Beni hatırla
 
Scuderia Ferrari’nin Fransa karnesi, gerçekten çok parlak. 2008 öncesinde son 11 yılda yedi, son yedi yılda beş ve toplamda 16 galibiyet. Monako ve Kanada gibi, aerodinamik performansın biraz daha geri planda olduğu iki yarışın ardından, İtalyan takımı rahatlıkla avlanabileceği bir piste çıkıyordu. Üstelik takım, aslında hızlı olsalar da, yanlış strateji (Massa-Monako), pilotaj hataları (Raikkonen-Monako), benzin ikmal sorunu (Massa-Kanada) ve garip bir kaza (Raikkonen-Kanada) gibi sorunlardan ötürü; son iki yarıştan ancak 10 puan çıkarabilmişti.

Kısacası kan kaybının durdurulabilmesi için, Fransa’dan iyi bir sonuç çıkarılması, yani yarışın kazanılması ve hatta mümkünse ikinci sıranın da elde edilmesi gerekiyordu. Cuma gününün sonunda, durum hiç de kötü değildi. En büyük tehditlerden birisi olan Lewis Hamilton, zaten yarışa 10 sıra geriden başlayacak ve muhtemelen trafiğe takılıp kalacaktı. Kanada’nın galibi BMW’nin otomobili F1.08 ise, bir türlü lastiklerini çalıştıramıyordu. Antrenmanda Renault, iyi gözükse de, onların yarış galibiyet için tehdit oluşturmaları zaten pek mümkün değildi.

Sıralama turları, tam anlamıyla plana uygun gitti. Üç bölümde de, ilk iki sıra F2008’e aitti. Felipe Massa’nın son bölümde, biraz fazla zorladığını açıklaması, sanki benzin yüküyle ilgili bir ipucu gibiydi. Raikkonen’in, S3’te ikinci zaman turunu atmasa bile Ferrari’ye tarihinin 200. pole pozisyonunu kazandırdı. Bu arada McLaren’de hafta sonunun ikinci cezası, Mark Webber’i engellediği için Heikki Kovalainen’e geldi ve Fin pilot, gride 10. sıraya geriledi.

Starta Ferrariler’in yerlerini koruması çok önemliydi. Özellikle gridin kirli tarafından kalkan Felipe Massa’nın, üçüncü sıradaki Fernando Alonso’ya yerini kaybetmemesi, yarışın anahtarı olacaktı. Start, tam olarak plana uygun gitti. F2008ler, yerlerini korurlarken, Toyota’sı ile Jarno Trulli’nin üçüncülüğe yükselmesi daha da iyi bir haber oldu. Atak yapmanın çok zor olduğu bir pistte, hem tempo hem de açık yol avantajı Ferrari’deydi.

Arka tarafta Lewis Hamilton, Bahreyn’dekine benzer bir telaşla üst sıralara tırmanmaya çalışırken, Nürburgring şikanını kesti. Bu esnada yanında Vettel olan Hamilton, bu olaydan dolayı McLaren’e üçüncü cezayı getirecekti. Genç İngiliz pilot, ayrıca takım arkadaşı Kovalainen’e de arkadan temas etti.

İlk turlarda Raikkonen, yavaş yavaş arayı açtı ve 10. turda gelindiğinde, Massa ile arasında 3.2 saniyelik bir fark koydu. Toyota’nın tur başına bir saniye geride kalmasıyla birlikte, daha ilk pit-stoplar başlamadan Ferrari’nin yarışı alıp götüreceği belli oldu aslında. Bridgestone’un orta sertlikteki hamurunun, tercih sebebi olacağını Raikkonen bir gün önce söylemişti.

Fin pilot, dört saniyenin üzerinde bir farkla öndeyken, takım arkadaşından iki tur önce pite girdi. Ancak Massa, strateji avantajıyla Kimi’yi geçemeyecek kadar gerideydi. Böylece ilk pit-stopların ardından, ön sıra değişmemiş oldu.

20’li turlarda, Raikkonen, yavaş yavaş arayı açmayı sürdürdü. Bu sırada, farkı açmanın yanı sıra, takım arkadaşına ‘kendisini yenemeyeceği’ mesajını da veriyordu aslında. Ancak 30. turdan itibaren, Raikkonen’in temposu düştü ve bir anda, üç tur içinde Massa’ya iki saniye verdi. F2008’de bir sorun olduğu çok açıktı. Kısa süre sonra aradaki altı saniyelik fark eridi ve 39. turda Fin pilot, çaresizce liderliği Massa’ya devretti. Ferrari’nin sağ egzozu kırılmıştı ve motor bu nedenle güç kaybediyordu. Sorunun baş gösterdiği ilk turlarda, Raikkonen, Trulli’den de bir saniye yavaş kalınca, ikinciliğin tehdit altına girebileceği de düşünüldü. Ayrıca, otomobilin finişe kadar dayanması gibi, ufak bir sorun daha vardı. Michael Schumacher’in başına, benzer bir olay 2000 Monako’da gelmişti ve 950 derecenin üstündeki sıcak egzoz gazı otomobilin süspansiyonunu eritmişti.

Massa, ikinci pit-stopunu da Raikkonen’den iki tur geç yaptı. Ancak artık, pite geç girmeye ihtiyacı yoktu; çünkü fark zaten 10 saniyenin üzerine çıkmıştı. Son bölümde İtalyan takımının otomobilleri, düşük bir tempoyla, adeta gezinerek finişe ulaştı ve bu sezonki üçüncü 1-2 sonucunu elde etti.

İsterseniz, biraz da arkalarda neler olduğuna bakalım. Takımın kurucusu Ove Andersson’u bir hafta önce kaybeden Toyota’da, Jarno Trulli gerçekten harika bir yarış çıkardı. İtalyan pilot, tüm yarış boyunca kendisinden daha hızlı otomobillere direndi ve son turlarda Kovalainen’e geçit vermeyerek, kendisinin üç, takımının iki yıl sonraki ilk podyumunu elde etti. Timo Glock, yarışın başlarında iyi gitse de, ilk pit-stoptan sonra temposunu kaybetti.

Yarış içinde sorun yaşamasa da, beş sıra geriden başlama cezasıyla hesapları alt üst olan Heikki Kovalainen, dördüncülüğe kadar tırmanıp, podyumu kovalayarak bu seneki en iyi yarışlarından birisini çıkardı. Lewis Hamilton, Kanada’da yaptığı hatanın cezasını Fransa’da da çekti. Bunun üstüne gelen pitten geçme cezası da, İngiliz pilotun puan alma şansını ortadan kaldırdı.

Fransa’ya şampiyona lideri olarak gelen Robert Kubica, lastiklerini çalıştıramayan F1.08 ile, ancak beşinci olabildi. Kubica, hafta sonu boyunca yine hata yapmadı. Ancak otomobilin bu kadar yavaş kalması, takımı da şaşırtmıştı. Sıralama turlarında ilk ona dahi giremeyen Nick Heidfeld ise, hiç ortalarda gözükmedi.

Kanada’da puan alamayan Mark Webber, istikrarlı bir yarışın ardından altıncı olup üç puan almayı başardı. David Coulthard ise, puan alabilecek kadar hızlı değildi.

Kendi evinde yarışan ve 2005’te bu yarışı kazanan Renault, Alonso’nun grideki üçüncülüğyle umutlansa da, R28’in hızı ön sıraları kovalamak için yeterli değildi. İspanyol pilot, turlar ilerledikçe geriye düştü ve iki tur kala yaptığı hatayla yedinciliği Nelson Piquet’ye kaptırdı. Brezilyalı pilot, sezonun en sorunsuz hafta sonunu, iyi bir sürüşle birleştirince, F1 kariyerindeki ilk puanları aldı. Piquet’nin, bu puanlara fazlasıyla ihtiyacı vardı.

Toro Rosso’nun hızı, ilk onu zorlayacak kadar yüksek değildi. Bu nedenle, hem Sebastien Vettel, hem de kendi evinde yarışan Sebastien Bourdais, çok fazla ortalarda gözükmedi.

Malezya’da olduğu gibi lastiklerini çalıştıramayan Williams, sezonun en kötü yarışı geçirdi. İngiliz takımı, bir an önce bu yarışı unutup, Silverstone’a hazırlanmak istiyor.

Honda, çok kötü bir yarışı daha geride bıraktı. İlk turda Bourdais ile çarpışan Jenson Buton, yarışta finiş göremeyen tek pilot olurken, Rubens Barrichello’nun tek yapmaya çalıştığı finişe gelmekti.

Her zamanki gibi en geride kalan Force India pilotları, agresif stratejiye rağmöen hiç kimse yarış dışı kalmayınca ileriye gidemediler.
Böylece Ferrari, Fransa’dan 18 puan, pilotlar şampiyonası liderliği ve 200 pole pozisyonu ile 450.000 kilometre gibi rekorlarla ayrıldı. F2008’in üstünlüğü, Silverstone öncesinde diğer takımları karamsarlığa itecek kadar büyüktü.
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport