Beni hatırla
 
Nihayet yeni sezon başladı; hem de bol aksiyonlu bir yarışla. Avustralya GP’si, aylar sonra F1 heyecanını yaşamak için erken kalkan seyircileri, hayal kırıklığına uğratmadı bence. Hatta yarışta uyuyakalanların sayısı, önceki yıllara göre daha az olmuştur diye düşünüyorum.

Melbourne’ü birkaç cümleyle özetlersek; Hamilton zorlanmadan kazandı; Ferrari hafta sonu boyunca kabusu yaşadı; 1996 İspanya’dan sonra ilk defa damalı bayrağı sadece altı otomobil gördü; F1’in çaylakları Bourdais ve Nakajima ilk yarışlarından puan çıkardılar.

Dünya şampiyonu Ferrari, iki günde üç tane çok ciddi mekanik sorun yaşadı. 2006 Avustralya’dan sonra ilk defa iki kırmızı otomobil birden finiş göremedi. Daha da ilginç rakamlar var: İngiltere 1997’nin ardından, tam 11 yıl ve 180 yarış sonra ilk defa iki Ferrari birden mekanik sorunla finiş göremezken, Belçika 1994’ün ardından tam 14 yıl ve 227 yarış sonra ilk defa iki Ferrari birden yarışta motor patlattı. Bu son yarışın, Alesi-Berger döneminde ve V12 motorlar hala kükrerken yaşandığını hatırlatalım. Yani Ferrari, Schumi döneminde asla böyle bir sorun yaşamamıştı. Massa ve Raikkonen’in yaptıkları pilotaj hataları da, mekanik sorunların üzerine tuz biber ekti.

İlk yarışta üç kere içeri giren güvenlik aracı ve yapılan pit açma-kapama uygulaması gerçekten de, yarışın kaderiyle oynamış oldu. McLaren, son SC periyodunda, muhtemelen 18 puanı kaçırdı. Mevcut uygulama, SC tabelaları çıkar çıkmaz, pite girebilmek için tam gaz giden pilotları engelleyebilmek ve herkesin hemen yavaşlamasını sağlayabilmek için icat edilmişti. Güvenlik açısından şu anki uygulama hiç şüphe yok ki, eskisinden daha iyi. Ancak benzini bittiği için pite girmek zorunda kalan pilotlar, dur-kalk cezası alıyorlar ve bir bakıma başkasının yaptığı bir hata yüzünden, yarıştaki şanslarını kaybediyorlar. Binlerce yarış senaryosunun hesaplandığı ve milyonlarca Avro’nun harcandığı bir yarışta, her şey bu kadar şansa bağlı olmamalı diyenlerdenseniz; size hak veriyorum.

Melbourne’den bir hafta sonra Malezya’da, F2008, klasını ortaya koydu. Kırmızı otomobiller üç gün boyunca çok hızlıydılar. Felipe Massa sekiz gün içinde ikinci kez spin atmasaydı, muhtemelen de ilk iki sırayı alıp 18 puanla ayrılacaklardı Kuala Lumpur’dan. Sanırım bu spinle beraber, hafta sonunun başında çıkan ‘Vetel, 2009’da Ferrari’ye gidiyor’ söylentileri daha da artacaktır. Brezilyalı, pilotaj hatası limitini doldurmuş durumda ve Bahreyn’den itibaren istikrarlı yarışlar çıkarmak zorunda.

Sampiyonluk çekişmesinin yine Ferrari ve McLaren arasında geçeceğini tahmin edenler, ilk iki yarışta net bir tabloyu göremediler. Çünkü Melbourne’de Ferrari sıkıntılar yaşarken; Sepang’da gri otomobillere verilen beşer sıra geriye düşme cezasıyla yine gerçek bir kapışmayı görememiş olduk.

Yarış başında gride çıkarken veya sıralamadan sonra pite dönerken benzin tasarrufu yapmak isteyen pilotların, o anda hızlı giden rakipleri için tehlike oluşturmaları aslında yeni bir sorun değil. Ancak, bu kadar sıra dışı ve tehlikeli bir örneğe de, daha önce hiç şahit olmamıştık. Heidfeld’in kendi sözleriyle, 289 km/s ile giderken, 80 km/s hızla ilerleyen otomobillerin arasında zigzag çizmesi, gerçekten de çok ilginç bir sahneydi. Bu arada özellikle Heidfeld, 4. viraja yaklaşırken hem Hamilton, hem de Kovalainen’in yolun sol tarafında, ideal yarış çizgisi üstünde olduklarını gördük. Hatırlarsanız, FIA’nın komiserleri daha önceki yıllarda, tartışmalara yol açsa da, pilot engelleme konusunda ceza vermekten kaçınmamışlardı.

İlk iki yarışta BMW-Sauber’in gösterdiği hız, sezona renk katacak. Öndeki iki takım sorun yaşadığı anda podyuma çıkmaya hazır olan mavi beyaz otomobillerin şaşırtıcı hızı, BMW’nin kış sezonu boyunca numara yaptığı söylentilerini beraberinde getiriyor.

Red Bull’un RB4’ü, klasik bir Newey tasarımı: hızlı ama biraz fazla narin. Melbourne’de podyuma çıkan Rosberg ve Williams’ın, Malezya’da ortalarda gözükmemesi herkesi şaşırttı. Renault’da, ‘Alonso’nun geçen sene McLaren’e getirdiğini iddia ettiği 0.6 saniyeden’ daha fazlasını getirmesi gerekecek Fransız takımına. İki Japon devi Toyota ve Honda’nın kıpırdanmaya başlaması, sporun geleceği açısından önemli. 2007 otomobiliyle yarışan Toro Rosso’da, bu ön bölüme katılma çabasında.

Orta bölümde adeta kan gövdeyi götürüyor. Sepang’da, Q1’de ilk 15 pilot 0.8 saniyenin içindeydi sadece. Q3’te ise 3. ve 7. sıraların arasında sadece 0.15 saniye vardı. Kısacası sıralama turlarında, bir turluk eksik veya fazla benzin, gridde birkaç çizgiye mal olabiliyor.

Bizim istediğimiz de, tam olarak böyle bir çekişme, öyle değil mi? Bir de bütün yarışları Ferrari veya McLaren kazanmasa, her şey daha da güzel olacak. Farklı bir otomobilin kazandığını görmeyi gerçekten özledik!
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport