Beni hatırla
 
Alman takımı BMW-Sauber, 2008 sezonuna beklenenden daha iyi bir başlangıç yaptı ve ilk iki yarışta gelen üst üste iki ikincilikle beraber, bu sezonki galibiyete ulaşma hedeflerinin gerçekçi olduğunu gösterdiler. Peki gittikçe başarısı artan takımın, sırrı ne?

BMW, daha önce 1980’li yıllarda motor üreticisi olarak dünya şampiyonluğuna ulaşmış olan bir üretici. Hatta 1983’de Nelson Piquet’nin Brabham’ı, dünya şampiyonu olan ilk turbo motorlu otomobil olarak tarihe geçtiğinde, otomobilin arka kısmında BMW motoru takılıydı.

1986’da spordan çekilen BMW, 14 yıllık bir aradan sonra 2000 sezonunda, Williams takımıyla yaptığı uzun vadeli ortaklıkla birlikte F1’e geri döndü. 2001’de ilk galibiyete ulaşan ortaklık, 2003’de dünya şampiyonluğuna çok yaklaştıysa da, yapılan çeşitli hatalar nedeniyle beklenen başarı gelmedi. BMW’nin motoru, en kuvvetli ve en yüksek devir çeviren motorlardan birisi olarak zirvede yer alıyordu. Ancak Williams ile yapılan evlilik de sorunlar artmaya başladığında, sporda hedeflenen başarıya ulaşılamadığını düşünen BMW yönetim kurulu, firmanın spora sadece motor üreticisi olarak değil, komple bir takım olarak devam etmesine karar verdi. BMW’nin motorsporları departmanını yöneten Mario Theissen, F1’deki politikalar ve takım yönetme sanatı hakkında, pek çok tecrübe edindi.

BMW’nin, 2005’in sonunda satın almak için Sauber’i seçmesini birkaç sebebi vardı. Takım İsviçre’de konuşlanmış durumdaydı ve sanat harikası bir rüzgar tüneline sahipti. Finansan açıdan, zaten büyük sponsorlara sahip olan takımın patronu Peter Sauber’in tecrübelerinden büyüme sürecinden faydalanmak olasıydı. Williams döneminde BMW ile çalışma tecrübesi bulunan, yıldız bir pilot olmasa da istikrarlı sürüşler çıkartan Alman Nick Heidfeld ile anlaşıldı. 2006 için.

Takım BMW’ye dönüştükten sonra, sistemli bir büyüme politikası izledi. Ancak daha önceki yıllarda yaşanan Jordan, BAR veya Jaguar örneklerinde olduğu gibi bu büyümenin kontrolden çıkması engellendi. Rüzgar tüneli önce günde iki vardiya, sonra da personel sayısı arttıkça 24 saat çalıştırılmaya başlandı.

İlk hedefler 2007’de podyuma çıkmak ve 2008’de yarış kazanmak üzerine kurulmuştu. Bu arada takım, sözleşmesi Sauber döneminde uzatılan ve organizasyona çok da büyük bir fayda sağlamayan Jacques Villeneuve’den sezon ortasına kurtularak, yarış koltuğunu genç Polonyalı Robert Kubica’ya verdi. Kubica, henüz üçüncü yarışında Monza’da podyuma çıktı.

Theissen dışında, takımın bir de görünmeyen kahramanı var: teknik direktör Willy Rampf. Gündemde olmayı sevmeyen tecrübeli mühendis Rampf, aslında padoktaki en büyük teknik dehalardan birisi olarak kabul ediliyor. Onun teknik önderliğinde, Hinwil İsviçre’deki eski Sauber fabrikası ve Münih’teki BMW tesisleri arasında çok iyi bir uyum yakalanınca, 2007 otomobili piste çıktığı andan itibaren gridin en hızlı üçüncü otomobili olduğunu gösterdi.

2007’de Kubica başlarda Bridgestone lastiklerine uyum sağlamakta zorlanınca, takım içi dengeler biraz Heidfeld’e doğru kaydı. Ancak Theissen’ın iki pilotu da, hem istikralı hem de hızlı olmayı başarı, nispeten az hata yapan isimler. Takım 2007’de beklenen podyum sonuçlarına ulaştı ve hatta McLaren’in sezondan diskalifiye edilmesiyle birlikte, sezonu markalar klasmanında ikinci sırada bitirdiler. Ancak Theissen, sezonu aslında üçüncü bitirdiklerini söyleyecek kadar alçak gönüllü bir takım patronu ve onun bu tutumu, takımın tamamına da yansımış durumda. BMW-Sauber, Alman disiplini içerisinde, sessizce çok çalışmaya devam ediyor.

2008 öncesi testlerde BMW’nin yeni otomobilinin hızlı, ancak ayarlanması zor bir şasi olduğu söyleniyordu. Hatta BMW’nin, en iyi üçüncü takım olma unvanını koruyamayacağı bile yazıldı çizildi. Ancak Kubica’nın Melbourne’ün sıralama turlarındaki hızı, Heidfeld’in hatasız yarışının ardından gelen ikincilik ve Sepang’da da Kubica’nın neredeyse TV’ye hiç çıkmadan, sıfır hatayla yarışıp ikinci olması, dikkatleri yeniden BMW’nin üzerinde topladı. Acaba takım, kış testleri boyunca çeşitli numaralar yapıp hızını gizlemeye mi çalışmıştı?

Bu sorunun cevabını sezon ilerledikçe alabileceğiz. Ancak bilinen bir şey var ki, BMW daha önce yarıştığı bütün motorsporu branşlarında şampiyonluklara ulaşmayı başardı. Dolayısıyla onların kazanmaktan başka hedefi yok!

Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport