Beni hatırla
 
Tabii yarışı yerinden anlattığınız zaman, genelde anlatım yeriniz pitlerin karşısında olduğu için, pit-stoplar öncesinde hazırlık yapan takımları görmeniz, pit tahminleri açısından anlatıcıya bir avantaj sağlıyor. Ayrıca pistteki zaman tutma ekranları sayesinde, toplam zamanlar, sektör zamanları, anlık hava durumu verileri ve pist üstünde olan biten olaylarla ilgili (spinler, kazalar, ceza veya incelemekler vs) bilgileri anlık olarak alabiliyorsunuz. Ancak yarışları yerinden anlatsanız dahi, yine sadece uluslararası TV yayının görüntülerine sahip oluyorsunuz.

Tek başına yarışı anlatmak bazen çok zor olabiliyor: ekrana bakmak gerekiyor, zaman ekranlarına bakıyorsunuz, önünüzdeki bilgiler ve notlara bakıyorsunuz; bir yandan RTÜK yönetmelikleri ve yarışın gidişatına göre reklamı ayarlıyorsunuz; yönetmen konuşuyor 2 dk var, şu kadar reklam ver, yarışın sonu geliyor vs; bir yandan pitleri kaçırmamanız lazım reklamda seyirciden tepki yememek için; bir yandan araç üstü görüntüde konuşmamak lazım insanlar keyif alsın diye... Hepsini bir araya getirdiğinizde, canlı yayında yarış anlatmanın gerçekten zor bir iş olduğu ortaya çıkıyor.

Başta, kendim bir F1 fanı olduğum için, izleyicinin keyif almasına azami derecede önem gösteriyorum.

Seyirciler televizyon başında bir spor müsabakası seyrederken, sunucunun hatalarını bulunca memnun olurlar genelde; sunucunun bir şeyden anlamadığını ve hatta kendilerinin bu işi çok daha iyi yapabileceklerini düşünürler. Ama canlı yayında, ağzınızdan çıkan her kelimenin belki de milyonlara ulaştığı bir ortamda, çok iyi bildiğiniz bir şeyi anlatmak bile gerçekten çok zor olabilir.
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport