Beni hatırla
 



Her zamanki gibi eğlenceli bir yarışa sahne olan Gilles Villeneuve pistinde, bu seneki en iyi iki mücadeleden birisini izledik. Yarışın gidişatına baktığımızda, 2014’ün en çok sürpriz yaşanan yarışı ortaya çıktı ve hep birlikte F1 tarihinin yarış kazanan 105. pilotunu, sempatik Daniel Ricciardo’yu kazanırken alkışladık. Ama son 10 turda, gerçekten de beş pilotun da kazanma ihtimali olan, harika bir yarışı izledik.

Kanada öncesinde beklentiler, uzun düzlükler ve bol bol çekiş gereksinimi ile özellikle Mercedes motorlu otomobillerin avantajlı olacağı düşünülüyordu. Dolayısıyla sene başından beri liderliği bir tur bile bırakmayan Mercedes fabrika takımı, hafta sonuna favori olarak başladı. Mercedes’in tam aksine, çekiş ve azami sürat konularında geride olan Ferrari, zor bir hafta sonunu beklerken; Renault’nun getirdiği büyük güncelleme ile Red Bull, nerede olacağını merak eden bir takımdı. Ferrari’nin buraya getirdiği çok sayıdaki aerodinamik ve mekanik güncelleme ile beraber, motor güncellemesinin neler getireceği, sezonun geri kalanı için çok kritikti.



Frenlere en çok yük binen üç pistten birisi olan Gilles Villeneuve’de, bu seneki ERS sisteminin iyi çalışması çok daha önemliydi. Bildiğiniz gibi ERS’de frenlemede ters momentum üreterek otomobili yavaşlatan bir motor-jeneratör ünitesi var. Bu ünite sayesinde, takımlar geçtiğimiz senelere göre daha küçük fren diskleri, kaliperleri ve balataları kullanabiliyor. 

Gümüş Oklar önde başladı…

Cuma antrenmanlarından itibaren, Mercedes pilotlarının üstünlüğü vardı. Hamilton´ın daha önce burada 3 pol ve 3 galibiyet almış olması; buna karşılık Rosberg’in ik çizgi startı ve podyumunun olmayışı, kağıt üstünde Hamilton’ı favori yapıyordu. İngiliz pilot, ılımlı demeçleriyle Monako tartışmalarını geride bıraktığını ve kazanabileceği Montreal’e konsantre olmak istediğini gösterdi.



Hamilton, üç antrenmanı da takım arkadaşı Rosberg’in önünde ilk sırada noktaladı. Ama Cuma günü geride olan Rosberg, bir kez daha telemetre üzerinde detaylı şekilde çalışarak otomobilini kendisi için kusursuz şekilde ayarladı ve gittikçe daha da hızlandı. Daha önce Hamilton bu pistte hiçbir sıralama turunda takım arkadaşına geçilmemişti. İngiliz pilot, Q1 ve Q2’yi de en önde tamamladı.

Ama Q3’te Rosberg, kartları terse çevirmeyi başardı. Yumuşak hamurda Hamilton daha hızlıyken; süper yumuşak hamurla Rosberg farkı kapatabiliyordu. Ve Alman pilot Q3’teki iki hakkında da Hamilton’ı geçerek sürpriz bir pol pozisyonu yakaladı. Baskı altındaki Hamilton, Q3’teki son turunda ufak birkaç hata yapınca, Monako’dan sonra üst üste ikinci kez Cumartesi gününü Rosberg önde bitirdi.



Mercedes’lerin arkasındaki mücadele inanılmaz yakındı. Beklenenden daha hızlı olan Vettel, bu sene ikinci kez Ricciardo’yu Cumartesi günü geçti. İki pilotun arasında sadece 0.04 sn ve iki Williams pilotu Bottas ile Massa vardı. Onlar Alonso, iyi bir iş çıkartan Vergne, Button ve yine otomobilden memnun olmayan Raikkonen izledi. Cuma günü yarış temposunda çok iyi olan Force India pilotları, sıralamada ilk ona giremese de; takım yarışı tek pit-stopla bitirmeyi kafasına koymuştu.Perez’e göre biraz daha fazla lastik aşındıran Hulkenberg yarışa sert lastikle başlayacakken, Perez bunun tam tersini yapacaktı.



Rosberg’ten startta sert savunma…


İlk kalkış anında Hamilton daha iyi bir çekiş yakaladı, ama ilk viraj için çizgi avantajına sahip olan Rosberg, yavaşça ikinci viraj için Hamilton’ı dışa doğru sıkıştırdı. İdeal çizginin dışında kalan Hamilton, bu nedenle Vettel’e geçildi. Starttan 20 saniye sonra, Kanada’da her zaman görmeye alışık olduğumuz güvenlik aracı, göreve çağırıldı. Bianchi 25 yarıştır devam ettiği finişi görme serisine, arkadan kayma sonucu üçüncü virajda takım arkadaşı Bianchi’ye çarparak veda etti. Her iki otomobilde de ağır hasar oluşan ve piste yağ dökülen kaza ile, Monako’da ilk kez puan alan Marussia’nın yarışı, yarım tur bile bitmeden sona erdi.

Benzin tüketiminin limitte olacağı düşünülen Montreal’da yedi tur süren güvenlik aracı periyodu, bu endişeleri ortadan kaldırdı. Yarış yeniden başladığında Rosberg, hemen arayı açmaya başladı. Hamilton da, iki tur sonra, DRS açılınca Vettel’i geçerek takım arkadaşının peşine takıldı. Bu sırada, tur zamanı olarak Williams’tan daha hızlı olduğu hissedilen Ricciardo, düzlükte DRS açsa bile iki Williams’a yaklaşamıyordu. Ricciardo’nun ardında Vergne, Alonso, Raikkkonen, Perez ve Button vardı.



Perez dışındaki pilotlar, 13. turdan  itibaren süper yumuşak lastiklerin bitmeye başladığını gördüler. Red Bull ilk zarı attı ve Ricciardo 13. turda pite alındı. Williams yola önde olan pilotu Bottas’ı bir tur sonra içeri aldı. Massa ekstra bir tur daha attı ve pit-stopunda fazladan zaman kaybedince, birkaç sıra daha kaybetti. Bu yavaş pit ve Ricciardo’nun gerisine düşmesi, Massa’nın yarışı için bir dönüm noktası olacaktı.

Önde Rosberg’in iki saniye ardında Hamilton; onun da beş saniye gerisinde Vettel vardı. Vettel 15. turda pite gelip sert lastikleri taktı. Mercedes pilotları ise sırayla 18 ve 19. turda ilk pitlerini yaptılar. Bu arada geride Alonso, Vergne’den bir tur sonra pite girmesine karşın, rakibini geçti. 



Hamilton hızlanıyor…

Hafta sonunun daha sert olan hamurunu daha çok seven Hamilton, pitten sonra temposunu arttırdı ve üç turda 2 saniye fark kapattı. 25. turda arka düzlükte DRS yardımıyla Hamilton atağa kalktı, Rosberg içerideydi ama çok geç fren yapınca şikanı kaçırdı ve dümdüz gitti. Rosberg kazandığı avantajla, o anda yarışın en hızlı turunu da atmış oldu. Komiserler bu olayı incelemeye alsalar da, Rosberg’e ceza yerine bir uyarı vermekle yetindiler.

Rosberg avantaj kazanıp, arayı 1 sn üstüne çıkardığı için bana göre alınan bu hatalı karar, Hamilton için yarışın dönüm noktası oldu. İngiliz pilotun yeniden atak yapacak mesafeye gelmesi tam dört tur sürecekti. Üstelik bu sırada lastiklerin zirve performansı bitmiş oldu. Ayrıca Hamilton yakın mesafede ve devamlı türbülansta gittiği için, otomobilin tüm noktalarındaki ısı daha fazlaydı. Rosberg bir ara, takım arkadaşının fren dengesi ayarını sorduğunda kendisini ön frenleri daha çok, Hamilton’ın ise arka frenleri daha çok kullandığı ortaya çıktı. Yani Hamilton, ERS için daha fazla enerji depoluyor (= daha az benzin harcıyor), buna karşılık arka frenlerine daha çok yükleniyordu.



Öndekilerin ilk pitleri, henüz pite girmemiş olan Force India pilotlarını üçüncü ve dördüncü sıraya taşıdı. Hulkenberg’i geçemeyen Vettel beşinciydi, onu Bottas, Ricciardo ile Alonso’yu geçen Massa izliyordu. Perez 34. turda yarıştaki tek pitini yaptı ve finişe kadar gidebileceği sert lastikleri taktı. Bottas bir tur sonra ikinci kez pite geldiğinde, Red Bull cevap vermek için Vettel’i pite aldı. Ama pite giriş turunda hala Hulkenberg’i takip eden Vettel, kendisinden bir tur sonra pite giren (ve giriş turunda tam bir saniye daha hızlı olan) Ricciardo’ya geçilmiş oldu. Avustralyalı pilot için bu, kritik bir gelişmeydi. Ama iki Red Bull da, yine Perez’in arkasındaydı.



mERcedeS’te problem…


Yarışın kaderi 37. turda değişti desek, yanlış olmaz. Her iki Mercedes’te de, ERS sistemini kontrol eden elektronik ünite, 30 saniye arayla aşırı ısınmadan devre dışı kaldı. Bu sorunla Mercedes’ler hem 160 beygirlik ERS gücünden, hem de ciddi bir frenleme gücünden mahrum kaldılar ve bir anda tur başına üç saniye yavaşladılar. Problemin giderilme şansı yoktu. Mercedes pilotları, kısa süre içinde, bu probleme göre sürüş stillerini adapte etmeye çalıştılar.

Hulkenberg, 41. turda yarıştaki tek pitini yapınca Massa, üçüncülüğe çıktı. Ferrari Alonso’yu ptie alsa da; Williams öndeki problemli Mercedes’i mağlup etme düşüncesiyle Massa ile tek pit hayalini kurup yola devam etti. Bu da büyük bir stratejik hataydı ve fazlaca iyimser bir hamleydi.

Rosberg 43. turda yarıştaki son pitini yaptı. Bir tur sonra Hamilton, biraz daha hızlı bir pit-stopta Rosberg’in önüne yerleşti bu sırada Massa, 2014’te Mercedes’ler dışında lider giden ilk pilot oldu. Ama Brezilyalı pilotun lastikleri, Williams’ın hayalinden tam 24 tur önce bitince, Massa pitin yolunu tuttu.



Pitte durduğu zaman, Hamilton’ın frenlerindeki ısıyı zirveye taşımıştı. Bu nedenle Hamilton 46. turda u virajda duramadı ve Rosberg’e geçildi. İngiliz pilot, arka düzlükte atağa kalktıysa da, tamamen biten arka frenleriyle son şikanı dönemedi. Bir tur sonra pite dönen Hamilton, bu sene ikinci kez mekanik sorunla kalmış oldu. Fren dengelerindeki ufak fark, Rosberg’in frenlerini hayatta kalmasını sağlamıştı. Alman pilot, frenlere biraz daha fazla dikkat ederek ve frenleme noktaları ile sürüş stilini bu güçsüz otomobile göre ayarlayarak yola devam etti.  



Son bölümde kıyamet kopuyor…


Son 20 tura Rosberg, Perez, Ricciardo, Vettel, Hulkenberg, Bottas, Massa sıralamasıyla girildi. Williams Bottas’ın 12 tur daha eski lastikleri yüzünden Fin pilotun Massa’ya yol vermesini istedi. Ama belki de Malezya’nın rövanşı olarak, Bottas bu isteği birkaç tur geciktirdikten sonra yanıtladı. Massa yine çok kritik zamanlar kaybetmişti.

Önde Rosberg, lastiklerin zirve performansını bitiren Perez’e karşı harika bir iş yapmaya devam etti. Ricciardo tur zamanı olarak Force India’dan hızlı olsa da, otomobilin düzlük hızı yetmiyordu geçiş için. Bottas’tan sonra Hulkenberg’i zorlanmadan geçen Massa, pistteki en hızlı pilottu ve bitime 13 tur kala, liderden sadece yedi saniye gerideydi.



Massa öndekileri çabucak yakaladı ve son 10 tura Rosberg, Perez, Ricciardo, Vettel, Massa beşlisi sadece 3.5 saniye içinde girdiler. Son yılların en yakın yarışını izliyorduk. Sekiz tur kala bu beşlinin arasındaki fark, iki saniyenin de altına düştü.64. turda Vettel’e arka düzlükte atak yapan Massa, DRS’sini açmayı birkaç saniye unutunca, bir daha Alman pilotu geçme şansını yakalayamayacaktı.Perez’in frenleri bitmek üzereydi, üzerine bir de ufak bir elektronik sorunu eklendi. Telsizden yapması gerekenleri dinlerken kafası karışan Perez, Ricciardo’nun start düzlüğü sonunda yaptığı cesur atağa engel olamadı. İki tekerleği çime çıkan Red Bull pilotu, buna rağmen, bitime dört tur kala artık ikinci sıradaydı. Ricciardo, hemen Rosberg’e yaklaşmaya başladı ve sondan üçüncü turda arka düzlükte atağa kalktı. DRS’li Red Bull, ERS’siz Mercedes’in yanından rahatça geçip gitti ve Ricciardo ilk zaferini kazanmak üzere liderliği aldı.



Bir tur sonra Vettel Perez’i geçip üçüncülüğe çıktı. Son turda, start düzlüğünde Perez’i içeriden geçmeye çalışan Massa, Meksikalı pilotun hafifçe sola yanaşmasıyla Force India’ya temas etti ve iki pilot, büyük bir hızla bariyerlere gömüldüler. Gözü arkada olan ve uyanık davranan Vettel, refleksleriyle bu büyük kazadan kurtuldu. Massa, tam 27g kuvvete maruz kalmıştı. Williams’ın kazanabileceği yarış, pitte yapılan hatalar, Massa’nın DRS’yi açmayı unutması ve son kaza ile bariyerlerde noktalandı.



Neyse ki he iki pilot da, yara almadan bu kazayı atlattı. Ama kaza ile beraber, son tur içinde başlayan güvenlik aracı periyoduyla Ricciardo, kariyerinin ilk Grand Prix zaferini yakaladı. Rosberg, bu kadar problemli bir günde aldığı 18 puandan çok memnunken, Vettel de sezonun ikinci podyumunu aldı.



Peki Button ne yaptı?

Peki son üç tur sekizinci sırada giren Button, nasıl oldu da dördüncü sırada finiş gördü? Hulkenberg ve Alonso’nun şikanda kapışırken pist dışına taşmasıyla her ikisini birden geçip altıncılığa çıkan Button, son turdaki Massa-Perez kazasıyla iki sıra daha kazanacaktı. İngiliz pilotu Hulkenberg, ekrana bile gelmeyen Ferrari F14t’si ile Alonso, sonlarda frenleri biten Bottas, iyi bir iş çıkartan Vergne, Magnussen ve Raikkonen izledi. Sempatik pilot Ricciardo’nun sevinci görülmeye değerdi. Bu arada, tıpkı Ricciardo gibi 1995’te bu pistte kariyerinin ilk (ve tek) GP zaferini alan Jean Alesi’nin podyumda yaptığı röportajlar çok başarısızdı.



Son sözler…

Bence sezonun en iyi iki yarışından birisini izledik. Hatta sonlardaki gerilim, Bahreyn’den bile fazlaydı. Ben çok keyif aldım yayından. Bu arada sene başından beri, zaman zaman ‘heyecanımı kaybettiğime dair’ eleştiriler alıyorum bazı fanlardan. Sayıca çok değil bu eleştiriler. Belki de yeni F1´e alışamayan ve çok da keyif almayan izleyiciler, benim de aynı histe olduğumu düşünüyor.

Ama ufak bir açıklamayla bitireyim bu uzun yazıyı. Benin F1 tutkum ve sevgim, kurallara, motor sesine, bazen rutin geçen yarışlara bağlı olarak değişmiyor. Ben bu sporu, yarışları, televizyonda yaptığım bu işi her zaman çok sevdim; her zaman da çok sevmeye devam edeceğim. Yarış anlattığım haftalarda yedi tam gün, geceleri de dahil çalışıyorum ve inanın bu yedi günlük iş döneminin en eğlenceli saatleri, Pazar öğleden sonrası oluyor benim için.



Dolayısıyla geçen seneki üst üste dokuz Vettel zaferinde kaybetmediğim heyecanımı (bunu içten içe biliyorum), bu sene de kaybetmedim; merak etmeyin. Sadece bazı spor spikerleri gibi nispeten durağan giden bir mücadelede, ‘heyecandan kıyamet kopuyormuş’ gibi yapıp suni bir ortam yaratmayı sevmiyorum. Yarış durağan geçtiğinde, biliyorsunuz, başka şeylerden bahsediyorum. Ama merak etmeyin, içimdeki yarış ateşi aynen yanmaya devam ediyor. Herhalde Kanada’nın son turları, bunu bir kez daha göstermiştir… 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport