Beni hatırla
 



Formula 1’in yeni çağı gerçekten de ilginç bir yarışla başlamış oldu. Bu yeni dönemin ilk yarışı pek çok bilinmeyeni beraberinde getiriyordu; özellikle kış testlerinde başta Red Bull ve Lotus olmak üzere, aradığını bulamayan takımların Avustralya´da neler yapabileceği büyük bir merak konusuydu. Yeni ve F1 standartlarına göre bile karmaşık sistemlerle donatılmış otomobillerin, özellikle dayanıklılık anlamında nasıl bir tablo çizeceği de  büyük bir soru işareti olarak karşımızdaydı.



İlk resmi buluşma Cuma günüydü…


Gerçekten de Albert Park yarışı, Lotus ve Caterham gibi takımlar için adeta bir test hafta sonu oldu. Cuma günkü antrenmanlar bu iki takım için adeta bir kabus gibi geçse de; performans anlamında takımların bulunduğu yerler ile ilgili bir fikir vermiş oldu bize. Genel görüntüye ve yapılan yarış simülasyonlarına baktığımızda beklendiği üzere Mercedes takımının, diğerlerinden daha hızlı olduğunu gördük. Gümüş okların ardında ikincilik için birbirine yakın durumda olan takımlar ise Williams, McLaren, Red Bull ve Ferrari idi.
Cumartesi günü yapılan antrenmanlarla beraber biz de 2014’teki ilk yayınımızı yapmış olduk. Her kış sezonunun ardından olduğu gibi, yayına çıkmayı, F1 anlatmayı çok özlemişim. Bu sene özellikle problem yaşayan takımların Cumartesi antrenmanlarını es geçebileceğine dair bazı görüşler var. Neyse ki Avustralya’nın üçüncü antrenmanı yoğun şekilde geçti.



Sıralamada yağmur sürprizi…

Sıralama turlarına geldiğimizde yağan yağmur, aslında zorlu bir sürpriz oldu herkes için. Yayında da bahsettiğim üzere bu sene sıralama turlarında son bölümde, daha fazla tur atılmasını sağlamak üzere bazı değişiklikler yapıldı. İlk bölüm Q1 18 dakikaya inerken; ikinci bölüm Q2 15, üçüncü bölüm Q3 ise 12 dakika üzerinden koşulacaktı. Ayrıca sıralama turlarında ilk 10 sıraya alan, yani Q3’e kalan pilotlar son bölümde kullandıkları lastiklerle değil, Q2’de kullandıkları lastiklerle start alacaklar. Bunun dışında son bölüme kalan pilotlara, sadece bu seansta kullanmaları için birer sert yumuşak hamur verilecek. Tüm bu değişikliklerle, pilotların son bölümde lastik saklama derdine düşmeksizin tur atmalarının sağlanması hedefleniyor. Ayrıca ilk iki bölümde elenenlere, yarışta kullanabilecekleri birer set yumuşak lastik verilecek. Bu önlemler kağıt üzerinde son bölümdeki trafiği ve heyecanı artıracak gibi duruyordu. Ama Avustralya´da yağan yağmur zaten her durumda heyecanı arttırmış oldu. 

Pek çok yeni elektronik sistemi barındıran bu otomobilleri, yüksek torklu motorlarla beraber yağmur altında ve rekabet ortamında kullanmak, pilotlar için bir ilk oldu. Özellikle frenleme esnasında enerji depolayabilmek için lastiklerin ısısının ideal çalışma aralığı içerisinde olması gerekiyor. Bunu yapmak da, yağmur altında daha da zorlaşıyor.



Şampiyonlar Q2’de havlu attı…

Q2’de üç dünya şampiyonu Button, Raikkonen ve Vettel’in elenmesi gerçekten de sürpriz oldu. Son dört yılın dünya şampiyonu Vettel yazılım sorunları nedeniyle istediği gücü alamazken, beş sene sonra Ferrari ile ilk yarışına çıkan Raikkonen Cuma gününden itibaren istediği ayarları ve ön taraftaki hissi yakalayamamıştı. Jenson Button ise ise biraz da şartların ve kötü şansın kurbanı oldu. Özellikle iki Toro Rosso ile Vergne ve çaylak Kvyat’ın son bölüme kalması takım için büyük bir başarıydı. Sonuçta Red Bull ile ilk yarışına çıkan Ricciardo, yağmur lastiğiyle attığı tur sayesinde damalı bayrak sallandıktan sonra polü almış gibi gözükse de, son sözü Hamilton söyledi. 2008’in şampiyonu, yoğun yağmur lastikleriyle sezonun ilk pole pozisyonunu aldı. Diğar Mercedes ile Rosberg üçüncü olurken, Magnussen zorlu şartlardaki ilk sıralama turunda dördüncü sırayı alarak müthiş bir iş çıkardı. Aynı şekilde Rus Kvyat da büyük bir başarıya imza attı. Williams, otomobilim arka tarafındaki downforce yağmurda düşük kalınca, hayal kırıklığı yaşadı. Vites kutusu değiştiren Bottas, gridde 15.liğe kadar gerilemiş oldu.



Start gecikiyor…

Pazar günü yeni dönemin ilk yarışı ertelenen bir start ile başladı. Sıralama turlarında sonlarda kalan Lotus pilotu Grosjean, zaten pit yolundan başlayacaktı yarışa. Marussia pilotu Chilton’ın otomobili, beş kırmızı ışık yanmaya başlayacakken stop edince start bir tur ertelendi. Chilton, böylece yarışa pitten başlama konusunda, takım arkadaşı Bianchi’ye katılacaktı. Bu arada yerel kahraman Ricciardo’nun in otomobili, gride giderken elektronik anlamında sorun çıkardığı için Avustralyalı pilot garaja döndü ve otomobilin sistemleri yeniden başlatıldı.  Hamilton ertelenen startta otomobilinde sorun olduğunu fark etmişti. Silindirlerden bir tanesinde ortaya çıkan ateşleme problemi önce kalkışta ve ilk turda geride kalmasına; sonra da yarışa veda etmesine neden olacaktı.



Diğer Mercedes ile Rosberg, ikinci çizgiden çok iyi bir kalkışla ilk viraja lider girdi. Alman pilot bu noktadan itibaren tüm yarışı kontrol edecekti. Mercedes pilotu, ilk turu 1.5 saniye farkla önde tamamladı

Hamilton’dan sonra Vettel de kalıyor…

Dördüncü tur bitmeden otomobilindeki güç sorunu devam eden son dünya şampiyonu da yarışa veda etti. Williams ile Bottas 15. sıradan başladığı yarışta tırmanışa geçmişti bile.

Öte yandan Williams, diğer pilotu Massa’yı daha startta Kobayashi’nin arkadan çarpmasıyla kaybetmişti. Bu seneki otomobillerde lastiklerin çalışma aralığı dışına düşmesi halinde hem çok daha fazla frenlemede blokaj yaşanıyor, hem de enerji kazanımı sekteye uğruyor. Dolayısıyla pilotlar yarışın ilk bölümünü yeni formülü, benzin tüketimine, lastikleri ideal ısıda tutma kısmına dikkat ederek ve birbirlerini kollayarak geçirdiler. 



Yarışta gözüktüğü üzere Mercedes motoru, hem rakiplerinden daha fazla güce hem de daha iyi bir verime sahip durumda. Öte yandan Avustralya takvimde en çok benzin harcanan ikinci pist olduğu için, 100 kiloluk limitte neler göreceğimizi de merak ediyorduk.

Maylander sahne alıyor…

11. turda 6.lığa kadar tırmanmış olan Bottas, sağ arka lastiğini duvara sürterek patlattı. Jantla beraber lastiğini de pist üzerinde bırakan Bottas yüzünden sezonun ilk güvenlik aracı uygulaması yapıldı. Bu durumdan faydalanan Button, son anda pite girdi ve dokuzuncu sıradan altıncı sıraya yükseldi. Ferrari ile Alonso ve Raikkonen ayni anda pit yaptığı için, Fin pilot sıra kaybetti. Bu arada neredeyse bütün pilotlar yarışın ilk iki bölümünü yumuşak lastikle geçirmek niyetindeydi. Bottas, bir yandan kendi sebep olduğu güvenlik aracı sayesinde, 15. sıradan, ama çok hızlı otomobili ile ön gruba yakın şekilde yarışa yeniden başladı. Ön bölümde Force India ile Hulkenberg, Alonso´nun önünde gayet iyi bir yarış çıkarıyordu. Güvenlik aracı periyodu pek çok takımın benzin tüketimi ile ilgili endişelerini ortadan kaldırdı.



Rosberg uçuşa geçiyor…

Dört turun ardından yarış yeniden başladığında öndeki Rosberg, bir kaç tur içinde Mercedes’in gerçek hızını göstermiş oldu ve tur başına 1.5 saniyey yakın bir farkla arayı açmaya başladı. Alman pilot güvenlik aracı öncesinde de 8 saniyelik bir farka sahipti. Tabii Mercedes otomobilinin hızı sadece motora değil, aynı zamanda aerodinami anlamındaki etkinliğe de bağlı. Sonuçta aynı motoru kullanan McLaren ve Force India’dan çok daha hızlı idi gümüş oklar. Rosberg kısa sürede arayı rahatça açarak gözden kayboldu. İkinci pit-stopunu liderliği kaybetmeden yaptı ve finişe kadar bu yeni dönemin ilk yarışında her şeyi kontrol etti. Mercedes’in hızını gösteren bir başka nokta da Rosberg’in attığı en hızlı durun 19. Turda (yani deponun üçte ikisi doluyken) gelmesiydi. Yani teorik olarak bu turdan, 1.5 saniye kadar daha hızlı tur atılabilirdi.



Gençler yarışıyor: Ricciardo, Magnussen ve Kvyat…

Yarışın ortalarından itibaren podyumda yeni takımıyla ilk kez yarışan Ricciardo ve Magnussen’in olacağı ortaya çıktı. Her iki pilot da beklentilerin ötesinde birer performans sergilediler. Öte yandan McLaren’in sert lastikle çok uzun bir son bölüm atma pahasına Button’ı ikinci pite erken alması, İngiliz pilotu Alonso ve Hulkenberg’i geçmesini sağladı. Böylece Button dördüncü sırada finiş gördü.

Bir sezona daha istediği kadar hızlı başlayamayan Ferrari´de Alonso, hep bildiğiniz gibi yine otomobilden alınabilecek maksimum performansı aldı. İspanyol pilot, Hulkenberg’i geçmesine rağmen pitte Button’a geçilince yine beşinci sıradan öteye gidemedi. Ferrari´nin özellikle elektrikli sistemlerde problem yaşadığı yarıştan sonra açıklandı. Ancak otomobille azami sürat ve frenlemede performansı eksikliği de göze çarptı. 



Hulkenberg, Force India ile gerçekten de iyi bir yarış çıkardı ve yine kendisinden bekleneni vermiş oldu. Hafta sonu boyunca ayarlar, yeni elektronik destekli fren sistemi ve ön taraftaki hissizlik sorunlarıyla uğraşan Raikkonen, sekizincilikten öteye gidemedi. İki Toro Rosso pilotu Vergne ve kvyat gerçekten de iyi bir performans sergilediler. Özellikle çaylak Rus, ilk yarışında son derece iyi gözükmesiyle beraber aldığı puan, kendisini tarihin en genç puan alan pilotu yaptı ve Vettel´in bu alandaki rekoru kırılmış oldu. Bir diğer çaylak Ericsson’ da (Caterham) yağ basıncı nedeniyle yarışa veda edene kadar , gayet başarılıydı.



Yarışı yıldızlarından bir tanesi de Bottas isi. Yaptığı hata olmasa muhtemelen Williams ve Fin pilotu, ilk kez podyumda görebilirdik. Ancak Bottas özeleştiri yapmayı da ihmal etmedi ve hatalı olduğunu yarıştan sonra dile getirdi.

Ricciardo’nun hayal kırıklığı?

Tabi tribünleri dolduran on binlerce seyirciye ve tüm Avustralya için büyük hayal kırıklığı, kariyerinde ilk kez podyuma çıkan Ricciardo’nun 100 kg/s’ lik benzin akış limitini sürekli aştığı gerekçesiyle yarıştan tam beş saat sonra ihraç edilmesi  oldu. Red Bull’un yeni pilotu, bir yandan kış testlerinde hiç yarış mesafesi tamamlayamamış olmasına karşın beklentilerin üzerinde bir performans yakaladı ve ikinci oldu. Ancak takımın, benzin akış limiti ile ilgili Cuma gününden bu yana yaşadığı problemlere karşın, FIA’nın uyarılarını göz ardı etmesi bu ihraca neden oldu. Red bull konuyu temyize götürse de, kararın değişeceğini çok fazla sanmıyorum. Bu ihraçla beraber ilk yarışında podyum yakalayan çaylak pilot Magnussen’e Button da katılmış olduğu ve McLaren kabus gibi geçen 2013’ün ardından sezona takımlar şampiyonasında liderlikle başlamış oldu.



Genel durum…


Sonuç olarak Mercedes’in gerçekten de 0.7 ile 1 saniye arasında diğerlerinden daha hızlı olduğu bir yarışı izlemiş olduk. Williams Mercedes’i en yakından kovalayacak takım gibi duruyor. Ferrari, özellikle hızlı virajlardaki performanstan memnun olsa da; düzlük hızı ve frenlemede eksiklikler var. Red Bull aero performansı açısından gayet iyi duruyor; ancak Renault motorun güç eksikliği onları kötü etkiliyor. Yarış içinde bir ara Ricciardo, Magnussen’e oranla zaman zaman 30 km kadar yavaş kalıyordu start düzlüğünde. McLaren ise geçen yıldan çok daha iyi ve sanki üçüncü veya dördüncü takım konumundalar.

Sonuç olarak yeni dönemin yeni Formula 1 formülünün ilk yarışı, bazı sorulara cevap verdi ve takımlar için gerçekten büyük bir test ve tecrübe oldu.



Gelelim kısık seslere…

Kendi adıma yarış anlatımı açısından 2013 Avustralya´ya göre daha başarılı bir performans sergilediğini düşünüyorum. Ancak 10 yıldır FormulA 1 anlatmama karşın, ilk defa bir yarış esnasında sesim kısıktı ve hatta neredeyse tamamen gitti. Yarış öncesindeki, Cmartesi günü , inanın doktor, antibiyotik, pastil, ıhlamur, salep, ballı süt vb aklınıza gelebilecek her şeyi denememe karşın problemin üstesinden gelemedim. Ancak yeni çağın ilk yarışında yayını bırakmak da istemedim. Fakat durumun bu kadar kötüye gidebileceğini kestirememiştim. Bu arada özellikle Twitter üzerinden bu kötü duruma karşın, yayındaki keyfi ortadan kaldıran ses sorunuma karşın, sizlerden gelen yüzlerce destek mesajı için çok teşekkür ederim. Her zaman bu sevginize, anlayışınıza ve desteğinize layık olmaya çalışıyorum. Bu kadar çok destek mesajını en son, Kanada 2011’ deki meşhur dört saatlik yarıştan sonra almıştım. Bu açıdan bir kez daha sizlerden özür diliyor ve anlayışınız için teşekkür ediyorum.

Öte yandan benim sesim dışında F1’in de sesi kısıktı ve bildiğiniz gibi artık yeni dönemde durumu üç aşağı beş yukarı böyle olacak. Zamanında V12 motorları ve  V10 motorları özlemiştik; şimdi özleme sırası V8 motorlarda. Bizler artık turbo motorlara ve onların daha sessiz performansına alışmak durumundayız. Tabi burada turbo motorların genel olarak 15.000 yerine 12.000 devirlerde çalışması ve çıkan egzoz gazı enerjisinin atmosferik motorlara göre üçte bire düşmesi bu kadar az ses duymamızda etkendi. Yeni dönemde enerji verimliliğinin öne çıkması bir yana, fanların en çok şikayet ettiği konu sesti.



Kurtar bizi Bay E…

Bu şikayetlerin çoğuna ben de katılıyorum; ancak şu bir gerçek ki bu saatten sonra atmosferik motorlara dönülme ihtimali yok. Onun için er yada geç bu duruma alışmak zorundayız. Öte yandan sesin çok az olması, bu motor formülüne ilk günden bu yana karşı çıkan Bernie Ecclestone’un bir bakıma haklı olduğunu gösterdi. Bay E, daha sezon bitmeden sesle ilgili bir şeyler yapılması gerektiğini, otomobillerin sesinin artık kendisini korkutmadığını ve bu otomobillerin yeniden yarış otomobili gibi ses çıkarmasını sağlamak üzere bir şeyler yapılması gerektiğini dile getirdi. Umarım takımlar ve FIA, durumun vehametinin farkına varmıştır. Gerçekten de otomobil sporlarında ses, en etkileyici faktörlerin başında geliyor. Öte yandan bence FOM çekim ekibi de mikrofonlar ve onların yerleşim ile ilgili bazı oynamalar yaparak durumun biraz daha iyileşmesini sağlayabilir. Ancak on yıllar boyunca müthiş sesler ile bizi büyüyen motorların yerine artık daha verimli ve daha az ses çıkaran motorlar almış durumda ve bu bir gerçek. Yani bu saatten sonra takımlar, FIA veya FOM ne yaparsa yapsın geçen seneki sese ulaşmak mümkün değil. Ama en azından kötünün iyisi ne belki yakalayabiliriz.

İşte Avustralya GP’sinin özeti bu şekilde. Malezya´da daha geleneksel bir pistte durumla ilgili, güç dengeleri ile ilgili, yeni kurallarla ilgili daha gerçekçi bir tabloyu izleyebiliriz. Bakalım Sepang’da,  geçen sene meşhur Multi 21 ile anılan pistte bu sene neler olacak?

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
27.03.2014 16:55:42
sanırım geçen sezonun ikinci yarısındaki redbullun domine ettiği yarışları bu sene ispanyaya kadar mercedesler domine edecek.
 
29.03.2014 15:45:44
Sizin sesiniz değil de (hastalıktır normaldir) motor seslerine şok olmuştum. Hala daha mahalle aralarında dolaşan, eksozu ile oynanmış o uyduruk doğan görünümlü şahin sesi gibi geliyor.
 
lamp83 s-sport