon olması muhtemel. 

Sonuç olarak yarış keyifli bir açılışa sahne olsa da, ben yayından aynı oranda keyif alamadım. İnternet bağlantımın sürekli kesilmesi, zaman zaman reji ile olan ses bağlantımın aksaması ve yaptığım hatalar yüzünden, bana göre 2013’e kötü bir başlangıç yaptım. Yayınım iyi geçince ‘Adama bak, kendi kendisini övüyor’ diye internetten bana sallayanlar oluyor her zaman. İnsan içten içe, bir işi ne kadar iyi veya kötü yaptığını bilir; ama çoğu zaman bunu bırakın diğer insanlara, kendisine bile itiraf edemez. Bu arada yayının kötü olduğunu yazmama rağmen, sizlerden gelen destek ve tarafınızda büyük bir kredim olduğunu görmek beni mutlu etti. İşte bu desteği boşa çıkarmamak için, her zaman çok iyi olmaya çalışıyorum, becerebildiğim kadar.

Antrenman ve sıralamayı bana göre iyi götürmeme rağmen, yarış yayınım iyi değildi. Özellikle üç senedir bilinç altı olan ‘Mercedes ve sarı kask = Rosberg’ tanımlaması başıma iş açtı ve birkaç kez bu iki pilotu karıştırdım. Bunun dışında sorunlu internet bağlantım yüzünden yarış içinde istediğim kadar bilgi de aktaramadım size. Onun için kendi adıma, Avustralya’yı kötü yayınlarımdan birisi olarak yazdım deftere. Ama konuyu McLaren gibi bağlıyorum: ‘bu hafta kötüydük, ancak potansiyelimiz yüksek.’

Malezya yayınlarında görüşürüz…

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
19.03.2013 21:05:44
Düşündürücü olan RedBull`un ilk sıradan start alıp, Webber neyse ama Vettel`in yarışı 3. olarak bitirmesi.Zaten geçen sezonun son 5 yarışından beri RedBull`un ensesinde olan Ferrari bu sezon başı itibariyle bir adım daha fazla atılım yapmış gibi duruyor.Yarıştan önceden favorim Rai ve sürprizim Hulki idi.Aslında düşününce Rai`nin bu yumuşak sürüşü ve Lotus`un bu lastik kullanma becerisi sonucunda iddialı olamayacağı yarış yok gibi.Bu yarışta yaptıkları gibi iyi bir stratejiyle geri kalan yarışların 90`ında bizde varız diyebilecek bir takım ama Grosjean gibi şike sabıkası olan bir pilot bence hafif kalıyor takıma.Birde herzamanki hayalkırıklığım ; Williams.İnşallah geçen hafta sonundaki durgunluk ve düzensizlik Bayan Virginia Williams`ın ölümü nedeniyledir yoksaki bayağı bir işleri var.
 
19.03.2013 23:36:13
Mercedesleri karıştıran bir tek sen değilsin hocam, tüm dünya karıştırıyor.
 
20.03.2013 01:11:50
Her zamanki gibi yarışı tekrar izlemiş havası veren bir akıcı yazı üstadtan.. 2013 te fotoğraflı yazı moduna geçiyoruz anlaşılan , gayette güzel görünüyor.. ama sana çok kızıyorum abi , şu yayın kötü geçti diyosun çileden çıkıyorum :) 16 hafta sonra senin sesin senin yorumunla en tutkulu olduğumuz sporu izliyoruz dinliyoruz , bundan daha büyük bir mutluluk yok bizim için, sen hamilton la rosberg i karıştırmışsın , karıştırmamışsın hiiiç umrumuzda değil , 2 tur sonra fark ediyoruz nasıl olsa kimin kim olduğunu sırasına gördüğümüzde :) KREDİn bol değil , KREDİ`n SONSUZ .. SerhanAcar4Eva
 
20.03.2013 01:31:12
O kadar kusur kadı kızında da olur diyelim, suç sende değil usta aynı renk kask takanlarda.. Ayrıca başka herhangi bişey izlemek için kimse beni pazar sabahı sekizde uyandıramaz :) Farklı bir tutku bu F1
 
20.03.2013 13:56:13
Abi öncelikle yayınlardaki anlatımların için daha sonra bu güzel yarış incelemen için ağzınaklavyene sağlık :) Bence 16 haftalık bir aradan sonra (Formula 1 Özel`i yarış yayını kategorisinde sayamayız) bence çok iyi bir performanstı. Yüzlerce sayfa okuduğunuz dökümanın karşılığını Cumartesi günü bir türlü koşulamayan Q2 ve Q3 session`larının ertelemesi sırasında aldınız ve bize de aktardınız ( biz buna Serhan Acar F1 Ansiklopedisi diyoruz :) ). Mercedes ve sarı kask olayına gelince, ben Mercedes aracını görünce artık araç no`su görünebilecek bir açı var ise kaska değil numaraya bakmaya başladım :) Hatta biri tek hane (No:9 N.Rosberg) diğeri çift hane (No:10 L.Hamilton) olduğu için ayırt etmesi daha kolay oluyor. ROS ve HAM gibi dostlukları çok eskiye dayanan iki arkadaşın anlaşıp da farklı kask renkte kask kullanmaması aklıma Formula 1 pilotlarının hırsını getiriyor. Anlaşıp da biri inadından vazgeçmiyor :) Bu yıl araç iyi gibi, fazlasiyla göz önünde olacaklar. Keşke kask rengi olayına bir ayar çekseler... Tekrardan teşekkürler.
 
29.03.2013 13:50:11
Alonso : ``Tek istediğim en hızlı otomobilden 0.2 saniye yavas bir otomibil`` .. Serhan abi Ferrari alonsonun isteğini gerçeleştirdimi veya gerçekleştirebilirmi ...
 
lamp83 s-sport