Beni hatırla
 
2000 yılında FIA, resmi Formula 1 Güvenlik Aracını sürme görevini başarılı bir Turing otomobil sürücüsü olan Bernd Mayländer’a teslim etti. Güvenlik periyodunda tempoyu nasıl yeterince yüksek tutacağını biliyor, böylece yarış otomobillerinin lastik ısılarında çok fazla bir düşüş olmuyor.

Bernd, kariyerine 1980’lerin sonlarında kartingle başladı. Takip eden yıllarda Formula Ford’da, Porsche Carrera Cup’da, DTM’de ve FIA GT Şampiyonasında mücadele etti. 2000 yılında Porsche 911 GT3-R ile beraber 24 saat Nürburgring yarışını kazandı. Özel hayatında bile kendisini motorsporlarına adamış birisi olan Bernd, eşiyle de bir yarış pistinde tanışmış ve hatta düğün tarihlerindeki hava tahmini için Formula 1’in resmi hava tahmini servisinden faydalanmış!

“525 beygirlik Mercedes-Benz SL 63 Güvenlik Aracı Formula1 hafta sonlarında konuşlandırılmış durumda, Bu nedenle çalışma haftam genellikle Perşembe’leri başlayıp Pazar’ları biter. Araç, Formula 1’in yanı sıra, GP2 gibi destek yarış serilerinde de kullanılıyor. Güvenlik takımımız iki Güvenlik Aracı ve iki Tıbbi Araçtan oluşuyor.
Pit alanında ya da pite yakın bir alanda tuttuğumuz yaklaşık 3.5 ton ağırlığındaki malzemeyi her yarışa taşıyoruz. Yardımcı pilotum Peter Tibbets’la beraber Resmi Formula 1 Güvenlik Aracı için sorumluyum. Tıbbi Araç için ayrıca bir pilot ve FIA tıbbi delegesi görevli. İki mekaniker otomobillerimizle ilgileniyor ve onlarda sürekli görevdeler. Yardımcı pilotum ve ben 2000 yılından bu yana, bir takım olarak beraber çalışıyoruz.

Güvenlik Aracının Formula 1’le tanışması 1973 Kanada Grand Prix’sinde gerçekleşti, ancak FIA Güvenlik Aracının yarıştaki rolüyle ilgili olarak açık ve kesin talimatları 1992 yılında belirledi.”

Küçük takımımız FIA’nın bir parçası ve Yarış Kontrol’deki Yarış Direktörü Charlie Whiting ve Yarış Direktörü Vekili Herbie Blash tarafından koordine ediliyor. Yarış esnasında beni tüm yarış aksiyonuyla ilgili olarak bilgilendiren Herbie Blash’la daima telsiz vasıtasıyla iletişim halindeyim.”

YARIŞ HAFTA SONU

Perşembe
“Perşembe 11.30-12.00 gibi pistte buluşuruz. Kısa bir FIA toplantısının ardından yarış kıyafetlerimi giyinip 13.35’te Güvenlik Aracında hazır bulunurum. Saat 14’le 15 arasında pist üstündeki ilk testi yaparız. Bu nedenle her yarış hafta sonunda piste çıkan ilk otomobil Güvenlik Aracı olur. Pist testi çok önemlidir çünkü telsiz, GPS ve kamera sistemlerinin kontrol edilmesinin yanında, otomobil ve pist de test edilir.”

Cuma
“Sabah piste vardıktan sonra Charlie Whiting; basın, teknik ve yazılım departmanıyla ve de takımımla brifing toplantısı yaparız. Ardından pistte bir GPS testi daha gerçekleştiririz, ki bu test Perşembe’den Pazar’a kadar uygulanır. Bu çok önemli, çünkü, Güvenlik Aracı ve diğer Formula 1 otomobillerine konulan bu sistem sadece pist üstündeki otomobillerin kesin yerlerini göstermekle kalmıyor; ayrıca pist kenarında sallanan bayrakların bilgisini de otomobile iletiyor.

Cumartesi
Cumartesi sabahı FIA piste çok erken saatlerde varıyor ve başka bir toplantı daha yapıyor, bunu da GPS testi izliyor; sonrasında ise üçüncü antrenman seansını takip ediyorum. Formula 1’in sıralama turlarından sonra direkt olarak ilk GP2 yarışının startı için geri sayıyoruz. GP2 yarışı Cumartesi öğleden sonra yapılıyor ve prensip olarak Formula 1 yarışıyla aynı. Sadece farklı zamanda farklı otomobillerle koşuluyor.


Pazar
Pazar günleri piste daha de erken varıyoruz. Pistin ve insanların yavaşça uyandıklarını ve önlerindeki heyecanlı günü nasıl kucakladıkları görmek hafta sonunun en ilginç anlarından birisi. Benim için günün en zorlu kısmı GPS testinden hemen sonra başlıyor. İkinci GP2 yarışından sonra sırayı Porsche Supercup alıyor ve 13:00’da Resmi Formula 1 yarışı için galibi belirleyecek mücadele başlıyor.

Saat 13.10’da Şefim Charlie Whiting Resmi Formula 1 Güvenlik Aracını start gridine getirip bana teslim ediyor. Kamera ve telsiz fonksiyonlarının sorunsuzca çalışıp çalışmadığını tekrar kontrol edip, yarış hazırlığımın çok önemli parçalarından biri olan son hava tahmini güncellemesini aldığımdan emin oluyorum. Saat 13.50’de otomobilde yardımcı pilotuma katılıyorum. Kasklarımızı ayarlayıp, kemerlerimizi bağlıyoruz ve telsiz frekansını kontrol ediyoruz. Saat 13.56’da start gridini terk ediyoruz ve ilk tur için önceden belirlenmiş park yerine konuşlanıyoruz. Tüm otomobiller ilk virajı geçtikten sonra, eğer sorun yoksa Yarış Kontrol’deki meslektaşlarım tarafından yarışın geri kalanı için aracı park edeceğim yere hareket etmem söyleniyor.

Yarış esnasında sabit şekilde Güvenlik Aracının içindeyim ve yarışı otomobilimdeki monitörden takip edip, beni Yarış Konrol’e bağlayan telsizi dinliyorum. Ayrıca havayı takip ediyorum. Genellikle Yarış Kontrol’le, tüm frekans ayarlarının sorunsuz bir şekilde çalışıp çalışmadığını kontrol etmek ve daha detaylı hava tahmini güncellemesi için 2 ya da 3 kez irtibata geçiyorum. Bir direktif aldığımda, her zaman ve her durumda, ne yaptığımı merkeze bildirmek zorundayım. Ek olarak mekanikerlerimiz de pit alanında telsizi dinliyor. Eğer yarış güvenlik aracı periyodu olmadan biterse – ki genellikle bu duruma sevinirim, son otomobili bekliyorum ve onu takip ediyorum. Bununla birlikte gözetmenleri arkamdan otomobil gelmediği ve piste girebilecekleri konusunda bilgilendirmiş oluyorum. Eğer sırada destek yarışı yoksa günüm genellikle burada sona eriyor.

Eğer hava kötüye giderse ya da bir kaza meydana gelirse, birkaç kez Yarış Kontrol’le irtibata geçerim. Onlara durumla ilgili olarak kendi fikrimi iletip, onların cevabını bekliyorum. Sonrasında Yarış Kontrol benim piste girip girmeyeceğime karar veriyor. Benim verdiğim bilgiyle beraber, Yarış Kontrol hava tahmin istasyonundan ve takımlardan aldığı bilgileri de göz önünde bulunduruyor.
Eğer Yarış Kontrol otomobilin girmesi için potansiyel görürse “Güvenlik Aracı hazır ol!” diye direktif alıyorum. Harekete geçmek için hazırlanıyorum ve sonraki direktifleri bekliyorum. Eğer “Güvenlik Aracı yerinde kal!” diye bir direktif alırsam tehlikeli durumun artık geçtiğini ve piste çıkmama gerek olmadığını anlıyorum.

Eğer “Güvenlik Aracı çık!” dendiğini duyarsam, anında piste doğru sürüyorum ve hızlıca lider otomobilin önüne geçmeye çalışıyorum; böylelikle yarış otomobilleri arkamda sıralanabiliyor. Sürücüler, “SC” harflerinin yazılı olduğu bir tabelayla beraber, sarı bayrak sallayan gözetmenler tarafından uyarılıyorlar. Bir süre sonra pozisyon için savaşan iki yarışmacı arasında kalan ve tur yiyen otomobillere arkaya geçmesine izin veriliyor.

Güvenlik aracı periyodunda, güvenlik en önemli element: bununla beraber hızı belirli seviyede devam ettirmem gerekiyor. Bunun nedeni; yarış otomobilleri hava soğutma sistemlerinden yoksun olduğu için hararet yapmamalı ya da lastik basınçları düşmemeli. Takımların da sürat üzerinde bir etkisi var. Eğer benden hızlanmamı veya yavaşlamamı isterlerse Yarış Kontrolü haberdar ediyorlar. Güvenlik Aracı periyodu esnasında limitimde sürmeye yöneliyorum, fakat buna rağmen Formula 1 pilotları için saatte 280 km hız oldukça yavaş. Basit bir örnek vermek gerekirse: Pistin uzunluğuna bağlı olarak Formula 1 otomobili tamamladığı her turda, benden 33 ila 55 saniye daha hızlı!

Tehlikeli durum ortadan kalkana kadar pist üzerinde kalıyorum. Bu Yarış Kontrolün kararı. Çıkma kararımın verildiği turda, ikinci sektör sonunda ikaz ışıklarını söndürüyorum. Mümkün olan son dönüşte, pit alanına giriyorum ve otomobiller serbest kalıyor. Geçişe sadece start/finiş cizgisini geçtikten sonra müsaade ediliyor.

Genelde takımlar hesapta olmayan pit-stoplar için Güvenlik aracı periyodunu kullanıyorlar. Çünkü yarış hızına oranla bu, daha az zaman kaybı anlamına geliyor. Eğer bir takım, pilotunu tam olarak doğru zamanda pite alırsa, bu çok önemli bir avantaja dönüşebilir. Ayrıca Güvenlik Aracı periyodunda aralar kapandığından, seyirciler için daha fazla heyecan yaşanıyor.
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport