Beni hatırla
 
Geçtiğimiz yılın dünya şampiyonu Ferrari, Avustralya’dak kabus gibi bir yarışla başladıysa da, bunu takip eden dört yarışın tamamında da pole pozisyonu ve galibiyeti elde ederek; 2008’in en büyük favorisi olduğunu gösterdi. Takım, 2001’den beri kazanamadığı Monako GP’sinde yine umduğu sonucu alamadı, ancak Ferrari markalar şampiyonasının zirvesindeki yerlerini koruyor.

Dünya şampiyonu Kimi Raikkonen, pilotaj hataları yaptığı Avustralya ve Monako dışındaki dört yarışı da podyumda bitirdi. Fin pilot, kend deyimiyle şu ana kadar sadece Barselona’da sorunsuz bir hafta sonu geçirdi. İlk iki yarışta yaptığı hatalar nedeniyle zor günler geçiren Felipe Massa ise, sonraki dört yarışın en çok puan toplayan ismi oldu ve kendisine yapılan ikinci pilot yakıştırmalarının aksine, şampiyonlukta iddialı olduğunu ortaya koydu.


Sezona Avustralya galibiyetiyle başlayan McLaren, takip eden Malezya, Bahreyn ve İspanya yarışlarında Ferrari’nin hızına ulaşamasa da, Türkiye’de hız anlamında rakibine yaklaştı ve Monako’da da iyi bir stratejiyle ihtiyaç duyulan galibiyete ulaştı. İngiliz takımı, geçen yıl aldıkları 100 milyon dolarlık cezaya rağmen, iyi bir performans ortaya koyuyor.

2007’nin belki de en çok konuşulan ismi Lewis Hamilton, Avustralya’yı rahat kazandıktan sonra Malezya ve Bahreyn’de üst üste hatalar yaptı. Ancak İspanya ve Türkiye’deki hatasız hafta sonlarına, Monako galibiyeti de eklenince İngiliz pilot şampiyona liderliğine yükseldi. Takım arkadaşı Heikki Kovalainen ise, Avustralya’da Güvenlik Aracının zamanlaması, İspanya’daki kazası, Türkiye’de starttaki Raikkonen teması ve Monako’da formasyonda arızalanan direksiyonu nedeniyle, bir türlü gerçek performansını gösteremedi.


Sezonun en beklenmedik performansı BMW-Sauber’den geldi. F1.08’in beklenenden daha hızlı çıkıp, takım mevcut problemleri çabuk giderince, altı yarışta dört podyum ve bir de pole pozisyonu elde edildi. Sistematik bir şekilde gelişen Alman takımı, bu yıl gözünü ikinciliğe dikmiş durumda. Ayrıca ilk galibiyete ulaşma hedefine de, son derece yakınlar.

Polonyalı pilot Robert Kubica, elektronik sürücü yardımlarının yasaklanmasıyla birlikte, performans anlamında kendisini geliştirdi ve sezonun ilk üçte birlik bölümünde takım arkadaşı Nick Heidfeld’e üstünlük kurdu. Heidfeld ise, özellikle sıralama turlarında Kubica’nın gerisinde kaldı ve takım arkadaşının 32 puanına karşılık 20 puan toplayabildi.


2008’in atılım yapan takımlarının başında Williams geliyor. Otomobilleri FW30’a uyan pistlerde gerçekten hızlı olan Williams, Avustralya’da gelen podyum ile birlikte moral buldu. Özellikle sıralama turları açısından biraz istikrarsız olan takım şu anda nispeten düşük bütçesine karşın, ilk üç ekibin ardından ‘geri kalanların en iyisi’ olabilmek için çabalamaya devam ediyor.

Nico Rosberg, genç yaşına rağmen Williams’ta takım liderliği rolün üstlenmiş durumda. Rosberg, otomobilden maksimum performans almayı başarıyor. Çaylak Kazuki Nakajima ise, performans anlamında biraz istikrarsız gibi gözükse de, İspanya’nın yanı sıra iki olaylı yarış Avustralya ve Monako’dan da puan çıkarmayı başardı. İki pilot arasında, sadece bir puanlık bir fark var.


Fabrika takımlarının arasında başarılı olmaya çalışan Red Bull, 2007’ye oranla daha başarılı bir grafik çiziyor. Uzun zaman sonra teknik istikrarın sağlanması ve dayanıklılık sorunlarının giderilmesi sayesinde, RB4 start aldığı altı yarışın beşinde puan aldı. Red Bull’da, rekabetin çok üst düzeyde olduğu orta sıralarda kendisine iyi bir yer arıyor.
Kariyerinin en istikrarlı dönemini geçiren Mark Webber, kendi evi Avustralya’da finiş göremese de, kalan beş yarışın tamamından puan çıkarmayı başardı. Webber, bugünlerde sıralama turları performansını yarışa da taşıyabiliyor. Gridin en tecrübeli ikinci pilotu olmasına rağmen, bu sene pek çok kazanın ortasında kalan David Coulthard ise her alanda takım arkadaşının gerisinde kaldı.


Toyota ilk üç yarışla iyi bir başlangıç yapmış olsa da, son üç yarışta 2007’dekine benzer bir görüntü sergiledi. Otomobilin biraz istikrarsız oluşu, Malezya’da gayet iyi işler yapan takımın, Monako’da ortalarda gözükmemesine sebep oldu. En büyük bütçelerden birisine sahip olan Toyota’nın, mutlaka orta sıra mücadelesini iyi bir yerde bitirmesi şart.

Jarno Trulli, altı yarışın tamamında da ilk onda start almayı başardı. Ancak otomobilin tek turdaki hızı, yarış performansına aynı oranda yansımıyor. Performans olarak istikrarı yakalamaya başlayan Timo Glock ise, en azından son dört yarışta da finiş gördü.


Alonso’nun geri dönüşüyle sezona büyük bir heyecanla başlayan Renault, aslında hala 2007’de açılan farkı kapamaya çalışıyor. R28, İspanya dışında podyum için yarışabilecek bir hıza ulaşamadı. Renault, orta sıra mücadelesinde şu an itibariyle geride kalmış gibi gözüküyor

Otomobilin aerodinamik anlamda yetersiz kalışı nedeniyle çifte dünya şampiyonu Alonso, çoğu zaman puan alabilmek için yarışıyor. İspanyol pilot, uzun zamandır alışık olmadığı bir mücadelenin içinde olsa da, Monako dışında otomobilden en iyi performansı almayı başardı. Takımın çaylak pilotu Nelson Piquet ise zor günler geçiriyor. Sıralama turlarında üç defa ilk 16’ya kalamayan ve dört yarışta finiş göremeyen Piquet için, tehlike çanları çalıyor.


Toro Rosso’nun planları arasında sezona eski otomobille başlamak ve ilk yarışlarda dayanıklılık avantajını kullanmak vardı. Ancak takımın iki pilotu ilk dört yarışta, sadece iki kere finiş görebilince beklenen sonuçlar gelmedi. Yeni otomobil STR3 ise, Monako’daki ilk yarışından dördüncülükle ayrıldı. Toro Rosso’da, zorlu orta sıralar için mücadele ediyor.

Geçen yılın flaş ismi Sebastien Vettel, sezona kabus gibi bir başlangıç yapıp ilk dört yarışta finiş göremedi. Ancak Monako’daki iyi sonuç, onun ilerleyen yarışlardaki performansına olumlu katkı yapacaktır. Takımın diğer Sebastien’ı, Bourdais’de, puan aldığı Avustralya dahil olmak üzere altı yarışta sadece bir kere finiş görebildi.


Ross Brawn’ın takımın başına gelmesiyle atağa kalkması beklenen Honda, ön grubu yakalamaya çalışıyor. Ancak bu seneki otomobil, Brawn gelmende önce tasarlanıp üretilmişti. Yine de Honda’da herkes, geleceğe umutla bakıyor ve bu iyimserliğin en büyük sebebi de Ross Brawn. RA108 ise hız anlamında, orta bölümün sonlarında yer alıyor.

Tecrübeli pilot Jenson Buton, yine vasatı aşamayan bir otomobille ilk ona girebilme mücadelesi yapıyor. İngiliz pilot, sadece İspanya’da puan alabildi. İstanbul’da tarihin en tecrübeli pilotu olan Rubens Barrichello bir buçuk yıl süren puan hasretini olaylı Monako GP’sinde giderdi.


Super Aguri’nin çekilmesiyle son sıraya düşen Force India, yeni vizyonu ve bütçesiyle birlikte son yılların en umutlu dönemini yaşıyor. En geride olsalar da, hız açısından ön gruba yaklaşmayı başaran ve Monako’da harika bir sonucu son anda kaçıran bu ufak takım, seneler sonra ilk defa artan imkanlarla birlikte son sıradan kurtulmak ve puan almak için çabalamaya devam ediyor.

Force India’ya tecrübesini getiren Giancarlo Fisichella, takımın gelişmesine katkıda bulunuyor. Bu arada İtalyan pilot, ilk dört yarışta takım arkadaşı Adrian Sutil’e büyük bir üstünlük sağladıysa da, Sutil’in Monako’daki performansı gerçekten sıra dışıydı.


Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport