Beni hatırla
 
Takım için 2008, gerçekten çok özel bir yıl. Çünkü Frank Williams’ın hala başında olduğu İngiliz takımı, bu sene F1’deki 30. yılını kutlamanın yanı sıra, İtalya’da 500. GP startına ve İspanya’da 50.000 yarış turuna ulaşmanın da hesaplarını yapıyor.

Williams takımında, mükemmel mühendisliğe ulaşılması ve en iyi F1 otomobilini üretme hedefleriyle birlikte, takımın çekirdeğini oluşturan yarışma tutkusu hiçbir zaman değişmedi.

Kendisi de eski bir yarışçı olan Frank Williams, 1966’da Frank Williams Racing Cars LTD’yi kurduğunda, sadece 24 yaşındaydı. Kendi yarış kariyerini idare ettirecek fonu bulamayan ve istediği başarıya ulaşamayan Frank, bir yarış takımı yaratma hayalinin peşindeydi ve gözünü Formula 1’e dikmişti. Önce eski F1 otomobillerini alıp yarıştıran Williams, 1970’de De Tomaso ile kısa bir ortaklık yaptı. 70’lerin başında March, Politoys, Wolf gibi takımlar için otomobil hazırlayan Frank Williams, sonunda kendi başına hareket etmeye karar verdi.

Frank, 1977’de yetenekli mühendis Patrick Head ile ortak olarak eski bir halı deposunda Williams Grand Prix Engineering’i kurduğunda, sporun tarihini değiştireceğini, tabii ki bilmiyordu. 1977’de eski bir March otomobiliyle Patrick Neve birkaç F1 yarışına katıldıysa da, bulunan sınırlı kaynakla 78 otomobilinin üretimi için ayrıldı. 15 Ocak 1978’de Alan Jones’un ellerindeki ilk gerçek Williams F1 otomobili FW06, Arjantin’de piste çıktı. Amerika’da henüz ilk sezonlarında podyuma çıkmayı başardılar. 1979’da Clay Regazzoni, Silverstone’da bu genç takıma ilk F1 zaferini getirdi.
1980 sezonun beş yarış kazanan Alan Jones, henüz üçüncü tam sezonda pilotlar ve takımlar dünya şampiyonluğunu getirdi Williams’a. 1982’de takımın lideri konumunda olan Keke Rosberg, sadece tek bir yarış kazanmasına rağmen, dünya şampiyonu oldu.

1983’te Williams’ın Honda ortaklığı başladı ve gelişim yıllarının ardından 1986’da takımlar şampiyonluğu geldi. Bu arada takım patronu Frank Williams, Fransa’da geçirdiği trafik kazasının ardından felç olmasına rağmen, tekerlekli sandalye üzerinde de olsa takımın başına geri döndü.

87’de Piquet ve Honda motorlu Williams, fazla zorlanmadan şampiyonluğa ulaştı. Honda’sız 1988 ve 89 sezonları sönük geçti. Frank 1989’dan itibaren V10 motorları kullanmak için Renault ile anlaşmıştı. Bu birliktelik, spor tarihinin en başarılı ortaklıklarından birisi olacaktı.

Takım Mansell’ın 1991 için geri dönüşüyle yeniden kuvvetlendi. 1992’de Williams tarihin en gelişmiş F1 otomobili FW14B ile tüm sezonu domine etti. Dokuz yarış kazanan Mansell, pek çok rekor kırarak 39 yaşında, uzun yıllardır beklediği şampiyonluğa ulaştı.

1993 için Frank ile anlaşamayan Mansell’ın yerini alan Alain Prost, hiç zorlanmadan şampiyon oldu. Profesör Prost, dördüncü şampiyonluğunun ardından emekliye ayrılınca, Frank, onun yerine 1994 için Ayrton Senna ile anlaştı. Fakat Senna, sezonun üçüncü yarışı olan San Marino’da hayatını kaybedince, takım, tarihinin en büyük trajedisi yaşandı. Buna rağmen kısa sürede toparlanan Williams, sezonu şampiyon olarak kaparken, Damon Hill, şampiyonluğu sadece bir puanla Schumacher’e kaptırdı.

1996’da Hill, 97’de ise Jacques Villeneuve hem şampiyon oldular, hem de takımlarını şampiyon yaptılar. 1997’nin sonunda Renault resmen Formula 1’den çekilince, Williams’a 5 takımlar ve 4 pilotlar şampiyonluğu getiren bu müthiş ortaklık sona erdi. Ne yazık ki, 1997, Williams’ın şampiyonluk aldığı son yıl olarak kaldı.

98 ve 99’da müşteri tipi motorlarla yarışan ve bir başarı elde edemeyen Williams, 2000’de spora geri dönen BMW ile uzun vadeli bir anlaşma yaptı. Bu yeni birliktelik ilk zaferine, 2001’de Ralf Schumacher ile ulaştı.Takım, 2003’te hem takımlar hem de pilotlar şampiyonluğunu son anda kaçırdı. 2004’te Montoya, takımın son galibiyetini aldı. Düşüş devam etti ve BMW 2005 sonunda ayrılınca, Cosworth motoruyla yarışılan 2006 takım tarihinin en kötü yılı oldu. 2007’de Toyota ile anlaşıp yeniden işleri düzeltmeye başlayan Williams, 2008 sezonuna Melbourne’deki podyumla başladı.

Başarı ve zaman zaman da trajedilerle dolu takım tarihinin, en önemli ismi hiç kuşku yok ki, Sör unvanına sahip olan Frank Williams. Sör Frank, Williams GP öncesindeki çalışmalarını da sayarsak bu sene Formula 1’deki 39. yılını kutluyor ve böylece efsanevi Enzo Ferrari’yi geçerek spor tarihinin en uzun süre çalışan takım patronu oluyor. Williams, Monako Grand Prix’inde takım yöneticisi olarak 600. Grand Prix’ine katılacak. İnanılmaz şekilde Williams, bu 39 sene içinde sadece 23 yarışı kaçırmış ve bu kaçan yarışların büyük çoğunluğunda da 1986’da geçirdiği kaza nedeniyle bulunamamış.

İşte Frank Williams ile tarihin en başarılı ikinci takımı olan Williams Grand Prix Engineering’in 2008 İspanya GP\'si öncesindeki inanılmaz istatistikleri:

235,612: Yarış kilometresi
49,971: Yarış turu
34,651: Lider gidilen kilometre
7,470: Lider gidilen tur
2,562.5: Kaydedilen puan
489: Grand Prix katılımı
296: Podyum
216: Lider gidilen yarış
129: en hızlı tur
125: Pole pozisyonu
113: Birincilik
68: Polden kazanılan yarış
61: İlk çizgi startı (rekor)
60.5: Williams katıldığı yarışların %60.5’ini podyumda tamamladı
45: Starttan finişe kadar lider gidilerek kazanılan yarışlar
39: Frank Williams, 39 yılla spor tarihinin en uzun süre çalışan takım patronu oldu. Rekor
33: 1-2 zaferi
24: Üst üste pole pozisyonu (1992 – 1993), rekor
23.1: Williams katıldığı yarışların %23.1’ini kazandı.
15: Bir sezonda elde edilen pole pozisyonu sayısı (1992 ve 1993)
12: Bir sezonda kazanılan en fazla GP (1996)
9: Markalar Şampiyonluğu
7: Pilotlar Şampiyonluğu
7: Üst üste kazanılan yarış sayısı (1993)
5: Motor ortağı
3.8: Williams katıldığı yıl başına 3.8 yarış kazandı, rekor
3: Ortalama şampiyona sonucu
1 ve 100: Takımın 1. ve 100. GP galibiyetleri, kendi evi olan Silverstone’da geldi.




Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport