Beni hatırla
 

İspanya´da yerel kahraman Alonso yarışı kazansa da gündemde lastikler vardı. Formula 1’de Avrupa sezonunun açılış yarışı olan İspanya GP’si aslında pek çok geçişin ve iniş çıkışın yaşandığı bir yarış olmasına karşın mücadele çok fazla tat vermedi.



Güncellemeler ve antrenmanlar...

Geleneksel olarak Avrupa sezonunun ilk yarışında, bütün takımlar büyük güncelleme paketleri ile piste çıktı. Hafta sonunun geneline baktığımızda bu paketlerle beraber, güç dengeleri açısından çok büyük sıçrama yapan bir takımı göremedik. Ama başta McLaren olmak üzere bazı takımlar bu yeni paketlerden umduğunu bulamadı.

Antrenmanların sonucuna baktığımızda yarışın Ferrrari Lotus  ve Ferrari arasındaki bir galibiyet mücadelesine dönüşeceği, Force India’nın tıpk Bahreyn’de olduğu gibi beklenenden hızlı olduğu; Mercedes’in ise tek turdaki kızıyla polün en büyük favorisi olduğu görüldü.

Barselona pistinin uzun ve hızlı virajlarından ötürü lastikleri çok zorlayan ve çok çabuk performans düşümü yaşamasına neden olan karakteristiği dolayısıyla, yarışın bir kez daha bir lastik konuma mücadelesine dönüşeceği bekleniyordu. Öte yandan geçiş yapmanın çok zor olduğu Barselona pistinin 22 yıllık tarihi boyunca gridde üçüncü sıranın gerisinden başlayıp yarış kazanan pilot olmaması, sıralama turlarının önemini ortaya koyuyordu. Ama biliyorsunuz, bu sene Formula 1 geçtiğimiz yıllardan daha farklı; dolayısıyla gerilerden gelip yarış kapanabilecek bir pilot görme ihtimali de vardı.

Gümüş Oklar ilk sırada...

Sıralama turlarında baktığımızda Mercedes’in özellikle yavaş virajlardan oluşan ve çekişin çok önemli olduğu son sektördeki büyük üstünlüğü ile beraber ilk iki sırayı aldığını gördük. Rosberg üst üste ikinci kez Hamilton’ı mağlup ederek polün sahibi oldu. Gümüş okların ardında Red Bull´dan Vettel, Lotus’tan Raikkonen ve Ferrari’den Alonso sıralanmıştı. İlk ondaki Mercedes, Red Bull, Lotus ve Ferrari pilotlarını Perez ve Di Resta’nın izleidğini gördük. Button, sıralama turlarının ikinci bölümünde elenerek hayal kırıklığı yaşadı. 

İlk sektörün kazananları Vettel ve Alonso...



Yarışın startı verildiğinde Rosberg, ilk viraja girerken yerine koyacak kadar iyi bir çıkış yaptı. Kirli taraftan kalkan Hamilton ve Raikkonen, ilk turun sonunda geriye düşecekti. Vettel ilk virajda Hamilton’ı geride bırakarak yarışın gidişatı açısından önemli bir adım attı. Kendi evinde yarışan ve on binlerce seyircinin desteğini alan Alonso ilk çıkışın ardından iyi bir ivme yakalasa da, önü kapalı olduğu için ilk viraja beşinci sırada girdi. Start noktasından ilk viraja kadar olan 730 metelik bölüm takvimdeki en uzun bölümdü bu açıdan. Alonso, bir önceki gün yapılan GP2 yarışında üçüncü virajda dışarıdan atak yapmanın mümkün olduğunu keşfetmişti. İlk viraja gelene kadar KERS enerjisini saklayan İspanyol pilot, Vettel yüzünden momentum kaybeden Hamilton ve Raikkonen’in her ikisine birden dışarıdan çok iyi ve çok cesur bir atak yaparak ilk sektör bitmeden üçüncü sıraya yükselmeyi başardı. Bu hamle Alonso açısından yarışın gidişatını değiştirecekti.

Yarış içindeki hız ve lastik kullanım performansının kombinasyonunda Ferrari en iyi otomobil görünümündeydi. Lotus lastikleri Ferrari´den daha uzun süre kullanabilse de, saf hız anlamında kırmızı otomobillerin gerisindeydi. Red Bull belki ikisinden de hızlı olsa da, bu iki otomobile kıyasla lastikleri daha çabuk yediği için dezavantajlıydı.  Mercedes ise yaklaşık üç senedir çözülemeyen lastikleri yeme probleminden ötürü yarışta sürekli geriye düşecekti.

İlk bölümde kontrol Rosberg´de...



Lastikleri hayatta tutabilmek için normal tempodan çok daha yavaş gitmesi gerektiğini bilen Rosberg, ilk bölümde sıralama turuna göre ortalama 11 saniye daha yavaş turlar attı. Mercedes pilotu yarışı 3 pitle bitirmek niyetindeydi. Bu farkın yaklaşık 5.5 saniyesi benzin yükünden kaynaklansa da, Alman pilot gidebileceği hızdan neredeyse 5 saniye daha yavaş ilerliyordu. Takımların simülasyonuna göre 4 pit stop yarış sonunda yaklaşık 5 saniye daha iyi bir zaman anlamına gelse de; bu durumda pilotların trafiğe takılma riski daha fazlaydı. İlk ondaki pilotlar için yarışa orta lastikle başlamak zorunluydu; ama yarışın geneli için kullanılacak olan hamur sert lastikti.

İlk pite kadar olan bölüm Rosberg, Vettel, Alonso, Raikkonen şeklinde geçti. Alonso,  ilk pitini ezeli rakibi Vettel, Raikkonen ve Rosberg’den bir tur önce yapınca, Red Bull pilotunu geçti. Bu esnada Sauber’den henüz pite girmemiş olan Gutierrez F1 kariyerinde ilk defa liderliğe yükselmiş oldu.

Alonso öne geçiyor...



Alonso13. turda Rosberg’i geçince dört pit-stopu çalıştırabilmek için önünde açık ve temiz bir pist buldu. Çifte dünya şampiyonu, ikinci pite kadar Vettel ile dört saniye fak açtı. Red Bull pilotu ne kadar yavaş giderse gitsin, sol ön lastiğin aşınmasını engelleyemiyordu.
Bu arada lastikleri kritik ısı sınırının ötesine geçen Mercedes pilotları her geçen tur kan kaybetmeye başladı. İkinci ve üçüncü bölümdeki hızı Alonso’ya galibiyeti getirecekti. Bu bölümlerde İspanyol pilot, benzin yükü ve sıralama performansına göre yapılan hesap göz önüne alındığında, gidebileceği hızın yaklaşık üç saniye altında turlar atsa da bu performans bile yarıştaki en iyi bölüm anlamına geliyordu.

Bu arada cuma günkü antrenmanlarda lastik performansını çok iyi okuyan Ferrari daha baştan itibaren yarışı dört pitle geçmeyi planlamıştı. Buna karşın Red Bull Vettel için üç pit-stopu öngörse de yarış içindeki lastik aşınması beklenenden fazla olunca 24.  turdan itibaren Red Bull dört pite dönmek zorunda kaldı. Bu da bölüm aralarını optimal şekilde kullanmalarını engelledi. Lastik performansı gittikçe düşen Vettel 33. turda Raikkonen’e geçildi. Tabi bu esnada üç kez dünya şampiyonu pilota, ‘Raikkonen ile savaşmamasının söylenmesi’ bu seneki lastiklerin performansı nasıl sınırladığının bir göstergesiydi.

Red Bull ve Vettel umduğunu bulamadı...



Alonso, üçüncü pittin sonunda Raikkonen´in arkasına düşse de üç tur içerisinde rakibini yakalayıp yeniden ilk sıraya oturdu. Bu noktadan sonra hem Alonso, hem de Raikkonen bir kez daha pite giderek finişe ulaştılar. Bu arada Alonso´nun son pit-stopu normalden iki tur öne alındı; çünkü sol arka lastikte yavaşça baş gösteren bir basınç kaybı vardı. Sıralama turlarında Webber’i engellediği için aldığı üç sıra geriye düşme cezası nedeniyle yarışa dokuzuncu sıradan başlayan Massa, yüksek tempo ve Ferrari´nin lastikleri iyi kullanmasıyla beraber, Vettel’i, geçerek üçüncü sırada finiş gördü ve bu sezonki ilk podyumunu yakaladı.

İspanya´da uzun zaman sonra pol veya galibiyet için savaşamayan bir Red Bull ve Vettel’i izledik. Bu arada alıştığımız kötü startlarından birisini daha alan Webber ilk turun sonunda 11. sıraya kadar gerilemesine rağmen yarışı beşinci sırada bitirdi. Polden başlayan Rosberg elinden geleni yaptı ve üç pitle Force India’dan Di Resta’nın önünde altıncılığı aldı. McLaren pilotları Button ve Perez sırasıyla üç ve dört bit yaparak ilk onda finiş görürken, günün son puanı Toro Rosso’dan Ricciardo’ya gitti. Yarışa ilk çizgiden başlayan Hamilton, hiçbir mekanik problem yaşamamasına karşı bir tur geride ve 12. sırada finiş gördü. Bir başka hayal kırıklığı da, geçen sene bu yarışı polen başlayıp kazanan Maldonado’nun bir tur geride ve 14. sırada kalmasıydı. Kısacası Williams´ın 2011’e benzeyen kabusu aynen devam ediyor.

Gelelim lastiklere...



Başta da söylediğim gibi, aksiyon bolmuş gibi gözükse de İspanya GP’si genel anlamda tat vermedi. Olayı lastikleri iyi kullanan ya da kullanamayan takımların penceresinden bakmadan, tarafsızca değerlendirmek lazım.

Toplam  77 pit-stop yapıldı (mesela 2005’te sadece 29 pit yapılmıştı aynı pistte). Daha da önemlisi, pilotlar olması gerekenden yavaş gittiler yarış boyunca.  Yine lastiklerin termal yönetimini iyi yapıp pit stratejisini önceden seçip buna göre devam eden takım kazandı. ROS ilk bölümde sıralama turlarından 11 (gidebileceğinden 5.5 sn) yavaş, kazanan Alonso ise ortalama olarak yarış boyunca gidebileceğinden tam üç saniye daha yavaş gitti. Benzin yüküyle beraber, sıralama turu ile yarış arasındaki tur zamanı farkı, zaman zaman 10 saniyeye çıktı. Yarışın genel, Bridgestone’un son yılı olan 2010’a göre tur başına ortalama 2.5 saniye yavaştı. Öte yandan bu tempo Pirelli dönemindeki 2012 yarışından 7, 2011’den sadece 13 saniye daha yavaştı toplamda.  Aslında bu lastik saklama durumu, F1 tarzı sprint değil, dayanıklılık yarışları için daha çok geçerli olan bir durum. Görülen  geçişlerin çoğu da eski tarz atak değil; strateji nedeniyle pilotların rakiplerine yol vermesi (ya da zorluk çıkarmaması ile yaşanan) yer değiştirmeler.  Otomobil sporlarında, yarış içinde lastik ve otomobili korumak her zaman vardır; ama bu sene bu bölüm daha da önemli hale geldi. Bu sene zaman zaman lastik saklamak için sıralamada tur atmayan, yarışta gidebileceğinden yavaş giden, savunma yapmayan pilotları izliyoruz. 

Burada suçlanacak son taraf, Pirelli. İtalyan firması, FIA, FOM ve takımlar tarafından kendinden isteneni yaparak, her yarışta en az iki pit yapılmasını sağlayacak lastikler üretiyor. Pirelli F1’e heyecan anlamında gerçekten çok şey kattı. Firma lastiklerin testini 2010 model, egzozla beslenen  difüzör öncesi bir Renault ile yapıyor (bu seneden ortalama 3 saniye daha yavaş bu otomobil. 2013 otomobilleriyle sadece soğuk kış aylarında test yapabildiler. Tüm pistlerde, değişik viraj, asfalt ve hava şartlarında çalışacak sadece dört tane hamur üretmeye  ve pit sayısını minimum ikide tutmaya çalışıyorlar. Yoksa Pirelli istese tüm sezon gidecek tyres yapabilir. Öte yandan insanlar, tekerlek tekerleğe, dişe diş bir Vettel-Raikkonen-Alonso-Hamilton savaşını izlemek istiyorlar; sert-orta hamurun savaşını veya delta zamanına göre giden pilotları değil.  Takımların da sıralama turlarına özel lastikler, sportif yönetmeliklerde değişiklik, Cuma günleri için ekstra set lastik gibi önerilerin hiçbirinde anlaşamaması da, işi içinden çıkılamaz hale getiriyor.



Kısacası sorun çok boyutlu ve bu sorundan ötürü, bazı takımların yaptığı gibi Pirelli’ye yüklenmek çok doğru değil. Yayınlarıma gelince, hafta sonundaki performansımdan memnunum diyebilirim. Sırada takvimin en ihtişamlı ve muhtemelen en çok bilinen yarışı Monako var.

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport