Beni hatırla
 



Aslında Japonya GP’si, şampiyonluk adayları Hamilton ve Rosberg arasındaki müthiş bir mücadeleye sahne oldu. Ancak zaten gecikmeli başlayan yarışın sonunda yaşanan ve Jules Bianchi’nin komaya girdiği üzücü kaza nedeniyle, sportif mücadelenin pek bir önemi kalmadı.

Muhtemelen son 20 yılın en ağır sonuçlu kazasının yaşandığı Japonya GP’sini, aslında yazmayı hiç istemedim. Yarış yazısı için bir türlü elim gitmedi klavyeye. Ama senelerdir süren yarış raporlarını kesintisiz bırakmamak üzere, yarışı değerlendiriyorum. Bianchi’nin kazasını ise, bildiğiniz gibi son derece detaylı şekilde
zaten yazmıştım.



Tüm pilotların favori pistleri arasında yer alan Suzuka’da, Mercedes’in takım içi mücadelesinin nasıl şekilleneceğinin yanı sıra, Red Bull’un gümüş renkli otomobillere ne kadar yaklaşabileceği de merak konusuydu. Son beş senede Suzuka, Red Bull ve Vettel için çok verimli bir av sahası oldu. Red Bull Vettel   ve Webber ikilisi ile 2009’dan bu yana dört zafer, dört pol, üç kez 1-2, üç en hızlı tur ve toplam 7 podyum almıştı. Hatta son beş senede Vettel’in kazanamadığı tek yarış, şampiyonluk için podyumun yeterli olduğu 2011 yarışıydı. Buna karşılık Hamilton’ın, sürücü pisti olarak bilinen Suzuka’da zaferi yoktu.



Rosberg polü kaptı...

Sıralama turlarında Hamilton, otomobilden istediği hissi bir türlü yakalayamayınca pol Rosberg’e gitti. Tabi İngiliz pilotun üçüncü antrenmanda yaptığı kaza nedeniyle tur atamaması da, muhtemelen istediği ayarları yakalayamamasına sebep oldu. Rosberg özellikle ikinci sektörde, Hamilton’dan daha hızlıydı. Mercedes’in ardında, çok hızlı olan FW36 ile Wiliams pilotları yer aldı. Bottas, harika bir turla Mercedes’e 0.6 saniye kadar yaklaşmıştı. Massa Cumartesİ’yi, toplam 1 saniye farkla dördüncü sırada bitirdi. 

Alonso, Ferrari yıllarında alıştığı yerde, beşinci sıradaydı bir kez daha. Yarışın yağmurlu geçeceğini düşünerek buna yönelik ayarlar yapan Red Bull’da Ricciardo 1.5 sn farkla altıncı sırada kalırken, Vettel 0.4 saniye ve üç sıra daha gerideydi. Maksimuma yakın arka kanat açısıyla piste çıkan RB10 düzlüklerde çok yavaştı. İki Red Bull’un arasında ise McLaren ile Magnussen ve Button vardı.



Start Güvenlik Aracı ardında veriliyor...


Suzuka hafta sonuna doğru devamlı uyarısı yapılan tayfun, adeta sıkıntılı geçecek yarışın habercisi gibi oldu. Üç gün boyunca yarışın start saatinin öne alınabileceğine dair yapılan konuşmalar sonuç vermedi ve yarış zamanında başladı. Pazar sabahından itibaren yağan yağmura karşın, pist yarışılabilecek gibi duruyordu. Ancak formasyondan 15 dakika evvel yağmurun şiddeti artınca, 2011 Kanada’dan sonra ilk kez güvenlik aracı ardında start verildi.

Tüm pilotlar Maylander’in Mercedes SLS’sini izlerken, gerideki Ericsson bu periyotta spin attı. Özellikle görüş, Suzuka’nın asfaltı nedeniyle sprey ve yansımayla çok kısıtlı hale gelince, Güvenlik Aracı ikinci turun sonunda çıkarılan kırmızı bayrakla konvoyu pit yoluna götürdü ve yarış askıya alındı. Böylece tüm otomobillerin yerden yüksekliği arttırıldı ve biraz daha yağmura yönelik ayar yapma şansı doğru herkes için. Yaklaşık yarım saatlik beklemeden sonra yarış güvenlik aracının ardında yeniden başladı. Ancak Alonso’nun Ferrari’si su giren elektrik sisteminde yaşanan problemle, daha ilk turda kenarda kaldı.



İlk zarı Button atıyor...


Beşinci turdan itibaren başını Hamilton’ın çektiği bazı pilotlar, yarışılabilecek şartların oluştuğunu söylemeye başladılar. Ama Charlie Whiting ihtiyatlı davrandı ve SC, ancak dokuzuncu turun sonunda pisti terk etti. O noktaya kadar, pist ciddi derecede kurumuştu ve Button, SC çıkar çıkmaz pite dalarak yoğun yağmur lastiklerinden, yağmur lastiğine (intermediate) geçti. Bu hamlesi Button’ı ilerleyen turlarda üçüncü sıraya kadar çıkaracaktı.



Mercedes’ler adeta uçmaya başladı ve ilk turla beraber, zaten yağmurda hızlı olmayan Williams’a tam beş saniye fark açtılar. Bottas’ın başını çektiği grup, Fin pilotun hızına ayak uydurmak zorunda kalınca, Mercedes pilotları kendilerini finişe kadar rahatlatacak ve baş başa bırakacak farkı yaratmaya başladılar. Button’ın sektör zamanları iyi gelmeye başlayınca, İki tur içinde Bottas ve beraberindeki tam 11 pilot, pite dalarak yeşil logolu yağmur lastiğine geçti. Ama bu kez alışılanın tam tersi oldu. Yeni yağmur lastiğini takan pilotlar lastikleri ısıtana kadar geçen sürede, pistte kalarak eski ve sıcak lastiklerle tur atan pilotlar öne geçti.



Rosberg 13. turda pite gelince, önü açılan Hamilton çok hızlı bir tur attı. Ancak Spoon’da bir an için pist dışına çıkıp bir saniye kaybedince, pit çıkışında yine takım arkadaşının ardında kaldı. Ancak yağmur lastiklerine geçildikten sonra Rosberg istediği dengeyi yakalayamadı ve ‘arkadan kaymadan’ şikayet etmeye başladı.  Hamilton’ın dengesi ve hızı çok daha iyiydi. İngiliz pilot, baskıyı arttırmaya başladı. Bu arada Mercedes, yoğun yağmur lastiğindeki kadar hızlı değildi; üçüncülüğe kadar tırmanan Button W05 ile aynı zamanları tutturuyordu.



Red Bull´dan harika ataklar...


Pitleri ardından Red Bull pilotları atağa kalktı. Vettel ve Ricciardo, birkaç tur içinde hem es virajların sonunda hem de u virajda dışarıdan yaptıkları harika ve cesur ataklarla, dördüncü ve beşinci sıraya çıktılar. RB10’un önü açılınca, Mercedes’i de geçerek pistin en hızlı otomobili haline geldi ve Vettel ile Ricciardo, Button ile Mercedes’lere yaklaşmaya başladı. Geride Magnussen yağmur altında hata veren direksiyonunu değiştirmek için ekstradan bir pit yapınca, yarış içindeki şansını kaybetti.



Red Bull’lar liderden 30 saniye geride olsalar da, tur başına bir saniye farkla arayı kapatıyordu. Bu arada Hamilton, Rosberg üstündeki baskıyı iyice arttırdı ve DRS’nin serbest bırakılmasıyla atağa kalktı. Hatta 27. turda DRS’yi kapatmayı bir an için unutan Hamilton, ilk virajda dışarı çıksa da; bir yerlere çarpmadan yola döndü. İngiliz pilot iki tur sonra, Rosberg’in son virajda sendelemesinden faydalandı, çok daha erken hava koridoruna girdi rakibinin ve ilk viraja girilirken dışarıdan çok cesurca atak yaptı. Bu kez durum Belçika’dan farklıydı, paun tablosunda önde olan Hamilton daha fazla risk alabilirdi. Unutulmaz 2005 yarışının son turunda Raikkonen’in Fisichella’ya dışarıdan yaptığı atağın benzeriyle Hamilton, liderliği aldı.

İnanması güç ama, sene başından beri ilk defa pist üstünde iki pilottan birisi, diğerini geçmişti. Hamilton, aynı turun sonunda iki saniye fark açarak, adeta yarışın kendisine ait olduğunu ilan etti. Bu sıralarda, pistteki en hızlı pilot ise hala Ricciardo idi. Vettel’in ikinci pitinden sonra yedi tur daha pistte kalan Avustralyalı, takım arkadaşını teorik olarak geçmişti bile.



Button 31. turda ikinci ve son kez pite geldi. Ricciardo ise McLaren ile 22 saniyekik bir fark açabilmek için pistte kaldı. İngiliz pilot, en azından Vettel’e geçilmeyecekti, ama tıpkı Magnussen gibi onda da benzer bir elektronik sorununun sinyalleri baş gösterince takım direksiyonu değiştirdi. Dolayısıyla Button, muhtemel bir podyumdan olarak dördüncülüğe geriledi.



Rosberg 33. turda son kez pite geldi, Hamilton ise iki tur sonra. Bu arada Ricciardo, kısa süre için liderliği aldı. Ricciardo ise pitin sonunda yine Button’ın ardına düştü. Red Bull’un geçeceği anlaşılınca McLaren bir zar attı ve yoğunluğunu arttıran yağmuru göz önüne alarak 42. turda pite girip yoğun yağmur lastiğini taktı. Hulkenberg ve Bottas, tehdit olamayacak kadar gerideydi. Lastiklerini yine Ricciardo’dan önce bitiren Vettel de bir tur sonra pite gelerek üçüncülüğü Ricciardo’ya bıraktı. Ancak biz bu üçlünün podyum çekişmesinin nasıl şekilleneceğini göremedik.



Korkunç kaza...

Sutil’in 42. turda Dunlop virajında yaptığı kazaya müdahale eden kurtarma aracına, bir tur sonra Jules Bianchi çaptı. Son yılların en kötü kazasının ne kadar ağır olduğu, aslında ilk başta anlaşılamadı ama saniyeler geçtikçe piste ve yarışa sanki bir ağırlık çöktü. Bianchi’nin hayatını kurtarmak için müdahale yapılırken, önce güvenlik aracı içeriye girdi sonrasında da yarış, 46. turda kırmızı bayrakla bitirildi. Bianchi’nin kazasına dair incelememi
buradan okuyabilirsiniz.



Kurallar gereği  kırmızı bayrağın çıkmasından iki tur önceki klasman dikkate alındığından yarış 44. turun sonu itibariyle bitirilmiş oldu. Bu sayede Vettel, iki Mercedes’in ardından podyuma çıktı (habuki pite girip beşinciliğe inmişti); vites kutusu sorunuyla yolda kalan Hulkenberg, sekizinciliğini korumuş oldu. Ama tıpkı Hamilton’ın zaferi gibi, Vergne’in yağmur altındaki harika sürüşü gibi, diğerlerinin aldığı hiçbir sonucun da önemi kalmamıştı Suzuka’da. Podyum seremonisi eğlenceden uzak şekilde, prosedür gereği yapıldı, şampanyalar patlamadı.



Herkesin aklı Bianchi’deydi; tıpkı ekran başındaki milyonlarca kişi gibi. Hayatımın en zor yayını, işte bu şekilde büyük bir korku ve endişe içinde geçti. Kazanın üstünden iki hafta geçmesine rağmen, endişeli bekleyişimiz hala sürüyor. Allah’tan bir mucize ve Bianchi’den sadece F1 pilotlarının başarabileceği bir iyileşme başarısı bekliyoruz ve dua ediyoruz. Tüm diyebileceğim bu…  

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport