Beni hatırla
 




Uluslararası Otomobil Federasyonu FIA, 2016’dan itibaren Formula 1’de yarışabilecek sürücülerin alması gereken süper lisans kriterlerini baştan aşağı yeniledi ve yarışacak sürücülere alt kategorilerde başarılı olma zorunluluğu getirdi. İlk bakışta kulağa hoş ve iyi bir fikir gibi gelse de, düşünülen sistemde çok büyük çelişkiler ve boşluklar yer alıyor. Kısacası FIA, yine dersini çalışmadan, konuyu tüm yönleriyle ele almadan bir kural koymuş.

Eleştirmeden evvel sistemi anlatalım. Bundan böyle F1’de yarışabilecek lisansı almak isteyen sürücülerin, son üç sezonda alt kategorilerde ciddi bir başarı yakalaması gerekiyor. Bu bir taraftan gerçekten üstün sürücülük yeteneklerine sahip olan isimlerin F1’e gelmesini sağlayabilir gibi gözükse de, alt kategoriler için yapılan başarı sıralaması ve kıstaslar, pek çok saçma nokta ve boşluğu içeriyor. Önce tabloya bir göz atalım:



İşin mantığı şu: 18 yaşını doldurmuş olması gereken sürücüler, en az iki sene boyunca ‘tek koltuklu yarış serilerinde’ yarışmak ve lisans başvurusundan önceki üç sezon içinde, bu tabloya göre toplamda en az 40 puan almış olmak zorunda. Tek bir sezonda şampiyonluğa 40 puan verilen sadece beş tane seri var:  IndyCar, Dünya Dayanıklılık Şampiyonası (WEC-LMP1), Formula 3 Avrupa Şampiyonası, GP2 ve henüz mevcut olmayan ve bugüne kadar duyulmamış olan Formula 2 şampiyonası. Tabloya bakılırsa FIA, henüz başlamamış olan Formula 2’yi, F1’den sonra dünyanın en iyi serisi yapacak. Çünkü F2 şampiyonluğu, diğer tüm serilerden daha değerli. Hatta bu muhteşem seride sadece üçüncü olmanız bile, Dünya Dayanıklılık Şampiyonu, Indycar şampiyonu veya F3 Avrupa Şampiyonu olmakla eşdeğer.



Söz konusu lisans sistemi, sadece lisansları değil; tüm yarış dünyasının gidişatı ve hiyerarşisini değiştirecek bir etki yaratabilir. Bu sisteme göre GP3 ve çok saygı duyulan Formula Renault 3.5 serilerinin şampiyonluğu bile tek başına süper lisans almaya yetmiyor. Bu tabloya göre FIA’nın serisi olan F3’te yarışmak, F3’ün iki katı kadar kuvvetli Formula Renault 3.5 serisinde yarışmaktan daha değerli. Büyük haksızlık yapılan Formula Renault 3.5, GP3 ile aynı ağırlığa sahip. Geçmişte Fernando Alonso, Robert Kubica, Heikki Kovalainen, Kevin Magnussen, Carlos Sainz Jr., Guido Van der Garde, Marc Gene gibi şampiyonlar çıkartan bu saygın seri, değerinin büyük kısmını kaybedecek gibi. F1 kadar hızlı olan Indycar’ın, sadece 200 beygirlik F3 otomobilleriyle eşdeğer tutulduğu sistemde; GP2, Le Mans 24 Saat’i de içeren WEC’ten daha önemli. Binek otomobiller ise tamamen devre dışı bırakılmış. FIA’nın kendi binek otomobil dünya şampiyonası WTCC, dünyanın en iyi binek otomobil serisi DTM ve NASCAR, hesapta bile yok.

Gelelim bu kuralı koyanların, cevap veremeyecekleri sorulara. Mesela bu sisteme göre DTM şampiyonu olarak F1’e gelen ve makul bir iş çıkartan Paul di Resta, hiçbir zaman start alamayacaktı.



Şu anki iki Red Bull pilotu Ricciardo ile Kvyat, iki Toro Rosso pilotu Verstappen ile Sainz Jr, F1 için yeterli kariyere sahip değiller. Geçen sene Vettel’i açıkça mağlup eden ve üç yarış kazanan Ricciardo ile F1 tarihinin puan alan en genç pilotu Kvyat’tan bahsediyoruz! Bir adım daha öteye gidelim.



Sistem daha önceki dönemde ve eşdeğer yarış serileri ile geçerli olsaydı; dört kez dünya şampiyonu Vettel, iki kez dünya şampiyonu Fernando Alonso ile diğer şampiyonlar Raikkonen ve Button , F1’e başlayamayacaklardı. Ferrari’nin iki şampiyonu da F1’e giremeyecekti. Veya şu an griddeki beş dünya şampiyonundan sadece Hamilton, start alabilecekti. Tıpkı iki kez dünya şampiyonu Mika Hakkinen ve Ferrari efsanesi Gilles Villeneuve´ün de start alamaması gibi.



Daha da komiğini söylemeliyim. Pek çok kişiye göre gelmiş geçmiş en iyi F1 pilotları olan Ayrton Senna ve Michael Schumacher de, süper lisans alamazdı. Senna ve Schumacher? Schumacher ve Senna? Dalga mı geçiyorsunuz? FIA’ya bravo, gerçekten de yukarıdaki gibi yeteneksiz (!), başarısız (!) sürücülerin F1’e girmesini engellemişsiniz.

Şunun fazlasıyla farkındayım: yukarıda saydığım dev isimler, bu kural o zamanlar uygulansaydı; birkaç sene gecikme ile ve başka serilerde de mecburen yarışarak F1´e gelirlerdi. Ben zaten kuralın mantığına karşı değilim; ancak kurulan sistemin uygulama açısından ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bu şampiyonlar, ilk senelerinden itibaren herkesi etkilediler öyle değil mi? Demek ki, F1 için hazırlarmış zamanında. 

Sistemin arkasında yatan ana fikir iyi: a) Verstappen gibi fiziksel ve zihinsel açıdan F1 için hazır olamayabilecek 18 yaşından küçük gençler tecrübe kazansın ve b) F1’e ulaşmanın bir hiyerarşisi olsun. Ama bunu yaparken, alt basamaklar bu kadar saçma şekilde sıralandıysa, bu işten doğru dürüst bir sonuç çıkmaz.

Evet, Verstappen belki çok genç; ama bu sene Kvyat hepimizi şaşırtmadı mı? Ya da 17 yaşında zımba gibi bir genci boşu boşuna bekletirken, (yanlış anlamayın, ikisinin de başarılarına saygım sonsuz ama) 48 yaşındaki Tom Kristensen ve 46 yaşındaki Allan McNish’e siz yarışabilirsiniz demek ne kadar mantıklı?



Ayrıca F1’in şu anki ekonomik modelinde sponsoru olan pilotlar, takımların ayakta kalmasını sağlıyor. Bu da doğru bir sistem değil, ancak işin gerçeği ve bir zorunluluk adeta. Sponsoru olup, takımın yeteri kadar iyi bulduğu bir pilotu bu sistemle yarıştıramayan bir takımın (mesela Sauber) batması halinde, çok mu iyi olacak? Neticede pilot, yani sporcu seçimi; her sporda olduğu gibi takıma ait olmalı. Futbolda üç büyüklerin almak istediği bir forvete ‘Hayır, sen PTT 1. Lig’de geçen sene 10 gol atmamışsın, onun için Turkcell Süper Ligde oynayamazsın’ diyebilir misiniz?

F1’de, sürücülerin değerlendirmesi açısından önemli olan hız ve performanstır. Yeteri kadar hızlıysan, kimse yaşına bakmaz. Hızlı değilsen, zaten silinip gidersin. Vettel 2010’da 23 yaşında dünya şampiyonu oldu; Mansell 39 yaşında. Neticede, her ikisi de bir sezonu şampiyon olarak bitirecek kadar iyilermiş, öyle değil mi?



Ya da 2016’da F1’e girecek olan Amerikan takımı Haas F1’in, NASCAR efsanesi Jeff Gordon ya da sadece ilgi çekmek için Indycar’da pol alacak kadar hızlı olan Danica Patrick ile yarışmasını nasıl engelleyebilirsiniz?

Dolayısıyla Verstappen gibi gençlerin, F1’e erken geçişini engellemeye çalışırken, bir sürü komplikasyon yaratılmış vaziyette. Herhangi bir sporda, kural yazmak gerçekten çok zor bir iştir. Ben hem Tosfed hem FIA’nın komitelerinde uzun yıllar boyunca çalıştım. Bir kuralı yazmadan evvel, aynı kuralı sporcu için, takım için, sporun genel politikası ve gidişatı için, sponsor için, (gerçi Türkiye’de pek yok ama) seyirciler ve medya için; kısacası tüm paydaşlar için enine boyuna düşünmek gerekir.



Kısa süre içinde göreceğiz; FIA kendi yazdığı kuralın etrafından dolaşmak için bir takım kısa yollar, çözümler aramaya başlayacak. Şu an aklımıza gelmeyen problemler ortaya çıkacak. Ve son altı ayda yaşadığımız çifte puan veya güvenlik aracından sonra durarak start gibi kurtulmak istenen bir durum ortaya çıkacak.

Daha önce de yazmıştım; takım patronu olarak Dünya Ralli Şampiyonası, Le Mans 24 Saat, Formula 1 şampiyonlukları almış Jean Todt’un yönetimindeki FIA, her geçen sene daha da saçma uygulamalara imza atıyor. Sadece F1 olarak bakmamak lazım, diğer serilerde de akla ziyan uygulamalar ortaya çıkıyor bazen. Bir Avrupa şampiyonası için, daha önce hiçbir uluslararası yarışa katılmamış ve böyle bir yarışı hiç yönetmemiş insanları, yarışı değerlendirmek için gözlemci olarak atayan bir kurum haline geldi FIA.



Kısacası çok eleştirdiğimiz Max Mosley’i arıyoruz çoğu zaman…

Michael Schumacher ile ilgili ekleme: Yazıyı yazdıktan sonra fark ettiğim bir durum daha var. Bu uygulama 2010´da geçerli olsaydı, yedi kez dünya şampiyonu Michael Schumacher de spora geri dönemeyecekti.

Yeni sistemde F1´de eskiden yarışmış olan sürücülerin bile, son bir yılda beş veya son üç yılda toplam 15 yarışta start alma zorunluluğu bulunuyor. Dolayısıyla istatistik anlamında tarihin en başarılı sürücüsü olan Schumacher, spora üç yıl ara verdikten sonra Mercedes ile geri dönüş yapamayacaktı.  


 

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport