Beni hatırla
 



Lewis Hamilton, tam altı senedir bu galibiyeti bekliyordu: Britanya GP’si zaferi… Cumartesi günü, yaptığı, sezonun en büyük hatasıyla kendi eliyle zaferi çöpe attı adeta. Ama yağmur altında yaşadığı kabusu, güneşli Pazar gününde büyük bir zafere dönüştürmeyi başardı.

Silverstone, senelerdir üç günde toplam 300.000 seyirciye ulaşıyor ve bu kitlenin büyük bölümü, onun zaferini izlemek için gelmişti. Lewis Hamilton, yıllar sonra sezonun en iyi otomobiliyle kendi evinde sahneye çıkıyordu. Geçen sene polden başlamış, ilk bölümü lider götürmüş ama sonrasında patlayan lastiğine yenik düşmüştü. Bu kez, galibiyete daha çok ihtiyacı vardı. Monako’nun Cumartesi gününden beri, şampiyonada momentum ve avantaj Nico Rosberg’in tarafına geçmişti. Aradaki fark bir galibiyetin üstüne çıktığı için, üst üste dördüncü yarışta Rosberg’in kendisini geçmesine izin veremezdi Hamilton. Bu kez olmazdı, olmamalıydı.



Mercedes W05, hızlı ve uzun virajlardaki dengesinin yanı sıra, düzlüklerdeki hızıyla bir hafta sonuna daha favori otomobil olarak başlıyordu. Cuma günkü ikinci antrenmanda Hamlton en hızlı turu elde etse de, son yarım saatte patlayan motoru ile yarış simülasyonunu yapamadı. Cuma gününün bir başka şanssız ismi de Susie Wolff’tü. Williams’ın kadın test pilotu, 22 sene sonra resmi bir GP hafta sonunda pite çıkan ilk kadın pilot olmasına rağmen, henüz ikinci zaman turunda patlayan motorunun kurbanı oldu. Cumartesi antrenmanı yağmur altında geçince, pilotların çoğu yağmur lastiklerini sıralama turuna saklamak ve kaza yapma riskinden kaçınmak için, beklemeyi tercih etti.

Sıralamada yılın sürprizi...

Sıralama turları, bu senenin en eğlencelisi oldu diyebilirim. Q1, Q2 ve Q3’ün üçünde de, zaman zaman yağmur yağdı, zaman zaman pist kurudu. Aynı seans içinde, beş dakikalık periyota beşer saniyeli farklar gördük. Böyle havalarda ufak tefek sürprizlerin yaşanmasını herkes bekler. Ama iki Ferrari ve iki Wiliams’ın birden Q1’de elenmesini, hiç kimse beklemiyordu. Pistin en hızlı olduğu bölümde garajda olan bu dört otomobil, Q1’de elenince büyük bir şok yaşanırken Marussia, tarihinin en iyi derecesiyle sıralama turlarını noktaladı. Williams ve Ferrari’nin bu kadar geriden başlaması, startın ardından gelecek büyük kazaya ve yarışın kaderinin değişmesine neden olacaktı.



Ama seyirciler için günün şoku son dakikada geldi. . Mercedes, Red Bull, Force India, Toro Rosso ve McLaren ikişer otomobille son bölüme kalmıştı. Q3’te atılan ilk tur hakları esnasında, son sektör çok ıslak, diğer sektörler nispeten daha kuruydu İlk hakların ardından, Hamilton Rosberg’in 0.2 saniye  önündeydi. Son haklar için Hamilton ve Rosberg birbirlerini kollarken (piste çıkış sırasını seçme hakkı bu hafta sonu Hamilton’a aitti), iki pilot neredeyse son anda garajı terk ettiler. Hamilton öndeydi, Rosberg arkasında.

Sıkışık zamanlama nedeniyle her ikisi de, önlerini açamadı tura başlamadan evvel. Bu arada Hamilton’ın Rosberg’i yavaşlatmaya çalıştığı da hissedildi. Sanki Rosberg’in turu başlamasına engel olmak niyetindeydi. Neticede her ikisi birden son tura başladılar. Hatta Rosberg çizgiyi geçtikten 1.2 sn sonra kırmızı ışıklar yandı ve seans bitti. Hamilton üçüncü virajda bir hata yaptı ve bunun üzerinde, sezonun en yanlış kararını verdi. Turu artık geliştiremeyeceğini düşünen Hamilton, ani bir kararla turu bırakmayı düşündü ve Rosberg’i engelleyip ceza almamak için kenara çekildi. Oysa ki son sektör, kurumuştu bile. Aynı anda ben de herkesin ilk tura göre ilk sektörde 1 sn yavaş olduğunu görünce, zamanların gelişemeyeceğini söyledim. Oysa ki son sektörde herkes 3 ile 4 saniye arası zaman kazanınca Hamilton, saniyeler içinde altıncı sıraya geriledi. Polü altın tepsi içinde takım arkadaşı Rosberg’e hediye etmişti. Rosberg’in yanını Vettel kaparken, bu tür havaları seven Button McLaren ile üçüncü oldu. Hulkenberg ve Magnussen de Hamilton’ı geçmişti. İngiliz pilot, büyük bir şok içinde pistten ayrıldı. Ama Pazar günü, onun için bambaşka geçecekti.



İlk turda kaos...

Normal pozisyonunun çok gerisinden başlayan otomobillerin çokluğu yarışın keyifli geçeceğini habercisiydi. Startın kaybedenleri Vettel ve Hulkenberg oldu. Rosberg ilk virajlarda yerini korurken, Button ve Magnussen temiz taraftan gayet iyi kalkarak 2 ve 3. sıraya çıktılar. İyi çıkan bir başka isim olan Hamilton, 4. virajdaki tekerlek tekerleğe Vettel mücadelesinden önde ayrılınca dördüncülüğe çıktı. Zaten 10 saniye kadar sonra da kaos yaşandı.

5. virajın çıkışında asfalta taşan Raikkonen, aynı hızla (ayağını gazdan çekmeden) piste döndü ancak bir gün önce yağan yağmur nedeniyle çimende oluşan bir tümsek otomobili dengesini bozdu ve Raikkonen iki kontraya rağmen 150 km/s’e yakın bir hızla sağ taraftaki metal bariyerlere çarpıp piste geri sekti.



Bu esnada ortalık tamamen karıştı. Kobayashi ufak bir farkla Ferrari’yi sıyırsa da Caterham’ın burun kısmı kırıldı. Görüşü tamamen kapaı şekilde gelen Massa, son anda fark ettiği Raikkonen’e kafadan çarpmaktan, tecrübesi ve refleksleriyle otomobili çevirerek kurtuldu. Büyük bir lastik parçası ise Chilton’ın otomobiin burnundan sekip kafasını adeta sıyırdı. Raikkonen, ancak diğer taraftaki bariyerlerde durabildi. Ferrari’nin son dünya şampiyonu otomobilden çıkmaya çalışırken önce güvenlik aracı, sonrasında da kırmızı bayrakla yarışın askıya alınması kararı geldi. 47g’lik bir kuvvete maruz kalan Raikkonen, topallıyordu; ayak bileğinde morluklar ve zedelenme vardı, ama genel durum iyiydi. 200. yarışına çıkan Massa ise hayal kırıklığıyla yarışa son noktayı koydu.



Yaklaşık bir saat hasar ören bariyerlerin tamiri için bekledik. Bu esnada, sıkılmamanız için elimden geleni yaptım ve önceden çalıştığım çeşitli notları paylaştım. Aslında her yarışta, bu şekilde fazladan bir saat konuşabileceğim not oluyor yanımda.

Bekleme döneminde Red Bull pilotları sert lastiğe, Alonso ise yumuşak lastiğe geçti. Güvenlik aracının ardında yeniden başladığımızda, sıralama Rosberg, Button, Magnussen, Hamilton, Vettel , Ricciardo ve Kvyat şeklindeydi. Bu noktadan sonra özellikle Bottas, Alonso ve Vettel bize çok keyifli bir mücadele izletecekti.



Heyecan başlıyor...

Yarış yeniden başlayınca Hamilton, iki tur içinde iki McLaren’i de geçerek Rosberg’in peşine takıldı. Aralarında sadece beş saniye vardı ve Hamilton, yarışı kazanabileceğini hissediyordu.

Williams’ın yüksek hızdaki iyi dengesi, aero etkinliği ve Mercedes motorunun gücünün yanı sıra; otomobilin düşük hava sürtünmesinden ötürü rakiplerinden daha az benzin harcayarak daha hafif depoyla yarışması, Bottas’ın adeta uçuşa geçmesini sağladı. Bottas özellikle Stowe’da, hem içeriden, hem de dışarıdan yaptığı ataklarla müthiş bir yükselişe başladı. Fin pilot, altıncı turda Kvyat, Ricciardo ve Hulkenberg’i geride bırakmış şekilde altıncı sıraya fırlamıştı. Arkada Alonso da, benzer bir tırmanışla Kvyat’ı geçip dokuzunculuğa çıktı aynı turda. Ricciardo, düzlükte hızlı ancak tur zamanında yavaş Force India’yı geçmeye çalışırken, Alonso’ya avlandı. Alonso cesur ataklarına bir yenisini daha ekleyip iki tur sonra Hulkenberg’i de geçti. Ancak İspanyol pilot, start esnasında durması gereken yerden daha ileride kalktığı için beş saniye zaman cezası almıştı.



Önde Mercedes pilotları 1:38.5 civarı turlar atarken, McLaren’ler ancak 1:41.0 civarında dolaşıyordu. Dolayısıyla Magnussen’i çabucak yakalayan Vettel, düzlük hızı yetersiz otomobiliyle geçiş yapamayacağını anlayınca, Red Bull sert lastikte olmasına karşın Alman pilotu pite aldı. O esnada yarışın gidişatının hala iki pit-stop olması bekleniyordu. Bu nedenle Vettel, sadece McLaren’lere değil Ricciardo’ya da geçilecekti.

14. turda günün adamı Bottas, Stowe’da Magnussen’e dışarıdan harika bir atak yaparak dördüncülüğe çıktı. Üç tur sonra aynı atak Button’a geldi. Bottas 17 turda, 16. sıradan Mercedes’lerin ardına kadar gelmişti; ama arada 30 saniye vardı.



Bu arada Magnussen’i geçen Alonso, Button ile girdiği mücadeleden önde ayrılamadı bir türlü. Otomobilin arka kanadına sıkışan bir taş, kanadın çalışmasını engelliyordu ve Ferrari pilotu, hızlı virajlarda ciddi bir arkadan kayma yaşıyordu.

Rosberg ilk kez kalıyor...

İlk pitler yaklaşırken Hamilton farkı 2.7 saniyeye indirmişti. Rosberg ilk olarak pite geldi ve yumuşak lastikle yola devam etti. Hamilton ise, ikinci bölüm için sert lastiğe geçmeden evvel, yarış sonu avantajını yakalayabilmek adına altı tur daha pistte kaldı. Yine yavaş bir pitle 1.7 saniye daha kaybeden Hamilton, toplam atı saniye geride yarışa döndü. Bu arada son üç dört turdur Rosberg, vites düşürürken zaman kaybetmeye başlamıştı.



Sert lastikle beklediğinden de iyi bir denge bulan Hamilton, Rosberg’in probleminden de faydalanarak arayı büyük bir hızla kapatmaya başladı. Böyle giderse Hamilton, ikinci bölümde ve pist üzerinde Rosberg’i geçebilecekti. Ancak biz bu iki pilotun mücadelesini göremeden 29. turda Rosberg vites kutusu sorunuyla kaldı ve Monako’nun Cumarresi gününden bu yana sürdürdüğü momentuma elveda dedi. Sevinçten çılgına dönen taraftarlarının önünde Hamilton, liderliğe yükseldi.



Peki ama Rosberg kalmasa kim kazanırdı?

Bu konuda iki pilotun da yarışı kazanacaklarından emin olduklarına dair demeçleri var. Hamilton ikinci bölümü sert lastikle atmasına karşın iyi bir denge yakalamıştı ve arayı kapatıyordu. Tabi burada Rosberg’in probleminin ne kadar etkin olduğunu ölçemiyoruz. Ama Hamilton, son bölümde yumuşak lastiklerle avantaja sahip olacaktı Rosberg’e karşı. Veya İngiliz pilot, yarışı tek pitle bitirmeye çalışıp, pist üstünde Rosberg’i geçmeden de öne fırlayabilirdi. Bu durumda son turlarda Rosberg, yeni sert lastikleriyle saldıracaktı. Kısacası Hamilton biraz daha avantajlı gibi gözükse de, iki pilotun da yarışı kazanabileceği senaryolar mevcuttu.

Rosberg kalınca Bottas’In önünde 24 saniye farkla lider olan Hamilton’ın tek yapması gereken otomobili finişe getirmekti. İngiliz pilot, sırf güvende olmak için ikinci kez pite de geldi ve finişe kadar çok rahat şekilde turladı. Bottas da, Williams’In hızıyla kariyerinin en iyi derecesi olan ikinciliği garantilemişti. Üçüncü sıra ise, Vettel’den yavaş olmasına rağmen tek pitle onu geçen ve son turlarda Button’ın hayalini kurduğu Sİlverstone podyumuna ulaşmasını engelleyen Ricciardo’ya gitti.

Yarışın ikinci yarısının hikayesi ise iki büyük ismin, iki büyük şampiyonun, Vettel ve Alonso’nun çekişmesiydi. İkinci pitten Alonso’nun önünde çıksa da, sıcak lastikli rakibine geçilen Vettel geriye düştü. Alonso, 293 km/s ile Copse’da, dışarıdan, gerçekten cesaret isteyen müthiş bir atak yaptı. Sonrasında iki şampiyon 14 tur boyunca nefes kesen bir mücadeleye tutuştular. İspanyol pilot, birkaç kez Alman rakibinin önünü sert şekilde kesti. Bu arada iki pilot da, telsizden birbirlerinin pist sınırlarını ihlal ettiğine dair şikayetler yağdırmaya başladılar. Pistte gladyatörler gibi kapışan Alonso ve Vettel, bir yandan da telsizden mızmızlanarak FIA’yı etkileyip avantaj yakalamaya çalıştılar.



14 tur süren bu müthiş mücadele sonunda Vettel’in Copse’de yaptığı harika atakla noktalandı. İki pilot 290 km/s hızla, aralarında santimler varken viraja girdiler. Çekişme gerçekten de muhteşemdi. Neticede Vettel, mücadeleden galip ayrıldı ve beşinci oldu. Alonso’yu ise Magnussen, Hulkenberg, Kvyat ve Vergne izlediler ilk onda.

Gerçekten de harika bir yarışı izlemiş olduk. Kendi adıma yayının gidişatından memnun olsam da, yaptığım birkaç isim hatasının farkındayım. Ancak Alonso Vettel kapışmasından çok keyif aldım. Şampiyonların sert ama adil çekişmesine bayılıyorum gerçekten de. Sonuçta Hamilton, çok önemli bir 25 puanla Rosberg’i yeniden yakalamış oldu. Sırada, bu kez Rosberg’in kendi evi var. Bakalım Hockenheim bize neler getirecek? 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
17.07.2014 10:30:32
Eline sağlık üstad.Yazını okuyunca yarışı tekrar seyretmiş kadar oldu.Hafta sonu Williams üzerindeki karabulutları (Wolf ve Massa`nın antrenmanlarda kalışı, sıralamada ilk turda elenmesi ve Massa`nın ilk turda RAI ile çarpışması) görünce kabus gibi olacak diye düşünmeye başlamıştım ancak Bottas sağolsun beni sevindirecek herşeyi yaptı.Artık F1`de süper hızlı olmak yerine istikrarlı hızlı olmak gerekiyor.Çünkü birara ROS-BOT yarış turları 3 saniyeleri kadar çıkmıştı.Ama yarışı bitiremeyince alacağın koskoca bir sıfır oluyor malesef.
 
lamp83 s-sport